cglgursoy@hotmail.com
Geçen hafta sonu yakın kız arkadaşlarımdan biri ve erkek kardeşimin düğünleri aynı güne denk gelince iş başa düştü. Aynı gün üst üste hem kız tarafı hem de erkek tarafı olarak 2 gelin alma törenine katıldım ve 2 ayrı seremoniye 2 farklı taraftan tanıklık etmiş oldum. Her kültürde yapılıyor mu emin değilim ama özellikle biz Türklerde düğün günlerinin coşkusu sabah erken saatlerde gelini, baba evinden almayla başlıyor. Gelin alma olayının tanımı şu şekilde, kız tarafı yakın akrabaları ve yakın arkadaşlarıyla erken saatlerde gelinin baba evinde toplanıyor ve gelinin evden çıkışına kadarki hazırlığına yardımcı oluyor. Daha sonra damat yine yakın akrabaları ve yakın arkadaş grubuyla gelinin olduğu eve geliyor, sembolik olarak gelini babasından son kez teslim alıyor ve nikâh veya düğün salonuna götürüyor. Gelinin de baba evine son vedası oluyor. Hem duygusal hem de eğlenceli anlar yaşanıyor.
GÜNÜMÜZÜN EVDEN ALMALARI
Düğün sektörü günümüzde bambaşka bir boyuta geçti. Her şey o kadar ince düşünülüp hazırlanıyor ki aylar öncesinden hazırlıklar başlıyor. Artık gelini evden alma merasimi de neredeyse düğünün bir parçası haline geldi. Ciddi bir hazırlık yapılıyor bu merasim için. Neler mi yapılıyor? Merak edenleriniz için kısaca anlatayım. Bir kere gelin ve damat için özel kıyafetler hazırlanıyor. Gelinler beyaz renkte sade bir kokteyl elbisesi tercih ederken damatlar çoğunlukla siyah dışında bir takım elbise giyiyor. Gelinin baba evinde gelecekler için ayakta atıştırılabilecek açık büfe tarzında bir sofra hazırlanıyor, ev ufak tefek dokunuşlarla süsleniyor. Evde herkesten önce yer alanlar düğün fotoğrafçıları. Onların mesaisi günün ilk ışıklarıyla başlamış oluyor. Damat gelene kadar gelin eşi-dostuyla fotoğraf çekimi yaptırıyor. İlerleyen saatlerde konvoyu ve süslenmiş gelin aracıyla damat geliyor. Sanmayın ki öyle sessiz sedasız gelip gelini alıyor. Sadece bu tören için çalışan bando ve davul-zurna ekipleri var. Gelin, damadın geldiğini sokaktan gelen davul sesleriyle duyuyor. Damat ekibi evin önünde bando ekibiyle önce biraz dans edip oynuyor daha sonrasında evin kapısına yöneliyor. Tabii bilirsiniz kız hemen verilmez. Damadın yolunu kesmek âdettendir ya gelin evine de öyle hemen alınmaz, kapı hemen açılmaz.
Damat kapı önünde bekletilir ve ter dökmesi için biraz da uğraştırılır. Damat sonunda kapının önünü kesenlere ufak bir bahşiş verir ve kapı açılır.
Yine sazlı sözlü bir şekilde eve girilir ve damatla gelinin ilk karşılaşma anı coşkuyla izlenir. Ev içinde biraz ikramlardan atıştırılır, fotoğraf çekimi yapılır ve damat gelinin elinden tutar evden çıkarır. Eğlence hız kesmeden gelin arabaya binene kadar sokakta devam eder…
ATAKULE GERi DÖNDÜ
Sevdiğim ve yaptığı işleri takdir ettiğim arkadaşım Murat Tarman, uzun süredir bir projeye yoğunlaşmış ve onun heyecanını taşıyordu. Büyük gün geldi çattı ve 29 Ekim’de Ankara’nın simgesi Atakule uzun bir sürenin ardından yeni yüzü ve alışveriş merkezi Atakule GYO tarafından Başkentliler ve tüm Türkiye’ye armağan edildi.
Cumhuriyetin kuruluşunun 95. yıldönümünde kapılarını açan Atakule, o gece Ankara’ya ışık saçtı. Açılışla beraber Cumhuriyet Bayramı’nı da kutlayan Atakule’de gün boyu Cumhuriyet Bandosu’nun gerçekleştirdiği gösteriler izlendi. Akşamında ise görkemli ses ve ışık gösterileriyle beraber katılımcılar Ozan Doğulu’nun performansıyla eğlendi. Yeni Atakule ile ilgili hoşuma giden en güzel detay eski tarihi dokunun hiç zarar görmemesi ama içinin çok çağdaş bir şekilde dizayn edilmesi. Başta Ankaralılar olmak üzere tüm Türkiye’ye hayırlı olsun.