Anne sütü D vitamini için yeterli değil! Çocuklarda D vitamini ve demir desteğinin önemi

Demir desteği ve D vitamini bebeklerin gelişimi için büyük bir öneme sahip. Anne sütündeki D vitamininin yetersiz olduğunu belirten uzmanlar, zamanında doğan bebeklere dördüncü aylarında, erken doğan bebeklere ise birinci aylarında demir desteğine başlanması gerektiğini söyledi. İşte bebek sağlığı için D vitamini ve demir desteğinin önemi...

IHA

Çocuk hastalıklarının önlenmesinde demir desteği ve D vitamini önemli bir rol oynuyor. Bebeğin doğumdan itibaren muayenelerinin aksatılmaması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, sağlam çocuk izlenimini için D vitamini ve demir desteğinin mutlaka olması gerektiğini belirtti.

İHA'ya açıklamalarda bulunan Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Yenidoğan Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Seyhan Erişir Oygucu, çocuk sağlığı hizmetlerinin temelini sağlam çocuk izleminin oluşturduğunu söyledi.

Sağlam çocuk izlemi ile tüm çocukların sağlıklı olup olmadıklarının belirlenebildiğini, büyüme ve gelişmelerinin izlendiğini, sağlık eğitimi ve aşı gibi koruyucu hekimlik uygulamalarının da sağlandığını söyleyen Oygucu, “Temel amaç hastalıkların önlenmesi, erken tanısı, çocuğun her açıdan sağlıklı büyümesi ve aileye eğitim verilmesinin sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKTA D VİTAMİNİ VE DEMİR DESTEĞİ NEDEN ÖNEMLİ?

Koruyucu hekimlik uygulamaları açısından her başvuruda çocuğun aşı şemasının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Oygucu, aşı şemasına uygun olarak aşılama yapılması, gereksiz ertelemelerin önlenmesi amacıyla ailelerin bilgilendirilmesi ve bir sonraki aşı tarihinin belirlenmesi gerektiğini belirtti. Oygucu sözlerine şöyle devam etti:

“Bebekler sağlıklı gelişebilmeleri için D vitamini ve demir desteğine ihtiyaç duyarlar. D vitamini kalsiyum metabolizması, kemik gelişimi ve bağışıklık sisteminde rol oynamaktadır. Anne sütündeki D vitamininin yetersiz olması nedeniyle bütün bebeklerin iki yaşına kadar D vitamini kullanması gerekir. Demir eksikliği anemisinin önlenmesi ve beyin gelişiminde de önemli rol oynaması nedeniyle zamanında doğan bebeklere dördüncü aylarında, erken doğan bebeklere ise birinci aylarında demir desteği başlanmaktadır. Özetle diyebiliriz ki, tüm çocukların yenidoğan döneminden itibaren belirli aralıklarla sağlam çocuk izlemlerinin yapılması, ileride topluma faydalı, sağlıklı bireyler olabilmeleri açısından önem taşımaktadır.”

Bebeğin doğumundan itibaren ilk muayenesini takiben, ilk kırk sekiz saat içinde, birinci haftada, on beşinci ve otuzuncu günde görüldüğünü söyleyen Oygucu, ilk olarak altı ayda bir, sonrasında ise bir yaşına kadar üç ayda bir, 1 - 3 yaş arasında altı ayda bir, 3 - 6 yaş arasında ise yılda bir kez sağlık kontrollerinin yapılması gerektiğini belirtti. 

Doğumdan sonra kan grubu uyuşmazlığı riski taşıyan bebeklere kan grubu ve direkt coombs testlerinin uygulandığını söyleyen Oygucu, yenidoğan sarılığı açısından riskli bebeklerin ise mutlaka yakından takip edilmesi gerektiğini hatırlatarak, şu bilgileri verdi:

“Fenilketonüri, konjenital hipotiroidi, kistik fibrozis, konjenital adrenal hiperplazi, biotidinaz eksikliği gibi toplumda sık görülen, erken tanı konması gereken hastalıklar için gerekli olan tarama testleri topuktan alınan kan örneği ile yapılır. İşitme kaybı olan bebeklerde amaç tanının üçüncü aydan önce konmasıdır. Bu nedenle bütün bebeklere işitme testi yapılır ve tanı ilk üç ayda kesinleştirilir. Altıncı ve sekizinci haftalar arasında gelişimsel kalça çıkığı taraması amaçlı kalça ultrasonografisi yapılır. Bir yaşında demir eksikliği anemisi ve idrar yolu enfeksiyonu açısından da tarama testleri gerçekleştirilir.”

“SAĞLAM ÇOCUK İZLEMİ HASTALIKLARDAN KORUNMAK AÇISINDAN ÖNEMLİ”

Her başvuruda çocuğun kilo, boy ve baş çevresinin ölçülmesi gerektiğini söyleyen Oygucu, gidişatın büyüme eğrisi üzerine işaretlenmesi gerektiğini de belirtti. 

Büyüme eğrisi üzerindeki değişikliklerin çocuğun yeterli beslenip beslenemediğinin, sağlığına etki eden negatif bir durum olup olmadığının objektif ve erken bir göstergesi olduğunu ifade eden Oygucu, muayenenin birçok hastalığın tarama yöntemini teşkil ettiğini belirtti.

Oygucu, doğumsal kalp, böbrek hastalıkları, çeşitli organ anomalileri, metabolik hastalıklar, gelişimsel kalça çıkıklığı, nörolojik bozukluklar, inmemiş testis, fıtık, hormonal bozukluklar gibi hastalıkların tanısının fizik muayene sayesinde konulduğunu söyledi.