HABER MERKEZİ
Dünya genelinde her on yetişkinden birini etkileyen kronik böbrek yetmezliği, sinsi ilerleyişiyle modern tıbbın en büyük tehditlerinden biri haline geldi. Uzmanlar, "masum" görülen günlük alışkanlıkların organ fonksiyonlarını nasıl geri dönülmez biçimde tükettiğini bilimsel verilerle ortaya koydu.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 850 milyondan fazla insan böbrek hastalıklarıyla mücadele ederken, bilim dünyası bu artışın arkasındaki "sinsi" nedenlere odaklandı.
Çoğu bireyin farkında olmadan uyguladığı yaşam tarzı yanlışları, böbrek filtrasyon sistemini adeta bir "moloz yığınına" çevirdi.
KONTROLSÜZ İLAÇ KULLANIMI VE TOKSİK YÜK
Böbrek hasarının en yaygın ancak en az önemsenen nedenlerinden biri, reçetesiz satılan ağrı kesiciler oldu.
Mayo Clinic Nefroloji Bölümü'nden Dr. Andrew Rule, non-steroid anti-inflamatuar ilaçların (NSAİİ) uzun süreli kullanımının, böbreklere giden kan akışını aniden kestiğini ifade etti.
Dr. Rule, bu durumun akut böbrek hasarı riskini %30 oranında artırdığına dair bulguları paylaştı.
TUZ VE ŞEKERİN MİKROSKOBİK YIKIMI
Beslenme alışkanlıklarındaki yüksek sodyum ve işlenmiş şeker oranı, böbreklerin en büyük düşmanı olarak tescillendi. Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Mallika Marshall, aşırı tuz tüketiminin idrardaki protein miktarını artırarak glomerüler (süzme ünitesi) hasarı tetiklediğini belirtti.
Dr. Marshall, günlük sodyum alımındaki küçük bir artışın bile kan basıncını yükselterek böbrek kılcal damarlarını parçaladığına dikkat çekti.
"GİZLİ DEHİDRASYON" VE MODERN YAŞAM
Susuzluk hissini beklemek, böbrek sağlığı için yapılan en büyük hatalardan biri olarak kayda geçti.
Stanford Üniversitesi'nden nefrolog Dr. Shuchi Anand, yetersiz sıvı alımının böbrek taşlarına ve kronik doku hasarına zemin hazırladığını vurguladı.
Dr. Anand, modern insanın su yerine tükettiği asitli içeceklerin, böbreklerin asit-baz dengesini bozarak organı erken yaşlandırdığını kaydetti.