40'ından sonra gelen baş ağrısı neyin habercisi? Uzmanı açıkladı

Baş ağrısı, toplumda en sık görülen yakınmalardan biri olarak biliniyor ve çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı oluyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle belirli özellikler taşıdığında nadiren de olsa beyin tümörünün ilk habercisi olabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası yeni başlayan baş ağrılarının dikkate alınması gerekiyor. Doç. Dr. Murad Asiltürk, baş ağrısı ve beyin tümörü ilişkisi hakkında bilgi verdi. Baş ağrısı, toplumda sık görülen bir şikâyet olmakla birlikte çoğu zaman ciddi bir hastalığın belirtisi değildir. Ancak uzmanlara göre nadir durumlarda baş ağrısı, beyin tümörü gibi ciddi rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bu nedenle baş ağrısının süresi, şiddeti ve eşlik eden belirtiler dikkatle değerlendirilmelidir.

Sena Parlar

Baş ağrısı, toplumda sık görülen bir şikâyet olmakla birlikte çoğu zaman ciddi bir hastalığın belirtisi değildir. Ancak uzmanlara göre nadir durumlarda baş ağrısı, beyin tümörü gibi ciddi rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bu nedenle baş ağrısının süresi, şiddeti ve eşlik eden belirtiler dikkatle değerlendirilmelidir.

Baş ağrısı tümör belirtisi mi, hangi baş ağrıları tehlikelidir, beyin tümörü belirtileri nelerdir ve ne zaman doktora gidilmeli gibi sorular son dönemde sıkça araştırılıyor. Uzmanlara göre çoğu baş ağrısı stres, yorgunluk veya migren gibi nedenlerle ortaya çıkarken, nadiren altta yatan ciddi hastalıkların işareti olabilir. Özellikle sabahları artan, giderek şiddetlenen, kusma, görme bozukluğu veya denge kaybı ile birlikte görülen baş ağrıları dikkat gerektirir. Beyin tümörü belirtileri ve baş ağrısı arasındaki ilişki hakkında doğru bilgiye ulaşmak ve erken teşhis için düzenli sağlık kontrolleri önem taşır.

Beyin tümörlerinin iyi veya kötü huylu olabileceğin, söyleyen Doç. Dr. Murad Asiltürk,

"İyi huylu tümörlerin tamamının çıkarılması mümkün olabilir. Tamamı çıkarırsa tekrar etmesi çok daha zor olur, tam kür sağlanabilir. Tekrar ederse daha geç tekrar eder, daha yavaş büyür, beyni işgal ederek değil iterek büyür, dolayısıyla yeniden ameliyat edilebilir. Kötü huylu ise daha çabuk tekrar edebilir, daha hızlı büyür, beyini işgal ederek normal beyin dokusunun içine girerek büyür, dolayısıyla da yeniden ameliyatları bazen mümkün olmaz. Tam kür sağlanması çok zordur" dedi.

Tümör varsa ağrı kesiciler ağrıyı hafifletmeyebilir

Bazen beyin tümörlerinin baş ağrısı belirtisiyle geldiğini ifade eden Doç. Dr. Murad Asiltürk, "Beyin tümörüne bağlı baş ağrısı sinsi başlar ve giderek şiddetlenir, sabah saatlerinde daha belirgindir, ağrıya bulantı ve kusma eşlik edebilir, ağrı kesiciler ağrıyı hafifletmez, zamanla ağrılara nörolojik belirtiler de eklenebilir. Bu nedenle baş ağrısını basit bir sorun diye geçiştirmemek gerekmektedir. Çünkü beyin tümörleri hayati merkezlere etki edebilir, görme, konuşma, denge ve motor fonksiyonları bozabilir, epileptik nöbetlere yol açabilir, tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar ve yaşam kaybına neden olabilir" şeklinde konuştu.

Yeni başlayan baş ağrısına dikkat

"Yeni başlayan epileptik nöbetler de beyin tümörü belirtisi olabilir" diyen Doç. Dr. Murad Asiltürk,

"Görme kaybı, çift görme, kol veya bacakta güçsüzlük, denge ve yürüme bozukluğu, konuşma güçlüğü, kişilik ve davranış değişiklikleri, hafıza ve dikkat sorunları da beyin tümörü belirtisidir. Bu nedenle yeni başlayan ve giderek artan, sabahları uykudan uyandıran baş ağrısında, baş ağrısına kusma eşlik ediyorsa, ilk kez epileptik nöbet varsa, tek taraflı güçsüzlük, konuşma bozukluğu görülürse, 40 yaş sonrası yeni başlayan ağrı, bilinen kanser öyküsü olan hastada yeni baş ağrısı varsa mutlaka uzmana görünmek gerekir. Baş ağrısının kendisinden çok, eşlik eden nörolojik bulgular ve bu bulguların ilerlemesi önemlidir" diye konuştu.

Cerrahide amaç nörolojik fonksiyonları korumak olma

Genelde hastalara ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılması gerektiğine değinen Doç. Dr. Murad Asiltürk, çeşitli görüntüleme yöntemleri ve gerekirse stereotaktik biyopsi gibi yöntemlerle tanı konulabildiğini söyledi ve devam etti: Tedavi; tümörün tipi, derecesi, yeri ve hastanın genel durumuna göre değişir. Tedavilerde cerrahi yöntemlerle birlikte radyoterapi, kemoterapi ile destek yöntemler kullanılabilmektedir.


Cerrahide amaç tümörün hem güvenli hem de nörolojik fonksiyonları koruyarak çıkarım olmalıdır. Cerrahi sonrasında ya da cerrahinin riskli olduğu bazı durumlarda radyoterapi düşünülür. Kötü huylu durumlarda kemoterapi de uygulanabilir. Beyin tümörü tedavisinde nöronavigasyon ve intraoperatif MR, uyanık beyin cerrahisi, proton terapisi, immünoterapi, moleküler ve genetik hedefli tedaviler güncel gelişmeler arasındadır. Bu gelişmeler sayesinde hem sağkalım hem de yaşam kalitesi artmaktadır. Ancak baş ağrılarının büyük çoğunluğu beyin tümörü ile ilişkili olmayabilir. Ancak ilerleyici özellik gösteren, nörolojik belirtilerle birlikte olan baş ağrıları mutlak