HABER MERKEZİ
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel'in sorularını cevapladı, değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tekin'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
2014'ten itibaren Türkiye'nin eğitimde uluslararası göstergelerde önemli bir sıçrama yaşadığını belirten Tekin, bu başarının arkasında "vesayet yapılarının etkisinin azaltılması" olduğunu söyledi.
Tekin, Türkiye'de vesayet kavramının uzun yıllar yalnızca askeri boyutuyla ele alındığını ifade ederek, "Seçilmiş irade üzerindeki vesayet sadece silahlı bürokrasiyle sınırlı değil; yargı, mülki idare ve mali bürokrasi üzerinden de oluşabilir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı'nda atılan adımların başarıya ulaşmasının, bu tür vesayet unsurlarından arınmayla mümkün olduğunu vurguladı.
Ücretsiz ders kitabı uygulamasını örnek gösteren Tekin, bunun siyasi iktidarın seçim taahhüdü olduğunu hatırlatarak, "Anayasamız Türkiye Cumhuriyeti'ni sosyal devlet olarak tanımlar. Eğitimin ücretsiz sunulması ve öğrencilere ders kitabı dağıtılması bu anlayışın bir gereğidir" ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin ayrıca, müsteşarlık döneminde eğitim politikalarının ilk kez kapsamlı şekilde tartışıldığı televizyon programının yine 24 TV olduğunu belirterek, o süreçten bugüne eğitimde önemli dönüşümler yaşandığını dile getirdi.
"BİZE BAŞVURAN HİÇ KİMSENİN SİYASİ İDEOLOJİSİNE BAKMIYORUZ"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin "Atatürk'e mektup" kampanyası tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Söz konusu iddiaları sabah saatlerinde öğrendiğini belirten Tekin, konuyu hemen yetkililere sorduğunu ifade etti.
Bazı sendikaların siyasi partilerle "informel ilişkiler" içinde hareket ettiğini belirten Tekin, ortaya atılan iddiaların siyasi bir dil ve üslupla örtüştüğünü dile getirdi.
Bakan Tekin, "Bize başvuran hiç kimsenin siyasi ideolojisine bakmıyoruz. Biz bakanlık olarak mevzuatımız çerçevesinde gerekli izinleri veririz. Kiminle protokol yaparsak yapalım yaptığımız protokol hukuk devletinin ilkelerine sadık kalınacak şekilde olur. Sendika bize protokol talebinde bulunmadı" dedi.Tekin, "Bu tür girişimlerde 'ben yaparım, denetime tabi değilim' anlayışı öne çıkıyor. Oysa hukuk devletinde herkes mevzuata uymak zorundadır" dedi.
Eğitim alanındaki tüm faaliyetlerin Milli Eğitim Bakanlığı denetimine tabi olduğunu vurgulayan Tekin, okullarda gerçekleştirilecek etkinlikler, yarışmalar ve kampanyalar için belirlenmiş açık kurallar bulunduğunu söyledi.
Tekin, "Bizim prensiplerimiz ve mevzuatımız var. Bu çerçevede başvurular değerlendirilir, uygun görülürse izin verilir. Her isteyenin okullarda faaliyet yapmasına izin veremeyiz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yaşanan tartışmalara da değinen Tekin, eğitim kurumlarının fiziki şartlardan öğretmen niteliklerine kadar birçok başlıkta denetlendiğini belirterek, "Çocuklarımızın güvenliği ve eğitim kalitesi için standartlar koyuyoruz. Bu standartlara uymayan hiçbir yapıya izin verilmesi söz konusu olamaz" diye konuştu.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev ve yetkilerinin anayasa ve ilgili kanunlarla açıkça belirlendiğini hatırlatarak, eğitim alanında denetim yetkisinin tartışmaya açık olmadığını sözlerine ekledi.
"YAPTIĞIM HERHANGİ OLUMSUZ BİR ŞEYİ GETİRİN ONU KONUŞALIM"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında eğitim politikaları ve kamuoyundaki eleştirilere ilişkin değerlendirmelerini sürdürdü. Türkiye'nin köklü devlet geleneğine vurgu yapan Tekin, "Binlerce yıllık bir devlet ve toplum birikimimiz var. Bu bizim için bir zenginlik kaynağıdır. Neden kendimizi sadece belirli bir dönemle sınırlandıralım?" dedi.
Tarihsel mirasın bütüncül ele alınması gerektiğini ifade eden Tekin, "Eski Türk devlet geleneğinden bugüne kadar bu ülkeye hizmet eden herkes bizim için bir değerdir" diye konuştu. Bazı eleştirilerin "niyet okuma" üzerinden yapıldığını savunan Tekin, Atatürk üzerinden yürütülen tartışmalara da değindi.
Bakan Tekin, bazı kesimlerin Atatürk'ü siyasi tartışmaların aracı haline getirdiğini öne sürerek, "Atatürk ve laiklikle ilgili bugüne kadar söylediğim herhangi bir olumsuz söz varsa getirin, tartışalım" ifadelerini kullandı. Eleştirilerin çoğu zaman somut dayanaklardan yoksun olduğunu dile getiren Tekin, bu yaklaşımın yeni olmadığını belirtti.
Geçmişte de benzer tartışmaların yaşandığını söyleyen Tekin, Adnan Menderes döneminde de benzer suçlamaların yöneltildiğini hatırlattı. Eleştiri yapılırken araştırma yapılması gerektiğini vurgulayan Tekin, "Eleştirecek somut bir konu bulunamadığında, benzer ithamların tekrarlandığını görüyoruz" dedi.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim politikalarını belirlerken ideolojik değil, mevzuat ve kamu yararı odaklı hareket ettiğini belirterek, tartışmaların bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Bakan Tekin, "Bakanlığa başladığım günden beri bize bu ülkeyi vatan olarak emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün büyüklerimizin çocuklarımız tarafından hakkıyla öğrenilmesinin mücadelesini veriyoruz" ifadelerini kullandı.
"MİLLİ BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRMEK BİZİM TEMEL GÖREVLERİMİZDEN BİRİ"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında gündemdeki bildiriyle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Tekin, bu adımın gerekçesini ise kamuoyuyla paylaştı.
Başkan Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından "iç cepheyi tahkim etme" yönünde bir yaklaşım ortaya konduğunu belirten Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da bu doğrultuda hareket ettiğini söyledi. Tekin, "Milli birlik, beraberlik ve dayanışmayı güçlendirmek bizim temel görevlerimizden biri" dedi.
Bu kapsamda özellikle toplumsal dayanışma ve yardımlaşma değerlerinin öğrencilere kazandırılmasına önem verdiklerini ifade eden Tekin, Ramazan ayında yayımlanan genelgenin de bu amaçla hazırlandığını dile getirdi.
Tekin, genelgede anayasanın başlangıç kısmı ile başta 2. maddesi olmak üzere ilgili hükümlerden referans alındığını vurguladı.
Anayasa'nın 2. maddesine yönelik eleştirilere de değinen Tekin, "Maddenin sadece laiklik kısmına odaklanılıyor. Oysa aynı maddede 'toplumun huzuru', 'milli dayanışma' ve 'adalet anlayışı' ifadeleri de yer alıyor. Biz bu değerleri öne çıkarıyoruz" ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev tanımının ilgili kanunlarla açık şekilde belirlendiğini söyleyen Tekin, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere yasal düzenlemelerin bakanlığa toplumda birlik ve beraberliği güçlendirme sorumluluğu verdiğini belirtti.
Ramazan ayının toplumsal dayanışma açısından önemli bir dönem olduğuna işaret eden Tekin, "Okullarımızda yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirecek etkinlikler yapılmasını teşvik ettik" dedi.
"TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında 168 kişinin imzaladığı bildiriye ilişkin değerlendirmelerini sürdürdü. Bildiriye karşı çıkmanın doğal olduğunu belirten Tekin, eleştirilerin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yapılması gerektiğini vurguladı.
Tekin, "Herkes görüşünü açıklayabilir, karşı çıkabilir. Ancak bunu yaparken hakaret etmemek, kimseyi zan altında bırakmamak gerekir. Eğer bu sınırlar aşılırsa, hukuki yollar devreye girer" dedi. Bildiride yer alan bazı ifadeleri hakaret olarak değerlendirdiğini söyleyen Tekin, bu nedenle suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
Bakan Tekin, bildiride yer alan "toplumu talibanlaştırıyorsunuz" ve benzeri ifadelerin kabul edilemez olduğunu belirterek, "Çocuklarımızın Ramazan ayında yardımlaşma ve dayanışma duygularını geliştirmesini teşvik ediyoruz. Buna bu şekilde karşılık verilmesi doğru değil" diye konuştu.
Açıklamalarında Özgür Özel'in daha önceki değerlendirmelerine de atıfta bulunan Tekin, bazı ifadelerin kamuoyunda açık şekilde hakaret olarak algılandığını söyledi. "Ben bunu bir eğitimci, bir ebeveyn ve bu makamı temsil eden biri olarak hakaret kabul ediyorum" diyen Tekin, söz konusu ifadelerin sadece kendisine değil, Milli Eğitim Bakanlığı'na, öğretmenlere ve velilere yönelik olduğunu dile getirdi.
Hukuk devleti ilkesine bağlı olduklarını vurgulayan Tekin, "Bizim yapmamız gereken karşılık vermek için hakaret etmek değil, yargıya başvurmaktır. Bu nedenle süreci hukuki zemine taşıdık" ifadelerini kullandı.
Tekin, tartışmaların temelinde kavramların tanımlanmasına yönelik bir mücadele olduğunu savunarak, "Türkiye artık eski Türkiye değil. Kimsenin belirli alanları vesayet altında tutma dönemi geride kaldı" dedi. Anayasanın başlangıç bölümüne de atıf yapan Tekin, anayasal düzenin "demokrasiye bağlı, vatan ve millet sevgisi taşıyan nesillere emanet edildiğini" sözlerine ekledi.
"MİLLİ TAKIM İÇİN MARŞ YARIŞMASI BAŞLATTIK"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında yeni bir projeyi de kamuoyuyla paylaştı.
Türkiye genelinde 105 Güzel Sanatlar Lisesi bulunduğunu ve bu okullarda yaklaşık 20 bine yakın öğrencinin eğitim gördüğünü ifade eden Tekin, 3 bini aşkın öğretmen kadrosu içinde özellikle müzik alanında geniş bir birikim olduğunu söyledi. Tekin, "Keman, koro, vurmalı çalgılar, kanun, gitar, ud gibi pek çok alanda yetkin öğretmen ve öğrencilerimiz var" dedi.
Bu potansiyelden hareketle Türkiye Futbol Federasyonu ile yeni bir çalışma başlattıklarını açıklayan Tekin, milli takım için özel bir marş hazırlanacağını duyurdu. Tekin, "Milli takımımızın maçlarında kullanılabilecek bir marşı okullarımızda yazabilir miyiz diye düşündük ve bir yarışma başlattık" ifadelerini kullandı.
Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile görüştüğünü belirten Tekin, yarışma sonucunda ortaya çıkacak eserin uygun bulunması halinde milli takım marşı olarak kullanılabileceğini söyledi. Tekin, "Birinci olan eser birlikte değerlendirilecek ve uygun görülürse kullanılacak" dedi.
Projeye sanatçıların da dahil olabileceğini vurgulayan Tekin, gönüllü olarak katkı sunmak isteyen müzisyenlerin Güzel Sanatlar Liseleriyle birlikte çalışabileceğini belirtti. Tekin, "Sanatçılarımız isterlerse öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte bu sürece katılabilir" diye konuştu.
Katılım sağlamak isteyenlerin il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla yönlendirileceğini ifade eden Tekin, projenin hem eğitim sürecine katkı sunacağını hem de öğrenciler için önemli bir deneyim olacağını sözlerine ekledi.
Bakan Tekin, dereceye giren ekibin de Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndaki maçına götürebileceğini duyurdu.
MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİMilli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında öğretmen yetiştirme sürecine ilişkin önemli değişiklikler içeren Milli Eğitim Akademisi hakkında açıklamalarda bulundu. Akademinin 13 Nisan'da başlayacağını belirten Tekin, bu yapının yalnızca "mülakat tartışmalarını çözmek" amacıyla kurulmadığını vurguladı.
Tekin, öğretmen yetiştirme sürecinde temel sorunun uygulama eksikliği olduğuna dikkat çekerek, uluslararası değerlendirmelerde Türkiye'de öğretmenlerin mesleki verimliliğe ulaşma süresinin OECD ortalamasının altında kaldığını söyledi. "Öğretmenlerimiz yaklaşık 14-15 yıl sonra maksimum verime ulaşıyor. Bu da yetiştirme sürecinde eksiklik olduğunu gösteriyor" dedi.
Üniversitelerde verilen eğitimin ağırlıklı olarak teorik olduğuna işaret eden Tekin, mevcut sistemde öğretmen adaylarının yalnızca sınırlı düzeyde uygulama deneyimi kazandığını ifade etti. Tekin, "Formasyon sürecinde yaklaşık 96 saatlik uygulama var. Bu, uluslararası standartlara göre oldukça düşük" diye konuştu.
Anayasal yapı gereği üniversitelerin müfredatına doğrudan müdahale edemediklerini belirten Tekin, bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde uygulama ağırlıklı bir model geliştirdiklerini söyledi. Tekin, "Milli Eğitim Akademisi'nin varlık sebebi, öğretmen adaylarını sahaya daha hazır hale getirmek" dedi.
Akademide yaklaşık 500-600 saatlik uygulama ağırlıklı bir eğitim programı oluşturduklarını ifade eden Tekin, öğretmen adaylarının burada hem Türkiye'nin farklı sosyoekonomik koşullarına uygun eğitim pratikleriyle tanışacağını hem de bakanlığın müfredatına uyum sağlayacağını dile getirdi.
Tekin, "Üniversitede matematik okuyan bir öğretmen adayı teorik bilgisini alıyor. Biz ise ona kendi müfredatımızı, okul türlerimizi ve sahadaki uygulamaları öğretiyoruz. Böylece daha hazır, daha donanımlı öğretmenler yetiştirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 24 TV canlı yayınında Milli Eğitim Akademisi'nin detaylarını paylaşmayı sürdürdü. Akademinin, dünyadaki öğretmen yetiştirme modellerine paralel bir ihtiyaçtan doğduğunu belirten Tekin, 13 Nisan itibarıyla 10 bin öğretmen adayının eğitimlere başlayacağını açıkladı.
Farklı illerde kurulan akademilerde branş bazlı uzmanlaşma hedeflediklerini ifade eden Tekin, öğretmen adaylarının kendi alanlarında daha yetkin hale gelmesini amaçladıklarını söyledi.
Mülakat tartışmalarına da değinen Tekin, en büyük eleştirinin kısa sürede öğretmen adaylarının yeterliliğinin ölçülemeyeceği yönünde olduğunu hatırlattı. Mülakat süreçlerinde güvenlik ve şeffaflık için çeşitli tedbirler aldıklarını belirten Tekin, "Adalet ve hukuk açısından bir sorun yok. Ancak yarım saatlik bir sürede tüm değerlendirmelerin yapılması zor olabilir" dedi.
Bu eleştirileri dikkate alarak sistemi yeniden yapılandırdıklarını ifade eden Tekin, Milli Eğitim Akademisi ile değerlendirme sürecini yaklaşık bir yıla yaydıklarını vurguladı. Tekin, "Artık öğretmen adaylarımız hem teorik hem de uygulamalı olarak uzun bir süreçte değerlendirilecek" diye konuştu.
Adayların farklı okul türlerinde deneyim kazanacağını belirten Tekin, "Sınıf öğretmeni adayı birleştirilmiş sınıfta da uygulama yapacak, sosyoekonomik açıdan gelişmiş bölgelerdeki okullarda da görev alacak" dedi. Branşlara göre planlanan uygulama programlarıyla öğretmen adaylarının sahaya daha hazır hale geleceğini dile getirdi.
Tekin, farklı sürelerde ve farklı ortamlarda gerçekleştirilecek uygulamalarla öğretmen adaylarının mesleki becerilerinin güçlendirileceğini belirterek, yeni modelin eğitim kalitesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.