Bakan Kurum Almanya'da duyurdu: Türkiye üç katına çıkardı

Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Petersburg İklim Diyaloğu toplantısında yaptığı konuşmasında ''Türkiye, son 10 yılda yenilenebilir elektrik üretimini üç katına çıkardı ve enerji verimliliğine 10 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Yine 2022 enerji krizinden bu yana tüm Avrupa Birliği ülkelerinden daha fazla enerji depolama kapasitesine izin verdik ve 2035 yılına kadar her yıl en az 8 gigawatt yenilenebilir kapasitesi enerji eklemek gibi iddialı bir hedef ortaya koyduk'' dedi.

IHA

Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Petersburg İklim Diyaloğu toplantısına katıldı.

Toplantıda açılış konuşmasını yapan Bakan Kurum, iklim krizinin ağır sonuçları ve yol açtığı tahribatlarla birlikte çeşitli krizlere eşlik ettiğini, etkisini arttırdığını kaydederek, "Kuraklık yılda 300 milyar dolardan fazla maliyete yol açıyor. Yükselen deniz seviyeleri Akdeniz kıyılarının yüzde 30'unu aşındırıyor. Sonuç olarak, ekosistemler, yaşamlar ve geçim kaynakları tehdit altında. Halklarımız bu zorluklarla karşılaştıkça uluslararası sistemin nasıl bir çözüm getirdiğini merak ediyor. Başarılarımızdan ve başarısızlıklarımızdan doğru dersler çıkardığımızdan emin olmamızı istiyorlar. Peki, çıkarmamız gereken acil dersler nelerdir? İzninizle ilk olarak enerji arzı güvenliğinden başlamak istiyorum. Milyarlarca insanı yoksulluktan kurtaran enerji sistemlerinde son dört yıl içinde ikinci kez küresel düzeyde kriz yaşanıyor. Ancak bu kriz bize fosil yakıtların enerji arzı güvenliğini garanti etmediğini de göstermiştir. Dubai'de hepimizin mutabık kaldığı üzere, ulusal şartlar doğrultusunda alternatif enerji kaynaklarına duyulan ihtiyacın ve ülkelerin enerji çeşitliliğini artırılmasının gerekli olduğunu vurguladık" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE, SON 10 YILDA YENİLENEBİLİR ELEKTRİK ÜRETİMİNİ ÜÇ KATINA ÇIKARDI"

"Alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmak, özellikle enerji çeşitliliğini desteklemek; istikrar, direnç ve temiz kalkınma demektir. Hepimizin peşinden gitmesi gereken şey budur" diyen Kurum konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Türkiye, son 10 yılda yenilenebilir elektrik üretimini üç katına çıkardı ve enerji verimliliğine 10 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Yine 2022 enerji krizinden bu yana tüm Avrupa Birliği ülkelerinden daha fazla enerji depolama kapasitesine izin verdik ve 2035 yılına kadar her yıl en az 8 gigawatt yenilenebilir kapasitesi enerji eklemek gibi iddialı bir hedef ortaya koyduk. Buna ek olarak, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı hedefliyoruz. Ancak bu tür somut sonuçlara ulaşmanın her ülke için eşit derecede kolay olmadığının farkındayız. Bundan dolayı küresel ihtiyaçlar ile mevcut kaynaklar arasındaki boşluğu kapatmak için birlikte çalışmalıyız. İşte bu hakikat bizi ikinci derse götürüyor: Çok taraflılık gerilemiş olsa da tamamen ortadan kalkmış değil. Birçok ülke hala ortak çözüm iradesi taşıyor"

"ÜLKELERİN COP'UN TEMEL GEREKLİLİKLERİNİ YERİNE GETİRMELERİNİ SAĞLAYACAĞIZ"

COP sürecinde zorluklarla karşılaşılabileceğini kaydeden Bakan Kurum, "Ancak herkesi aynı masa etrafında toplamak için elimizdeki en iyi zemin de budur. Bizler COP31 Başkanlığı olarak sorumlu bir yönetime kararlıyız. Süreci savunacak ve temellerini güçlendirmeye çalışacağız. Ülkelerin COP'un temel gerekliliklerini yerine getirmelerini sağlayacağız. Beklentimiz ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nı ve İki Yıllık Şeffaflık Raporlarını sunmalarıdır. Donörler de taahhütlerini yerine getirmelidir. Ve bu yıl gelişmiş ülkeler, COP29 Bakü Finans Hedefine adil paylarını nasıl aktaracaklarını göstermek için ilk iki yıllık bildirimlerini sunmalıdır. BM iklim fonlarının güçlü bir şekilde yenilenmesine de ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü mali alanı kısıtlı olan ülkeler, özellikle de iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkeler, adaptasyon için imtiyazlı ve hibe bazlı kamu finansmanına ihtiyaç duyuyorlar. Bu anlamda Yeşil İklim Fonu'nun bu yılki üçüncü ikmal turunun kritik önemde olacağını ifade etmek istiyorum. Ayrıca Kayıp ve Zarara Müdahale Fonu'nda yapılan tahsisleri artırmak için her zaman çaba gösteriyoruz. Tüm dostlarımızla şu taahhüdü de yinelemek istiyorum. Paris Anlaşması'na verilen desteğin somut adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini COP31'de vurgulayacağız" ifadelerini kullandı.

"COP31'İN SONUÇ ALMAYA ODAKLANAN GELECEĞİN COP'U OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"

Gelinen noktada somut ve çözüm odaklı uygulama moduna geçilmesi gerektiğini kaydeden Bakan, "Başından beri Avusturalyalı dostlarımıza bunu söylüyoruz. Bu yüzden COP31'in sonuç almaya odaklanan geleceğin COP'u olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlayışla hazırlanıyoruz Bir yandan müzakerelerde uzlaşı inşa ediyoruz, uzlaşıyla hareket ediyoruz. Aynı zamanda, kapsayıcılık, şeffaflık ve taraf odaklı bir süreç ihtiyacına saygı duyarak, bu uzlaşıya dayalı hızlı ilerleme sağlamaları için küçük koalisyonları bu kapsamda yetkilendiriyoruz. Bu, COP31 yaklaşımımız olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerine bağlılığımızın bir göstergesidir. Birbirini izleyen başkanlıklar, farklı girişimler aracılığıyla pek çok harika sonuç elde edildi. COP31 Başkanlığı olarak bu süreci daha da kurumsallaştırmak istiyoruz. Netice almak istiyoruz, eyleme geçmek istiyoruz. Başkanlık olarak başarıyı artırmak istiyoruz. Sonraki adımlar konusunda Brezilyalı meslektaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Bunu Etiyopyalı haleflerimize, sonuç alma konusunda daha da yetkin bir şekilde devredeceğimizden emin olmak istiyoruz. Bu anlayıştan hareketle COP31 Başkanlığı olarak, Küresel İklim Eylem Gündemi ile uyumlu dokuz tematik önceliğimize de ışık tutacağız. Bunlar arasında döngüsel ekonomiye geçişi desteklemek için sıfır atık yaklaşımları. Herkes için sürdürülebilir ve güvenli enerji sağlamak için temiz enerji. İklim hedeflerine ve sürdürülebilir rekabet gücüne ulaşmaya yardımcı olacak endüstriyel dekarbonizasyon. Kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak için okyanuslar ve denizler" ifadelerine yer verdi.

"KÜRESEL UYGULAMA HIZLANDIRICISINI İÇİN EK MEKANİZMA OLACAKTIR"

Bakan Kurum konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Gıda sistemlerimizin acil dönüşümünü sağlamak ve çiftçilerimiz için dirençli bir gelecek inşa etmek için gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım. Herkes için güvenli ve yaşanabilir yerleşim alanlarını sağlamak adına iklime dirençli şehirler. Gençlerin enerjilerinden ve tutkularından en iyi şekilde yararlanmak için gençlik katılımı ve iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve arazi bozunumu arasında sinerji oluşturmak için sektörler arası eylemler yer almaktadır. Bunu başarmak için ilgili aktivasyon gruplarında ortaklıkları teşvik edecek ve bu kapsamda ilerlemeyi hızlandıracağız. Belki de en önemlisi, Küresel Uygulama Hızlandırıcısını desteklemek ve somut sonuçlar elde etmek için üzerinde çalıştığımız ek mekanizma olacaktır. Bu mekanizmanın kilit aktörleri bir araya getirecek, özel sektörü ve hayırseverlik finansmanını harekete geçirecek, sektörel öncelikleri ele alacak ve kalkınma hedefleriyle uyumu sağlayacak bir adım olmasını hedefliyoruz. Tüm aktörlerin 1.3 trilyon dolarlık Bakü-Belem Yol Haritası'nın tavsiyelerine de uymasını bekliyoruz. Bu, iklim değişikliğinin tüm alanlarında, yani iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasından uyum sağlamaya, kayıplara ve hasarlara kadar ilerleme kaydedilmesi için hayati önem taşıyacaktır.

Türkiye ve Avustralya arasında başarı için ortak bir vizyon olduğunu vurgulamam gerekir. COP31'in hizmetine sunmak üzere farklı bakış açılarımızı, yeteneklerimizi ve ilişkilerimizi birleştiriyoruz. İnanıyoruz ki aramızdaki değiştiremeyeceğimiz tek fark zaman farkıdır. Antalya'da gerçekleştireceğimiz COP31, yeni bir dönemin, iş birliği ve ortaklığın başlangıcı olacak"

Bakan Kurum, "COP31'de hepinizle birlikte çalışacağız. Herkesin içinde olduğu, kimsenin geride bırakılmadığı bir bakışı yansıtacağız. Bakü ve Belem'den çıkan kritik sonuçların üzerine yenilerini inşa etmek için seleflerimiz Muhtar ve Andre ile birlikte çalışacağız. Pasifik Adası meslektaşlarımızla birlikte çalışacağız. COP'tan COP'a süreklilik ve Afrika öncelikleri konusunda Etiyopyalı haleflerimizle birlikte çalışacağız. Ve karşılaştıkları gerçek sorunlara gerçek çözümler sunmak için tüm gruplarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışacağız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye nasıl ki en karmaşık jeopolitik krizlerde ortak çözümler bulmak amacıyla diyaloğu yapıcı bir şekilde kolaylaştırıyorsa, COP31'de bu yapıcı rolü her aşamada hayata geçirecektir. Başarılı bir COP31 için verdikleri tam destekten dolayı Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Sıfır Atık projesi başta olmak üzere doğa ve iklim dostu birçok projeyi himaye eden Emine Erdoğan Hanımefendi'ye teşekkür ediyorum. Daha adil, kapsayıcı ve işlevsel bir küresel düzenin inşasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Eğer bunu birlikte başarabilirsek, COP31 yalnızca bir zirve değil, gerçek anlamda bir dönüm noktası olacaktır. Bu vesileyle hepinizi bir kez daha 9-20 Kasımda turizm cennetimiz Antalya'da gerçekleşecek COP31'e davet ediyorum" ifadelerini kullandı.