AKŞAM GAZETESİ
Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, Dede Korkut ağır basar" demiştir Muharrem Ergin. İşte Türk edebiyatı ve kültürü için böyle paha biçilmez bir miras olan Dede Korkut Hikayeleri, bu kez bilim dünyasında nadir rastlanan akademik bir vefa örneğiyle gündeme geliyor. 'Dede Korkut'a Yeni Yaklaşımlar' isimli armağan ve vefa kitabı; Dede Korkut üzerine yaptığı akademik çalışmalarla, programlarla alana yön veren ve yıllar boyunca bulunduğu kürsüde bu destansı mirası gelecek nesillere aktaran, Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aynur Koçak için hazırlandı ve Kömen Yayınları etiketiyle okura sunuldu. Kitabın takdim yazılarını Aynur Koçak'ın hocası Prof. Dr. Abdurrahman Güzel ve Koçak'ın öğrencisi Prof. Dr. Meriç Harmancı'nın hazırladığı bu vefa kitabında, 5 kuşak talebe-hoca bağlantısının yansıması görülüyor.
KİMLİĞE KARŞI ROL KARMAŞASI
Her yazar Dede Korkut anlatılarına kendi disiplini penceresinden, kazanmış olduğu yeni bakış açısıyla yaklaşıyor. Bu çoklu bakış açısının öğrencilerde oluşmasında, düşünsel derinliği öne koyan Prof. Dr. Aynur Koçak'ın akademik rehberliği önemli rol tutuyor. Kitapta yer alan çalışmalar, Dede Korkut anlatılarının yalnızca geçmişe ait metinler olmadığını, çağdaş kuram ve güncel meselelerle yeniden okunabildiğini gösteriyor. Armağan Özkoca, Erikson'un psikososyal gelişim kuramı üzerinden Deli Dumrul anlatısını ele alarak, "delilik" olarak görülen davranışların aslında bireysel ve toplumsal bir dönüşüm sürecine işaret edip etmediğini sorguluyor. Dumrul'un toplum tarafından "deli" olarak etiketlenmesinin; onun bireysel güç arayışı, normlara başkaldırı ve otoriteyle çatışmasından kaynaklandığı vurgulanıyor. Ancak bu "delilik" hali, bir ruhsal bozukluktan ziyade, bireysel dönüşüm sürecinin bir yansıması olarak ele alınıyor. Erikson'un; kimliğe karşı rol karmaşası", "yakınlığa karşı yalıtılmışlık" ve "benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk" evreleri üzerinden Deli Dumrul'un kişilik değişimi analiz ediliyor. Diğer dikkat çeken bir çalışma; Salur Kazan'ın Evinin Yağmalandığı Destan'da Uruz'un Ağaç Sembolizmi Bağlamında Söyleşisi.
AĞAÇ, SOYUN SEMBOLÜ
Bu yazıda Ceyda Akyüz; Dede Korkut anlatısında ağaç sembolü üzerinden Uruz'un kimlik ve söylem dünyasını inceliyor. Buna göre, Salur Kazan'ın oğlu Uruz'un ağaca yönelik söylemlerinde geçen ifadeler, ağacı yalnızca doğal bir varlık olmaktan çıkararak kutsal ve geçişsel bir figür haline getiriyor. Ağaç; ölümle yaşam arasında bir köprü, ilahi güçle bağlantı, koruyucu bir varlık ve soyun devamının sembolü olarak anlam kazanıyor. Çalışmada ağaç imgesinin mitolojik, dini ve edebi bağlamda çok katmanlı bir anlam dünyası taşıdığı ortaya koyuluyor.
ÇOK KATMANLI BİR DÜNYA
Kitapta yer alan toplam 15 makale; psikoloji, sosyoloji, dijital kültür ve ekoloji gibi farklı disiplinler aracılığıyla Dede Korkut anlatılarını yeni okumalarla tartışmaya açıyor. Deli Dumrul, Bamsı Beyrek ve Selcen Hatun gibi karakterler; kimlik, iktidar, toplumsal cinsiyet ve dönüşüm eksenlerinde yeniden yorumlanıyor. Çalışma, "eski" ile "yeni" arasında bir köprü kurarak Dede Korkut mirasını genç kuşaklar için yeniden tartışmaya açıyor. Bu armağan kitabı, Dede Korkut'un çok katmanlı dünyasını güncel kuramlar ve disiplinler arası yaklaşımlarla yeniden düşünmeye açarken, aynı zamanda güçlü bir akademik hafızayı görünür kılıyor. Lisansüstü öğrencilerin kaleminden çıkan bu çalışmalar, Prof. Dr. Aynur Koçak'ın yıllar içinde oluşturduğu düşünsel iklimin, eleştirel cesaretin ve çoğul bakışın somut bir ürünü olarak da öne çıkmakla birlikte gelecek nesillere de örnek teşkil ediyor.