Edebiyat eleştirmeni Umberto Eco: Neden yazarız?

Can Yayınları, dünya edebiyatının önemli kalemlerinden biri olan Umberto Eco’nun edebiyat dünyasını incelediği ''Edebiyata Dair'' eserini kitapseverlerin beğenisine sundu.

TM Dijital Haber Merkezi

İtalyan edebiyatının önemli kalemlerinden olan Umberto Eco, aynı zamanda bir düşünür ve gazetecidir. 1932 yılında Milan yakınlarında doğan Eco, 1950’lerde İtalyan Radyo-Televizyonu RAI’nin kültür programlarını yönetmiştir. 1959-1975 yıllarında ise Bompiani Yayınevi’nin edebiyat dışı yayınlarını çıkarmıştır.

Entelektüel dille kaleme aldığı ve Avrupa’nın Orta Çağ dönemini anlatan polisiye romanı “Gülün Adı” ile dünya edebiyatında önemli bir yer kazandı. Edebiyat dünyasında deneme ve roman türünde eserler bırakan Eco’nun en öne çıkan eserleri arasında “Baudolino”, “Önceki Günün Adası”, “Ortaçağı Düşlemek”, “Budalalıktan Deliliğe” ve “Edebiyata Dair” yer alır.

“YAZILAR, YORUM ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTURUR”

“Edebiyata Dair” eseri, Umberto Eco’nun edebiyat ve yazar dünyası hakkında 1980’den 2000 yılına kadar yazdığı eleştirel yazılarından oluşur. Eco, kitabında “Neden yazarız? Yazmak nasıl bir eylemdir? Bilgisayar kullanımı yazarlığı nasıl etkiledi? Metinler kendi aralarında nasıl konuşur? Roman yazımında önemli olan şey denir?” sorularına yanıt veriyor.

Ona göre yazınsal nesneler aslında yarı yarıya maddi olmayan metinlerdir, çünkü genelde kağıtlardan oluşan araçlar gerçeklik kazanırlar.

“Yazınsal eserlerin okunması, bizi yorum özgürlüğünde saygı ve sadakat egzersizine mecbur kılar. Bugünlere özgü, tehlikeli bir sapkın eleştirel tutuma göre okuduğunuz bir yazınsal eserle, en denetlenemez itkilerimizin bize fısıldadığı ne kadar şey varsa, canınız ne isterse yapabilirsiniz. Bu doğru değil.”

“YAZINSAL METİNLER HAYATIN ÇİFT ANLAMLILIĞINI HATIRLATIR”

“Yazınsal eserler bizi yorum özgürlüğüne davet eder, çünkü bize pek çok okuma düzleminde bir söylem önerir, bize dilin pek çok okuma düzleminden bir söylem önerir ve bizi hem dilin hem de hayatın çift anlamlılığıyla karşı karşıya getirirler. Ama bu oyunda yol alabilmek için her nesil yazınsal eserleri farklı biçimde okuduğundan başka yerlerde metin niyeti diye adlandırdığım şeye derin bir saygıyla hareket etmek niyetindedir.”

Eco’ya göre yazınsal metinler bize sadece artık asla şüphe duyamayacağımız bir şeyi açıkça söylemekle kalmazlar, dünyadan farklı olarak bize mutlak bir otoriteyle bu metinlerde önemli sayılanı ve özgür yorumlar için ipucu olarak alamayacaklarımızı gösterirler.

“KİMSE GİZLİ REÇETEME BAŞVURMAYA CESARET EDEMEDİ”

Kitabın son bölümünde ise kendi dünyasını ve eserlerini nasıl kaleme aldığını anlatır. Eco, roman yazarken bilgisayar kullanmanın etkisini şöyle anlatır:

“Hiç kimse gizli reçeteme başvurmaya cesaret edemedi. Ama birileri şöyle dedi: ‘Romanın doğrudan bilgisayara yazıldığı hissediliyor, sadece mezarlıktaki trompet sahnesi bir istisna: çok dokunaklı, çeşitli defalarca dolma kalemle yazılmış olmalı.’ Bunu söylemekten utanıyorum ama o roman çeşitli kaleme alınma aşamaları geçirdi, bu aşamalarda tükenmezkalem, kurşunkalem, hepsi devreye girdi… ‘Gülün Adı’ son versiyonlarında daktilo işiydi… Bilgisayar kullanarak ‘Sarkaç’, ‘Önceki Günün Adası’, ‘Baudolino’ yazıldı, her şey değişiyor…”