Doç. Dr. Gökçen Çatlı'dan yeni eser ''Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I”

Akademi dünyasında önemli çalışmalara imza atan Doç. Dr. Gökçen Çatlı, Türk kültürüne mercek tuttuğu “Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I” eserini kitapseverlerle buluşturdu. Peki, kitabın yazım sürecinde hangi başlıklar yer aldı? Türk kültürü kitapta nasıl ele alındı? Cevabı haberimizde…

Ezgi Aşık

"Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I" eserinin kapsamlı bir çalışma olduğunu dile getiren Antropolog ve Sosyolog Doç. Dr. Gökçen Çatlı, "Bu alışmamız uzun bir çalışmanın ürünü olarak Eylül 2021 tarihinde okurlarla buluştu. Neden bu çalışma diyecek olursanız aslında 'bize dair' bir yansımayı çalışmak istediğimizi düşünüyorum. Küreselleşen ve git gide daha da küreselleşecek olan dünyada, bize dair bir hatırlatma gayemin olduğunu söyleyebilirim." İfadelerini kullandı.

Gelecek projeleri hakkında da konuşan Doç. Dr. Gökçen Çatlı, "Siyasi-anı olarak bir kitap çalışmam var. Ata kültürüme ait bir çalışma bu. Tarihi bir çalışma ama aynı zamanda yakın döneme de yansımalar yapıyor. Kitap diyor ki "atalar kültü her andadır, ansızdır." Yani bizler, bugüne ait bireyler olduğumuz kadar, kadim atalarımızın da mirasçılarıyız. Kitapta yaşanmış gerçek bir hayat öyküsü üzerinden tarihe yolculuk yapılıyor. Büyük dedem Kılıç Mehmet, Kurtuluş Mücadelesi yılları Gazisidir. Babamın kendisinden çok etkilendiğini ele alıyorum." şeklinde konuştu.

Öncellikle, antropoloji ve Sosyolojiden biraz bahseder misiniz? Bu bilim dallarını sizden dinlemek isteriz...

Mensubu olduğum bilim dalları vesilesiyle, kadim kültürümüze ait yapıları konuşma fırsatının verilmesi, bu alanda ihtisas yapan ve yapmayı düşünen öğrencilerimizi de heyecanlandırmakta, sevindirmektedir. Antropologların ve Sosyologların gayesi "empati" kurarak "anlamak" ve "yorumlamak" olduğundan, bugün buna daha çok ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak değişen geleneksel yüz yüze iletişim alışkanlıklarımız, genel ağ yani internetin keşfi ardından yaygınlaşmasıyla değişime uğradı. Artık dijital çağ ile birlikte birçok ilişki, davranış ve düşünce unsurlarımızı buradan aktarmaktayız. Biz biliyoruz ki, gerçeklerden daha çok medyada yer alan haberler algıyı yönetmektedir. Ve küresel çok uluslu medya şirketleri tarafından yönetilen bu alana dair kültür bilimci olarak yoğunlaşmak elzemdir. Bu gaye ile yerli medya şirketlerinin bizlere ses olması kuşkusuz çok önemlidir.

Antropoloji, daha çok küçük gruplara; sosyoloji daha çok büyük gruba odaklanan bir geleneğe sahiptir. Bütüncül açıdan topluluğu çalışır, gözlemler, yorumlarız. Çalışmalarımızın sahaya dayalı oluşu, gerçeği görmemize bir gerekçe oluşturduğundan, iyi yönetilen bir alan araştırmasının yanılma olasılığı çok düşüktür. Biz sadece ana odaklanmayız. Kültürün bir bütün olduğunu bilir ve topluluğa dün-bugün-yarın üzerinden yaklaşım gösteririz.

940 SAYFADAN OLUŞAN KAPSAMLI ÇALIŞMA

Akademi dünyasında önemli bir isimsiniz. Hem sosyolog hem de antropoloji alanında önemli araştırmalara imza atıyorsunuz. "Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I" kitabı da okurlarla buluştu. Öncelikle bu çalışmada hangi konular yer alıyor, hangi başlıklara yer açtınız?

Teşekkür ederim, dilerim katkı sağlıyorumdur. Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I adlı çalışmamız uzun bir çalışmanın ürünü olarak Eylül 2021 tarihinde okurlarla buluştu. Neden bu çalışma diyecek olursanız aslında "bize dair" bir yansımayı çalışmak istediğimizi düşünüyorum. Küreselleşen ve git gide daha da küreselleşecek olan dünyada, bize dair bir hatırlatma gayemin olduğunu söyleyebilirim.

Kitabımız 940 sayfadan oluşmakta olup, Berikan Yayınevinin titiz uğraşlarıyla tamamlanmıştır. Değerli çalışmada hem bölüm yazarı hem de editör olarak görev aldım. Bir diğer bölüm yazarımız ve editörümüz değerli meslektaşım Doç. Dr. Alev Duran olmuştur. Birlikte koordine ettiğimiz çalışmada, Türk Dünyasına dair 48 makale, 45 değerli bilim insanı yazar tarafından oluşturulmuştur. Çalışmaya bütüncül bakmak istedik. O sebeple çalışmayı dört ana bölüme ayırdık: Türk Kültüründe Dil ve Edebiyat; Türk Kültüründe Eğitim; Türk Kültüründe Antropoloji ve Sosyoloji; Türk Kültüründe Tarih. Bu dört alanda uzmanlaşmış olan değerli bilim insanlarımızın makalelerinin, bundan sonraki çalışmalara da ilham vermesini amaçladık.

38 farklı üniversitede görev yapan değerli hocalarımızı, bir çatıda buluşturmak hem biraz zorlayıcı ama heyecan vericiydi. Buradan bir kez daha kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Önsözümüzü değerli Doç. Dr. Tenzile Rüstemhanlı Hanımefendi kaleme aldı. Kendisini, Azerbaycan'da bulunan Khazar Üniversitesi'ni Temmuz 2021 yılında akademik iş birliği için Doç. Dr. Alev Turan ile birlikte ziyarete gittiğimizde tanıma fırsatı bulduk. Kendileri, akademi dışında Azerbaycan Cumhuriyeti Maliye Bakan Yardımcılığı ve ATAV Başkanı olarak görev yapmaktadır. Kadim Türk kültüründe kadına verilen söz ve öneme istinaden, kendilerinin önsözü kaleme alması önemliydi.

Kuşkusuz kitaptaki 48 çalışma birbirinden değerledir ama bir fikir vermesi açısından... Mesela Tokat Dokuztaşlar Mezarlığındaki dönem mezar taşları; Millet Mekteplerinin Türk eğitim hayatındaki önemi; Ziya Gökalp'in Türk eğitim sosyolojisi açısından önemi; Atatürk dönemi eğitim politikaları; Türklerde ordu-millet geleneği; Tehcir ve Ermeni meselesi; Köy Enstitüleri... Elbette tüm bu çalışmaların gayesi, bütünü temsil eden unsurlara ışık tutmaktır. Dilerim muvaffak olunur.

İKİNCİ SERİ İÇİN EN ERKEN TARİH DÖRT YIL

"Türk Kültürü Araştırmaları Serisi I" kitabının yazım süreci nasıldı? Bu eserin devamı gelecek mi?

Bilimsel bir disiplinle hareket edildi. En önemlisi de yapılan işi severek, hatta çok severek. Eski bir yazıt der ki "Hayatta sevebileceğin bir iş yaparsan, bir an bile yorulmuş ve yıpranmış olmazsın." Biz de değerli Doç. Dr. Alev Duran ile bu prensiple hareket ettik. Ne var ki yazım süreci kolay olmamakla birlikte, 45 farklı bilim insanını koordine etmek de titizlik gerektirmekteydi. Hocalarımızın yüksek anlayışı ile bu zorlu ama bir o kadar da keyifli süreci tamamladık.

Bu eserin devamı gelecek. Editörler olarak aldığımız karar doğrultusunda yine aynı bilim insanları ile aynı yayınevinden "Türk Kültürü Araştırmaları Serisi II" kitabımızı çıkartmak niyetindeyiz. Bunun için belirlediğimiz en erken tarih dört yıldır.

"YAŞARKEN GERÇEKTEN YAŞAMAK..."

Akademisyenliğinizi ayrı tutarak yazar yönünüzle ilgili bir soru sormak isterim. Yazar yönünüzü neyle besliyorsunuz? Yazar Gökçen Çatlı'nın çıkış noktası ne?

Yaşanmışlık... Yaşarken gerçekten yaşamak. Acısıyla tatlısıyla yaşama inadı, deneyim ettiklerimi paylaşmam gerektiğine yöneltti sanırım. Dünya ideal bir yer değil. İnsanlar da hep çok erdemli değiller. Suç, adaletten daha hızlı ilerliyor. Ve kötülük, iyiliğe karşı galip mi geliyor endişesi, duygularımı sesli söylemenin bu çok sesli dünyada bir fayda getirmeyeceğini düşündüğümden yazı ile ifade etmemin daha kalıcı olduğuna inandırdı. Söz uçar yazı kalır diye düşünürüm. Sözlü söz ile yazılı sözün entelektüel değeri daha farklı.

Benim çıkış noktam, yurtdışındaki öğrencilik yıllarıma dayanır. Fransa Paris'te bulunan Jean Macé Ortaokulunda ikinci sınıf öğrencisiydim. Sene 1990 olsa gerek. Edebiyat yarışması düzenleniyordu ve ben de bir yazıyla katıldım. Yazım "İstanbul'da 2050 yılında" başlığını taşıyordu. Fütüristik bir anlayışla, gelecekte teknolojik ve kültürel alışkanlıkları ele almıştım. Her şey değişiyordu ama sevgi dili aynı kalıyordu kısa öykümde.

Ölümlü insan bedenine karşın, ölümsüz ruhlar bankasından bahsetmiştim. Ruhlar bankası, her insana bir hak veriyordu: Vefat akabinde en sevdiğin kişiye iletilmek ve yaşanmak üzere bir an hediyesiydi bu. Sanki gerçekmişçesine, iki çok seven kişi gönüllerince bir an yaşıyorlardı. Elbette buradaki an sembolikti. Kimine göre saniye, kimine göre uzun saatler. Ben de bir türlü bu alemde gönüllerince kavuşamayan bir kız ile babasını kavuşturmuştum ruhlar bankası sayesinde. Zaman değişir, insanların bedeni ölür ama sevgi ebedidir ve o gerçek ise değişmez diye bitirdiğimi anımsıyorum. İşte bu çocuk çalışmam birincilik alınca, yazı kabiliyetimi fark ettim sanırım. Böyle başladı...

"SAHA ÇALIŞMALARIMA DEVAM EDİYORUM"

Yeni kitaplarınızı heyecanla bekliyoruz. Masanızda okurlarla buluşmayı bekleyen yeni kitaplarınız var mı?

Siyasi-anı olarak bir kitap çalışmam var. Ata kültürüme ait bir çalışma bu. Tarihi bir çalışma ama aynı zamanda yakın döneme de yansımalar yapıyor. Kitap diyor ki "atalar kültü her andadır, ansızdır." Yani bizler, bugüne ait bireyler olduğumuz kadar, kadim atalarımızın da mirasçılarıyız. Kitapta yaşanmış gerçek bir hayat öyküsü üzerinden tarihe yolculuk yapılıyor. Büyük dedem Kılıç Mehmet, Kurtuluş Mücadelesi yılları Gazisidir.

Babamın kendisinden çok etkilendiğini ele alıyorum. Kılıç Mehmet dedemizin ise... Bunu kitapta yazıyorum. Şimdilik bu kadar desem... Çıkış tarihini inanın ben de kestiremiyorum. Ama illa çıkacak. Bunun dışında özlü sözler derlemesi yapmaktayım. Kısa ve öz bir çalışma bu. İlk çıkacak çalışmam bu olacak.

Bunun dışında saha çalışması yürütmekteyim. Günümüz iletişim kültürü üzerine yoğunlaştım. Bu çalışmayı uzun süredir sürdürmekteyim ve sanırım 2022 yılında bitmiş olacak.

Son soru olarak şunu da eklemek istiyorum. Gökçen Çatlı'nın bir başucu kitabı var mı? Ve mutlaka okunması gereken kitaplar diyebileceğiniz eserler var mı?

Şu sıralar 1910-1920 yılları arasını okumaktayım. Yıllar önce okuduğum ve yeniden okuma gereği duyduğum Halide Edip-Adıvar Hanımefendinin Kurtuluş Savaşı anılarını kaleme aldığı "Türk'ün Ateşle İmtihanı" ve "Ateşten Gömlek" okumaktayım. Buna ilaveten çok tezat bir dönemle 1970'lere damgasını vuran Marshall McLuhan'dan "Gutenberg Galaksi."