''Global Design Forum”, İstanbullu oldu

İstanbul edisyonu geçtiğimiz günlerde tamamlanan Global Design Forum'un artistik direktörü sanatçı Melek Zeynep Bulut, ''Dünyada artık sürdürülebilirlik, hafıza ve kimlik gibi konular çok önemli bir yerde duruyor. Dolayısıyla bu ahşap malzeme halihazırda burada çok ciddi bir kültürel mirasa sahip. Buna değinmek istedik.” dedi. Bulut, Global Design Forum'un İstanbullu hale geldiğini söyledi.

AKSAM.COM.TR

Gülcan Tezcan

Londra Tasarım Festivali'nin Victoria & Albert Müzesi'nde düzenlenen düşünce liderliği platformu Global Design Forum'un İstanbul edisyonu tamamlandı. Artistik direktörlüğünü sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut'un üstlendiği Forum kapsamında 2 gün boyunca 12 oturum gerçekleştirildi. Forum kapsamında Tarihi Yarımada'da sergilenen yerleştirmeler şehrin dokusuna uyumu ile de takdir topladı.

Konuşmalar ve şehir geneline yayılan araştırmalarla, uluslararası sesleri bir araya getiren Global Design Forum'un İstanbul'da hayata geçirilen özel edisyonu, küresel ölçekte tasarım ve kültürel etkileşim alanındaki vizyonun genişletilmesi için güçlü bir zemin oluşturdu.

Dünyanın her yerinden tasarımcıları tartışmaya davet eden oturumların yanı sıra şehir geneline yayılan kolektif yerleştirmeler, şehrin güçlü üreticilerinin, fikirlerinin ve yerlerinin interaktif olarak dahil olduğu görsel, işitsel ve editoryal anlatılar ile uygulamalı araştırmaları kapsadı. Program, uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul'da buluşturarak, şehirde tasarım kültürünü tartışmaya açtı. Etkinlik, sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut'un kurucusu olduğu İstanbul ve Londra merkezli düşünce platformu People Places Ideas (PPI) işbirliğinde düzenlendi.

"Bu ortaklığı uzun yıllar boyunca büyütmek istiyoruz"

Londra Tasarım Festivali ve Global Design Forum Kurucusu Ben Evans, programa ilişkin yaptığı açıklamada, İstanbul'da bulunmanın kendisi için bir onur olduğunu belirterek, "Topkapı Sarayı'nın bahçesinde olmak, dünyanın en eski Doğu Ortodoks kiliselerinden birinde etkinlik düzenlemek ne kadar harika. Başlattığımız bu ortaklık bizi gerçekten çok heyecanlandırıyor." dedi.

Evans, bu yılki forumun Türkiye'de daha sonra gerçekleştirecekleri işbirlikleri adına ilk adım olduğuna işaret ederek, "Bu ortaklığı uzun yıllar boyunca büyütmek istiyoruz. Londra ile İstanbul arasında, belki de diğer yerlerle de kurulabilecek bir ilişkinin, katılan herkes için gerçekten dinamik ve verimli olabileceğini düşünüyorum. Bu fırsat harika, bunun bir parçası olmaktan çok memnunuz." ifadelerini kullandı.

Topkapı Sarayı'nda eserin yerel ahşap malzemelerin sürdürülebilir kullanımına dikkat çekmek amacıyla hazırlandığını aktaran Evans, projenin üniversite öğrencilerinin deneysel çalışmalarını da kapsadığını anlattı.

"Tasarımcılar 21. yüzyılın problem çözücüleridir"

Yaklaşık 25 yıldır Londra'da Tasarım Festivali'nin düzenlendiğini dile getiren Evans, "Başladığımızda, tasarım tanıtımı yapan belki beş küresel şehir vardı. Şimdi 200 şehir var. İstanbul'un da bu hikâyenin bir parçası olması çok önemli. Böylece tasarım hakkında yeni hikâyeler anlatımı konusunda biraz deneyim getirilebilir. Bence tasarım herkesin her gün deneyimlediği demokratik bir deneyim. Tasarımcılar, ayrıca 21. yüzyılın problem çözücüleridir. Büyük düşünürler, çözümler üretirler, fikir odaklıdırlar." görüşlerini paylaştı.

Evans, tasarım yaratıcılığına odaklanmanın kişisel olarak çok ilgilendiği bir konu olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

"Bu şehirden gelen hikâyeyle de ilgileniyorum. Çünkü buraya 6-7 kez geldim. Bence burası yaratıcı bir şehir ve çok ilginç fikirler var. Bu ülkeyle ilgili sevdiğim bir diğer şey de hâlâ bir şeyler üretiyor olmanız. Bu ülkede bir imalat sektörü var. Benim ülkemde ise hizmet ekonomisi var. Dolayısıyla tasarım ve imalat arasındaki ilişki çok önemli. Yani fırsatlarla dolu. Bu diyaloğa katkıda bulunabilmek ve burada faaliyetler geliştirebilmek benim için heyecan verici bir şey."

Küresel krizler karşısında tasarım nasıl bir rol üstlenebilir

Global Design Forum İstanbul'un Artistik Direktörü, sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut ise forum kapsamında dünyanın her yerinden tasarımcıların, sanatçıların, mimarların, araştırmacıların ve akademisyenlerin İstanbul'da buluştuğunu belirterek oturumlarda savaş, göç, ekolojik dengeler ve kamusal yaşam gibi küresel krizler karşısında tasarımın nasıl bir rol üstlenebileceğini tartışmaya açtıklarını söyledi.

Şehir genelinde araştırma temelli sergiler gerçekleştirdiklerini söyleyen Bulut, "Geçiciliğe Övgü" başlıklı kürasyonun insanlığın kalıcılık arayışına karşın hayatın geçiciliği fikrinden beslendiğini anlattı. Bulut, Türkiye'nin köklü ahşap ve kültürel mirasından ilham alan eserlerin şehrin yedi farklı noktasında sergilendiğini aktararak, projeye mimarlar, üniversite öğrencileri, tasarımcılar ve sanatçıların katkı sunduğunu, çalışmanın geniş katılımlı kolektif bir üretim sürecine dönüştüğünü kaydetti.

Programın bir ayağının da İstanbul'un kültürel mirası, genç nüfusu ve üretim potansiyeline odaklandığına işaret eden Bulut, şehirdeki yaratıcı isimleri ve üretim alanlarını uluslararası ağlarla buluşturmayı amaçlayan "İstanbullular" adlı bir haritalama çalışması yürüttüklerini aktardı. Bulut, ayrıca "Yeniden Düşünmek" başlığıyla özellikle dar gelirli bölgelerde çocuklara yönelik rekreasyon alanlarına dikkat çekecek uluslararası bir bahçe yarışması düzenlemeyi planladıklarını ve projeye forum sonrasında da devam edeceklerini söyledi.

"Sadece bir konferans değil, İstanbullu hale gelmiş bir Global Design Forum var"

İstanbul'un çok güçlü bir şehir ve marka olduğunun altın çizen Melek Zeynep Bulut, "İstanbul, kendini gerçekleştirmiş de bir marka. Aslında forumla şehre gelirken bir şey getirilsin istemedik. En başından beri biz forum burayla dönüşsün istedik. Bu özgüvenle hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla biz markanın bütün formatını elden geçirdik diyebilirim. Sadece bir konferans değil artık elimizde bütün şehre yayılmış, İstanbullu hale gelmiş bir 'Global Design Forum' var. Markanın renkleri bile Hoca Ali Rıza resimlerinin aşı boyası kırmızısından çini mavisine kadar dönüştü."

Bulut, programda ahşabı odağa aldıklarını dile getirerek, "Dünyada artık sürdürülebilirlik, hafıza ve kimlik gibi konular çok önemli bir yerde duruyor. Çünkü çok tansiyonlu bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla bu ahşap malzeme halihazırda burada çok ciddi bir kültürel mirasa sahip. Buna değinmek istedik. Uluslararası ödüllü bir mimar Andrew Waugh, Ulusal Ahşap Birliği ve çok çok kaliteli bir ekiple çok güzel bir yerleştirme çıktı.

Durmak İçin Bir Yer adlı projenin uygulayıcılarından mimar Celaleddin Çelik de bu özel proje ile ilgili şunları söyledi: "Bu bizim Türk yapısal ahşabının sergilendiği bir enstalasyon aslında. Topkapı Sarayı'nın birinci avlusunda bir tecrübe mekânı. İçine girip nefesleniyorsunuz, oturup sohbet ediyorsunuz. Ahşabın kokusunu duyuyorsunuz. Türk evinden de ilhamla yapılan bir tasarım. Onun için kırmızı aşı boyalı dokunuşlarımız var."

Fatih'te Topkapı Meydanı'nda sergilenen Yakîn adlı proje ise mekânın tasavvuf düşüncesindeki kavranışına dair bir tezahür olarak düşünülmüş. Mekânın insanın içinde oluşan, yaşayan ve yaşanan bir mevhum olarak değerlendirdiği bu çalışmada şehrin tarihi surları ile etkileşim halindeki eser, dışarda uçuşan tüllerin arasından geçip insanı kendi sayısız yansımasıyla buluşturuyor.