Başkan Erdoğan'dan flaş Su-57 mesajı: Boşuna gelmedik

Başkan Erdoğan, “F-35’lerde pazar değil üreticiyiz” sözleriyle süreci özetledi, yeni nesil savaş uçaklarında alternatif olarak Su-57’leri işaret etti. Erdoğan ''Su-35 ve Su-57 uçakları da alternatifler arasında mı?'' sorusuna ''Niye olmasın? Boşuna gelmedik buraya.'' yanıtını verdi.

Rusya dönüşü Moskova ziyaretiyle ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Erdoğan Star Gazetesi'nden Halime Kökce’nin de sorularını cevaplandırdı. ‘Rusya’da MAKS-2019 Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’na katıldık ve sektörün yeni ürünlerini yerinde tanıma fırsatımız oldu’ diyen Erdoğan, “Savunma sanayiinde Rusya ve diğer ülkelerle iş birliğimizi artırırken milli imkan ve kabiliyetlerimizi her alanda geliştiriyoruz. Sayın Putin’i 17-22 Eylül’de İstanbul’da yapılacak Teknofest’e davet ettim” dedi. 

YENİ BİR İNSANİ KRİZ 

Başkan Erdoğan, “Başbaşa ve heyetler arası görüşmelerde ikili ilişkilerimizi, Suriye ve Libya başta olmak üzere bölgesel konuları ele alma fırsatı bulduk. Ticaret, turizm ve S-400 bu konuların başında geliyor. Suriye’de siyasi çözüm için çalışmalarımız devam ediyor. Burada en acil konu İdlib Mutabakatı’nın uygulanması ve devam eden operasyonların durdurulmasıdır. Bu bölgede yeni bir insani krizin yaşanmasını istemiyoruz” diye konuştu. 

HASSASİYETİNİ GÖRDÜM 

Putin ile Libya konusunu da ele aldıklarını belirten Erdoğan, “Libya’da Birleşmiş Milletler çatısı altında siyasi çözüm için atılan veya atılması gereken adımları konuştuk. Keşmir konusunu da ele aldık. Keşmir’de yeni gerilim ve çatışmalara yol açacak adımlardan kaçınılması gerektiğini özellikle ifade ettik. Bu konularda da Putin’in hassasiyetini gördüm” diye konuştu. 

İdlib’de rejim güçleri tarafından Astana çerçevesine uymayan müdahaleler gerçekleşiyor. Bu saldırıları önlemek için ne yapılacak?  

MÜŞTEREK ÇALIŞMA 

“Sayın Putin’in bu konuda birlikte bir dayanışmanın gerektiğinden bahsetti. Biz de kendisine bununla ilgili olarak dışişleri, savunma ve istihbarat teşkilatımızın müşterek çalışma içerisinde olabileceğini ifade ettik. Ama biz burada birbirimizi kesinlikle rahatsız etmemeliyiz. Geçenlerde bizim gözlem noktamıza yapılan saldırıda bir şehidimizin olmasının, daha sonra yine bir saldırı yaşamış olmamızın bizi millet olarak ciddi manada rahatsız ettiğini kendisine ifade ettik.” 

Su-35 ve Su-57 uçaklarını da incelediniz. F-35’lerin verilmemesi halinde Türkiye bu uçakları alternatif olarak değerlendirebilir mi? 

KENDİLERİ DÜŞÜNMELİ 

“Bununla ilgili daha önce açıklamalarımızı yaptık. Bir defa şunun bilinmesi lazım; biz hiçbir zaman kendi bağımsızlık mücadelemizi birilerinin dudaklarının arasına bırakamayız. Bu bağımsızlık mücadelemiz için uçak olsun, çeşitli savunma sistemleri olsun, helikopter olsun, bugüne kadar biz bunların teminini yaptık. Bu noktada daha önce yaptığım açıklama şuydu; “F-35’ler noktasında biz pazar değiliz. Biz burada üreticiyiz. Burada hem mali olarak gerekli desteği veriyoruz hem de parçalarına üretimde katılmak suretiyle biz bu işin üretiminde varız. Burada eğer ABD bizimle ilgili kararını verirse, bir defa buradaki 8-9 ülkenin her birine uçak başına nereden bakarsanız bakın 8-9 milyon dolar maliyet bindiriyor. Bunu da tabi kendilerinin düşünmesi lazım. Biz şu anda beklemedeyiz. Nihai kararlarını bekliyoruz. Zannediyorum birkaç gün içerisinde Sayın Trump ile bir telefon görüşmemiz olacak. Bunları tekrar gündeme getireceğiz. Onların nihai kararını da öğrendikten sonra adımlarımızı atacağız. Yani biz şu endişeyi taşımıyoruz, “Acaba bu olmazsa ne olur” diye bir şey yok. Her şey olur. Temin edebileceğimiz pazarlar çok.” 

Su-35 ve Su-57 uçakları da alternatifler arasında mı? 

Niye olmasın? Boşuna gelmedik buraya. 

ABD ile yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen güvenli bölge mutabakatının sahada yürüdüğü görülüyor. Burada son durum gelinen somut aşama nedir? Münbiç konusunda yeni bir gelişme bekliyor muyuz?  

NE YAPACAKSAN YAP 

“Tabi Fırat’ın doğusu konusu özellikle Sayın Trump’ın çok iddialı bir çıkışıydı. Fakat o iddialı çıkıştan sonra maalesef Trump bu işin üzerinde duramadı. Hep Obama’ya yüklendi; yani “biz bu bedeli onlardan dolayı ödüyoruz” dedi. Tamam da onlar geçti, şimdi sıra sende, ne yapacaksan yap. Ama yapamadı. Adamlarını gönderdi, bizim arkadaşlarla görüşmeler oldu. Bütün bu görüşmelerden sonra en sonunda onlar Obama’nın söylediği 20 milin dışında bir teklifle arkadaşlarımızın karşısına geldiler. Yani derinliği daha da daralttılar. Bunun üzerine ben Hulusi Paşa ve ekibine dedim ki “burada bunu şöyle böyle yapmanıza gerek yok. Biz bunu bu şekilde bir başlatalım ve bu süreci sürdürelim.” “Daha sonra da zaten gereği yapılır” dedik ve adımı attık. ” 

Kaç mil kadar? 

“Trump’ın söylediği kadar değil. Biraz daha dar ama biz planımızı ona göre yaptık.” 

Kara birliklerimiz girmeye hazır mı? 

“Hepsi sınırda. Bütün personel, zırhlı taşıyıcılarımız hepsi sınırda. Yani her an her şeyi yapabilecek durumdayız.” 

Barolar Birliği Başkanı’nın Külliye de Adli Yıl Açılış Töreni’ne katılacak olması bir kesim tarafından çok eleştirildi, hatta Feyzioğlu linç edildi. Değerlendirmenizi alabilir miyiz? 

NİÇİN SES ÇIKARIYOR 

“Bunun da öncesinde Türkiye Barolar Birliği’nin yargı ile ilgili yeniden yapılanmasına yönelik yapılan bir toplantıya gelmesinden daha doğal ne olabilirdi. Kaldı ki bundan önce bütün barolar hemen hemen kahir ekseriyetiyle bu toplantılara katıldılar katılıyorlardı. O zaman sesi çıkmayanların sesi şimdi niye çıkmaya başladı? Kaldı ki Sayın Feyzioğlu ciddi bir mücadele ile bir defa Barolar Birliği mensuplarına yönelik birçok hakları da talep etti bizden. Biz de o hakları doğru bulduk ve şu anda arkadaşlarımı onları vermenin hazırlıklarını yapıyorlar.” 

TERÖR ÖRGÜTÜ SAHİPLENDİ

Peki Münbiç? 

“Münbiç’te de şimdi PYD-YPG numara çekiyor. İşte çıktık, çıkıyoruz vesaire… Çıktıkları yok. Biraz bir azalma olayı var ama asıl olan Kobani ötesi... Oralarla ilgili olarak da biz tabi diğer taraftan güvenli bölge hazırlıklarının da çalışmasını yapıyoruz. Güvenli bölge ile ilgili olarak da inşallah 16 Eylül’de Türkiye’de yapacağımız Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi’nde bunu da aramızda konuşacağız.” 

- Peş peşe yanan orman alanları ile ilgili terör örgütünün bir parmağı tespit edildi mi? 

“Bu konuyla ilgili olarak belli bir safhadan sonra bu endişeyi ekipler de taşıdı. İçişleri Bakanımız Süleyman Bey de taşıdı. Şimdi terör örgütü orman yangınlarını sahiplendi. Tabi bu konunun üzerine gidiyoruz. Yaşadığımız seçim sürecinde de bu terör örgütü kiminle el eleydi, kol kolaydı? Kime destek verdi? Hepsi ortada ve bu dörtlü grup bu çalışmayı yaparken kimse dertlenmedi. Şu anda bir olay daha çıktı ortaya; Türk Hava Kurumu meselesi. Türk Hava Kurumu’nun arkasında kim var? CHP’li milletvekili. Onun arkasında CHP. Bunu savunuyorlar ve “Bakanlık neden Türk Hava Kurumu ile çalışmıyor?” diyorlar. Yahu bu adam zaten mezarlığa dönüştürmüş Türk Hava Kurumu’nu. Oradaki uçakların motorları yok.” 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında yürütülen değerlendirme çalışmasının ana hatları belli oldu mu? 

“Arkadaşlarımız çalışmalarını bitirdiler ve önümüzde birkaç hafta içerisinde inşallah sunumunu yapacağız. Bunu kamuoyu ile paylaşacağız. Sonrasında gelebilecek eleştiri ve yorumlara göre de yolumuza devam edeceğiz. Ama aldığımız mesafe yüksek oranda başarılı. “ 

BENİM GÖNLÜM İDAMDAN YANA 

Dünyanın hiçbir yerinde terör örgütleri orman yaksa bile üstlenmez.  

“Her şey devletten bekleniyor. Ne diyor idam, idam, idam… Tamam da ben cumhurbaşkanı olarak açıklıyorum; “Meclis versin idam karanını ben bunu onaylarım” diyorum. Bugün de aynı yerdeyim. En yakın çevremde olanlar bile bana ne diyorlar biliyor musunuz; “Avrupa şöyle yapar, şurası böyle yapar, burası böyle yapar?” Peki o canın yakınları ne yapar?” 

Kadın cinayetleri de önemli bir gündem. Ceza artırımları, yeni önlemler var mı? Ya da neler yapmak lazım? Siz de Emine Bulut’un babası ile konuştunuz. Aslında pek çok önlem alındı ama neden hala bu cinayetler gündemde? 

 “Onunla ilgili Adalet Bakanıma da söyledim; yani bir defa hukuk içerisinde ne yapılıyorsa önce bunu yapacaksınız” dedim. İkincisi, bizim bir şey daha yapmamız lazım. Tabi benim partimdekiler de dahil burada benim gönlüm açık ve net söylüyorum idamdan yanadır. Bir kadını bıçaklayarak öldürüyorsun hem de yavrusunun gözleri önünde. O yavru “anne ölme” diyor. Kan revan içinde kadıncağız. Ondan sonra çıkıyor bazıları da insan hakları mücadelesi veriyor. “Bu nasıl böyle istenir, Avrupa’da bu yok.” Avrupa’da olmazsa olmaz mı? Avrupa’da bu yok diye biz doğrudan, haktan sapacak mıyız? ABD’nin çeşitli eyaletlerinde var. Dünyanın değişik ülkelerinde var. Demek ki oluyor. Can bu kadar basit mi? “Efendim işte insan hakları bilmem nesi bunu kabullenmez.” diyorlar. Kabullenmeyebilir.  Biz burada bir defa insana değer nasıl verilir bunu ortaya koymamız lazım. O zaman bütün bu insan hakları savunucularına sormak lazım; hadi gidin şu savaşları durdurun bakalım durdurabiliyor musunuz?” 

YANIMIZDA MHP’Yİ BULDUK 

Terörü, siyasi pozisyon elde etme aracı olarak kullanan iç ve dış faktörler var. Bu iç ve dış faktörlere mesajınız nedir? Türkiye’nin, PKK terör örgütünü tasfiyesi ne aşamada? 

Şunu bütün samimiyetimle söylemem lazım; muhalefetin terörle mücadele diye bir derdi yok. Terörle mücadele şu anda sadece Cumhur İttifakı’nın verdiği bir mücadeledir. Burada biz yanımızda sadece MHP’yi bulduk. Bunun dışında herhangi bir siyasi terörle mücadelede bizim yanımızda yer almadı. Şu anda dağ taş demeden mücadelemiz sürüyor. Malum; üç tane teröre bulaşmış belediye başkanını idari bir kararla görevden aldık. Niye aldık? Çünkü bunlar, fakir fukaranın garip gurebanın alın terini, vatandaşımıza hizmet üretsinler diye belediyelere dağıtılan vergileri illeri için harcamak yerine bakıyorsunuz Kandil’e gönderiyor. Kandil’de bunlar kurşun oluyor. Bunlar tespitli. Biz bunları nasıl olur da hala o makamlarda tutarız. Bir başka önemli nokta daha var. Bu çok daha da ileri. Mesela diyorlar ki -diyen de CHP- “madem bunlar terör suçlusuydu, o zaman bunları niye aday yaptınız?” Bu kadar büyük cehalet olmaz.” 

NEYMİŞ HASTAYMIŞ 

“Adalet Bakanıma da söyledim, yeni dönemde biz bir çalışma yapmalıyız ve bu çalışmayla birlikte de bu işin önünü çok daha rahat kesebiliriz. Şimdi düşünün; Mardin Belediye Başkanı çok enteresandır. Neymiş, hastaymış. Hasta olduğu için adli kontrolle cezaevinden bırakıldı. Bu kişi neydi? Mahkum değildi ama tutukluydu. Adli kontrolle serbest bırakıldığı halde Ankara-İstanbul yolunda ana muhalefetin başıyla beraber yürüyüş yaptı. Hasta hasta! Kusura bakmasınlar bunları da göz göre göre yutamayız. Diyarbakır aynı. Van aynı. Bunların dışında göreceksiniz, inşallah Meclis açıldığı andan itibaren bu noktada önümüzde birçok dosyalar var. Bu dosyaların hepsi masaya yatacak. Ondan sonra da Meclis gereken kararını verecektir. Benim seçim öncesi kampanyalarda söylediğim şeyler var. Siz zannediyor musunuz şu anda belediye başkanı olanların birçoğu hakkında herhangi bir soruşturma, kovuşturma veyahut mahkeme dosyaları çıkmayacak. Çıkacak. Bunlar bizim duygusal olarak vereceğimiz kararlar değil. Yargı verecek kararları. Yargı ne karar verirse verecektir.” 

(Star)