EDA CABUL IŞIK
Gürcistan'da AB yanlısı göstericilerin protestoları parlamentonun önünde devam etti. Binlerce gösterici hükümet karşıtı sloganlar atarak, ellerinde AB ve Gürcistan bayraklarını taşıdı. Dr. Filiz Katman Gürcistan'da yaşanan olaylara ilişkin "Gürcistan'daki bütün parametreler Batı karşıtı bir iktidarın seçimlerde üstünlük kazanacağını gösteriyordu." dedi.
Gürcistan'daki seçimlerde Batı karşıtı bir iktidarın seçimde üstünlük kazanacağının tahmin edildiğini kaydeden Dr. Filiz Katman , "Ekim ayında Gürcistan'daki bir toplantıya katılma imkanım oldu. Yurt dışından batı ülkelerinden de temsilcilerin olduğu bir toplantıydı. Herkes Gürcistan'ın yaklaşan seçimlerden Avrupa Birliği / Batı karşıtı sonuç çıkması etkileri üzerine konuşuyordu. Özellikle Alman Büyükelçisinin Gürcistan'nın Avrupa perspektifi ile ilgili pek de ümitlenmemesi gerektiğine dair bir açıklaması olmuştu. Bu aslında çok önemli bir göstergeydi. Görünen köy kılavuz istemez sözü aslında burada geçerli çünkü Gürcistan'daki bütün parametreler Batı karşıtı bir iktidarın seçimlerde üstünlük kazanacağını gösteriyordu." ifadelerini kullandı.
Protestoların Eylül sonundan beri yapıldığını belirten Dr. Katman, "Daha o tarihlerde (eylül sonu) toplantı için bulunduğum dönemde bile Tiflis'te protestolar vardı. Bir anlamda seçim gecesi malumun ilanı oldu. Çok beklenen bir durumdu. Zaten çok uzun zamandır Gürcistan'dan Avrupa'ya giden temsilcilere, Batı'nın pek ümitlenmemeleri gerektiğine dair çok net mesajlar verdiğini orada öğrenmiştim. Dolayısıyla bu protestolar ve askıya alınma süreci çok sürpriz olmadı." dedi.
Bölgede Rusya'nın etkisinin devam ettiğini belirten Kırıkkale Üni. Öğr. Üy. Doç. Dr. Merve Suna Özcan, "Gürcistan, Sovyetler Birliği'nin dağılması ardından Kafkasya coğrafyasında ulusal kimliğini güçlendirmeye yönelik olarak bağımsızlığını kazanmış ülkelerden bir tanesi. Gürcistan'ın bağımsızlık kazandıktan sonraki siyasi istiklal bağlamında sürece coğrafya kadardır değişimin bir yansıması olmuştur denebilir. Özellikle Rusya'nın yakın çevresinde NATO ya da Avrupa birliği gibi batı yapılanmalarını görmek istememesi ve buna ilişkin adımlar atması Gürcistan açısından da direkt dış politika gerek iç politikasında istikrarsızlığın kaynağını yaratmaktadır. Bu alanda Gürcistan'ın 2008 yılında Rusya ile yaşadığı Altı Gün Savaşı olarak karşımıza çıkan süreç esasında bölgede Rusya'nın etkisinin devam ettiğinin bir yansıması olarak görülebilir. Nitekim şunu da düşünmek gerekiyor soğuk savaş döneminin o yetmiş yıllık sert yapısı altında Rusya'nın batı karşısında öteki olma konumu 90'larda belli travmalarla daha da derinleşti. Bu açıdan da 21. yüzyıl Dünyası'nda hepimiz işvereni ve ortaklıklarını arttığı bir süreç görmeye beklerken çatışmaların daha da derinleştiği bir reel politikle karşı karşıyayız. Elbette Rusya Ukrayna Savaşı'nın yarattığı gerilim ve Gürcistan üzerindeki etkileri de unutmayalım. Çünkü Gürcistan hem Rusya için bölgesel güvenlik açısından hem de Batı ile ilişkileri devam ettiren bir bölge ülkesi olması nedeni ile önemli." ifadelerini kullandı.
Gürcistan'ın iki farklı dünya arasında sıkıştığını belirten Özcan, "İşte tam bu noktada Gürcistan konusu yeniden önemli hale geliyor. Şimdi Gürcistan'daki sürece baktığımızda aslında bu bahsettiğim konuların bir yansımasını görüyoruz çünkü Gürcistan Rusya ve Batı dünyasının arasında sıkışan bir ülke profili çiziyor. Bir yanda Avrupa Birliği ile ilişkileri ilerletme noktasında aday ülke statüsü alması beklenen bir Gürcistan varken diğer taraftaysa "Ajan Yasası" ile Rusya'nın 2012 yılında aldığı STK ve medyada yabancı finansmanlı yapıları sınırlayan kararı takip eden bir Gürcistan var. Hatta bu yasa kapsamında Mart 2023'te, binlerce kişi Tiflis sokaklarında protestolar düzenledi. Demokrasi ve ifade özgürlüğü noktasında değerlendirilen bu yasaya dair sürecin farklı bir yansıması da bugün yaşanıyor. Dolayısı ile iki farklı dünya arasında sıkışmış durumda." dedi.
Doç. Dr. Özcan sözlerine şöyle devam etti:
Son olarak ise AB katılım müzakerelerinin 2028'e kadar durdurulması konusu var. İşte tam bu noktada bölgesel ve küresel çatışmaların farklı bir yönü ortaya çıkıyor. Tarihsel ve coğrafi gerçeklerle hareket eden bir Gürcistan mı yoksa AB ile yola devam eden bir Gürcistan mı? Ülkede devam eden protestolar esasında bu ikiliğin bir yansıması. Burada belki de sorulması gereken bölgesel çatışmaların azalması ve işbirliklerinin artması için Ukrayna Rusya Savaşı'nın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanmasının ülkede yansımasının ne olacağı? Çünkü çatışma alanlarının yayılan doğası var olan konjonktürde Gürcistan gibi hassas bölgelerin istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açmaktadır. Bu nedenle AB süreci sadece bir üyelik değil aynı zamanda taraf değişimi olarak Rusya ve komşuları tarafından algılanabilir.