AKSAM.COM.TR
Endonezya'dan hat sanatında ilerlemek için Türkiye'ye gelen engelli hattat Ziya ul Zikra, sanat yolculuğunda engeli nedeniyle yapılan olumsuz yorumları dikkate almadığını, sabır ve gayretle kendisini geliştirmeyi sürdürdüğünü söyledi.
Zikra, hat sanatı için Türkiye'ye gelişini ve engelli bir sanatçı olarak yaşadıklarını anlattı.
Endonezya'dan 2023'te hat sanatında daha da ilerlemek için Türkiye'ye geldiğini söyleyen Ziya ul Zikra, bu sanata olan merakının ilkokul yıllarına dayandığını belirtti.
Genç sanatçı, annesinin kırtasiyeden eve getirdiği hat kitabı fotokopisini görünce çok etkilendiğini, kitabın içerisindeki harfleri kendince yazmaya başladığını aktardı.
Kitapta gördüğü harfleri ve kalıpları yaza yaza kendisini geliştirdiğini ancak bunun bir süre sonra kendisine yetmemeye başlaması üzerine öğretmen aramaya başladığını ifade eden hattat Zikra, "Hat için gerekli olan tahta kalem olmadığı için kurşun kalemleri ona benzetmeye çalışıyordum. Bu sanatın inceliklerini ve kurallarını öğrenmek için bir hoca bulmam gerektiğini düşündüm." dedi.
Hattat Hasan Çelebi'nin öğrencisi oldu
Zikra, okulundaki bir öğretmenin hat sanatıyla ilgilendiğini öğrenince hat sanatının ilk inceliklerini ondan öğrendiğini, liseye geçtiğinde bu sanatta daha da ilerlemek için karşısına Faslı bir öğretmenin çıktığını bildirdi.
Faslı öğretmeninin ünlü Türk hattat Hasan Çelebi'nin öğrencisi olduğunu ve kendisine çok şey kattığını vurgulayan Zikra, "Bir nokta çekmek için iki ay uğraştım. Çok zorlandığımı gören hocam, 'Bu sanatla sadece uğraşmak yetmez, sabırlı da olacaksın, yoksa gelişemezsin.' dedi. Ben de daha çok çalıştım ve kendimi geliştirdim." diye konuştu.
İki elinde de parmakları doğuştan eksik olan Zikra, hat yazarken insanların kendisine şaşkınlıkla baktığını, bazılarının "Parmakların eksikse neden böyle bir sanatla uğraşıyorsun?" diye sorduklarını söyledi.
Engel durumu nedeniyle kendisini hat sanatından vazgeçirmeye çalışanların ya da olumsuz yorum yapanların sözlerini duymazdan geldiğini belirten hattat Zikra, "Olumsuz yorum yapanları duymuyorum, kendi yoluma devam ediyorum. Bir şeyi istediğim zaman onun için uğraşıyorum çünkü hat yapmayı seviyorum." ifadelerini kullandı.
Bazı insanların da kendisine hayranlık duyduğunu, parmaklarının eksikliğini hissetmediğini belirten Zikra, hat sanatının kendisi için sabrı öğreten bir disiplin haline geldiğini ve bu sanata büyük bir saygı duyduğunu dile getirdi.
Zikra, hat sanatının İslam mirası olduğunu ve bu sanatın devam etmesi gerektiğini söyleyerek, "Bu mirasın bir parçası olmak çok büyük bir şans. Miras olduğu için de burada uğraşıyoruz. Bir nevi koruma görevi de yapıyoruz." dedi.
"İlk geldiğimde dil çok garip gelmişti"
Hat sanatında ilerlemek için birçok ülkeyi araştırdığını, sonunda Türkiye'de karar kıldığını, bu kararı almasının en büyük nedenlerinden birinin hat sanatının Türkiye'de özellikle gelenek olarak yaşatılması olduğunu anlatan Zikra, Türkiye'de engelli ya da yabancı olduğu için bir ayrımcılıkla karşılaşmadığını, çevresindeki yabancı arkadaşlarının da bu tür bir ayrımcılığa maruz kalmadığını ifade etti.
Ayrımcılık ve ırkçılığın her zaman ve her yerde var olabileceğine işaret eden Zikra, bu tür eylemlere karşı nasıl davranacağını bildiğini ve buna göre hareket ettiğini söyledi.
Zikra, Türkiye'de en çok zorlandığı noktanın dil olduğunu anlatarak, "İlk geldiğimde dil çok garip gelmişti. Türkçe kelimeler bize hiç tanıdık gelmiyordu. Ama yavaş yavaş öğreniyoruz inşallah." diye konuştu.
Genç sanatçıların enerjilerini doğru yere yönlendirmesi gerektiğini kaydeden Zikra, vakitlerini israf etmemeleri ve faydalı işlerle meşgul olmaları tavsiyesinde bulundu.
Ziya ul Zikra, engellilerin de 'Bunu yapamazsın' sözünü önemsememeleri ve ellerinden geleni yapmaları gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir şeyi çok istemek gerekir. Amacın belli olması gerekir. Ayrıca istediğimiz şeyler için dua etmeliyiz. Dua ettiğimiz şeyler için de gayret göstermeliyiz. Allah adildir. Allah bir eksiklik verirse, onun karşılığında başka bir fazlalık da verir. Allah bize zulmetmez. Eğer bir eksiklik varsa, onu tamamlayabiliriz. Neyle tamamlayabiliriz? Gayretle, sabırla ve çalışmayla."