AA
Bakan Tekin, Erzurum'da Hz. İmam Hüseyin Erzurum Cemevi'ni ziyaretinde, katılımcılara, kendileriyle olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Bir dönemler beraber yaşanan "millet-i sadıka" diye bilinen milletlerin cetvelle çizilen devletlere dönüştürüldüğünü hatırlatan Tekin, "Bugüne kadar maalesef vatandaşlar arasında, hiç ayrım gözetmeden herkes için, bütün vatandaşlar için birlik ve beraberliği engelleyecek, vatandaşlar arasında inancı, itikadı, etnik kimliği açısından bir düşmanlık kültürünü sürekli canlı tutacak virüsler, bir şekilde bu coğrafyada güçlü bir devlet olarak var olmamızı istemeyen yapılar tarafımızdan içimize enjekte edildi." dedi.
Bugün hala bu şekilde kurgulanan devlet yapılarının içerisinde barışın hukuk devletinin tesis edilmesinin mümkün olamayacağını vurgulayan Tekin, şunları kaydetti:
"Çok şükür Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurtuluş Savaşı ile bir ulus devlet kurgusuyla üniter bir devlet yapısıyla bugüne kadar geldi. Ancak cumhuriyetin ilanından bugüne kadar gelen süre içerisinde, içerimize enjekte edilen virüslerin ülkemizi bölebileceği veya bölmesinden korkacağımız olaylar yaşadık. Bu olaylar zaman zaman dini inançları sebebiyle insanları birbirlerine düşman ettiler. Veysel'in şiirindeki 'Alevi Sünnilik nedir, menfaattir varvarası' ifadesi aslında tam da bunu ifade ediyor. Umurlarında bile değil insanların Alevi ya da Sünni olduğu. Önemli olan onlar açısından kendi çıkarlarını, kendi politikalarını devam ettirecek şekilde birlik ve beraberlik duygusunu bölmek, parçalamak."
Tekin, bunun bazen etnisite üzerinden husumet tohumlarının sokulmaya çalışıldığını ifade ederek, bu tohumlardan bazen Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünnilerin zarar gördünü kaydetti.
Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçmişe dönüp baktığımızda bunun muhasebesini yapmanın hiçbir faydası yok. Kim daha çok zarar gördü, kim daha az zarar gördü? Ama net olan bir şey var. Bu ülkenin birlik ve beraberliğinin güçlü olmasının, bu ülkede milli birlik şuurunun güçlenmesini istemeyen insanlar hep kazandılar. Bu ülke 12 Eylül öncesini yaşadı. Günahsız insanların birbirlerine silah çektikleri, silah çekecek husumetlerin içlerine yerleştirildiği ortamları yaşadık. Biz bu ülkede etnik kimliğinden dolayı insanların ötekileştirildiği bir dönemi gördük. Biz bu ülkede nüfus cüzdanında nüfusa kayıtlı olduğu il sebebiyle husumetle karşı karşıya kalan farklı gruplardan insanların olduğu dönemleri yaşadık. Biz bu ülkede insanların dini inancı sebebiyle başını örttüğü için kamusal hizmetlerin alınması noktasında ötekileştirildiği insan yerine konulmadığı 28 Şubat gibi dönemleri gördük. 2001 yılında AK Parti kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımız bu anlamda yola çıkarken bütün bu geçmişte yaşanan ötekileştirici, ayrıştırıcı, etnik ya da dini kimlikleri sebebiyle insanlar arasında farklı muamele yapan, insanların dini ile inançlarını yaşamasını yasaklayan bütün bu yapıyla topyekün mücadele edecek bir program ortaya koyduk."
Anlattıklarının sembolik bir şey olmadığına değinen Tekin, "Bir örnek olsun diye söyleyeyim, 3 Kasım 2002 günü Türkiye'de seçimler yapıldı. Üzerinden 15 gün geçtikten sonra 18 Kasım'da AK Parti'nin ilk hükümeti kuruldu. 30 Kasım 2002 günü yani hükümet kurulduktan 12 gün sonra bu hükümetin ilk bu anlamdaki icraatı OHAL uygulamasının kaldırılması oldu. Terör sebebiyle uygulanan baskıların boşaltılan köylerin tüm bunların sebebi haline dönüşen bir uygulamayı, antidemokratik bir uygulamayı kaldırdık. Bunu yaparkenki hedefimiz de işte biraz önce söylediğim o milli birlik ve beraberliği tesis etmek." diye konuştu.
- "18 TANE FARKLI LEHÇEDEN OKULLARIMIZDA ÇOCUKLARIMIZA ANA DİLLERİNİ ÖĞRETİYORUZ"
Anlattıklarının gençlere çok farklı gelebileceğini ifade eden Tekin, "Bu ülkede AK Parti hükümetinden önce Ahmet Kaya Kürtçe şarkı söylediği için magazin dünyasında o bugün bize demokrasi pazarlığı yapan, bize demokrasi pazarladığını iddia eden büyük sanatçılar tarafından linç edildi Ahmet Kaya. AK Parti böyle bir zemin üzerinde kuruldu ve bugün gelinen noktada devlet okullarında isteyen çocuklar Kürtçe eğitim alabiliyorlar. İsteyen çocuklar dışarıda özel kurslarda Kürtçe öğrenebiliyorlar. Bu sadece etnik kimlikler üzerinden yürümedi ve sadece Kürtler üzerinden de yürümedi. 18 tane farklı lehçeden okullarımızda çocuklarımıza ana dillerini öğretiyoruz." şeklinde konuştu.
Tekin, 2011 yılından itibaren bilhassa din, kültür ve ahlak bilgisi kitaplarında Alevi ve Bektaşi vatandaşları ötekileyen, ayrıştıran bütün ifadelerin müfredattan çıkarıldığını işaret etti.
Bakan Tekin, şöyle devam etti:
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle beraber, Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızın çocuklarının dini inançlarını öğrenebilecekleri bir din kültür ve ahlak bilgisi dersi kurguladık. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çok yoğun gayretleriyle Cumhuriyet tarihinde ilk defa Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızın problemleriyle ilgilenen bir başkanlık kurduk. AK Parti iktidarları boyunca, yerel yönetimler, işte burası bir örneği.
Bulundukları illerde AK Partili belediye başkanları bulundukları illerde Alevi Bektaşi vatandaşlarımızın dini inançlı ibadetlerini ihtiyaçlarını giderebilecekleri cemevleri yapmaya gayret ettiler. Bugün bütün bu çabalar Alevi Bektaş Cemevi Başkanlığı'nın uhdesinde yürüyor. Derdimiz şu, ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu ülkede yaşayan herkesin birleştirici, bizi bir arada tutan, birleştirici unsurlar etrafında bir araya gelmesinin düşmanlarımızı çatlatacağına inanıyorum."
- "HEP BERABER MİLLİ BİRLİĞİMİZE, BİZİ BİR ARADA TUTAN DEĞERLERİMİZE SIMSIKI SARILALIM"
Birlikte olunmakla düşmanların beklediği sürecin boşa çıkacağına inandığını vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hep beraber milli birliğimize, bizi bir arada tutan değerlerimize sımsıkı sarılalım. Bakın bunu yaptığımızda şunu göreceksiniz, şu an yaşadığımız coğrafya çok metanetli bir coğrafya. Bu coğrafyada birbirine kenetlenmiş insanların oluşturduğu bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerçekten dünya siyasetine yön veren, önümüzdeki yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapabilecek kudretli bir ülke olacaktır. Dün Osmaniye'deydik. Asrın felaketi sonrası devlet, millet el ele yaptığımız şeyleri hem vatandaşlarımızla paylaştık hem de acıları bir kez daha andık. Tekrar ben bir daha başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Devlet Bahçeli Bey konuşmasını bitirirken, sayın Cumhurbaşkanımızı kürsüye davet ederken 'bölge lideri' ifadesini kullandı. Bu çok önemli.
Bunların hayata geçmesi için hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli'nin ısrarla altını çizdiği iç cepheyi güçlendirmek, aramıza ekilen nifak tohumlarını ortadan kaldırmak o da vatandaş olarak vatandaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olarak bizim vazifemiz. Biz bunun için çaba sarf ediyoruz. Bunun için ben 2,5 yıldır Milli Eğitim Bakanı olarak gittiğim her toplantıda, her ilde mutlaka Alev Bektaşi canlarımızla oturuyoruz, sohbet ediyoruz. Ankara'da bu konuda çalıştaylar organize ettik. Bu konuda neler yapılması gerektiğine dair ben Milli Eğitim Bakanı olarak atılması, atmam gereken adımlarla ilgili olarak istişareler yapıyoruz. Derdimiz, meramımız altında, gölgesinde yaşamaktan, üzerimizde dalgalanmasından gurur duyduğumuz, onur duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bayrağını çok daha güçlü bir şekilde gelecek kuşaklara yaşattıracak bir devleti hep beraber inşa etmek. Bugün de bu vesileyle buradayız."
Dede Seyit Mahmut Baba birlik duası ettiği, cemevi dedesi Kenan Yıldırım'ın deyiş yaptığı programda Bakan Tekin'e plaket ve bağlama hediye edildi.