Haber Merkezi
Aşı karşıtlarının farklı gerekçelerle karşı çıktığı topuk kanı uygulaması; kan grubunun belirlenmesinin yanı sıra, aralarında SMA'nın da bulunduğu çok sayıda hastalığın teşhisinde önemli rol oynuyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, doğan her bebeğin Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Kistik Fibrozis, Biyotinidaz Eksikliği, Konjenital Adrenal Hiperplazisi yönünden taranması, topuk kanıyla yapılıyor. Aynı kanla, 9 Mayıs 2022'den bu yana SMA taraması da gerçekleştiriliyor. Bu taramalarla geri dönüşü olmayan hasarlar engellenebiliyor veya etkileri azaltılabiliyor.
Ulusal Yenidoğan Tarama Programı çerçevesinde 1986'da pilot olarak uygulanmaya başlanılan ve 1993'ten itibaren tüm Türkiye'de yeni doğan her bebekten topuk kanı alınıyor. Testlerde sorunla karşılaşılması halinde aileye bilgi veriliyor. Topuk kanıyla tespit edilen hastalıklar ise şöyle sıralanıyor:
KHT: Tiroit hormonunun eksikliğiyle ortaya çıkan doğumsal bir hastalık. Özellikle akraba evlilikleri bu hastalığın görülme sıklığını artırıyor. Tedavi edilmeyen vakalarda kalıcı zeka geriliği ve asimetrik cücelik ortaya çıkar.
FKU: Protein yapıtaşı olan fenilalanin vücutta kullanılamaz, kanda birikir ve geri dönüşümsüz beyin hasarı yaratır. Akraba evlilikleri, bu hastalığın görülme sıklığını artırır.
Biyotinidaz eksikliği: Biyotin isimli vitaminin vücut tarafından işlenmesinde ve kullanılmasında bozuklukların ortaya çıkmasıdır. Tedavi edilmemesi halinde saç dökülmesi, işitme ve görme kaybı, havale ve nörolojik belirtiler görülür.
Kistik Fibrozis: Hastalık genler aracılığı ile anne ve babadan bebeğe aktarılır. En sık akciğerler ve sindirim sistemi etkilenir. Kötüleşen akciğer enfeksiyonlarına ve ilerleyici akciğer hasarına neden olur.
KAH: Böbrek üstü bezlerinin yaşam için gerekli olan hormonların üretilememesidir. Vücudun strese karşı savaşmasında, tuz dengesinin sağlanmasında elzemdir.
SMA: Kalıtsal, ilerleyici bir alt motor nöron hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kuvvetsizlik, beslenme ve solunum problemleri görülür. İlerleyen dönemlerde eklem hareketlerinde kısıtlılık, omurgada şekil bozuklukları oluşur. Toplumda ortalama her 50 bireyden biri SMA taşıyıcısıdır.
Ankara'da beyin kanaması nedeniyle entübe edilen 2 aylık bir bebeğin ailesinin K vitamini ile aşıları reddettiği ve topuk kanı aldırmadığı ortaya çıktı. K vitamini, pıhtı oluşturması ve kanamayı durdurması için vücudun ihtiyaç duyduğu bir madde. Bebekler, vücutlarında depolanan çok az miktarda K vitamini ile doğduklarından, takviye edilmediği takdirde ciddi kanama sorunlarına yol açabiliyor. Doğumdan sonraki 6 saat içinde uygulanan aşının yapılması zorunlu değil, ancak yeni doğanlarda oluşabilecek bir iç kanamanın tespit edilmesi güç olduğundan, uzmanlar aşının kesinlikle yaptırılması gerektiğini belirtiyor. Yeni doğanlarda K vitamini eksikliğine bağlı kanamalar, genellikle bağırsak veya beyne doğru gelişiyor. Bu da beyin hasarına ve hatta ölüme neden olabiliyor. Ölümcül veya kalıcı hasar bırakan beyin kanamalarının genellikle 0-1 yaş aralığında meydana geldiğine dikkat çekiliyor.
Bebeğin başı ve yüzü çevresinde morluklar, burundan veya göbek kordonundan kanama, eskisinden daha soluk olan ten rengi, diş etlerininrenginin soluklaşması, ilk 3 haftadan sonra bebeğin gözlerinin beyaz kısımlarının sararması, içinde kan olan ve yapışkan kan kusma, nöbetler, aşırı uyku hali veya çok fazla kusma, K vitaminine bağlı beyin kanaması belirtileri olarak sıralanıyor.
1995-2013 arasında K vitamini yaptırmayan 534 bebeğin yüzde 77'sinde beyin kanaması görüldü, bebeklerin 111'i ise hayatını kaybetti. Kayseri'de Erciyes Üniversitesi'nde de bebeklerde K vitamini eksikliğinin sonuçlarına dair çalışma yapıldı. 10 yılda 120 bebek kayıtlara geçti. Bebeklerin 37'si hayatını kaybetti. Yüzde 52'sinde kalıcı nörolojik rahatsızlık kaldı.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi güvence altına alınıyor. Bu amaçla taramayı reddeden veya taramadan sonra uygulanacak tedaviyi kabul etmeyen aileler hakkında yasa kapsamında sağlık tedbiri talep ediliyor. Karar, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen çocuk hâkimi tarafından alınıyor.