AKSAM.COM.TR
Gülcan Tezcan
Kültürel alanda kalıcı olabilmek için devamlılık çok önemli. Bir sanat akımı, kültür kurumu, sanatsal üretim ancak sürdürülebilir hale geldiğinde kalıcı izler bırakabilir. Elbette bunun istisnaları vardır ancak gelenek dediğimiz şey bir istikamet üzere her seferinde yeni bir bakış, yorum ve heyecanla ilk adımın ardından atılacak kararlı adımlarla oluşur. İslam sanatlarını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Albayrak grubu tarafından 12 yıldır devam ettirilen İslam Sanatları Sergileri bu açıdan bir geleneğe dönüşmüş durumda.
Her yıl bir tema etrafında sanatçıların yeni üretimlerine alan açan ancak klasik eserlere de konseptin baş köşesinde yer veren sergi bu yıl "Hane" başlığını merkeze alarak şekillendirilmiş. "Hane" sergisi, 28 Şubat'a kadar her gün 10.00-19.00'da ücretsiz gezilebilecek.
Sanatçılar Hane'de buluştu
2025'in "Aile Yılı" ilan edilmesinden ilham alınsa da güncelin ötesine geçebilmeyi başaran serginin açılışı, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Sergide, 13 hat, 17 seramik hat ve 12 tezhip eserlerinin yanı sıra 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celi sülüs eseri yer alıyor. Seyit Ahmet Depeler, Abdurrahman Depeler, Sami Naddah, Hanife Alpaydın, Savaş Çevik, Hafize Namazi, Osman Özçay, Deniz Öktem Bektaş, Yusuf Mazı, Muhammed Yaman, Sait Abuzeroğlu, Taj Essir Hasan ve Saim Günay gibi farklı kuşaklardan hattatların levhaları Hane'de sanatseverleri aile hakkında düşünmeye çağırıyor.
Sergideki tezhip eserlerde Ayşe Sayın, Ayten Tiryaki, Beyza Tuna, Fatma Betül Taşcı, Firdevs Bakkal, Gülsüm Gügercin, Mustafa Çelebi, Nadir Tatar, Necati Sancaktutan, Nihal Tezcan Sısman, Orhan Dağlı ve Şeyma Okur imzası var.
Dijital eserlerde ise Mustafa Gülay, Ege Engin ve Celal Can Vatandaş, doğa, mimari, dönüşüm, denge, içsel yolculuk, huzur ile maddi ve manevi dünya arasındaki köprü temalarını birbiriyle harmanladı. İlker Demirden'in hazırladığı halı çalışmaları Anadolu'nun ortak belleğinde yer etmiş motif dilini bugünün izleyicisiyle buluşturuyor ve İslam sanatları içinde halı sanatının düşünsel derinliğini yeniden hatırlatıyor.
Levhalarda aile ilişkilerine yönelik temel ilkeler öne çıkıyor
Aile, yuva, kadın, erkek, anne, baba, çocuk ve nesiller arası bağ kavramlarını İslam sanatlarının estetik ve manevi dili üzerinden yeniden düşünmeye çağıran sergide her sanatçı tezhip, hat ve minyatürün imkânlarını kullanarak bu girift ama tevhidi ilişkiler ağını eserleriyle yorumlamış.
Küratör Yasemin Karaca, bu seneki konseptin hazırlık sürecini ve çerçevesini "Aile temasıyla birlikte biz bir aileyi tamamlayan en önemli ögelerden birinin bir ev, yuva olduğuna karar verdik. Tophane'den yola çıkarak da serginin ismini 'Hane' olarak belirledik ve şöyle düşündük: Eğer İslam eserlerinin bir evi olsaydı, geleneksel İslam sanatlarının en iyi örneklerinin bir yuvası olsaydı, burası şüphesiz Topkapı Sarayı olurdu. Has odalarda bildiğiniz gibi sedirler, nişler, o nişleri tamamlayan aydınlık pencereler, duvarlarda çiniler, bazen en başta bir ocak, bir kandil, bir halı var. Biz de bütün bunları soyutlayarak acaba nasıl odacıklar oluşturabiliriz düşüncesine giriştik ve ortaya bu fiziksel mekân tasarımı çıktı. Bunu da organize ederken ayetlerin ve hadislerin, yazılan hat levhalarının ve tezhip eserlerinin içeriklerine baktık." sözleriyle özetliyor.
Karaca, "Başlarken eserleri önümüze alıp baktığımızda çalışılan ayet-i kerimelerin, hadis-i şeriflerin üç temel kategoride toplandığını fark ettik; bunlar anne baba hakları, eş hakları ve ailenin önemine ilişkin eserlerdi." diyerek sergi akışı içinde İslam'ın aile ilişkilerine yönelik temel ilkelerini de seyircilere hatırlattıklarını ifade ediyor.
Klasikten moderne aile bağlarına vurgu
Sergide üç grup eserin olduğunu aktaran Karaca, "Bir grup anne baba haklarını, bir grup eş haklarını, bir grup da ailenin önemini vurgulayan manalar üzerine yoğunlaşmış. Her bir odanın tavanından sanatçı Serap Ekizler Sönmez'in tasarladığı kandiller sarkıyor. Onların içinden de anime edilmiş Türk halıları motifleri yerlere yansıyor." ifadelerini kullandı.
Yasemin Karaca, her yıl İslam Sanatları Sergisi içinde bir solo sergiye de yer vermeye çalıştıklarını hatırlatarak bu yılın solo sergisinde hattat Mehmed Özçay'ın eserlerine yer verdiklerini söyledi.
Sergide aile bağlarına yapılan vurgu da dikkat çekiyor. Karaca, bu tercihi şu sözlerle açıklıyor: "Genel olarak biz buraya gelen insanlara aileyi tehdit eden parçalanmışlığı, kopuşu, yalnızlığı simgeleyen vurgulardan ziyade bir araya gelmeyi, büyük bir aile olmayı, yuva sıcaklığını veren hisleri yaşatmak istedik. Bu sebeple de bu sene ilk kez 2025'te üretilmiş çağdaş levhaların en başına evin büyüğü olarak eski hat eserleri koyduk. Her odada yaklaşık 150-200 yaşında bir tarihi eser, aslında onları himaye ediyor diyebiliriz. Biz gerçekten nesiller arası bir bağ kurmayı hedefledik."
Sergide klasik yöntemlerle üretilmiş eserlerin de olduğunu belirten Karaca, "Her eserin yanında animasyonlarla bakmaya kıyamadığımız eski eserlerle büyük bir aile oluşturmaya çalıştık. Umarım gelenler de bu ailenin bir parçası olur." diye konuştu.