15 Temmuz'da neler yaşandı?

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hain darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçti. Akşam Gazetesi kendi alanında uzman kişilerden aldığı 10 farklı görüşü ''15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik'' gününe ilişkin hazırladığı özel ekinde paylaştı.

İBRE FETÖ’CÜLER İÇİN TERSİNE DÖNDÜ

Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Özkır:

“FETÖ küresel düzlemde Türkiye karşıtı faaliyetlerini hala sürdürüyor ve bunu yaparken de propagandanın babası Hitler’e rahmet okutacak cinsten bir yöntem izliyor. Güvendikleri en temel dinamik ise Batılılardaki Türkiye önyargısının sonsuza dek süreceğine var olan inanç. Gülen örgütü üyeleri buna inanabilir fakat Gülenciler için tersine dönen ibrenin geriye döndürülmesi bu saatten sonra çok zor. Tabiatın temel kurallarından biridir bu. Kum saati akmaya başladı artık.”

F-16'LAR TERÖRİSTLERE BİLE BU KADAR ACIMASIZ OLMAMIŞTI!

Hukukçu Mustafa Akış:

“Selam olsun büyük milletin akıncı beylerine; can feda olsun, kahraman polisin özel harekât erlerine” yazıyordu atılan bombalarla her yeri tahrip olmuş Özel Harekât binasının üzerine asılı pankartta. O karanlık gecede iki F-16 uçağı Güneydoğu’nun dağlarında PKK’lı teröristler için bile bu kadar acımasız olamamıştı. Bize ait olan uçaklar bize karşıydı o gece. Türkiye’nin başkentinde istilacıların/darbecilerin kontrolündeki iki uçak kendilerine engel olabileceğini düşündükleri Polis Özel Harekât’a bombalar yağdırdılar ve 51 yiğit vatanı için canını feda etti. Çoğu şehidimizin vücut bütünlüğü yoktu. 15 Temmuz hain darbe girişimi sadece hainliği ile değil insanlıktan çıkmışlığı ile de hatırlanacak alçak bir terör örgütü tarafından gerçekleştirildi. İhanetin bir karabulut gibi çöktüğü o gecede 17-25 Aralık sonrası Fetullahçı Terör Örgütü için “Bu yapının silahı yok, nasıl terörle mücadele kanunu kapsamında değerlendirilecek?” diyenler de mahcup oldu.”

BİR TOPLUMUN İRADESİNE SAHİP ÇIKIŞI...

Yazar Ertuğrul Başer:

“Hangi açıdan bakarsak bakalım 15 Temmuz, zorlu Cumhuriyet, demokrasi ve darbeler tarihimizin en sıra dışı olayıdır. En uzak göz için bile hatları etkileyicidir: Diptendir, yaygındır, uzundur, kitleseldir, kararlı ve sonuç alıcıdır, gözü karadır, hayat memat anında bir toplumun silkinişi, şeytanın bacağını kırışı, iradesine, varlık ve özgürlüğüne, kaderine sahip çıkışıdır. Daha ne olsun! Bu türde tabandan halk hareketiyle (“devrim”) özgürlükçü ve eşitlikçi bir toplum kurmak isteyen sosyalistlerin, onca darbe tecrübeleriyle, bu sıra dışı olaya mantıken ve ruhen, bırakın karşı çıkmayı, iştirak etmeleri ve (haydi diyelim o günlerde basiretleri bağlandı) sonrasında, ‘somut durumun somut tahlili’ adına ilgisiz kalmamaları gerekirdi.”

DEVLET İLE BÜTÜNLEŞTİK

Yazar Ercan Yıldırım:

“15 Temmuz darbe girişimi, ‘hakikatin üstündeki tülü’ kaldırdı. Türkiye, Anadolu’nun İslamlaşması ‘din ü devlet’ fikriyatı üzerine inşa edilmiştir. Anadolu’ya gelen Türklerin ellerinde İslam’dan başka tutunacakları dal, farklı boyları aynı hedefe yöneltecek İslam’dan başka amaç bulunmuyordu, hala da öyledir! 15 Temmuz bir yanıyla FETÖ’yü gündemimizden çıkarma vesilesi olurken öbür taraftan din anlayışımızı yenileme, devlet ile bütünleştirme imkânı da sağladı.”

‘ŞOK DOKTRİNİ' PÜSKÜRTÜLDÜ

Şair-yazar Dr. Celal Fedai:

“Türkiye 15 Temmuz itibariyle ABD ve AB’nin kendisine uyguladığı “şok doktrini”ni ilk kez püskürttü ve bu psikolojiye artık sahip olma imkânına kavuştu. Eğer kaybetmezse hidrojen bombasına sahip olmaktan daha büyük bir anlam ifade etmektedir bu. Türkiye’nin aştığı pek çok şok doktrini oldu son 150 yılda. En ağırı olan harf devrimini bile aşabildik. 15 Temmuz sonrasının artçı şokları arka arkaya geliyor. “Deli adam teorisi”yle güçlendirilmiş bu artçı şoklar üzerinden psikolojik bir eşikte sınanıyoruz.”

MEDYA ARAÇLARI TEK VÜCUT OLDU

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin:

“15 Temmuz gecesi Türk Milleti büyük bir komplo ve beraberinde muhtemel bir işgalin eşiğinden döndü. Medya kuruluşlarına yapılan müdahale karşılık bulsaydı, darbenin gerçekleşme ihtimali elbette artabilirdi ancak asıl tehdit darbe gerçekleşseydi medya alanına yapılacak söylemsel ve eylemsel müdahaleydi. İfade özgürlüğünün ortadan kalkması ile ülkede demokrasinin sesi kesilecek, ifade ve haber alma özgürlüğünün engellenmesi yoluyla demokrasi konuşulamaz hale getirilecekti. Bu bütünsel hamle medya araçlarının birleştirici gücü ve tek vücut olması ile atlatıldı.”

BAŞA GELEN EN KÖTÜ ŞEY

15 Temmuz Derneği Başkanı A. Tarık Şebik:

“15 Temmuz 2016’da Fatih Sultan Mehmed Köprüsü’ne gidiyoruz. Üzerinde askeri kıyafeti olan bir ‘er’ hain darbe girişimini engellemk için köprüye yürüyen kalabalığı durdurup. ‘Sıkıyönetim oldu abi. Ordu yönetime el koydu. Tayyip yok. Güneşli günler bizi bekliyor.’ diyor. Kuşkusuz eğitim düzeyleri ve konumları farklı bu iki kişiye aynı cümleleri kurduran şey Nazım Hikmet değil. Darbeci hainlerin zihinlerini besleyen, onları aynı cümlenin etrafında eşitleyen, bu ülkenin başına gelmiş en kötü şey olan FETÖ. Bize düşen kendisi de bir darbe idam edilen Adnan Mendres’in sıkça kullandığı ‘Hafıza-i beşer nisan ile malüldür’ atasözünü akıllarımızdan çıkarmadan, yaşanan bu ağır süreçleri hatırlamak, hatırlatmaktır.”

YENİ DÖNEMİN BAŞLANGICI

SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Murat Yeşiltaş:

“15 Temmuz, Türkiye siyasi tarihi açısından haddi zatında büyük bir kırılmayı temsil ediyordu ancak sonrasında yaşanan süreç Türkiye’yi bundan sonraki dönemlerde daha fazla şekillendirecek. Hızlıca bir göz atıldığında ilk akla gelenler şunlar: Fırat Kalkanı Harekatı, Zeytin Dalı Harekatı ve Kandil Operasyonu, 16 Nisan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Referandumu, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri. İç siyasi cephede yaşanan gelişmeler, Cumhuriyet tarihi Türkiye siyasetinde önemli bir kırılmaya işaret ediyor. 1876 yılında başlayan, Cumhuriyetin de kökünü şekillendiren Kanuni Esasi’den sonra Cumhuriyetin kurulması ve çok partili hayata geçiş dönemlerini, Türkiye’nin ana dönüm noktaları olarak ele alırsak, 24 Haziran seçimleriyle hayata geçen yeni sistem yeni bir dönüm noktası ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak adlandırılabilir.“

EN BAŞARILI MİLLET OLABİLİRİZ

GENAR Başkanı İhsan Aktaş:

“FETÖ örgütü toprağa bağlı, vatana ihtiyaç duyan bir yapılanma olmayıp küresel bir terör örgütüdür. Salt Türkiye’de örgüt yapısının çökertilmesi tehlikenin geçmesi için yeterli değildir. Bu örgüt hızlı bir şekilde yeniden vücut bulabilir. Örgüt karakter itibari ile ne kadar sofistike ise mücadele yöntemlerinin de o denli sofistike olması gerekir. Biz millet olarak, tehlikeyi sezdiğimiz anda teyakkuza geçme konusunda dünyanın en başarılı milleti olabiliriz. Ancak can havliyle karşı koyma refleksi her zaman başarıya ulaşamayabilir; hatta başka komplikasyonlar da doğurabilir. Bu tür örgütlerle, planlı ve onların hamlelerini önceden hesaplayabilen bir akılla uzun soluklu bir mücadele gerekir.”

BİRLİKTELİK HİSSİ ARTTI

İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ali Aslan:

“Kemalist aktörlerin çizdiği karamsar tablonun aksine 15 Temmuz’da darbe girişiminin püskürtülmesi, siyaset kurumunun güçlenmesi ve demokrasinin kök salmasını sağlarken, demokratik siyasetin alanının genişletilmesi için daha ileri adımların atılması yönünde de bir irade ortaya koymuş oldu. Kemalist reformlar ve baskılarla kendine yabancılaşmış toplumun gösterdiği dirençle, bir nev-i “kendine geri dönüşü” ve iç çelişkilerini -bir süreliğine de olsa- aşmasına yol açtı. Toplumda oluşan rahatlama ve birliktelik hissinin hiç olmadığı kadar artması bunu somut olarak ortaya koymaktadır.”