TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan süreç vurgusu... ''Tarihi bir eşiği geçmek üzereyiz''

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Terör örgütünün kendini feshetmesi ve silahlarını tamamıyla bırakmasıyla yeni bir döneme başlıyoruz. Tarihi bir eşiği geçmek üzereyiz.” dedi.

HABER MERKEZİ

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis Tören Salonu'nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin katılımıyla şehit aileleri ve gazilerle iftar programında bir araya geldi.

Kurtulmuş, programda yaptığı konuşmada, milli iradenin merkezi, demokrasinin kalbi olan TBMM'de şehit aileleri ve gazileri ağırlamaktan büyük bir onur duyduğunu belirtti.

Ramazan ayının herkesin bireysel olarak olgunlaşmasına vesile olan manevi iklim ayı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, ramazan ayının aynı zamanda dayanışmayı, paylaşmayı, yardımlaşmayı, yoksulun, zenginin aynı sofrada buluşmasını, toplumun farklı kesimlerinin aynı iftarda, aynı sahurda, aynı hislerle ellerini açıp dua etmelerini sağlayan toplumsal olgunlaşmanın aracı olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, "Cenab-ı Allah bu ülkeyi, bütün aziz milletimizi ve İslam dünyasını ramazandan en iyi şekilde istifade edenlerden olmayı nasip eylesin. Her sene ramazan ayı ayrı güzelliklerle geliyor, ayrı acıları da hatırlamamıza vesile oluyor. Her birinizin kendi kalbinizde evlatlarınızın, eşinizin, babanızın, kardeşinizin velhasıl en yakınınızın şehit hatıralarıyla ilgili hala ne kadar canlı acılar yaşadığınızı gözümle görür gibiyim. Sizin acılarınızı bizler de paylaşıyor, bizler de hissediyoruz." diye konuştu.

Tarih boyunca bu milletin, güçlü bir millet olarak ayakta durması ve bugüne kadar gelmesinin ardındaki en önemli hususiyetlerden birisinin; dayanışma ruhu ve "i'la-yi kelimetullah" diye özetlenen, Allah'ın sözünün en yüce olması için verilen mücadelenin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Nice zulümler gördük, nice işgaller ve baskılar gördük ama hiç boyun eğmedik. Çünkü bizim atalarımızın zihninde hep ulaşmayı hedefledikleri bir nokta, hep mutlaka aşmaları gerektiğini düşündükleri bir tümsek vardı. Bunların hepsini başarıyla aştık ve bundan sonra da Allah'ın izniyle başarıyla aşacağız. 'İ'la-yi kelimetullah' ruhunun arkasındaki en önemli nedenlerden birisi de Nizam-ı Alem idealidir. Yani bizim milletimiz sadece kendisinin geleceğiyle ilgili değil, yeryüzünün her yerindeki mağdurların, mazlumların, çile çekenlerin, eziyet görenlerin imdadına yetişmekle kendisini görevli kabul etmiştir."

Türk milletinin karşılaşacağı bütün zorlukların en üst noktasının şehadet mertebesi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, buna inanmış bir milletin karşısında duracak hiçbir ferdin, hiçbir ülkenin, hiçbir zümrenin bulunmadığını vurguladı.

Gaza meydanlarına "Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim" diyerek atılan bu milletin, "gazilik" ruhuyla bu toplumu diri bir şekilde ayakta tutmayı başardığını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bendeniz de Sakarya Meydan Muharebesi gazilerinden rahmetli dedem merhum Binbaşı Numan Kurtulmuş'un adını taşımayı hayatımın en büyük onuru olarak kabul ediyorum. Sakarya Meydan Muharebesi'nin olduğu alanda, o zaman kendisi yüzbaşı rütbesindeyken bir avuç askeriyle beraber düşmandan tepeyi almak için hamlesini yapmış, en önde kendisi olduğu için tüfek kurşunuyla vurularak yaralanmış, hatta öldü diye bırakmışlar, geriden gelen sıhhiyenin fark etmesiyle, Allah'ın takdiriyle hayatta kalmış. Ben kendisini görmedim, ayağı da ameliyat dolayısıyla 15 santim kısalmış, binbaşı rütbesiyle emekli olmuş. Gazilik ünvanını aranızda da taşıyanlar var, bu ünvanı şerefle taşımış bir milletiz. Dolayısıyla bu millet, en zor şartları aşmayı, en ağır bozgun ortamlarında karşımıza çıkan düşmanları bile alt üst etmeyi başardı, bundan sonra da Allah'ın izniyle başaracağız. Onun için şehitlerimizin her birisinin hatırası, sanmayın ki sizin ailenizin şahsi hikayesidir. Her bir şehidimizin, her bir gazimizin hatırası, bu aziz milletin hepsinin ortak birikimi, hepimizin ortak tarihi, hepimizin ortak hatırasıdır. Bu hatıralara sahip çıkmak milli vazifemizdir. Bu hatıraların her birisini kendi karakterimizin bir unsuru olarak kabul etmek milli vazifemizdir, insanlık sorumluluğumuzdur.

Bu sorumlulukla her zaman şehitlerimizi, gazilerimizi, bu ülkenin en hassas, en önemli birikimi olarak görüyor ve şehitlerimizin izinde yürümeyi kendimiz için vazife telakki ediyoruz."

"TARİHİ BİR EŞİĞİ GEÇMEK ÜZEREYİZ"

Türkiye'nin, terör ve şiddet sarmalını geride bırakacağını belirten Kurtulmuş, "Terör örgütünün kendini feshetmesi ve silahlarını tamamıyla bırakmasıyla yeni bir döneme başlıyoruz. Tarihi bir eşiği geçmek üzereyiz. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki çalışmalarımıza başladığımız ilk günden itibaren, bu süreçte herhangi bir adımımızda asla ve asla şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, gazilerimizin hatıralarına yanlışlık yapacak, onlara haksızlık yapacak hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır ve atılmasına müsaade edilmeyecektir." ifadesini kullandı.

Bir asır önce koskoca cihan devleti Osmanlı'yı paramparça eden emperyalist güçlerin bu coğrafyada onlarca ülkeyi çıkardıklarını, sadece Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı değil, aynı aşiretin mensuplarını bile farklı ülkelerin vatandaşı haline getirdiklerini ifade eden Kurtulmuş, Nusaybin ve Kamışlı, Akçakale ve Tel Abyad'da ile Suruç ve Ayn el Arap arasındaki sınıra dikkati çekti.

Kurtulmuş, "İnsanları sadece ırklarına göre değil, kurdukları suni sınırlarla aşiret ve aile olarak da böldüler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bir şey yapmaya güçleri yetmedi. Bu bölgenin halklarını birbirlerine düşman kılamadılar. Türk'ün Kürt'le, Kürt'ün Arap'la, Arap'ın bir başka birisiyle kavgası, savaşı olmadı. Çünkü yine bu bölgenin insanları biliyor ki, 'Müslümanlar, müminler ancak ve ancak kardeştirler. Kardeşlerin arasını bulun.' Kardeşler, aralarını kendileri buldular ve tarih boyunca yapılan bütün ayrılık senaryolarını bir kenara iterek bu bölgede yeniden birliği, beraberliği ve kardeşliği diriltmek için yeni bir safhaya geçtiler." şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'DE MİLLETİMİZİN TAMAMININ RAHATLIKLA BENİMSEYEBİLECEĞİ, BÜTÜN PARTİLERİN ONAYLADIĞI BİR UZLAŞMA METNİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI"

Bölgenin amiral gemisi ve yeni dünyanın yükselen yıldızı olan Türkiye'nin üzerine düşenin, öncelikle iç kaleyi tahkim etmek, ardından da bütün bölge halklarının kardeşliğini yeniden bir daha ayrılmamak üzere tesis etmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefinin, tam da bu idealin, bu anlayışın, bu tarihsel birikimin bir sonucu olduğunun altını çizdi.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu hakkında bilgi veren Kurtulmuş, komisyonda, şehit aileleri ve gaziler olduğu gibi toplumun farklı kesimlerinden de insanların bulunduğunu aktardı. Toplantılarda ifade edilen bazı hatıraları da dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bir toplantımızda, şehit anneleri ve barış anneleri aynı masanın birisi bir yarısında, birisi diğer yarısında oturdu. Her iki tarafın da söylediği söz şuydu. 'Biz evlatlarımızı toprağa verdik. Bundan sonra evlatlarımızı toprağa vermeyi değil, silahların toprağa gömülmesini istiyoruz.' Belki de bütün komisyon çalışmalarının mottosu olan cümlelerden birisi buydu. Yine bir başka oturumda bir gazi kardeşimiz, çok duygulu bir konuşma yaptı. Konuşmasının bir yerinde takma gözünü çıkardı, avucunun içine koydu ve dedi ki. 'Ben terörle mücadelede yaralandım, gözümü kaybettim. Kucağımda kardeşimi şehit verdim. Ama bütün bunlar geride kalacak, bir daha anneler ağlamayacaksa, bir daha bu memleketin toprağına bir tek şehit düşmeyecek, bir tek insan ölmeyecekse ben de barış istiyorum, ben de silahların susmasını istiyorum, bu ülkede bir daha terörün asla vücut bulmamasını istiyorum.' Fevkalade duygulu bir sahneydi.

Çok şükür çalışmalar olgun bir noktaya geldi, bir rapor ortaya konuldu. Bu rapor, siz şehit yakınlarımız ve gazilerimizin bütün hassasiyetlerini azami ölçüde değerlendiren ve bunlara dikkat eden, Türkiye'de milletimizin tamamının rahatlıkla benimseyebileceği, bütün partilerin onayladığı bir uzlaşma metni olarak ortaya çıktı. Şimdi bundan sonra beklentimiz, artık hiçbir şekilde bu topraklarda teröre, silaha, çatışmaya, şiddete müsaade edilmemesi, bunun zemininin ortada kalmaması ve insanların zihinlerinin de yüreklerinin de barış ortamını tamamıyla özümsediği bir Türkiye'yi inşa edebilmektir."

Sadece Türkiye'de değil, bu bölgedeki halkların arasında hiçbir zaman bir savaşın olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, "Bu kadar ağır, teröre bedel ödemiş bir ülke olmakla birlikte ülkenin herhangi bir ilçesinde bir Türk, Kürt'ün evini taşlamadı, bir Kürt, Türk'e karşı sert bir söz söylemedi. Mesele terör örgütlerinin silahlı kalkışmasıydı." diye konuştu.

Şimdi örgütün, "Silahlarımı bırakıyorum, bir daha silahla gidecek bir nokta olmadığını görüyorum, örgütün kuruluşunu sağlayan ideolojinin de artık kendisini devam ettirmesinin imkanı olmadığını görüyorum, ben de bu anlamda silahlarımı teslim ediyor, örgütsel faaliyetlerimi sonlandırıyorum." dediğini aktaran Kurtulmuş, güvenlik birimleri tarafından yapılacak tespit ve tescille birlikte gelecek dönemde gerekli yasal düzenlemelerin yapılabilmesi ve terörün bütünüyle tarihin tozlu raflarına kaldırılabilmesi için gayretle, samimiyetle çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu da burada söylemeyi bir vazife telakki ediyorum. Bendeniz de çok sayıda şehit cenazesine katılmış birisi olarak, niçin bu milletin büyük bir millet olduğunu her şehit cenazesinde bir kere daha gördüm. Evladını, eşini, kaybetmiş olmasına rağmen bir tek şehit cenazesinde bir isyan sözü duymadım, bir tek şehit yakınını, 'Nereden çıktı bu Allah'ım, niye beni gördün, niye bana böyle bir bela verdin, musibet verdin' diye kendisini Cenab-ı Allah'a isyankar bir vaziyette görmedim. Bütün şehit yakınları 'Vatan sağ olsun, evladımı kaybettim ama hepimizin başı sağ olsun' dedi. Böylesine büyük bir milletin ferdi olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz, iftihar ediyoruz. Allah sizlerden razı olsun. Sizlerin bu metanetiniz, bu sabrınız, i'la-yi kelimetullah ve Nizam-ı Alem davasının özet cümlesi olan 'Vatan sağ olsun' bilinciniz olmasaydı, bugün memleketimiz belki bu durumda olmazdı. Hepinizden ve sizin temsil ettiğiniz bütün şehit ailelerinden, gazilerinden Cenab-ı Allah razı olsun.

Bu millet, birlik beraberlik ruhunu, kardeşlik ruhunu, dayanışma ruhunu asla kaybetmeyecektir ve inşallah bu ülkede ortaya koyduğumuz bu dayanışma ve kardeşlik ruhu bütün çevre ülkelerimize, bütün İslam dünyasına ve hatta bütün insanlığa örnek olacaktır. Bu güzel örnekliğin de Türk milleti olarak yeniden tarih yazacağımız bir dönemin başlangıcında gerçekleştiriliyor olması ayrıca Allah'ın bir lütfudur.

İnşallah teröre ve şiddete harcanmış olan emek, kaybedilmiş olan canlar, kaybedilmiş olan zaman, bütün bunlar artık kalkınmaya, gelişmeye, atılıma, daha güçlü bir şekilde Türkiye'yi ileriye götürmeye harcanacak, el birliğiyle, omuz omuza, yan yana çok daha güçlü yarınlara inşallah gideceğiz."

Kurtulmuş, konuşmasında, Balıkesir'de 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan kalkış yapan F-16 uçağının kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'ı rahmetle andı.

"KKTC'Yİ TÜRKİYE'DEN AYRI DÜŞÜNENLER HÜSRAN İÇERİSİNDEDİR"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, iftar programına katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler'in şahsında Kıbrıs Türk halkına da selamlarını ileterek, şunları kaydetti:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye'nin ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, iki devletli çözümden başka bir çözümün olmadığının denenmiş olduğu bir süreci yaşıyor. Biz her zaman elimizdeki bütün imkanlarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin her hal ve şart altında yanında, arkasında olacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum. Kıbrıs'la Türkiye'yi birbirinden ayırt etmeye çalışan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni Türkiye Cumhuriyeti'mizden ayrı düşünenlerin de hüsran içerisinde olduklarını ifade etmek isterim.

Kuzey Kıbrıs ve Türkiye Cumhuriyeti hem millet olarak bir devamıdır hem de coğrafi olarak devamıdır ve Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanında durmaktan asla vazgeçmeyecektir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yok sayanların, şimdiye kadar 50 kere kurdukları hesaplara göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bir varlığın kalmaması gerekirdi. Ama hesapları tutmadı. Bu milletin hesabı tuttu. Bu milletin hesabı tutmaya devam edecek. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte kıyamete kadar ilelebet var olacak, payidar olacaktır."

Kurtulmuş, programın sonunda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, şehit aileleri ve gazilerle fotoğraf çektirdi.