Burun tıkanıklığı horlamaya dönüşebilir! Uzmanı burun estetiğinde en çok yapılan hatayı açıkladı

''Türkiye'de binlerce insan, kış aylarında artan burun tıkanıklığı ve horlama sorunları nedeniyle burun estetiği yaptırıyor. Peki, burun estetiği nefesi yüzde 100 açar mı, horlamayı durdurur mu? Merve Kantarcı Çulha'nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Fazilet Altın, ameliyatın doğru yapılmaması durumunda fonksiyonel sorunların devam edebileceğini vurguladı. 'Ameliyat oldum ama nefesim yine açılmadı' diyen hastalar için uzman önerileri de röportajımızda...

Merve Kantarcı Çulha

Burun tıkanıklığı ve horlama yalnızca estetik değil, sağlık açısından da ciddi sorunlara sebep olabiliyor. "Nefes alamıyorum" diyen birçok kişi bu yüzden burun estetiği oluyor. Peki, burun estetiği nefes açar mı?

Merve Kantarcı Çulha'nın sorularını yanıtlayan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fazilet Altın, burun tıkanıklığı ve horlama gibi problemlerin doğru cerrahi müdahale ile çözülebileceğini belirtti. Altın, burun tıkanıklığı ve horlama problemleri konusunda yapılan yanlış tedavi yaklaşımlarını ele aldı.

1. Kışın burun tıkanıklığı şikâyetleri daha fazla oluyor. Bunun sebebi nedir? Burun tıkanıklığı yaşayan her hasta mutlaka ameliyat adayı mı, yoksa çoğu kişi gereksiz yere mi ameliyat oluyor?

Kış aylarında soğuk ve kuru hava, üst solunum yolu enfeksiyonlarının artışı ve kapalı ortamlarda daha fazla bulunulması burun mukozasında ödem ve sekresyon artışına yol açar. Bu durum geçici burun tıkanıklıklarına neden olur. Burun tıkanıklığı yaşayan her hasta ameliyat adayı değildir. Alerjik rinit, enfeksiyonlar ve vazomotor rinit gibi durumlar öncelikle medikal tedaviyle yönetilmelidir. Cerrahi, septum deviasyonu ya da konka hipertrofisi veya konka bülloza dediğimiz burun etinde hava olması gibi anatomik obstrüksiyon varlığında ve medikal tedaviye yanıtsız olgularda düşünülmelidir.

2. Septorinoplasti hem estetik hem fonksiyonel bir ameliyat olarak sunuluyor. Hastalar en çok hangi noktada yanlış beklentiye giriyor?

Septorinoplasti septoplasti yani burundaki kemik-kıkırdak eğriliklerinin düzeltilmesi ile rinoplasti dediğimiz burnun dış kısmının estetik olarak düzeltilmesi ameliyatlarından oluşur. Septorinoplasti hem estetik hem fonksiyonel kazanım sağlayabilir; ancak hastalar çoğu zaman estetik değişiklikle birlikte nefes probleminin otomatik olarak tamamen düzeleceğini varsayar. Oysa nazal valv disfonksiyonu, konka hipertrofisi veya mukozal hastalıklar yeterince değerlendirilmezse fonksiyonel beklentiler karşılanmayabilir.

3. "Ameliyat oldum ama nefesim yine açılmadı" diyen hastalarda sorun genellikle nereden kaynaklanıyor?

Bu hastalarda en sık nedenler; nazal valv yetmezliği, yeterince küçültülmemiş konka hipertrofisi, rezidüel septum deviasyonu veya postoperatif skar dokusudur. Ayrıca alerjik rinit gibi eşlik eden fonksiyonel sorunlar da nefes darlığı algısını sürdürebilir. Bu hastalarda genellikle ameliyat sonrası rahatlama olur zaman içinde konkaların büyümesi ile tekrar tıkanıklık hissedilmeye başlanır.

4. Burun estetiği yaptırmak isteyen ama nefes problemi olmayan biri için septum müdahalesi şart mı?

Nefes problemi olmayan ve septum deviasyonu fonksiyonel bir sorun oluşturmayan hastalarda septum müdahalesi zorunlu değildir. Ancak nazal valv problemi varsa,yapılacak estetik müdahale ile ileride gelişebilecek fonksiyonel problemler veya estetik simetriyi bozacak durumlar söz konusuysa sınırlı müdahale düşünülebilir.

5. Bu ameliyat sonrası burun tekrar eğilir mi ya da tıkanıklık geri döner mi? Bunu önlemek mümkün mü?

Uygun cerrahi teknik ve yeterli destek yapıların korunmasıyla bu risk azaltılabilir. Ancak ameliyat sonrası buruna alınacak travma, postoperatif dönemde hastanın burnunu yeteri kadar korumaması, erken gözlük kullanımına başlanması, bağ dokusu zayıflığı veya yetersiz cerrahi destek durumlarında deformite veya tıkanıklık tekrarlayabilir. Greftleme teknikleri ve doğru postoperatif bakım bu riski minimize eder.

6. Burun tıkanıklığı horlamaya neden olur mu? Hastalar horlama cerrahisine gelmeden önce en sık hangi yanlış tedavi yöntemlerini denemiş oluyor?

Evet, neden olur. Burun tıkanıklığı ağızdan solunuma yol açarak orofaringeal dokuların titreşimini artırır ve horlamaya katkıda bulunur. Hastalar genellikle uygun olmayan burun spreylerini uzun süre kontrolsüz kullanmak, bantlar veya geçici aparatlar denemek gibi etkisiz yöntemlere başvurmuş olarak gelir.

7. Horlama ameliyatı kimler için gerçekten etkilidir, kimlerde hayal kırıklığına sebep olur?

Horlama santral ve periferik olmak üzere iki tiptir. Periferik horlama, üst hava yolunun burun, nazofarenks, yumuşak damak, uvula veya orofarenks düzeyindeki anatomik darlıklar ve yumuşak doku vibrasyonu sonucu oluşur. En sık nedenleri septum deviasyonu, konka hipertrofisi, yumuşak damak uzaması ve tonsiller hipertrofidir. Solunum sırasında hava akımına karşı artan direnç, bu dokuların titreşimine yol açarak horlamayı meydana getirir. Bu tip horlama genellikle pozisyona bağımlıdır ve cerrahi veya medikal tedavilerden fayda görme olasılığı yüksektir.

Santral horlama ise üst hava yolu anatomisi normal olmasına rağmen, santral sinir sisteminin solunumu düzenleyen mekanizmalarındaki kontrol bozukluklarıyla ilişkilidir.

Solunum ritmi ve kas tonusunun uyku sırasında yetersiz regülasyonu sonucunda ortaya çıkar. Çoğu zaman santral uyku apnesi, nörolojik hastalıklar veya ilaçlara bağlıdır ve cerrahi tedavilere yanıtı sınırlıdır. Bu nedenle santral horlamada yaklaşım daha çok altta yatan nörolojik veya sistemik nedenin tedavisine odaklanır.

Horlama cerrahisi, obstrüksiyonun burun veya yumuşak damak kaynaklı olduğu, ciddi obstrüktif uyku apnesi olmayan ve vücut kitle indeksi düşük-orta düzeyde olan hastalarda daha etkilidir. Yaygın hava yolu kollapsı olan hastalarda beklentiler sınırlı tutulmalıdır.

8. Ameliyat sonrası horlama tamamen biter mi, yoksa yaşam tarzı değişiklikleri de şart mı?

Basit horlama ya da periferik horlamalarda uygun cerrahi müdahale sonrası horlama azalabilir ancak tamamen ortadan kalkması için bazı yaşam değişiklikleri de gereklidir. Bunlar arasında yer alan kilo kontrolü, alkol ve sigaradan kaçınma, uyku pozisyonu düzenlemeleri gibi yaşam tarzı değişiklikleri cerrahi başarının devamı için şarttır.