HABER MERKEZİ
İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentine baskınlarında yaklaşık bir yıldır kışla olarak kullandığı "Özgürlük Tiyatrosu", mütevazı bir salonda Filistinli çocukların sanattan mahrum kalmaması adına yeniden perdelerini açıyor. İsrail ordusunun 21 Ocak 2025'ten bu yana Batı Şeria'nın kuzeyinde sürdürdüğü, Cenin Mülteci Kampı'nda başlatarak daha sonra Nur Şems ve Tulkerim kamplarına da taşıdığı saldırılar sırasında Özgürlük Tiyatrosu da büyük zarar gördü.
Tiyatro, İsrail güçleri tarafından boşaltılıp işgal edildi, bina adeta kışlaya dönüştürüldü. Ancak Özgürlük Tiyatrosu topluluğu mülteci kampındaki binasını kaybetmiş olsa da kararlılıkla çalışmalarına devam ediyor. Cenin'deki tiyatrocular, sahneyi yeniden canlandırmak için kolları sıvadı; kentteki çocuklara mütevazı bir salonda folklor gösterisi, sirk ve gösteri sanatı alanlarında eğitim vermeye başladı. Cenin Mülteci Kampı'nda 2006 yılında kurulduğundan bu yana faaliyet gösteren tiyatro, Filistinli çocukların, aileleriyle birlikte kamptan zorla göç ettirilmeleri sonucu yaşadıkları korku ve umutsuzluk halinden kurtulmasını hedefliyor.
TİYATRONUN MÜLTECİ KAMPINDAN "SÜRGÜNÜ"
Tiyatronun Genel Müdürü Mustafa Şeta, 2025 yılının Cenin'de sivil hayat ve kültürel faaliyetler açısından en zor yıllardan biri olduğunu özellikle "zorla yerlerinden edilenler" şeklinde yeni bir siyasi kimlik taşıyan Cenin Mülteci Kampı sakinleri için ağır geçtiğini ifade etti.
Şeta, baskınlar sırasında tiyatronun da kamptan çıkarıldığına işaret ederek, şunları söyledi: "Tiyatronun mülteci kampından çıkarılması sadece bir mekan değişikliği değil aynı zamanda büyük bir varoluşsal darbe. Tiyatro, çocuklar için umut ve gelecek alanı olmaktan çıkıp ordunun ve askeri araçların hakim olduğu ıssız bir mekana dönüştü." Şeta, yaşananlara rağmen Filistin kültürel kimliğini korumak için mevcut imkanlarla alternatif alanlar bulmak zorunda olduklarını aktardı.
SIFIRDAN BİR BAŞLANGIÇ
Şeta, tiyatronun zorunlu göç sonrası yeniden faaliyete geçme sürecine ilişkin "Sıfırdan başladık. Mekan hazır değildi, ekip dağılmıştı, bazı çalışanlarımız gözaltına alındı." dedi. Çalışmaların halihazırda teknik donanımdan yoksun mütevazı bir salonda gerçekleştiğini kaydeden Şeta, yıkılanın yalnızca bina olmadığını, çocukların günlük yaşam ritminin, güven duygusunun ve kolektif hafızalarının da zarar gördüğünü ifade etti.
Tüm bu zorluklara rağmen yeniden inşa sürecini sürdürdüklerini vurgulayan Şeta, "Her şeye yeniden başlıyormuşuz gibi ilerliyoruz ancak bunu, kuruluşundan bu yana tiyatronun sahip olduğu tarihe ve birikime dayanarak yapıyoruz." diye konuştu.
KISITLAMALARA RAĞMEN YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR
Şeta, 2025 yılı boyunca tüm kısıtlı imkanlara rağmen tiyatronun çeşitli sanatsal çalışmalar ürettiğini belirterek Ramallah ve El Bire kentlerindeki kültür kurumlarıyla işbirliği yapıldığını, ayrıca yurt dışında da sahne aldıklarını söyledi. Bu kapsamda tiyatronun, Londra'da düzenlenen Şubbak Festivali'nde "Filistin Yelpazesi" adlı oyunla sahneye çıktığını, yılı ise İtalyan İşbirliği Ajansının desteğiyle hazırlanan "Değerli Mücevher" adlı tiyatro oyunu ile kapattığını aktardı.
Ancak Şeta'ya göre asıl önemli olan, yerel toplumla yeniden güven ilişkisinin kurulması oldu. Şeta, bu süreci, "Cenin ve mülteci kampı sakinleriyle ilişkileri güçlendirmeye odaklandık. Toplumun tiyatroyu yeniden sahiplenmesi, ailelerin çocuklarını sanat programlarına göndermesini teşvik etti." sözleriyle anlattı.
GEZİCİ TİYATRO ETKİNLİKLERİ
"Özgürlük Tiyatrosu", bugün göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu Burkin, Kefr Dan, Yabad, Arrabe ve Fukaa gibi bölgelerde gezici programlar da düzenliyor. Bu programlar kapsamında çocuklara yönelik tiyatro eğitimleri, etkileşimli etkinlikler ve psikolojik rahatlama imkanı sunan çalışmalar gerçekleştiriliyor.
Şeta, yürütülen faaliyetlerin yalnızca "geçici olarak yerinden edilmiş bir kesime" yönelik olmadığını vurgulayarak "Çalışmalarımız, kamp sakinlerine, nerede olurlarsa olsunlar, geri dönene kadar devam edecek şekilde planlanıyor." dedi. "Kamp tiyatroyu özlüyor, tiyatro da çocukları." diyen Şeta, bu boşluğu geçici de olsa doldurmaya çalıştıklarını ifade etti.
NORMAL BİR YAŞAM ÇABASI
Cenin Mülteci Kampı sakinlerinden 12 yaşındaki Lema Uveys, zorla yerlerinden edildiklerini ve bu durumdan çok etkilendiklerini dile getirdi. Tiyatroya yeni şeyler öğrenmek için geldiklerini söyleyen Lema, folklor dansı öğrendiklerini; görsel sanatla ilgilendiklerini kaydetti. Lema, "Kampta üzülüyordum ama buraya geldiğimde kendimi mutlu hissediyorum." dedi.
Evini kaybettiğini, okulundan ve arkadaşlarından koptuğunu aktaran Lema, tiyatronun sadece bir eğlence aktivitesi değil normal bir yaşamı yeniden sağlama çabası olduğunu belirtti. Lema, tiyatronun hatıraları canlandırdığını, fiziksel olarak olmamasına rağmen kamptaki varlığının hissedildiğini ifade etti.
ÇOCUKLARIN BULUŞMA ALANI
Yedinci sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Muhammed Ebu Heyca da "İsrail bizi kamptan zorla göç ettirdiğinde, bu durumun bir yıl süreceğini düşünmedik. En fazla iki gün ya da bir hafta sürer diyorduk. Şimdi ise bir yıl geçmesine rağmen olanlar karşısında şaşkınım." dedi.
Daha önce arkadaşlarıyla mahallede toplandıklarını, okula birlikte gittiklerini söyleyen Ebu Heyca, şunları kaydetti: "Şimdi arkadaşlarım dağılmış durumda. Tiyatronun burada yeniden faaliyete geçtiğini öğrenince hemen geldim, çünkü bana eski günlerimizi hatırlatıyor.
Tiyatro benim için sadece folklor dansı öğrenilen bir yer değil enerjimizi boşaltma, anıları yeniden canlandırma ve göçün ayırdığı arkadaşlarla buluşma alanı."
ÇOCUKLARA GÜVENLİ BİR ALAN OLUŞTURMA
Cenin Mülteci Kampı sakinlerinden Mümin Saadi ise daha önce öğrencisi olduğu Özgürlük Tiyatrosu'nda 2026 kış sezonunda eğitmen ve koordinatör olduğunu belirtti. "Son yıllarda yaşadıkları acıları ifade edebilmeleri için çocuklara güvenli bir alan yaratmaya çalışıyoruz." diyen Saadi, "Çocuklar saldırılar, baskınlar ve zorla yerinden edilme nedeniyle büyük psikolojik baskılara maruz kaldı. Bu nedenle tiyatronun rolü yalnızca sanatsal eğitimle sınırlı kalmıyor." ifadesini kullandı.
Saadi, tiyatro olarak çocukların direniş düşüncesini geliştirmeye çalıştıklarını, bu direnişin askeri anlamda olmadığını aksine sanat yoluyla düşüncelerini ifade edebilecek bir sesleri olduğunu hissetmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.
"Özgürlük Tiyatrosu"nun, 1987 yılında Cenin Mülteci Kampı'nda, Aksa Şehitleri Tugayı komutanlarından Zekeriya Zubeydi'nin ailesine ait evde Arna Mer tarafından kurulan "Taşlar Tiyatrosu"nun yeni bir versiyonu olduğu belirtiliyor. Ancak Taşlar Tiyatrosu da İsrail'in 2002'de Batı Şeria'ya yönelik "Savunma Kalkanı Operasyonu"ndaki saldırılarında yıkılmıştı. 2006 yılında Arna Mer'in aktör oğlu Juliano Mer-Khamis tarafından yeniden kurulmuştu.