HABER MERKEZİ
Çiğ süt tüketimi, son yıllarda "doğala dönüş" akımıyla birlikte en çok tartışılan konulardan biri hâline geldi. Kimileri onun en saf ve besleyici hal olduğunu savunurken, uzmanlar ise madalyonun diğer yüzündeki risklere dikkat çekiyor. Peki, çiğ tüketmek faydalı mı yoksa zararlı mı? Uzmanlar merak edilen konuya açıklık getirdi.
Son yıllarda özellikle sosyal medya etkisi ve baskısı arttıkça, market raflarındaki pastörize sütler yerine kapımıza gelen ya da kasaplardan, seyyar satıcılardan aldığımız "çiğ sütlere" olan ilgi de arttı. Peki, eskilerin hayran olduğu o yoğun kıvamlı sütleri gerçekten göründüğü kadar masum mu? Uzmanlar bu konuda oldukça net uyarılarda bulunuyor.
DOĞALLIK MI YOKSA RİSK Mİ?
Çiğ süt, sağıldıktan sonra hiçbir ısı işleminden (pastörizasyon veya kaynatma) geçmemiş süte denir. Birçok kişi, bu sütün vitaminlerinin ölmediğini ve daha faydalı olduğunu düşünerek tercih ediyor. Uzmanlar, sütün sağılma aşamasından soframıza gelene kadar geçen sürede Brucella, Salmonella ve E. coli gibi ciddi hastalıklara yol açabilen bakteriler için harika bir üreme alanı olduğunu hatırlatıyor. Doğal olduğu bir gerçek olsa da çiğ sütün tehlikeleri son derece ciddi. Uzmanlar, bu 'doğal' gıdaya karşı önemli uyarılarda bulunuyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mücahit Gür, sütten geçen brusella hastalığının zoonoz adı verilen bakteri kaynaklı olduğunu konuya ilişkin olarak:
"Süt ve süt ürünlerinin tüketimiyle daha çok bulaştığı için sokaktan alınan süt yeterli şekilde kaynatılmadığında da risk yüksektir. Süt ve süt ürünleriyle bulaşma riski et tüketiminden daha fazladır. O nedenle sütü iyi kaynatmak, pastörize olmuş ürünleri tercih etmek hastalığın bulaşma riskini azaltır. Koyun ürünleriyle bulaşması özellikle bizim ülkemizde fazla olduğundan koyun sütünün iyi kaynatılması gerekir. Kaşar ve yoğurt gibi ürünlerde bulaşma oranının çok düşük olduğu bilinmektedir. Bu süreçte taze peynir tüketimi kısıtlanmalı, sütler en az 10 dakika kaynatılmalıdır." uyarısında bulunuyor."
UZMANLAR KONU HAKKINDA NE DİYOR?
Gıda güvenliği uzmanları ve doktorların çiğ süt tüketimi konusu üzerinde birleştiği temel belli başlı noktalar bulunuyor. Sütün temiz görünmesi, içinde zararlı mikroorganizma olmadığı anlamına gelmiyor. Laboratuvar ortamı dışında bu bakterileri tespit etmek imkansız olsa da gözle görmediğimiz o bakteriler aslında sağlığımızı yerle bir edebilecek güce sahip. Özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler için çiğ süt tüketimi hayati risk taşıyabiliyor.
Evde sütü dakikalarca fokur fokur kaynatmak zararlı bakterileri öldürse de sütün içindeki hassas vitaminlerin ve protein yapısının bozulmasına da neden olabiliyor. Yani "doğal kalsiyum alayım" derken sütün besin değerini kendi ellerimizle düşürebiliyoruz. Doğal çiğ sütü alıp kaynatıp içeyim, çocuklarıma da içireyim diyen çok olsa da uzmanlar aslında bunun pek de sağlık dostu bir alışkanlık olmadığı kanısında.
"BEN HEP İÇİYORUM, BİR ŞEY OLMADI" DEMEYİN!
Toplumda yaygın olan "ben hep içiyorum/tüketiyorum hiçbir şey olmadı!" görüşü, ne yazık ki bir güvenlik kriteri değil. Bakteriyel enfeksiyonlar bazen hemen, bazen ise aylar sonra eklem ağrıları veya kronik rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterebiliyor. Uzmanlar, güvenilir markaların uyguladığı pastörizasyon işleminin bir "kimyasal işlem" değil, sadece sütün saniyeler içinde ısıtılıp soğutularak zararlı bakterilerden arındırılması olduğunu vurguluyor.
Eğer sütün tadını ve doğallığını seviyorsanız, denetlenen, soğuk zinciri kırılmamış ve güvenilir kaynaklardan elde edilmiş sütleri tercih etmeniz şart. Riskleri sıfıra indirmek ve sütün besin değerinden en sağlıklı şekilde faydalanmak isteyenler için ise günlük pastörize sütler (cam şişede satılanlar gibi) uzmanların ilk tavsiyesi.
Hiçbir riske girmek istemeyen, daha doğal beslenmek isteyenler ise badem sütü, yulaf sütü, soya sütü gibi bitkisel sütleri tüketebilir. Ancak unutulmamalı ki bu tip bitkisel sütlerin hiçbirisi inek, koyun sütü gibi hayvansal sütlerin sağladığı besin değerlerini ve kalsiyum oranlarını karşılayabilecek düzeyde değil.