Hadis literatüründe iki yeni eser…

Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'in ardından okuma listelerinin en başında Siyer-i Nebi yani Hz. Peygamberin (sav) hayatı ve hadis kaynakları gelir. Güçlü bir literatürün var olduğu bu alanda güncel iki çalışmadan söz etmek istedik size. Diyanet Vakfı Yayınları'ndan çıkan Bir Hadis Bir Kudüs ve Hikmetin 40 Kapısı kadın ilahiyatçılar tarafından kaleme alınmış iki yeni eser.

AKSAM.COM.TR

Gülcan Tezcan

Ramazan ayı Kur'an-ı Kerim'in indirildiği zaman dilimi olması itibariyle Kur'an ayı olarak da kabul edilir. Orucun verdiği sükûnet ve zihin açıklığı başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere inanç ve ibadet bahsinde zihnimizi doyuracağımız, ruhumuzu, gönlümüzü zenginleştireceğimiz okumalara da imkân tanır. Biz de Ramazan ayı boyunca yayınlayacağımız küçük bir seçki ile bu okumalara katkıda bulunmak istedik. Öyleyse güncel iki hadis çalışması ile başlayalım...

BİR HADİS BİR KUDÜS

Peygamber Efendimiz (sav) in hadisleri Müslümanların en sağlam rehberlerinin başında geliyor. Dün, bugün olduğu gibi yarın da dünyayı, hayatı, İslam'ı ve hakikati anlama konusunda mihenk taşımız. Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Huriye Martı da Hz.Peygamber'in hadislerini Kudüs ve Gazze üzerinden bir okumaya tabi tutuyor.

Her hadisten Kudüs'e, Gazze'ye yol buluyor, sözü hep o mübarek beldeye ve bugün yaşananlara getiriyor. Otuz beş hadis-i şerife bir de bu gözle bakın diyor Prof. Martı, bir de Kudüs merceğinden okuyun merhamet Peygamberinin ikazlarını...

Mescid-i Aksa'nın kandilleri...

İlk hadis Hz. Peygamber'in Müslümanlara Mescid-i Aksa ile ilgili doğrudan sorumluluk yüklediği o çok meşhur ve mübarek sözleri.

Prof. Huriye Martı, kandiller başlıklı bölümde şöyle yazıyor o hadisle ilgili:

"Adı bereketli, içi dışı bereketli, yanı yöresi bereketliydi Mescid-i Aksâ'nın. Orada ibadet ayrı bir güzeldi. Bir rivayete göre, "Gidin ve orada namaz kılın." diye tavsiyede bulunan Hz. Peygamber (s.a.s.) o sırada Beytü'l-Makdis'in savaş altında olduğunu bildiğinden şöyle eklemişti: "Şayet gidemez ve orada namaz kılamazsanız, kandillerini aydınlatmak için yağ gönderin." (Ebû Dâvûd, Salât, 14)

Mescid-i Aksâ, mübarek miraç yolculuğunda Peygamberimize durak olmuş, onu yalnız bırakmamıştı. Peygamberimiz de onu yalnız bırakmayın diyordu âdeta. Gidin, namaz kılın,

şenlendirin, değerlendirin diyordu.

Peki ya gidemiyorsak? Yollar kesilmiş, imkânlar tükenmişse?

Yüreğimiz de yolumuz da Kudüs'e yönelmişken önümüze zalim setler çekilmişse?

İşte o zaman, hiç olmazsa kandillerinde yakılacak yağ gönderin, diyordu Resûlullah Efendimiz. Aydınlığına, aydınlık yarınlarına hizmet etmemizi istiyordu.

Bugün, tıpkı o gün gibi Beytü'l-Makdis kafeste. Özgürlüğünü bekleyen Gazze şehadet nöbetinde.

Bize düşen, maddi yardımda bulunmaya dair her türlü güvenilir imkânı değerlendirmek! Ekmek olmak, su olmak, aş olmak, ilaç olmak.

Bize düşen manevi yardımlarımızı esirgememek! Dua olmak, umut olmak, sevda olmak.

Kandilleri sönmesin diye uğraşmak ve kardeşlerimiz karanlığa gömülmesin diye kandil olmak..."

Bir Hadis Bir Kudüs

Prof. Huriye Martı

Diyanet Vakfı Yayınları

HİKMETİN 40 KAPISI

Hz. Peygamber (sav) yaşantısı ve sözleriyle müminlere İslam'ın nasıl yaşanacağını, inancımızın nasıl hayatın her zerresine nüfuz eden bir yaşam pratiği olması gerektiğini örneklendirdi. Hadis ilmi bu büyük referans kaynağını asırlar boyunca ciltler dolusu eserle kayıt altına aldı. Ancak bazı İslam âlimleri itikad, âhiret, fıkıh, ahlâk ve nefis terbiyesi, zikir ve dua, Kur'an sûreleri ve ibadetlerin fazileti gibi konularda daha hızlıca ulaşabilmeyi kolaylaştırmak için seçilmiş hadisleri bir araya getirerek kırk hadis adıyla bir edebi türü ortaya çıkardı.

Kalemler O'nu en güzel şekilde yazdı

Kırk hadis geleneği bugün de güncel örneklerle devam ettiriliyor. Diyanet Vakfı Yayınları'ndan çıkan Hikmetin 40 Kapısı, Dr. Elif Erdem, Dr. Hale Şahin ve Dr. Rukiye Aydoğdu Demir'in ortak bir çalışması. Kitabın önsözünde "Hayata sevginin, şefkatin, merhametin, iyiliğin, insanlığın nasıl katılacağını; adaletle merhametin, tevazuyla asaletin, doğrulukla istikametin aynı bedende çelişmeden kendisine nasıl yer bulabileceğini bize O öğretti. Bütün bunları ve daha nice güzellikleri O'nun mübarek ağzından dinlemek, O'nun ashabının nasibiydi. Sonrasında izinin tozuna ulaşabilmek için nice insanlar hayatlarını O'nun yoluna vakfetti. Gecelerini, gündüzlerini, gözlerinin nurunu, ömür sermayelerini aşkla O'nun yolunda tüketti. Alimler, durmak bilmeden kıtaları aşıp onun bir sözünün izini sürdü. Ciltler dolusu telif ve tasnif ortaya kondu. Kalemler en güzel şekilde O'nu yazdı, kelamlar hep O'nu anlattı." denilerek bu geleneğin asırlardan bugüne nasıl aktarıldığına dikkat çekiliyor.

Seçilen hadislerin açtığı tefekkür kapısından giren yazarlar, bugünün okuruna yaklaşan güncel bir dille değerlendirmelerde bulunuyor, hadis-i şeriflerin işaret ettiği hakikatlerin altını çiziyor.

Hikmetin 40 Kapısı

Dr. Elif Erdem

Dr. Hale Şahin

Dr. Rukiye Aydoğdu Demir

Diyanet Vakfı Yayınları