Merve Kantarcı Çulha
Parkinson hastalığı sadece bir hareket bozukluğu değil, tüm vücudu etkileyen çok boyutlu bir bilmece... Toplumda genellikle yaşlılık belirtisi sanılarak geçiştirilen küçük unutkanlıklar, koku kayıpları veya huzursuz uykular, aslında beynimizin verdiği bir imdat çağrısı olabilir mi?
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ile Parkinson hastalığı belirtilerini ve tedavisini konuştuk.
Merve Kantarcı Çulha'ya açıklamalarda bulunan Atlas Üniversitesi Rektörü Ersoy, beyindeki dopamin hücrelerinin kaybıyla başlayan bu süreçte; titremenin ötesindeki sinsi belirtilerden 'beyin pili' ameliyatlarının kimlerde etkili olduğuna, beslenmenin 'altın kuralından' gen terapilerine kadar merak edilen tüm soruları cevapladı.
Toplumda Parkinson denilince akla sadece 'el titremesi' geliyor. Ancak teşhis konulmadan yıllar önce ortaya çıkan, çoğu kişinin yaşlılık belirtisi sanıp geçtiği o 'sinsi' ilk işaretler nelerdir? Koku kaybı veya uyku bozuklukları gerçekten birer erken uyarı sistemi mi?
Parkinson hastalığı, beyinde hareketleri düzenleyen dopamin adlı kimyasal maddeyi üreten hücrelerin zamanla kaybı sonucu ortaya çıkan, ilerleyici bir nörolojik hastalıktır.
En bilinen belirtileri titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliğidir. Ancak hastalık sadece bunlardan ibaret değildir; koku kaybı, kabızlık, uyku bozuklukları ve ruh hali değişiklikleri gibi motor dışı belirtiler de sürecin önemli bir parçasıdır.
Yani Parkinson, yalnızca bir hareket hastalığı değil, tüm vücudu etkileyebilen çok boyutlu bir hastalıktır.
Toplumda Parkinson denilince akla sadece 'el titremesi' geliyor. Ancak teşhis konulmadan yıllar önce ortaya çıkan, çoğu kişinin yaşlılık belirtisi sanıp geçtiği o 'sinsi' ilk işaretler nelerdir? Koku kaybı veya uyku bozuklukları gerçekten birer erken uyarı sistemi mi?
Parkinson aslında çoğu zaman titreme başlamadan yıllar önce başlayan bir hastalık.
Erken dönemde koku kaybı, kabızlık ve özellikle rüyaları hareket ederek yaşama gibi uyku bozuklukları dikkat çekici bulgular. Bunlara depresyon, halsizlik ve tek taraflı kas sertliği de eşlik edebiliyor.
Koku kaybı ve uyku bozuklukları gerçekten önemli erken uyarı işaretleri olabilir ama tek başlarına tanı koydurmazlar. Bu belirtilerin birlikte ve ilerleyici şekilde ortaya çıkması daha anlamlıdır.
Parkinson artık sadece bir 'yaşlılık hastalığı' olmaktan çıktı mı? Son yıllarda gençlerde görülme sıklığının artmasını neye bağlıyorsunuz; çevresel faktörler, stres veya beslenme alışkanlıklarımız bu süreci nasıl tetikliyor?
Parkinson hâlâ en sık ileri yaşta görülüyor ama artık sadece yaşlılık hastalığı demek yeterli değil.
Genç yaşta vakaları daha sık tanıyoruz. Bunda hem farkındalığın artması hem de çevresel faktörler etkili.
Pestisitler, hava kirliliği, işlenmiş gıdalar ve bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma süreci etkileyebilir. Stres tek başına neden olmasa da hastalığın seyrini olumsuz etkileyebilir. Genç hastalarda genetik yatkınlık da daha önemli rol oynar.
Halk arasında 'beyin pili' olarak bilinen derin beyin stimülasyonu (DBS) hangi aşamada etkili oluyor? Her Parkinson hastası bu ameliyatla eski sağlığına kavuşabilir mi, yoksa bu sadece belirli bir grup için mi son çare?
Beyin pili Parkinson tedavisinde çok etkili bir yöntem ama her hasta için uygun değil. Özellikle ilaçlara iyi yanıt veren ama zamanla dalgalanmalar yaşayan hastalarda çok başarılı sonuçlar verir.
Titreme azalır, hareketler düzelir ve yaşam kalitesi artar. Ancak hastalığı ortadan kaldırmaz, sadece belirtileri kontrol eder. Bu nedenle bir "mucize" ya da "son çare" değil, doğru hastada ve doğru zamanda kullanılan güçlü bir tedavi seçeneğidir.
Beyin pili ameliyatı ne zaman gerekir?
Beyin pili ameliyatı, yani derin beyin stimülasyonu, genellikle hastalığın belirli bir aşamasında gündeme gelir.
Özellikle başlangıçta ilaçlardan iyi fayda gören ancak zamanla bu etkinin azaldığı, gün içinde "iyi" ve "kötü" dönemlerin ortaya çıktığı ve istemsiz hareketlerin geliştiği hastalarda düşünülür. Amaç, ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda belirtileri daha iyi kontrol altına almak ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Her Parkinson hastası için uygun değildir; doğru hasta seçimi ve doğru zamanlama bu tedavinin başarısında en kritik unsurlardır.
Parkinson hastalığının ilerlemesini durdurmak mümkün müdür?
Bugün için Parkinson'un ilerlemesini tamamen durdurmak mümkün değil. Ancak doğru tedavi ve yaşam tarzıyla hastalığın seyrini yavaşlatmak ve belirtileri uzun yıllar iyi kontrol etmek mümkün. Ayrıca hastalığın mekanizmasına yönelik yeni tedaviler üzerinde yoğun çalışmalar var ve gelecekte daha erken dönemde müdahale etme şansımız artacak.
Son araştırmalar Parkinson'un aslında beyinde değil, bağırsaklarda başladığını öne sürüyor. 'İkinci beyin' dediğimiz bağırsaklarımızı koruyarak bu hastalıktan kaçınmak veya ilerlemesini durdurmak mümkün mü? Beslenmede 'altın kural' nedir?
Bağırsak-beyin ekseni Parkinson'da önemli bir rol oynuyor ve bazı hastalarda sürecin bağırsakta başlayabileceği düşünülüyor. Ancak bu her hasta için geçerli değil. Bağırsak sağlığını korumak hastalık riskini azaltabilir ve seyrini olumlu etkileyebilir ama tek başına hastalığı önlemek ya da durdurmak mümkün değil.
Beslenmede altın kural, mikrobiyotayı destekleyen ve inflamasyonu azaltan bir yaklaşım benimsemek; yani liften zengin, doğal ve işlenmemiş gıdalara dayalı Akdeniz tipi beslenme.
Şu an laboratuvar aşamasında olan kök hücre tedavileri veya kişiye özel gen terapileri konusunda neredeyiz? Önümüzdeki 5-10 yıl içinde Parkinson'un tamamen 'iyileştirilebilir' bir hastalık haline gelmesini bekliyor muyuz?
Kök hücre ve gen tedavileri konusunda önemli ilerlemeler var ve bazı çalışmalar klinik aşamaya ulaşmış durumda. Ancak henüz rutin kullanımda değiller.
Önümüzdeki 5–10 yıl içinde Parkinson'un tamamen iyileştirilmesi pek olası görünmüyor. Buna karşılık daha erken tanı, hastalığı yavaşlatan tedaviler ve bazı hastalarda belirgin iyileşmeler sağlayan yeni yaklaşımlar görmemiz çok muhtemel.