İşte Seki’nin verdiği röportajda öne çıkan kısımlar…
BAYHAN İLE HELALLEŞTİK!
“Ben Bayhan’ı hiç bir zaman eleştirmedim. Biz onunla helalleştik kapattık o konuyu… Ona da soruyorlar… Zaman aşımına uğradı biz helalleştik ikimizin rahatsız olacağı bir durum yok. İkimizin yolu ayrı, tepkim onu eleştirmek hor görmek için değildi. Hayatım boyunca kibirli bir insan olmadım ve böyle insanları da sevmiyorum.”
İÇERDE KENDİMİ EN KÖTÜ HİSSETTİĞİM AN...
“İçerde kendimi en kötü hissettiğim an annemin geçirdiği büyük ameliyatlarda yanında olamamak oldu. Canımı çok acıttı. Avukatım ve kardeşlerim aracılığıyla iyi olduğuna dair haberler alsam da rahat edemedim çok sıkıntı çektiğim zamanlar oldu bir de kardeşimin çocuğu doğduğu zaman yanlarında olamadım. Ailemizin ilk torunu İrfan Mert… Çok hüzünlendim. Kardeşim onun doğum fotoğraflarını getirdiğinde cezaevindeki feryatlarım aklımdan silinmeyecek gibi…”
“Bana bir iade-i itibar borcu olduğunu düşünüyorum yargının"
Seki, yaşananlardan sonra kendisine bir iade-i itibar yapılması gerektiğini düşündüğünü şu sözlerle dile getirdi: “Bana bir iade-i itibar borcu olduğunu düşünüyorum yargının. Savcıların ve yargının gün gelecek bu sorunu çözeceklerine inanıyorum. İşlemediğim bir suçtan bu cezayı aldım. Beni yargılayan mahkemeler kapandı ancak benim davam bitmedi. Özel yetkili mahkemelerin tutukladığı insanlar bırakıldı ama ben bırakılmadım. İnanın bunun nedenini ben de bilmiyorum. Adalet Bakanlığı’ndan bu konuyla ilgili cevap bekliyoruz. Bunun için sabredeceğim gerçekten çok haksız yere yattım, yıllarım heba oldu. Beni tutuklayan yargıçlar ya tutuklu ya da kaçak bu da çok şaibeli bir durum. Devlet büyüklerimize güvenerek ve buradan seslenerek bu sorunun çözüleceğini umuyorum. Zaten yeniden yargılanma için başvurduk. İade-i itibar istiyorum ve bu da benim en doğal hakkım. Yargının dengelerini kaybettiği zaman görülen davalarda o kişilerin itibarı iade edildi. İtibarı iade edilmeyen bir ben kaldım.
FİRARDA OLDUĞUM DÖNEM...
“Firari olduğum dönemde hissettiğim duygu, oraya bir daha geri dönmeyi istememek. Yoksa polisten kaçmak değil. İşlemediğim bir suçu layık gördüler ama insanın gücüne gidiyor ve bir daha bilerek gitmek istemiyor oraya bilerek gitmek kabus gibi… Firari olduğum altı ay çok zordu ve olağanüstü saçma bir dönemdi. Zor bir dönemdi. Firari dönemde hayatım çok daha kısıtlıydı ne avukatınla en ailenle görüşebiliyorsun çok kabus bir dönemdi.”
HÜSNÜ BİR YOL KAZASIYDI
Deniz Seki, kendisinin hapse atılmasının sorumlusu olarak gösterilen Hüsnü Şenlendirici ile ilgili olarak Armağan Çağlayan’ın sorduğu ‘Kendini aşk mağduru olarak tanımlıyor musunuz?’ sorusuna: “O bir yol kazasıydı aşk değildi. Ben de bu süre boyunca yoğun bakımdaydım ve geçti diyelim” şeklinde bir yanıt verdi. Şimdilerde hayatında güzel bir ilişki olduğunun altını çizen Seki, “Hayatımdaki kişi beni hiçbir zaman bırakmadı. Ben özgür değildim ama o da dışarıda özgür değildi. Tahliyeme yakın yapılan ayrılık haberlerine de zaten bu yüzden inanmadım. Her şey yolunda”