Tarihe tanıklık eden saatler Tophane-i Amire'de

Mehmet Çebi'nin nadir cep saatleri koleksiyonu Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluştu. Sergide saatçilik tarihinin dört yüzyıllık serüvenini bir araya getiren özel bir koleksiyon meraklıların ilgisine sunuldu.

AKSAM.COM.TR

İslam eserleri ve Osmanlı hat sanatı alanında dünyanın önde gelen koleksiyonerlerinden Mehmet Çebi'nin uzun yıllar boyunca büyük bir titizlikle oluşturduğu "Mehmet Çebi Koleksiyonu'ndan Muhteşem Cep Saatleri" sergisi, 23 Mart Pazartesi günü açıldı.

Sergi, yalnızca estetik değeri yüksek saatleri değil; aynı zamanda Avrupa saat ustalığı ile Osmanlı saray kültürü arasında kurulan tarihî bağları da görünür kılan nitelikli bir seçki sunuyor. 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan koleksiyon, cep saatçiliğinin teknik gelişimini, sanat anlayışını ve diplomatik tarih içindeki rolünü çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor.

Zamanın Sanata Dönüştüğü Bir Koleksiyon

Yüzlerce parçadan oluşan seçki; tarihî kökenleri, zengin dekoratif özellikleri ve ileri mekanik sistemleriyle saatçilik sanatının en dikkat çekici örneklerini bir araya getiriyor. Saat kasalarında görülen altın ve gümüş işçilikleri, 18. yüzyıldan itibaren Cenevre mine ustalarının geliştirdiği renkli ve detaylı mine teknikleriyle birleşerek bu nesneleri yalnızca ölçüm araçları olmaktan çıkarıp gerçek birer sanat eserine dönüştürüyor.

Koleksiyonda ayrıca 17. yüzyıl Fransız Blois mine geleneğinin nadir örnekleri, aristokrat çevrelerde moda olan ve kemere zincirle takılarak taşınan zarif chatelaine saatler ile karmaşık çalar mekanizmalarına sahip özel üretimler de yer alıyor.

Diplomasi ve Saatçilik: Tarihe Tanıklık Eden Parçalar

Serginin en çarpıcı bölümlerinden biri, devletler arası diplomatik ilişkiler kapsamında üretilmiş saatlerden oluşuyor. Bu özel parçalar arasında, Rus Çarı I. Nikolay'ın 1844 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria'ya Windsor Sarayı'nda sunduğu ve üzerinde çarın portresi bulunan cep saati gibi tarihî öneme sahip eserler dikkat çekiyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu yansıtan saatler de koleksiyonun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz portreli saatler, Avrupa saat ustalığının Osmanlı sarayıyla kurduğu ilişkilerin somut örnekleri olarak öne çıkıyor.

Avrupa Saat Ustalarının Osmanlı İçin Ürettiği Saatler

18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı sarayının siparişleri doğrultusunda Avrupa'nın önde gelen saat ustaları tarafından özel olarak üretilmiş eserler de sergide yer alıyor. Beyaz porselen kadranlarında eski Türkçe rakamlar bulunan saatler, dönemin İstanbul pazarına yönelik üretim anlayışını gözler önüne seriyor.

Koleksiyonda ayrıca dönemin önemli ustalarından Louis Abraham Breguet ve Auguste Courvoisier gibi isimlerin Osmanlı için geliştirdiği nadir mekanizmalara sahip örnekler de bulunuyor. Çalar mekanizmalı saatler, kendinden çalar "clock watch" modelleri ve takvim tertibatlı mekanizmalar, saatçilik tarihindeki teknik yenilikleri ortaya koyan dikkat çekici örnekler arasında.

Saatçilik Tarihine Açılan Bir Pencere

Koleksiyon, aynı zamanda saatçilik dünyasının en prestijli müzayede ve koleksiyon geleneğiyle de güçlü bir bağ kuruyor. Dünyanın önde gelen müzayede evleri olan Christie's, Sotheby's ve Bonhams gibi kurumların kataloglarında yer alabilecek nitelikteki eserlerin bir araya gelmesi, sergiyi uluslararası ölçekte de dikkat çekici kılıyor. Uzmanlara göre koleksiyonun en önemli yönlerinden biri, saatçiliğin yalnızca teknik bir alan değil, aynı zamanda kültür, sanat ve diplomasi tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koyması.

İstanbul İçin Bir Saat Müzesi Umudu

İstanbul'a kazandırdığı Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi ile bilinen koleksiyoner Mehmet Çebi'nin bu koleksiyonu, sanat çevrelerinde daha büyük bir beklentiyi de beraberinde getiriyor: İstanbul'da kurulacak kapsamlı bir saat müzesinin temelleri.

300'ü aşkın olağanüstü parçayı bir araya getiren bu koleksiyonun gelecekte kalıcı bir müze çatısı altında sergilenmesi, hem Türkiye'nin kültür hayatına hem de uluslararası saatçilik dünyasına önemli bir katkı sunma potansiyeli taşıyor. 9 Nisan'a kadar açık kalacak olan sergi her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.