HABER MERKEZİ
Dernek, Gazze'de Kuzey, Orta ve Güney bölgelerinde konuşlanmış 550 kişilik gönüllü ve uzman saha ekibiyle insani yardım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Buna ek olarak, olası enkaz, bombardıman ve afet senaryolarına karşı 100 kişilik profesyonel arama–kurtarma ekibi bölgede aktif görev yapıyor.
GAZZE'DE ATEŞKESTEN SONRA DERİNLEŞEN SESSİZLİK
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Mehmet Cengiz, ateşkes söylemlerinin sahadaki gerçekliği değiştirmediğine dikkat çekiyor. Uluslararası kamuoyunun ilgisinin azalmasıyla birlikte yardımların da ciddi biçimde düştüğünü vurgulayan Cengiz, Gazze'de yaşam mücadelesinin tüm ağırlığıyla sürdüğünü belirtiyor:
"Gazze'nin büyük bir bölümü günde tek öğünle hayatta kalmaya çalışıyor. Kapılar açılsa, Türkiye sivil toplum kapasitesiyle Gazze'nin gıda ihtiyacını çok kısa sürede karşılayabilir. Sorun imkân değil, erişimdir."
Cengiz'e göre Gazze bugün yalnızca bir kriz alanı değil; küresel vicdanın sınandığı bir merkez hâline gelmiş durumda.
DENİZ FENERİ'NİN GAZZE OPERASYON MODELİ
Gazze'de insani yardım yürütmek, klasik yardım yöntemlerinin ötesinde bir kriz yönetimi, diplomasi ve saha koordinasyonu gerektiriyor. Deniz Feneri bu süreci iki temel yöntemle sürdürüyor:
1. İçeriden Satın Alma Modeli
İsrail'in uyguladığı keyfi kısıtlamalar nedeniyle dışarıdan gönderilen yardım tırlarının bölgeye girişi büyük ölçüde engelleniyor. Bu nedenle Deniz Feneri, Gazze içindeki tedarik zincirlerini kullanarak yerel satın alma yoluyla gıda ve temel ihtiyaç maddelerini doğrudan halka ulaştırıyor. Bu yöntem hem yardım sürekliliğini sağlıyor hem de yerel ekonomiye sınırlı da olsa nefes aldırıyor.
2. Uluslararası Baskıya Rağmen Sevkiyat
Türkiye'den hazırlanan yardımların Gazze'ye ulaştırılması için diplomatik girişimler, uluslararası STK iş birlikleri ve çok katmanlı lojistik planlamalar eş zamanlı yürütülüyor.
Sahadan Gelen Güncel Rakamlar: Gazze'de Dev Bir İnsani Operasyon
Deniz Feneri Derneği'nin 07 Aralık 2023 – 25 Ocak 2026 tarihleri arasında Gazze'de yürüttüğü çalışmaların güncel verileri, sahadaki varlığın boyutunu net şekilde ortaya koyuyor:
16 aşevi aracılığıyla 6 milyon 350 bin kişiye sıcak yemek
Günlük ortalama 45 bin 500 öğün yemek dağıtımı
7 aktif su kuyusu
Tankerlerle 2 milyon 485 bin kişiye içme suyu
Toplam 1.040 çadır tedariki
550 çadırın doğrudan ailelere ulaştırılması
Kuzey ve Güney Gazze'de iki kamp alanı kurulumu
40 çadır okul
201 öğretmen, 6000 öğrenci
Öğrencilere günlük sıcak yemek, kırtasiye, kıyafet ve psikososyal destek
El Vefa Hastanesi iş birliğiyle aylık 7.000'den fazla hastaya sağlık hizmeti
Mobil sağlık ekipleriyle aylık 1.500 kişiye sahada tedavi
Toplam 110 tır insani yardım
15 tır gıda kolisi, 7 tır un, 2 tır hijyen paketi
2.000 çocuğa giyim desteği
4.000 kişiye zekât, fitre ve fidye
1.500 aileye bayram yardımı, 500 çocukla bayramlaşma
100 kişilik aktif arama–kurtarma ekibi
Bu rakamlar, Gazze'de bir sivil toplum kuruluşu tarafından yürütülen en kapsamlı ve sürekli insani yardım operasyonlarından biri olarak kayda geçiyor.
"Gazze'de Her Şey En Ağır Haliyle Devam Ediyor"
Mehmet Cengiz'in sahadaki gözlemleri, rakamların ötesinde insani tabloyu gözler önüne seriyor:
Çadır kuracak alanlar tükenmiş durumda.
Elektrik, yakıt ve temiz su yok denecek kadar sınırlı.
Çocuklar temel gıdaya erişmekte zorlanıyor.
Aileler yıkılmış binaların gölgesinde hayatta kalmaya çalışıyor.
Deniz Feneri, tüm bu şartlara rağmen saha kapasitesini artırarak çalışmalarını sürdürüyor.
Uluslararası İmaj Çöküşü ve Türkiye'nin Rolü
Cengiz'e göre, 7 Ekim sonrası süreç İsrail'in uluslararası meşruiyet algısını derinden sarstı:
"İnsani yardımı dahi engelleyen bir yapı, kendi yüz yıllık imajını kendi elleriyle yıktı."
Bu süreçte Türkiye, devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gazze'de en etkin ve güvenilir aktör olarak öne çıkıyor.
Sonuç: İnsani Yardım Bir Strateji Değil, Vicdan Meselesidir
Mehmet Cengiz'in sözleriyle:
"Gazze bir coğrafya değil, vicdanların sınandığı bir yerdir. O çocukların gözlerinde hâlâ umut var. Bu umut, bizim dayanışmamız sürdükçe yaşayacak."