İSMAİL BEZİRCİ
Yüzyılın Kehaneti, gazeteci-yazar Ferhat Ünlü'nün 6. romanı, 12. kitabı... Yazar, yarım asırlık hayatının arkeolojik kazısını yaptığı eseri için 'başyapıtım' diyor... 'Yarısı hayal, yarısı gerçek roman'ın doğum yeri Adana'nın Hürriyet Mahallesi... Yazar güçlü betimlemelerle mahalleyi okurun hafızasına çocukluk aşklarının peşinde sokak sokak işliyor...
YAZARIN 'KADIN İNSANLARI'
8 yaşında babasının çay ocağında 'hayatla tanışan' yazar, kırmızı çaycı önlüğünde biriken anılarını sancılı bir doğumla romanın satırlarına işliyor; aynı zamanda 'çocuk Ferhat'ın aşkta emekleme dönemlerini okuruyla paylaşıyor. Gençliğinde Ferhat Dağı'nda aşkını aramayı sürdüren yazarın, hayatında yer bulmuş 'kadın insanların' öyküleri Yüzyılın Kehaneti'nin ana omurgasını oluşturuyor... Yazarın hayatında 'Giz'le başlayan sırlar romanda sır olmaktan çıkıyor.
KANLI DOĞUM FOTOĞRAFI
Felsefe, edebiyat, matematik ve müzik etrafında kurgulanan bir hayatta acılar, sevinçler hangi olgunlukta, nasıl yaşanır? Yazar öğretici bir havaya kapılmadan bize bunu gösteriyor. 2010'da kardeşi Atilla'yı trafik kazasında kaybeden Ferhat Ünlü, insanın doğum ile ölüm karşısındaki halinin fotoğrafını 'kan'la çekiyor. 5 yaşında iken kardeşinin doğumuna, 35 yaşında ölümüne şahit olan yazar, bu iki anı öyle ustalıkla işliyor ki; aynı sevinci, aynı acıyı iliklerinize kadar hissediyorsunuz...
İNSAN HİÇ 30'UNDA ÖLÜR MÜ?
Ferhat'ın 30 yaşında aramızdan ayrılan kardeşi ile sürdürdüğü diyaloglar, ölüm ve yaşam üzerine uzun uzun düşünmemizi sağlarken Atilla'nın muzip ifadesi gözümüzün önünden bir an olsun gitmiyor... İnsan hiç 30 yaşında ölür mü?... Belki başka bir doğuma yer açmak için ölmesi gerekir... Atilla'nın ölümü aslında Ferhat'ın romanın doğumu gibi... Sayfalar içinde kayboldukça bu hisse kapılıyorsunuz... "Bir insan öleceğini hisseder mi? Ya da ne kadar zaman önce hisseder?" Yazar bize Atilla özelinde ölümü öncesinden hissettiğimizi gösterirken uzun bir tefekkürün kapısını da aralıyor.
YÜZYILIN KEHANETİ AYILMAK İÇİN OKUNMALI!
Sadece Atilla ile değil, felsefe ve edebiyatın büyükleri ile bol bol sohbet edilen romanda 'gerçeğe' ulaşmanın gayretini görüyoruz. Satırlarında 7 yıl önce aramızdan ayrılmış babasını özlemle anan yazar, 80 yıllık ömründe evlat kaybıyla birlikte çok sayıda acı yaşamış nur yüzlü annesinin zamanı seccade üzerinde durdurduğu anlara tanıklık etmemizi de sağlıyor. Özetle sayılar, tarihler, kehanetler ve renkler üzerinden süren serüveninde yazar, aslında ayılmamızı sağlıyor... Ayılmanın 'Adanacası' romanda...Notlar:
Ferhat Ünlü, son romanında 'güneyin güneyi'nde yolsulluğa doğan bir çocuğun başarmak için verdiği mücadelenin her anını akıcı bir üslupla anlatıyor.
Ferhat Ünlü'nün çaycılıkla başlayan; inşaat işçiliği, gazetecilik ve televizyonculukla süren ekmek mücadelesi gerçek hayatında olduğu gibi romanında da 'aşkla' yoğruluyor.
Yazarın, hayatında vazgeçilmezi olan kum saati romanda da önemli imgelerden biri.
30 yıllık arkadaşım olan Ünlü'nün önceki eserlerinde o dönem etkilendiği yazarların esintisini fazlaca görürdüm... Son romanı, ilk kitaplarının antrenman olduğunu düşündürdü. Usta eline sağlık...