Usta çizer Hasan Aycın'ın çizgilerinin kışkırtıcı bir yanı olduğu gerçek. Her biri ilham verici, ufuk açıcı niteliğe sahip. Aycın'ın çizgilerinin bu yönü, İz Yayıncılık'tan çıkan yeni bir kitaba ilham oldu. Akif Hasan Kaya'nın editörlüğünde okuyucu ile buluşan 'Çizgi ile Yazgı', Hasan Aycın'ın en özel çizgilerini, 20 farklı öykü yazarının kalemi ile buluşturuyor. Keyifli bir öykü yolculuğu için çizginin hikayelerine buyurun...
ÇİZGİLİ ÖYKÜLER
Kitapta her yazar, çizgisini kendi seçmiş. Hangi Aycın çizgisi, yazarı daha fazla yazmaya doğru itiyorsa, muhayyilesini daha fazla tetikliyorsa, öykücü onu yazmış. Yazarların hemen hemen aynı kuşaktan ve hali hazırda devam yazmaya devam eden, kitabı olan öykücüler olmasına dikkat edilmiş. Osman Cihangir, Mustafa Çiftçi, Mukadder Gemici, Kadir Daniş, Ömer Çelik, Betül Nurata, Erhan Genç, Abdullah Harmancı, Güray Süngü, kitapta öyküsü bulunan yazarlardan bazıları. İşte kitaptaki 'çizgili öykü'lerden tadımlık:
'BEN AYCIN'IN ATIYIM'
"Benim hikayem biraz Kalender'e, biraz Torino Atı'na benziyor. Benzediğini şimdi seni dinleyince fark ettim ama. Yüksek katlı binaların arasında, ardımda hayallerimi taşımaya çalıştım. Hatırlıyorum ben. Taşıdım. Taşıdım... Sonunda çok yoruldum... Geçmişten geleceğe köprü kurmaktı benimki. Hiçbir yorgunlukla kıyaslanamazdı. Bir gün caddenin ortasında aniden ayaklarımın dermanı, ciğerimin soluğun kesildi. Sanki bütün neslimi orada gördüm. Hepsinin sırtımda, çayırdaymış gibi koştuğunu hissettim. Cadde karıştı, kornalar çaldı, sahibim beni tartakladı ama kıpırdayamıyordum. Elimde değildi. Gerisini hatırlayamıyorum."
"Adın ne?"
"Benim sahibim kahramanlarına isim vermez. Ben Hasan Aycın'ın atıyım."
(Ölümsüz Atlar/ Handan Acar Yıldız)
DELİLİK EN BÜYÜK ÖDÜL
"Kendini bir halt sanan ileri zeka filozoflar, yıllar boyu insanı mutlu etmenin yollarını boşuna düşünüp durmuş; sözüm ona medeniyetin gelişmesini sağlayan bilim adamları, her şeyi keşfetmişti de en büyük belanın kafalarının içinde olduğunu keşfedememişlerdi. Delilik insana verilmiş en büyük ödüldü. Gerçi verilmiş de değildi. İnsandan daha sahici olan bir şeye, verilmiş denilemezdi. Aslolan delilikti. O varsa, insan vardı."
(İsmail Isparta/ Deliliğin Evrensel Tarihi)
ACEMİ, İÇTEN BİR DUA
"Çocuk gözlerimin ta içine bakıyor. Aman viraneleri görmesin. Sen benim canımsın.
Elimden tutuyor. Yatağımı seriyor. Hiç ben sana kıyar mıyım?
O baktıkça yerli yerine oturuyor her şey. Çalışmalar hızlanıyor. İçeride kollara, bileklere bir kuvvet, ha gayret. Bana baktıkça çocuk, sevilebilir, iyileşebilir, yükselebilir belki. Güçleniyor umudum. Bırakmaz zaten, diyorum. Terk etmez de. Acemi, içten bir dua: Evimi parlat. Sevincimi bağışla. Hayatıma anlam kat. Lütfen, lütfen, lütfen."
(Pist Yığını/Betül Nurata)