Simge Sağın: Büyük sınavlardan geçtim ama mutluyum

Simge Sağın'la çok sevilen Miş Miş single'ı sonrasında yaşadıklarını konuştuk: ''Başarıyı da gördüm, ölümü de tattım... Bazı şeyleri zor elde ettim. Değerini ve daha iyisini yapmam gerektiğini biliyorum”

Geçen yaz başında yaptığımız röportajda "Hissediyorum, Miş Miş benim için dönüm noktası olacak" demiş, heyecanına bizi de ortak etmişti. Zaman onu haklı çıkardı. Simge Sağın 2015'e damgasını vuran isimlerden biri oldu. Çok dinlendi, çok sevildi, geçen yılın bütün ödüllerini topladı. Yaz boyunca 300'e yakın konser verdi, imza günlerine katıldı. Ama tüm bu yorucu tempoya rağmen, Instagram hesabını takip edenler bilir, gecenin dördünde konser çıkışında ya da sabahın altısında havaalanında paylaştığı karelerde bile yüzünden gülümsemeyi hiç eksik etmedi. Şimdi bu ayın başında yayınladığı yeni single'ı Yankı'yla yoluna devam ediyor. Şarkıyı konuşmak için tekrar bir araya geldiğimizde gördük ki; şöhret Simge Sağın'ı bulutların üstüne çıkartmamış, aksine ayaklarının yere daha sağlam basmasını sağlamış. 

- Miş Miş ile hayal ettikleriniz gerçekleşti mi?

- Daha fazlası oldu. Hiç alışkın olmadığım olaylar yaşadım. Taksiye biniyorum, radyoda şarkım çalınıyor, kıpkırmızı oluyorum. Bodrum'da bir kulüpte şarkının çalındığını duyuyorum. Şarkı orada bitiyor, diğer kulüpte başlıyor... 

- Bu arada çok yoğun bir dönem geçirdiniz. Kaç konser verdiniz? 

- Bu yaz 300 konseri geçmiştir. Bir haftada yedi-sekiz konser verdiğim oldu. Menajerlerim "Bu dönemi iyi yaşamamız gerekiyor. Herkes seni istiyor, yorulacağız ama değer" dediler. Herkese dokunduk, herkesle birlikte göbek attık. Ve şunu gördüm; Miş Miş insanları mutlu ediyor. 

- Siz de yorgun ama mutlu görünüyorsunuz... 

- Mülteci gibi yaşıyorum ama mutluyum. Bu işin bir parçası da uykusuzluk. Sabah uyandığımda bitik halde oluyorum. Ama bir işi severek yapınca vücut kendi kendine enerji ve direnç kazanıyor. İşime olan aşkım hiç bitmiyor. Beni o aşk ayakta tutuyor. 

BAŞARI BU MU? 

- "Bütün emeklerimin karşılığı işte budur" dediğiniz bir an yaşadınız mı?

- Yaşadım. Çok konser verdim, birçoğu kalabalıktı. Ama bir Berlin konserini var ki hiç unutamıyorum. Ne oluyor, dedim kendi kendime. Bir sahne düşünün, tam kulübün ortasında. Boks ringi gibi. Her tarafta insan vardı. Çok kalabalıktı. İçeri çok zor girdim, dışarı çok zor çıktım. Bir dünya starı gibi karşıladılar beni. "Simge Simge" diye bağırmaya başladılar. 

- Şöhreti sevdiniz mi?
- Bilmem. Havaalanında çocuklar ellerinde cep telefonuyla yanıma gelip "Abla bu siz misiniz?" diye soruyor. Orada şöhreti anlıyorum. Hiçbir fark yok bunun dışında. Dolan mekanları, eğlenen insanları görmek mutlu ediyor beni. 

- Bu iş nereye gidiyor diye yaşananları sorguladığınız oldu mu peki?
- Hastalandım, zatürre atlattım. Çok yoğun anlarda "Bu muymuş başarı?" dediğim oldu. Ama "Buymuş" cevabını da verdim kendime. 

- Tüm bunları magazin sayfalarından uzak kalarak gerçekleştirebilmek de bir başarı olsa gerek, değil mi? 
- Bana hep, "Magazin olmazsa olmaz" dediler, "Kendini şurada çektir, burada görün." Ben de şu yanıtı verdim: "Sıla bunu yaptı mı?" Yeni bir dönem başladı. Genç şarkıcılar çok güzel işler yapıyorlar. Hepimizin amacı güzel müzik dinletmek. Radyocular da önümüzü açıyor. Müzik eleştirmenleri yazılarında yer veriyor. Magazin sayesinde elbette iş alanlar oluyor. Ama ben öyle bir hayat yaşamıyorum. Bu yolu tercih etsem müziğe zaman harcayamam. Müzik yapamazsam sabun köpüğü gibi yok olur giderim. Hedef kitlem iyi müzik dinleyicileri. Bugün bu kadar yoruluyorsam, bunu 20 sene sonra şarkılarım cover'lansın diye yapıyorum. 

- Korkularınız var mı? 
- Korkularım var, bitmeyecek de. Bazı şeyleri çok zor elde ettim. Değerini ve daha iyisini yapmam gerektiğini biliyorum. Çünkü herhangi bir yanlışla tekrar geri dönebilirim. Sistem kötüyü içinde barındırmıyor, dışarı atıyor.

- Yeni single nasıl ortaya çıktı? 
- Benim için korku çanları çalmaya başlamıştı. Çünkü beklenti o kadar yukarı çıktı ki; "Hadi bakalım bu kız şimdi ne yapmaya başlayacak?" denmeye başlandı. Ozan Bayraşa ile yaptığımız bir besteyi Gürsel Çelik'in altyapısıyla çalışmaya başladık. Sezen Aksu, Deniz Erten ve Ersay Üner gibi önemli isimlerle kolektif bir iş oldu. 

- Yankı slow bir şarkı. Sesinizin güzelliğini ortaya çıkarmış... 
- Yankı büyülü bir şarkı. Sezen Aksu da şarkıyı sevdi ve "Okumalarını beraber yapalım" dedi. Ben kafa sesi kullanırdım, Sezen Hanım göğüs ve kafayı birlikte kullanmayı öğretti. Kendisi büyük bir okul. Her defasında yanına gidip "Ben bugün bunu öğrendim, şunu öğrendim" diyerek çıktım stüdyodan. 

- İleride albüm çıkarma planları var mı? 
- Evet, var ama öncesinde iki single daha yayınlamayı planlıyorum. Ozan'la bir şarkıyı en az altı ayda yapıyoruz. Çok uğraşıyoruz. Albümü yapmamız altı yıl sürebilir. 

BABAM ARKADAŞIMDI 

- Müzik olmasaydı ne yapıyor olurdunuz? 
- İç mimar olurdum. 

- Resim yapmaya devam ediyor musunuz? 
- Evet, en son bir merdiven yaptım, üzerine de bulut çizdim. 

- Ruh halinizi mi yansıtıyor? 
- Babamı kaybettim yakın zamanda. Onu düşünerek çizdim. Bir merdiven olsa, o merdiveni çıkınca oradakilerle karşılaşsak gibi.. 

- Çok acı bir olay yaşamışsınız... 
- Ben hem babamı hem de arkadaşımı kaybettim. Bazen heyecanlanıyorum, elim hâlâ cep telefonuna gidiyor. İnsan özlüyor. Ama ben ölüme de güzel gözlerle bakmayı öğrendim. Ölümün bize kötü bir şey olduğu öğretiliyor. Ben çocuğumu böyle yetiştirmeyeceğim. Ölüm bir gerçek. Ölümü en iyi şekilde anlatmak gerekiyor. Mesela Aborjinler'de biri doğduğunda ağıtlar yakılıyor, öldüğünde danslar ediliyor. Çünkü beden dünyada acı çekiyor. 

- Ani bir kayıp mıydı?
- Hayır. Sağlığı kötüye gitmeye başlamıştı. Yaşasaydı çok acı çekecekti. Ben bir de çok babacıydım. Ölümüne kendimi hazırladım çünkü biliyordum. Altıncı hissim çok kuvvetlidir. Depremi bile hissederim. Ve hayatımda en güçlü olduğum an babamı kaybettiğim gündü. Çünkü sahneye çıkıp şarkı söyledim. Ağırdı. Ağlayamadım. Şimdi hiç alakasız yerlerde, uçakta, sokakta, durduk yerde bana patlamalar geliyor.

İLK GÖRÜŞTE AŞKTI, BİRAZ KOVALADIM

- Ozan Bayraşa ile iki yıldır birliktesiniz. 
- İki yıl önce 14 Şubat'ta bir mesajla birbirimizin hayatında olmaya karar verdik. Beni ben yaptığına inanıyorum. Birlikte müzik yapıyoruz. Evet, bir kız vardı şarkı söyleyen ama onun çok iyi şekillendirilmesi gerekiyordu. 

- Tanışmanıza da müzik mi vesile oldu? 
- Bir aranjesini dinledim. "Beni bu adamla tanıştırıyorsunuz" dedim. Tanıştım. Allahım ne kadar tatlıymış... İlk görüşte aşk. O işleri ağırdan almayı seviyor. Biraz kovaladım. Birkaç ay sonra çıkmaya başladık. Bu yıl 13 Şubat gecesi ilk kez birlikte sahneye çıktık.

- Ozan Bey'in sizin şöhretinizle arası nasıl?
- Başlarda o da şaşırdı çünkü hayal ettiğimiz müzik yapmaktı, şöhrete ulaşmak değil. Şimdi konserlerime geldiğinde, kapıda fotoğraf çektirmek isteyen insanları görünce beni bekliyor, uzaktan gülümsüyor. 

- Birbirinize vakit ayırabiliyor musunuz?
- Eve iki gün gidersek mucize. Evdeyken de dışarı çıkmak istemiyoruz. Film izlemeyi tercih ediyoruz. 

- Kediniz Cino da sizi çok özlüyor olmalı....
- Eve girdiğim andan itibaren kucağımdan inmiyor. İnsanlardan daha iyi biliyorlar sevmeyi. Özlemenin ne demek olduğunu onu görünce anlıyorum.

HAYATTAN FİLTRELEDİKLERİMDEN ZEVK ALIYORUM

- Babanızın hayata veda etmeden önce başarınızı görmesi sizi mutlu etmiştir mutlaka... 
- Babacığım güzel günlerimi gördü. Hep iyi bir evlat oldum. O da beni, müziğimi destekledi. Eski müzisyen olduğu için şanslı bir çocukluğum oldu. Evde gitar çalan bir adam, şarkı söyleyen çocuklar... Mutlu bir çocukluktan geliyorum. Kamp yapardık. Babamdan kalan çok güzel bir hediyedir bu alışkanlık. Ozan'la bu yıla kadar çadırda kalıyorduk. Artık bu yaz karavanda kalacağız. Çocuklukları iyi geçen, anne ve babadan doğa, hayvan sevgisi gibi güzel şeyler öğrenler büyüdüklerinde de mutlu kişiler oluyor. Yedikleri yemekten, içtikleri kahveden zevk alıyorlar. Ne kazanırsa kazansınlar değerini biliyorlar. Ben bununla ilgiliyim. Gösteriş meraklısı olmayıp hayattan filtrelediklerimden zevk alıyorum. İçimde sevinç var. 

- Bir seneden bahsettik ama görülen o ki bu süre içinde uzun bir mesafe kat etmişsiniz... 
- Başarıyı da gördüm, ölümü de tattım. Babamı kaybettiğim gün sahneye çıktım. Bana bu saatten sonra hiçbir şey daha fazla acı veremez. Ayağımın üzerinden araba geçti, sahneye çıktım. Hiç umursamadım. Güçlü durdum, zaten duruyordum, ama daha fazlasını gösterebildim. Hayat bana "Şimdi ne yapacaksın bakalım?" dediği günlerde gerekeni yaptığımı düşünüyorum. Ayağımın üzerinden araba geçtiği gün şiş ayakla sahneye çıktım. Oturtamadılar beni, tek ayak üzerinde şarkı söyledim. İstediğim şeylere çok geç kavuştum, o yüzden de bir anda konseri iptal edemem. İnsanlar bilet almış beni dinlemek için. Ölmediğim sürece sahneye çıkacağım. Bir yandan da zor anları seviyorum, hayata kendimi ispat etmeyi. Güçlendiriyor beni. 

- Hayatınızda neler değişti? 
- Bir gün geldi, "Eee?" dedim, "Kazandın, verdin, aldın. Hayatında ne değişti?" Hiçbir şey değişmedi. Erken kalk, havaalanına git, valiz hazırla, geç saatlere kadar çalış. Peki ne için? İnsanlar iyi müzik dinlesin diye. Bak burada oturuyoruz, saat ikiyi geçtiği için bir kıymalı yumurtayı yapıp getirmiyorlar (Röportajı yaptığımız kafede saat 14.00'den sonra kahvaltı servisi yapılmıyor). Gerçi bugün getirdiler. Şaka bir yana, her şeyi yaşıyorsun. Bir tane ekran var, altındaki tıklar değişiyor. O tıklar sana iş olarak dönüyor, tekrar giyinip işe gidiyorsun, para kazanıyorsun. Araban değişiyor, bir şeyler alıyorsun. Ama sonuçta yine aynı sen, yine aynı hayat. Ama başarılı olmak insanı hayatta tutuyor ve mutlu ediyor. (Meltem Fıratlı - Sabah)