HABER MERKEZİ
MSB'den yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alınmakta, olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılması için ilgili ülkeyle görüşülmektedir. Milli güvenliğimiz öncelenerek bölgedeki tüm gelişmeler dikkatle takip edilmekte ve değerlendirilmektedir."
NATO, İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesinin ardından, her yönden gelebilecek her türlü tehdide karşı hazır olduklarını bildirdi.
NATO'dan AA muhabirine yapılan yazılı açıklamada, "NATO, her yönden gelebilecek her türlü tehdide karşı savunmaya hazır olmaya devam ediyor." ifadesine yer verildi.
Operasyonel detayların paylaşılamayacağı belirtilen açıklamada, "Balistik füze savunma sistemimizi gelişen tehditlere uyarlamaya devam edeceğiz." bilgisi paylaşıldı.
HART: NATO TEYAKKUZDA KALMAYA DEVAM EDİYORNATO Sözcüsü Allison Hart da "Cuma sabahı NATO, Türkiye'ye doğru ilerleyen bir İran balistik füzesini bir kez daha başarıyla engelledi. NATO teyakkuzda kalmaya ve tüm müttefiklerini savunmada kararlı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı.
İran'dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat, 4 ve 9 Mart'ta da NATO'nun hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmişti.
GÜVENLİK KAYNAKLARI: TÜRKİYE SAVAŞIN TARAFI DEĞİLDİRGüvenlik kaynaklarından konuya ilişkin yapılan açıklamada, bölgede son günlerde yaşanan gelişmelerin, küresel ve bölgesel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas bir noktada bulunduğunu bir kez daha gösterdiği belirtildi.
"FÜZELER FARKLI BİR PATERNE SAHİP"
Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan'ın yoğun saldırılara uğrayarak çatışmanın birer cephesi haline geldiğinin altını çizen güvenlik kaynakları, Türkiye'ye İran'dan atılan füzelerin bu ülkelere yapılan saldırılardan farklı bir paterne sahip olduğunu belirtti.
Diğer ülkelerde olduğu gibi bir saldırı yoğunluğu olmadığını kaydeden kaynaklar, herhangi bir can ve mal kaybının olmadığını, üç füzenin de hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini söyledi.
"TÜRKİYE, ÇATIŞMANIN İÇİNE ÇEKİLMEMEK İÇİN İHTİYATLIDIR"
Buradan hareketle Türkiye'nin konu hakkındaki pozisyonuna dikkati çeken kaynaklar, "Türkiye savaşın tarafı değildir ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlıdır. Türkiye, bölgede yeni gerilim hatları oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket etmekte ve bütün taraflara bunu iletmektedir. İran tarafına söz konusu saldırıya ilişkin sorumluların derhâl tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması konusunda net mesaj iletilmiştir." dedi.
"TÜRKİYE MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN GEREKLİ CAYDIRICI GÜCE SAHİPTİR"
Türkiye'nin ihtiyatlı tavrının sınırsız tolerans anlamına gelmemesi gerektiğini vurgulayan kaynaklar, "Türkiye milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve yeri geldiğinde kendi belirlediği şekilde mukabele/yaptırım niteliğindeki tedbirleri almaktan çekinmeyecektir." ifadelerini kullandı
Kaynaklar, füzelerin NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmesinin, Türkiye'nin hava sahasının korunması ve müttefik koordinasyonunun etkinliği açısından kritik bir örnek teşkil ettiğini söyledi.
"TÜRKİYE BARIŞIN ANAHTARINI DİPLOMASİDE GÖRMEYE DEVAM EDECEK"
Türkiye'nin, bu süreçte güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde sürdürürken aynı zamanda gerilimin daha da tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif biçimde işletmeye devam ettiğini belirten kaynaklar, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü yoğun lider diplomasisi, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi açısından belirleyici bir rol oynamaktadır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın lider diplomasisinin, Türkiye'nin kriz anında yalnızca kendi güvenliğini değil, bölgesel istikrarı da gözeten sorumlu devlet refleksinin en güçlü göstergelerinden biri olmaya devam ettiğini aktaran kaynaklar, Türkiye'nin, güvenliğini sağlarken aynı zamanda barışın anahtarını diplomasi ve diyalogda görmeye devam edeceğini vurguladı.
"MEZHEPÇİLİK TUZAĞINA KARŞI DİKKAT EDİLMESİ ÖNEMLİDİR"
Mezhepçilik tuzağına karşı dikkat edilmesinin önemine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
Bölgede yaşanan gerilimlerin iç kamuoyunda ve özellikle sosyal medyada mezhep temelli bir tartışmaya dönüştürülmesi, Türkiye'nin huzuruna ve bölgesel istikrara zarar verebilecek tehlikeli bir tuzaktır. Türkiye, dış politikada olduğu gibi kamuoyunda yürütülen tartışmalarda da mezhepçi söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde sorumlu ve birleştirici bir dilin benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu süreçte dijital mecralarda dolaşıma sokulan manipülatif içeriklere karşı da gerekli adımlar atılmaktadır. Kamuoyunda panik ve bilgi kirliliği oluşturmayı amaçlayan dezenformasyon faaliyetleri ilgili kurumlar tarafından yakından takip edilmekte ve gerekli adımlar atılmaktadır.