Başkan Erdoğan'dan flaş açıklamalar! 'Cami hoparlörüne sızan alçaklar...'

Başkan Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı öncesinde video konferans yöntemiyle il başkanlarına hitap etti. Başkan Erdoğan, İzmir'deki bazı camilerde müzik yayını yapılmasına ilişkin de ''İzmir'de camilerin hoparlörüne sızan alçaklar, saygısızca yayınlar yaparken, o ildeki CHP yöneticileri zevkten dört köşe bu rezilliği aktarıyor.'' ifadelerini kullandı.

Dünyanın tamamı gibi ülkemizide etkileyen koronavirüsü büyük ölçüde kontrol altına aldık. Salgının gerilemesiyle birlikte normalleşme takvimiz de işlemeye başladık. Veriler olumlu yönde seyredikçe bu adımlara yenilerini eklemeye devam edceeğiz.

Henüz faaliyete geçmemiş işyerleri ve sosyal alanlarla ilgili kararımızı gelişmelere göre bayram sonrası vereceğiz. Türkiye bu süreçte sağlık konusunda dünyanın en iyi ülkelerinden biri olarak takdir toplamıştır. Genel Sağlık Sigortamızın kapsayıcılığı sayesinde hiçbir vatandaşımızı mağdur etmedik.

Hastanelerimizin, sağlık personelimizin ilaç ve araç gereç ihtiyaçları aksatmayıp hiçbir aksaklığa meydan vermedik. Dünyanın pekçok yerinde yaşanan üzüntü verici görüntülerin hiçbiri ülkemizde yaşanmadı. Bakanlıklarımız ve tüm kurumlarımız salgın sürecinin iyi yönetilmesinde büyük gayret gösterdi ve tarihi başarılara imza attı.

Ülkemizde ve tüm dünyada alınan tebdirlerin yol açtığı ekonomik, sosyal, insani sıkıntıların giderilmesi konusunda da başarılı bir süreç gösterdik. Ekonominin çarklarının işlemesini ve istihdamı sürdürmek için pekçok destek paketi geliştirdik.

Bugün geldiğimiz noktada diğerlerini bir kenara bırakıyorum. Gelişmiş ülkelerin dahi ilerisinde olduğumuzu görüyoruz. Her fırsatta tekrar ettiğim gibi ülkemizde ve dünyada bir mühlet daha günlük hayat yeni kurallara göre işlemek durumdadır. Maske kullanımı, fiziki mesafe, temizlik kurallarına riayet diye özetleyebileceğimiz bir düzene geçiyoruz.

Türkiye olarak sadece bizim kendi sınırlarımız içinde bu salgını yenmemiz yetmiyor. Yakın çevremiz olmak üzere dünyanın tamamında salgın etkisiz hale gelecekki hep birlikte rahat bir nefes alabilelim. O gün gelene kadar teyakkuz halinde olmayı sürdüreceğiz. En küçük bir ihmal salgının yeniden hortlamasına yol açabilir. Bu derece durumun ne derece bir ekonomik ve sosyal sonuçlara neden olabileceğini son iki ayda yaşadıklarımız açıkça göstermiştir.

Sizlerden illerinizde maske, mesafe ve temizlik konusundaki uygulamanın tavizsiz yürütülmesini takip etmenizi istiyorum. Gördüğünüz eksiklikleri ilgili kurumlar nezdinde gündeme getirerek derhal tedbir alınmasını sağlamalısınız. Bugüne kadar salgının önüne geçilmesi noktasında gösterdiğimiz hassasiyeti bundan sonrada sürdürmekte kararlıyız.

Siyasi ve ekonomik bakımndan yeniden şekillenecek dünyada hedeflediğimiz konuma gelerek yaptığımız fedakarlıkların karşılığını alacağımıza inanıyorum.

Yaşadığımız her büyük sıkıntı gibi salgın sürecininde bir imtihan olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu imtihandan da yüzümüzün akıyla çıkmak için tüm imkanları seferber ediyor, var gücümüzle gayret gösteriyoruz. Milletimizin her kesimden vatandaşlarına yönelik ayrı çözümler üreterek yaşadığımız dönemin menfi etkilerini azaltmaya dağıtmaya çalışıyoruz.

Bugüne kadar 5.5 milyon dar gelirli vatandaşımıza verdiğimiz biner lira karşılıksız nakit desteğiyle insanlarımıza sahipsiz olmadığını gösterdik. Sanayicimize, çiftçimize ve çalışanlarımıza verdiğimiz destek sayesinde herkesin yıl sonuna kadar önünü görebilmesini sağladık. Gönlü ve kafası kör düşmanlıkla kararmamış olan herkes ne yaptığımızı ve ne amaçladığımızı gayet iyi biliyor. Görüyor takdirini her fırsatta ifade ediyorum. Buna karşılık olarak ülkenin önüne takoz olmayı, milletin tarihine, kültürüne ve değerlerine husumeti, devleti yıpratmayı temel siyaset haline getiren CHP yine o bildiğimiz çirkin yüzünü sergilemekten geri durmuyor.

Ülke ve millet olarak birliğe beraberliğe kardeşliğe dayanışmaya en çok ihtiyacımız olduğu dönemde CHP'nin her aktörü her cephede bozgunculuk, fitne, fesat peşinde koşuyor.

İzmir'de camilerin hoparlörüne sızan alçaklar saygısızca yayınlar yaparken o ildeki CHP yöneticileri zevkten dört köşe sosyal medyadan bu rezilliği aktarıyor. 15 Temmuz gecesi sela okunan camilere saldırıp, imamları darp eden ezan bayrak vatan düşmanı müstevli zihniyet aklınca rövanş alıyor.

Bunların hayallerinde cami minarelerinden ezan sesi yerine başka bir ses duymak vardır. Şundan emin olsunlarki bu milletin son ferdinin son damla kanıda toprağı ıslatmadan o hayallerine kavuşamayacaklardır. Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli, değmesin mağbedimin üstüne namahrem eli. Bu ezanlarki şehadetleri dinin temeli. Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. Bu bir defa böyle devam edecek.

Herkesin gıptayla takip ettiği sağlık alt yapımızı geliştiriyoruz. Birileri yine çıkıyor hazımsızlığını ifşa ediyor. Bu salgın dönemindeki muhtemel ihtiyaçları karşılamak hemde sağlık sistemimize kalıcı katkı sağlamak amacıyla yaptığımız hastanelere çamur atıyorlar. Suriye'deki Libya'daki harekatlara yöneltilen eleştirilerin gerisinde Türkiye'nin yükselişinden duyulan rahatsızlık olduğunu da biliyoruz. Hiç kusura bakmasınlar. Ülkemizin ve milletimizin aydınlık geleceği için bunları daha rahatsız etmeyi çok sürdüreceğiz. Yıllardır ağızlarından köpükler saçarak, kalemlerinden kan damlatarak bize saldıranların hepsinin de foyaları birer birer ortaya dökülüyor. Meğer bunların hepside bize yönelttikleri ithamların hepsini bir fiil kendileri istiyorlarmış. Bu ülkenin bu halkın ortak değerlerini yaptıkları hırsızlıkları örtmek için bir kalkan gibi kullanarak istismar ettiklerini herkes görüyor. Bunların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Hukukun konusu olan işleri, yargı, idarinin konusu olan işleri ilgili kurumlar takip edecek. Hükümet olarak biz programımızı planlarımızı projelerimizi hayata geçirmek için çalışacağız. Sizlerde iktidar partisi adına tüm bu süreçlerin hakkıyla yönetilip yönetilmediğini düzeltecek eksiklikleri gözleyip bize bildireceksiniz.

Bu anlayışla 18 yılda Türkiye'ye ülkemize çağ atlattık. İnşallah hep birlikte ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırdığımızı da göreceğiz. CHP'nin başındaki zatın hezayanlarına cevap verme hususundanki ızdırabımı çok iyi biliyorsunuz. Şu mübarek günde de aynı ızdıraba maruz kalma pahasına geçtiğimiz günlerde dile getirdiği Buhram ithamına kısaca değinmek istiyorum. Türkiye için Buhram yabancı bir kavram değildir. Bu ülke geçmişte CHP dönemlerinde halkına verecek yeterli ekmek bulamadığı için ekmeği karneyle dağıtma buhranını yaşamıştır. Yaşatan kimdir CHP. Bu ülke geçmişte savunma sanayinin temel kurumlarının kapılarının bilinçli bir şekilde kapatılması buhranını yaşatmıştır. Yaşatan kimdir CHP. Bu ülke geçmişte demokrasi açık oy gizli tasnif olarak gören faşist kafanın yol açtığı nice baskı ve zulüm buhranı yaşamıştır. Yaşatan kim CHP. Bu ülke geçmişte yağdan gaza prinçten benzine kadar tüm temel gıda maddelerinden yokluğundan kaynaklanan kuyruklar buhranı yaşamıştır. Yaşatan kim CHP. Bu ülke geçmişte hastane kapılarında yığılan insanların muayene olacak doktor, tetkik yaptıracak cihaz, şifa için alacak ilaç bulamama buhranı yaşamıştır. Yaşatan kim? Başta bay Kemal ve CHP. Bu ülke geçmişte evlatlarını gönderecek yeterli yüksek öğrenim kurumu bulamama, oraya gelen kız çocuklarının da başörtüsünden dolayı içeri alınmama buhranı yaşamıştır. Yaşatan kim CHP. Bu ülke geçmişte darbe cunta ara dönem özlemcilerinin yol açtığı pek çok buhran yaşamıştır. Hepsinin arkasında olan kim CHP. Bu örnekleri saatlerce saymak mümkündür. Geçmişte böylecesine buhran örnekleriyle dolu partinin bugün yüzü hiç kızarmadan hükümeti eleştirmeye kalkmasını herkes gibi bizde acı bir gülümsemeyle karşıladık.

Küresel bir krizi sanki sadece ülkemize mahsus gibi göstermeye çalışarak gerçeği kapatma teşebbüsünde bulunmaları da ayrı bir idrak sapmasıdır. Halbuki salgın döneminde dünya çapında 5 milyar insan evde kalırken, 2,7 milyar insanda çalışmaya ara vermiştir. Salgın başladığında ülkemizde belli bir kesimin ve özellikle de CHP kanadının garip bir heyecana kapıldığını herkes gibi sizler de farketmişsinizdir. Bunların hesabına göre salgın ülkemizi kasıp kavuracak, fabrikalar kapanacak, toprak işlenmeyecek, istihdam çökecek, ekonomi yerle yeksan olacak, millet isyan edecek. Böylece hükümet yıkılacak meydan da kendilerine kalacaktı. Ülkenin ve milletin felaketinden kendilerine iktidar çıkarma hesabı, krizi fırsata çevirme heyecanı bir kez daha tüm benliklerini kaplamıştı. Tabi yine hüsrana uğradılar. Rabbimin yardımı ve milletimizin desteğiyle bu salgın krizini en az hasarla geride bırakıyoruz. Aslında biz ülkemiz için hayırlı olan faydalı olan ne teklif varsa hepsine açığız. Ama CHP Genel Başkanının buhrandan çıkış diye dillendirdikleri hususların hiçbiri de sadra şifa olacak bir teşhis veya teklif içermiyor. Her zamanki gibi yapıcı siyaset yerine yıkıcı muhalefeti tercih ettiler. Türkiye'nin son 18 yıldaki kazanımlarının hepsini yerle bir edip, ülkeyi eskiye götürmeye niyeti dışında hiç bir akıl ürünü teklifine rastlayamadım. Gerçi bunlar hep böyleydiler. Biz Türk Lirasını altı sıfır atarak yeniden itibarlı hale getirdiğimizde bunlar ona da karşı çıkıyorlardı. Biz 2008 küresel krizinin ülkemizi teyit geçeceğini söylediğimizde felaket telallığı yaparak bize saldırıyorlardı. Biz enflasyonu yüzde 63'ten tek hanelere düşürdüğümüzde bunu takdir etmek yerine anlamsız bir karın ağrısıyla eleştirmeyi sürdürüyorlardı. Ülkemizde faiz çift haneli rakamdayken tek haneli rakama düşürdüğümüzde yine zil takıp oynuyorlardı. Ülkemizde 9 milyona yakın yeni istihdam oluşturduğumuz halde ısrarla öldük, bittik türküsü söylemeye devam ediyorlardı.

İhracatı 36 milyar dolardan 180 milyar doların üzerine çıkardığımızı gördükleri halde kamuoyuna sürekli kötü hava salgılamaktan vazgeçmiyorlardı. Ülkemize gelen turist sayısını 16 milyondan 51 milyona turizm gelirini 12 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkarmış olmamıza rağmen bunlardan olumlu tek söz duyamadım.

Kendi belediyeleri sorumluluklarını yerine getiremedikleri için bakanlıklarımızın onların görevlerini yerine getirdiklerinden hiç söz etmiyor. Biliyorsunuz suyu belediyelerin su idaresi getirir. İzmir'de susuzluk başgöstermişti. Ve İzmir'in suyunu o zaman biz DSİ ile yapmıştık. Aynı şey Van için geçerlidir. Van'da da bunu yaptık. Halbuki biz belediyelerin bütçeden aldıkları payları geçmişte hiç olmadığı kadar yüksek oranlara getirdik. Bunların dertleri hizmet etmek değil, şov yapmak. Yüzlerindeki makyaj da dökülmeye başladı. Halka hizmetten başka gayeleri olmayan merkez yerel işbirliğinin en güzel örneğini sergileyen Vefa Sosyal Destek Gruplarına bir PKK'nın bir de CHP'nin saldırmış olması bunun ispatıdır. Bunların birbirinden farkı yok. Liyakat diyor. AK Parti döneminde kamuya tüm alımların merkezi sınavla yapıldığını görmezden geliyor. Kendisi SSK Genel Müdürlüğü döneminde uyduruk komisyonlarla memur olarak alıyordu. Aynı şeyi bunlar Adalet Bakanlığı'nda da yaptılar. O zamanki Adalet Bakanının çok ilginç lafları var. Biz CHP'lileri almayacağız da MHP'lileri alacağız gibi dillere destan bir ifadesi var. Sayıştayı etkinleştirmekten söz ederken daha önce denetime tabi olmayan Kamu İktisadi kuruluşlarını, belediye şirketlerini organizasyonları fonları ve daha pekçok kurumu AK Parti'nin Sayıştay denetimine aldığını hiç söylemiyor. Onu biz Sayıştay denetimine aldık. Daha net bir ifadeyle ne söylediğinden ne anlattığından haberi yok.

Yine AK Parti döneminde en bağımsız dönemlerini yaşayan kurumlarla tutarsız ifadeler kullanıyor. Bu zatın yargı bağımsızlığından ne anladığını tıpki 28 Şubat dönemindeki gibi hakim ve savcıların kendi zihniyetlerindeki cuntacılara selam durması olduğunu iyi biliyoruz. Siyasi ahlak konusundaki tespitine öncelikle o dönemde devletin bir organı ihtiyatında olan ancak çok partili siyasi hayata geçişte artık başka bir konuma oturan CHP'nin uhtesindeki İş Bankası hisselerine hala yatıyor olmasından başlaması gerekirdi.

CHP'nin IMF sevdasının gerisinde ise Türkiye'yi geçmişteki siyasi ve ekonomiyi devşirme özlemi vardır. Biz iktidara geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye olan borcu 23,5 milyar dolardı. Biz bu borcu 2013 yılının mayısına kadar ödedik ve o defteri kapattık. Ve ben IMF'nin başkanına siz bize siyasi noktada rol biçemezsiniz dedim. Bunu şu anda bir parti kurmuş olan zat iyi bilir. O da yanımdaydı. Ve davosta bu görüşmeyi yaptık siz dedim sadece gelirsiniz, borç alacak ilişkilerimizi incelersiniz bize siyasi rol biçemezsiniz. Eğer dürüstse ahlaklıysa bunu kendisinin itiraf etmesi gerekir. Ama bunlar IMF'ye böyle bir ifade kullanamazlar. IMF'nin yöneticilerine karşı bunlar kalkıpta böyle bir duruş sergileyemezler. Ve şu anda bunlar hala IMF'yle biz ilişkilerimizi sürdürmemiz gerekir diyorlar. IMF'ten borç almamız gerekir diyorlar. Kendisi çok iyi bilir. IMF'nin bizden 5 milyar dolar borç istediğini çok iyi bilir. Biz güçlü olmasaydık onlar bizden bu borcu istemezlerdi. Peki ben kendisine ne dedim. Verin dedim. Bizden bugün borç alan yarında bizden talimat alır. Bunları hep konuştuk. Eğer dürüstlerse bunu itiraf ederler. Ülkemizde IMF defterini açmayacağımızı söylememize rağmen dışarıdan ve içeridne yapılan bunca tazyik, bunların en önemli rolünü CHP biçiyor sürekli bunu itiraf ediyor. Aldığımız kararın doğruluğunu da herşey gösteriyor.

Ülkemizi IMF'nin boyunduruğuna sokmak için beyhude çabaladıklarını CHP'ye bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye'nin bugüne kadarki demokratikleşme hamlelerinin 2007 ve 2017'de olduğu gibi bir kısmı CHP'ye rağmen gerçekleşmiş, 2010 ve 2011'de olduğu gibi bir kısmı da CHP yüzünden akamete uğramıştır. Çünkü bu partinin derdi ülkeyi demokratikleştirmek değil. Milli iradeye rağmen yönetmektir.

CHP'nin bize geçmişte bize yaşatmış olduğu buhranları hatırlatması milletimizin bu partiyi niçin belirli bir çizginin üzerine çıkartmadığının bir ifadesidir. Zaman zaman böyle hafıza tazelemerine ihtiyaç oluyor. Başka bir işe yaramıyorlarsa Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu konuda gayet iyi olduğunu söylememiz lazım. Bizim arkamızda 18 yıllık hizmet müftesebatımız önümüzde de hayata geçirmekte olduğumuz çok daha büyük hedeflerimiz var.

27 Mayıs'ta demokrasi ve özgürlükler Adası'nın açılışını yapacağız. Sembolik bir ekiple İnşallah demokrasi ve özgürlükler adasınını açılışını yapacağız. Bu açılış inanıyorumki CHP zihniyetinin yine farklı bir görünümünü ortaya koyması bakımından çok ama çok önemli olacak. CHP zihniyetinin arkasında durduğu o zamanın yargısı nasıl oluyorda işte devrin başbakanını ve arkadaşlarını idam ettiklerini göstermesi bakımından çok önemli. Şimdi ise olayı çok farklı bir konuma taşıdık. Ve İnşallah 27'sinde hem açılışını yapacağız ve böylece adını da artık Demokrasi ve Özgürlükler adası olarak anacağız.