cglgursoy@hotmail.com
twitter: CaglaGursoyy
Daha reşit değildim. Benden büyük kuzenlerim ‘Reina’ diye bir mekândan bahsediyorlardı. Boğaz’a karşı bir gece kulübü. Binlerce misafiri ağırlama kapasitesi olan akşam yemeğiyle başlayıp sabahın ilk saatlerine kadar misafirleri eğlencenin doruklarına taşıyan şaşalı bir mekân tasvir edilirdi. Daha görmeden Reina’nın hayallerini kurmuştum anlatılanlardan. Anne ve babama sıkça baskı kurmuşumdur: ‘Beni şu ünlü Reina’ya götürün’ diye. Aradan seneler geçti reşit oldum ve Boğaz’ın kraliçesi Reina ile tanıştım. O zamanlar ses sıkıntısı yok mekân ses perdeleriyle çevrili değil. Boğaz ve köprü apaçık önümüzdeydi. Birbirinden kaliteli restoranlar birbirinden şık insanları ağırlıyor. İçerisi turist dolu. Her ırktan, her renkten insanlar bir arada eğleniyor. İstanbul mu burası gerçekten? diye düşündüğümü hatırlıyorum. Evet! Burası İstanbul! Doğa güzelliklerinin eğlenceyle buluştuğu 2 kıtayı kucaklamış demokrasinin başkenti.
Anılarımız vardı
Reina daha sonralarda annem ve babamın evlilik yıldönümünü kutladığımız, sevgilimle ilk baş başa yemeğimi yediğim, arkadaşlarımın doğum günlerini kutladığımız, bir turizmci olarak yurtdışından gelen tüm misafirlerimizi güzel şehrimizi ve Boğaz’ı göstermek için götürdüğümüz, ev sahipliği yaptığım pek çok organizasyonumu gerçekleştirdiğim yani özetlemek gerekirse bir değil binlerce hatıra ve güzel günüme ev sahipliği yapmış yerdir. Yurtdışı tatillerimde tanıştığım yabancıların da İstanbulluyum dediğimde ilk sorduğu, hepsinin kulak aşinalığı olduğu mekân. İstanbul’un ve Boğaz’ın en güzel temsilcisidir Reina. Dünyanın sayılı gece kulüplerinden olan, kurumsal çalışan bir işletme olmasına rağmen, işletme başındaki Ali Ünal’ın samimi ev sahipliği, Ali Ağabey’in eşi arkadaşım Ayşegül Ünal’ın tüm misafirlere karşı zarif tutumu, işletme çalışanları Muhammed ve Sabri’nin arı gibi çalışkanlıkları, DJ’ler Ufuk ve Apo’nun keyiflği müziği yani yarattıkları aile ortamını ayrı bir sevdik biz eğlence severler.
Gözü yaşlı yılbaşı
Son 3 haftadır yazılarıma 2017’yi ne kadar umutla beklediğimizi yazarak başlıyorum. Bu muydu biz Türk milletinin hakettiği yeni yıl hediyesi. Yılbaşı gecesi çalışıyordum, kendi organizasyonumun başında dışarıdaydım. 2017’nin ilk saatlerinde ailemin yeni yılını kutlamak için telefonumu elime aldığımda panikten helak olmuş aile mesajlarımla karşılaştım. Tebrikleşeceğimiz yerde çocuğum dışarıda iyi mi hayatta mı diye meraktan perişan olan bir annem vardı telefonun ucunda. Bir de çocuğuna ulaşamayan ve ölüm haberini alan anneler var bu hikâyenin sonunda. İstanbul’un en iyi gece kulübünde bile hayati tehlike taşıyoruz. Burada suçlu veya tedbirsiz birileri var mı bizim tarafımızda bilemiyorum var ise şayet acilen devletimiz müdahale edecektir diye düşünüyorum.
Yılmayacağız
Biliyorum artık evimizden dışarı adım atarken iki kere düşünüyoruz. Özellikle günlük hayatımızın hep içinde olan AVM’ler, kafeler, restoranlar adeta kırmızı alan. Terörün amacıda bu değil mi? En işlek caddelere atılan bombalar, en ünlü gece kulübüne yapılan silahlı saldırının amacı turizm, ekonomi ve sosyal hayatımızı bitirmek değil mi? Salı günü TURYİD önderliğinde binlerce kişi Kuruçeşme’de toplanarak Reina’ya yürüyüş yaptı ve birlik, beraberliğimizi göstermek adına güçlü adımlar, sloganlar atıldı. Zor, korkuyoruz, keyif yapacak ne ruh halimiz ne de enerjimiz var ama devletimizin güvencesini de arkamıza alarak ‘YILMAYACAĞIZ’. Bizi eve kapamalarına izin vermeyeceğiz. Birlik olmanın en önemli olduğu günleri yaşıyoruz. Biz Türk’üz bizi parçalamak yürek ister!