On Kasım ödevleri kompozisyon, 10 Kasım şiirleri Atatürk’ü anma mesajları

10 Kasım şiirleri tüm okullarda ödev olarak verilmeye başlandı. En güzel 10 Kasım Atatürk şiirleri ve mesajlarını öğrenciler için derledik. İki adet 10 Kasım ile ilgili kompozisyon da yine bu haberimizde. Google doodle yapılmasını da bekliyoruz. Ayrıca Google hemen her yıl doodle yaparak Atatürk’ü anma gününde Türkiye’ye bir mesaj veriyor. Eğer 10 Kasım Google doodle yapılırsa yine tüm detayları ile aksam.com.tr bunu haber olarak yayınlayacak. Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05'te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk'ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır.

10 Kasım şiirleri tüm okullarda ödev olarak verilmeye başlandı. En güzel 10 Kasım Atatürk şiirleri ve mesajlarını öğrenciler için derledik. İki adet 10 Kasım ile ilgili kompozisyon da yine bu haberimizde. Google doodle yapılmasını da bekliyoruz. Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05'te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk'ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

İzindeyiz

Bir  10 Kasım sabahı daha geldi çattı,
Sirenler uzun uzun, yalnız senin için çaldı,
Tam …. yıl olmuş senden ayrı kalalı,
Çok özledi seni cumhuriyet'in evlatları

Bıraktığın ilkelerin izindeyiz merak etme!
Kimse bozamaz birliğimizi hiçbir sebeple,
Hep yaşayacak bu vatan Ata'm senin izinde,
Söz veririz her 10 Kasım saat dokuzu beş geçe.

Birkan Soylu
MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM
Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Yeleleri alevden al bir ata binmiş 
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri, 
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında 
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği 
Arkasından dağ dağ ordular geliyor 
Her askeri Mustafa Kemal gibi.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel 
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere. 
Al bir ata binmiş yalın kılıç 
Koşuyorlar zaferden zafere...

Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Ölmemiş bir Kasım sabahı! 
Yine bizimle beraber her yerde. 
Yaşıyor dört köşesinde vatanın 
Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum: 
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum. 
Uykularıma giriyor her gece. 
Elllerinden öpüyorum.
Ümit Yaşar OĞUZCAN

Atatürk
Düşmanların elinden,
Sen kurtardın vatanı.
En yükseklere diktin,
Şanlı Türk bayrağını.

Adını ve şanını,
Bütün dünya biliyor.
Masum olan milletler,
Hep izinden gidiyor.

Sen, Türk için her zaman,
En büyük kahramansın.
Damarlarımızda akan,
Eşsiz, asil bir kansın.

Birkan Soylu
MUSTAFA KEMAL'IN GÖK YAZILARI
Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
Mavicek bebelerin, ak kızların,
Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
Bir 1O Kasım gecesi
Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
-Ey Türk gençliği...

Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
Yeşiline suyun,
Kuşun,
Yelin,
Yaprağın:
"Ne Mutlu Türküm Diyene."

Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
Elimde tebeşir
Yazıyorum kara gecenin üstüne
Yazıyorum armağanımı:
"Övün, Çalış, Güven."
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
Büyük Atatürk'e
Binerken rıhtımdan, Bandırma vapuruna,
Tek düşüncendi senin; "Vatan, Millet, Sakarya".

Çakmak gibi gözlerin, dalarken ufuklara,
İlaç olacaktın milletin, kanayan yarasına.

Yarın çok geç olurdu, durma nedir bilmedin,
Erzurum'dan Sivas'a, yıldırım gibi geçtin.

Bağımsızlık ateşini, sen yaktın bu vatanda,
Kongrelerle başlayan, Kurtuluş Savaşı'nda.

Bizler Cumhuriyetini, taşıyacağız sonsuza,
Atam sen rahat uyu, aziz vatan toprağında.

Birkan SOYLU
KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN
Yan yana iki çocuk görsem 
İşte Atatürk diyorum 
Özgürlüğün toprağı uyanıyor 
İçin için seviniyorum.

Koşuşan iki öğrenci görsem 
İçimin güneşi ısınıyor
Yürüyen bir bakış gibi 
Mustafa Kemal geliyor.

Kol kola iki işçi görsem 
Ekmeğim çoğalıyor birden 
Bir ışık düşüyor ortalığa 
İşte Atatürk diyorum.

İşte Atatürk diyorum 
İlk kuruluş öncüleri 
Bir gül çağrısında hepsi 
Bize uzanmış elleri.

Mehmet KIYAT
10 Kasım
10 Kasım 1938,
Günlerden Perşembe.
Atatürk'üm ölmüş,
Saat dokuzu beş geçe.

Çökmüş bir matem havası,
Milletimin üstüne,
Gözyaşları sel olmuş
Akmış Marmara Denizi'ne

Herkes akın akın,
Dolmabahçe'ye koşmuş,
Büyük kurtarıcı artık,
Aramızdan ayrılmış.

Atatürk'süz yaşamak,
Çok zor gelse de millete,
Kalplerde yaşatılmış,
O veciz sözleriyle.

Emanet etmiş bizlere,
Kurduğu cumhuriyeti.
Var oldukça bu dünya,
Bilmeliyiz kıymetini.

Birkan Soylu
ATATÜRK'Ü DUYMAK
Ulu rüzgâr esmedikçe 
Yaşamak uyumak gibi. 
Kişi ne zaman dinç; 
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz? 
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik. 
Ekmek olmak için önce 
Buğday olmak gibi.
Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe 
Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi. 
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene 
Her ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz, 
Daha da yakınsın, daha da sıcak
Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz, 
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

Behçet NECATİGİL
SEN VARSIN ATATÜRK'ÜM HER ŞEYİMİZDE
Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam
Ekmeğim ak suyum berraksa,
Ağaçlar çiçek açıyor
Topraklar ısınabiliyorsa,
Sesim gür çıkıyor
Özgür özgür bakabiliyorsam,
Sen varsın gözbebeklerimde
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.

Yazabiliyorsam gönlümce 
Okuyabiliyorsam... 
Kazabiliyorsam toprağımı 
Gün ışığında çapa kürek elde, 
Çalışabiliyorsam gece gündüz 
Ekip biçebiliyorsam dileğimce, 
Sen varsın yüreğimde 
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.

M. Esat TOZKOPARAN
MUSTAFA KEMAL'İN ELLERİ
Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in; 
Zaferi, barışı yaratmış elleri. 
Hürriyeti, saadeti, adaleti 
Sevgiyle dağıtmış elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in, 
İçli, temiz, mert elleri, 
Bütün nimetlerini sunmuş bize 
Türk sofrası gibi cömert elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in; 
Öğretmen elleri. 
Bir tahta başında, bir kürsüde 
Bize bizi öğreten elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in; 
Işık, deniz, sel elleri. 
Bizi her şeyden çok seven 
Güzel elleri.

A. Hikmet PAR
ATATÜRK YAZAR
Sordum seni;
Dağına, taşına Türkiye'min,
Herkes kendinden emin,
Yükseldi gür sesler;
Umutlar, sevgiler:
O biziz, O bizleriz.
Hepimiz bir parçayız
Atatürk'ten,
Bütün doğa,
Atatürk'ü anar,
Atatürk'ü şaşar.
Her şeydir O Türkiyem'de.
Göller, ırmaklar, ormanlar.
İmza imza Atatürk yazar.

M. Vasfi SARAL
10 KASIM TÜRKÜSÜ
Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes'e Ağrı'ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk; 
Ana baba oğul kız, 
Dere tepe bucak köy, 
Yeryüzü yaşamalarımla değil 
Oralarda, Senin gittiğince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

F. Hüsnü DAĞLARCA
Atatürk'ü Yitirmedik
Yıllar
Üst üste katlandıkça
Acımasız uzadıkça
Çelik mavisi gözlerinde
Her geçen gün
Işığını çoğalttıkça
Güzel vatanımızı
Kurtardığın anıldıkça
Seni yitirmedik ki
Dün olduğu gibi
Bugün de aramızdasın her an
Buna inan Ata'm
Yüzyıllar da geçse aradan
Sen her zaman anılan
Kutsal bir kahramansın.

Süleyman APAYDIN

Ayrıca 10 Kasım Atatürk’ü anma günü, Google tarafından doodle olarak da yapılması beklenen bir etkinlik. 10 Kasım günü mesajları arasında eğer yapılırsa en anlamlı mesajlardan biri bu doodle olacaktır.

10 KASIM İLE İLGİLİ KOMPOZİSYON

Öğrencilere ödev olarak 10 Kasım hakkında kompozisyon hazırladık:

10 Kasım hakkında kompozisyon
Ulu önder Atatürk’ün vefatının gerçekleştiği 10 Kasım Ülkemiz ve milletimizin yaslarından biridir. 1938 yılından bu yana, her 10 Kasım, Ata’mızın aramızdan ayrılışının hüznünü yaşıyoruz.
Bizler her 10 Kasım’ı, atamızın bize vasiyetlerine uyup uymadığımızı değerlendirdiğimiz bir gün olmalıdır.
Atatürk’ü anlamak onun benimsediği düşünceleri uygulamakla olur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu yeni bir devre geçişin imzasıdır. Ülkenin her karışı yabancılar tarafından kuşatılmış iken özgürlüğüne düşkün Türk milletine liderlik yapan Atatürk, milletimizin tutsak yaşayamacağını bilerek öncülük yapıp ülkemizi mucize bir şekilde bağımsızlığına kavuşturmuştur.
Atatürk devrimleri günümüzde bir çok ülkede temsil sayılır. Bağımsızlığını kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, örnek teşkil etmiştir. Bu sayede görülüyor ki Atatürk  uluslararası bir dünya görüşünün sahibidir.
Her Türk vatandaşının görevi Atatürk’ü her 10 Kasım’da anmak ve anlamaktır ve sonra nesillere anlatmaktır.

Bir diğer 10 Kasım ile ilgili kompozisyon örneği
Her ulusun tarihinde kahramanlar yatar. Bizim tarihimizdeki kahramanların başında Mustafa Kemal Atatürk gelir. Yine onun aramızdan ayrılışının üzüntüsünü yaşadığımız bir gündeyiz. Bugün günlerden 10 Kasım saat dokuzu beş geçiyor. Ulu önder Atatürk yaşamı boyunca ulusu için çalışmış dünyada nadir liderlerden biridir. Ömrü yettiğince bize kazandırdığı devrimlerle ülkemizi çağdaş medeniyet seviyesine çıkarmıştır. Atatürk’ ü önce tanımalı ardından yurdumuz ve Türk ulusu için yaptıklarını anlamalı ve anlatmalıyız. Atatürk çok çalıştı ve yorularak aramızdan ayrıldı. Ancak bizler onun birer evlatları olarak  izini sürdürmeliyiz. Cumhuriyeti sonsuza ayakta tutmak için çaba göstermeliyiz.
Atatürk, padişahın yanlışları nedeniyle yıkılan ve işgalci devletler tarafından bölünmeye hazırlanan yurdumuzun kurtarıcısıdır. Yüce Atatürk’ ün düşüncelerinden faydalanarak varlığımızı sürdürmeliyiz. Atatürk Cumhuriyet kurulmasından itibaren tüm alanlarda en iyiyi hedefledi. Örneğin; çiftçilik sektörüne katkı sağlamak amacıyla traktör kullandı, yazı tahtasının başına geçip başöğretmenlik yaptı. Bu özverili hizmet aşkı sonuna vücudunu iflas ettirdi.
Atatürk güçlü bir mantığı kişiliğe sahipti. Sert ve kaideli devlet adamlığının yanı sıra, sevgi dolu, yardımsever bir insandı. Yurdunu ve ulusunu gelecek tüm zararlardan korumaya çalışırdı. Yurt ve ulus en kutsal değerlerindendi. Yaşamı boyunca hiçbir zorluktan yılmamış hep başarma güdüsüyle  çalışmıştır.
Ulu Önderimiz, Atamız; Bizde emek verdiğin bu yolda, hiç durmadan yürüyeceğiz. Daimi hedefimiz ilkelerini korumak, devrimlerini sonsuza dek yaşatmak olacaktır.

10 KASIM TÜRKÜSÜ

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes'e Ağrı'ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!
 Yolunda yürüyeceğim Atatürk; 
Ana baba oğul kız, 
Dere tepe bucak köy, 
Yeryüzü yaşamalarımla değil 
Oralarda, Senin gittigince!
 Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

F. Hüsnü DAĞLARCA

ATATÜRK

Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum 
Ne insandı O, ne insandı. 
İzmir'e gelişini görseydin. 
Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.
 
Benzerdi sana, bana 
Bizim gibiydi eli, ayağı 
Ama bir yol baksaydın yüzüne. 
İçin sevgisiyle dolardı.
 
Vapura biniyorsak dilediğimizde, 
Sokakta geziyorsak hür, 
İyi bak dört yana, 
Atatürk'ün aklı görünür.
 
Arı Türkçe konuşuyorsak, 
Türkçe düşünüyorsak bugün, 
Her işimizde O'nun gücü. 
Büyük öğretmeni Türk'ün.
 
Halkımızın arasında, halktan, 
Davul vurur dengi dengine. 
Dünya rastlamış mıdır? 
Atatürk'ün dengine.
 
N. Ulvi AKGÜN

ATATÜRK'Ü DUYMAK
 Ulu rüzgâr esmedikçe 
Yaşamak uyumak gibi. 
Kişi ne zaman dinç; 
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.
 
Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz? 
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik. 
Ekmek olmak için önce 
Buğday olmak gibi.
Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe 
Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi. 
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene 
Her ışık-kaynak gibi.
 
En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz, 
Daha da yakınsın, daha da sıcak
Bıraktığın toprak gibi.
 
Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz, 
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

Behçet NECATİGİL

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

Atatürk gülümsedi öğretmenim 
Siz sınıfa girince 
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.
 
Baktı ki okul yenidir 
Siz yenisiniz düşünceler yeni 
Atatürk gülümsedi öğretmenim 
Saklayamadı sevincini.
 
Baktı ki gençsiniz bilgili 
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince 
Atatürk gülümsedi öğretmenim 
Sevindi onca.
 
Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.
Anlaşılan bütün yaz 
Atatürk gözünü kırpmamış 
Çünkü boşmuş sıralar 
Çünkü harf okunmamış.
 
Ama baktı ki gün doğmuş 
Bir koşu varmışız okula 
Özlemle açılmış kitaplar 
Bir iştah kızda oğlanda.
 
Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz 
Bütün bakışlar sizde 
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz 
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde
 
Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz 
Aydınlık ufuklara yürüyor hızla 
Atatürk gülümsedi öğretmenim 
Kürsüde kendini görünce.
 
Talât TEKİN

ATATÜRK YAZAR

Sordum seni;
Dağına, taşına Türkiye'min,
Herkes kendinden emin,
Yükseldi gür sesler;
Umutlar, sevgiler:
O biziz, O bizleriz.
Hepimiz bir parçayız
Atatürk'ten,
Bütün doğa,
Atatürk'ü anar,
Atatürk'ü şaşar.
Herşeydir OTürkiyem'de.
Göller, ırmaklar, ormanlar.
İmza imza Atatürk yazar.
 
M. Vasfi SARAL

ATATÜRK'Ü GÖRDÜM DÜŞÜMDE

Sizler yaşadıkça çocuklarım 
Ben de yaşıyorum demek, 
İşte aranızdayım Ahmetler, Mehmetler'le, 
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Elele 
Yanınızdayım
 
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Daha ferah içim,
Gök daha geniş denizler daha geniş,
Vatan ya vatan,
Vatan sonsuzluktan gelmiş
Sonsuzluğa açılan yol
Vatan siz.
 
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Bilin ki
Ben de yaşarım,
Bir sevinç düştü mü içinize
Bir keder düştü mü içinize
Bilin ki
Aranızda ben varım.
 
A. Rıza ERGÜVEN

BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL

Bir Tutkudur Mustafa Kemal; 
Nice sevdalara değişilmeyen. 
Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur, 
Bir baştır, vazgeçilmeyen...
 
Bir Türküdür Mustafa Kemal; 
Suskun ağızlarda söyleşir, durur. 
Çaltıburnu'nda gözetir denizi. 
Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur...
 
Bir İnançtır Mustafa Kemal; 
Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan. 
Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu. 
Sakarya boylarından Akdeniz'e taşıyan...
 
Bir Anlamdır Mustafa Kemal; 
Belkahve'den dürbünüyle seyrediyor İzmir'i. 
Özgürlük diyor, al atının üstünde, 
Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri...
 
Bir Bayraktır Mustafa Kemal; 
Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan. 
Bozkırın bağrında yol alan kağnılara, 
Işık tutan, güç veren, yol bulan...
 
Y.Doğan ERGENELİ

KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN

Yan yana iki çocuk görsem 
İşte Atatürk diyorum 
Özgürlüğün toprağı uyanıyor 
İçin için seviniyorum.
 
Koşuşan iki öğrenci görsem 
İçimin güneşi ısınıyor
Yürüyen bir bakış gibi 
Mustafa Kemal geliyor.
 
Kol kola iki işçi görsem 
Ekmeğim çoğalıyor birden 
Bir ışık düşüyor ortalığa 
İşte Atatürk diyorum.
 
İşte Atatürk diyorum 
İlk kuruluş öncüleri 
Bir gül çağrısında hepsi 
Bize uzanmış elleri.
 
Mehmet KIYAT

MUSTAFA KEMAL'LER TÜKENMEZ

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir 

Bu vatan bu topraklar cömert 
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez 
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
 
Ben de etten kemiktendim elbet 
Ben de bir gün geçecektim elbet 
İki Mustafa Kemal var iyi bilin 
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta 
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez 
 
Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda 
Bilimin yapıcılığın aydınlığında 
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben 
Evrensel yepyeni buluşlarda 
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
 Başın mı dertte beni hatırla 
Duy beni en sıkıldığın an 
Baştan sona herşeyiyle bu vatan 
Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez 
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
 
Halim YAGCIOGLU

MUSTAFA KEMAL SESLENSE

Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından sesleniyorum size
Ben Mustafa Kemal'im heyy...
Ben Mustafa Kemal'im.
Büyük büyük denizlerim vardır benim
Hürriyeti içmiş dalgalarım.
Hürriyetle kabarmış dalgalarım vardır benim
Ulusumun yarınında sevincim
Ben Mustafa Kemal'im heyy...
Karanlığı deler gözlerim.
Dalgalara binip gelmiş kahraman,
Gökçe gözlerine türküler yaktığımız...
Hâni bir güneş doğmuştu ya Samsun'dan
İşte benim...
Ben...
Mustafa Kemal...
Ölmek yaşamaktır vatan uğrunda
Deyip, öyle girdim savaşa
Komut verdim
Şahlandı cümle vatan
Boğdum kör talihi zindanında.
Bahtı gülen anaları yurdumun
Gökleri, dağları, denizleri
Yarınları, güvenip de uyuduğum
Aslan yeleli ışığı sınırlarımın
Mehmetleri
Tutun ellerinden yüreklerinizin
Sevgilerinizle beni yıkayın.
Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından gelir sesim
Sevdiğim
Bir tanem
Türkiye'lim
Sen varoldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal'im.
Sen var oldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal'im.
 
 B.Kemal ÇAĞLAR

MUSTAFA KEMAL'IN GÖK YAZILARI

Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
Mavicek bebelerin, ak kızların,
Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
Bir 1O Kasım gecesi
Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
-Ey Türk gençliği...
 
Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
Yeşiline suyun,
Kuşun,
Yelin,
Yaprağın:
"Ne Mutlu Türküm Diyene."
 
Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
Elimde tebeşir
Yazıyorum kara gecenin üstüne
Yazıyorum armağanımı:
"Övün, Çalış, Güven."
 
 F. Hüsnü DAĞLARCA

MUSTAFA KEMAL'E GİDEN YOL

Karşıda bir ışık, bir ümit yolu 
Kollarımı yarına güvenle açacağım, 
Karşıda bir ışık, bir ümit yolu 
Bırakın, Mustafa Kemal'e varacağım.
 
Ellerimi uzatıyorum, daha ötede 
Son duraktan biraz daha ötede 
Gücümün kuvvetimin kesildiği yerde 
Karşıda Mustafa Kemal'i görüyorum;
 
Gün geçer devir değişir 
En olmaz istekler biter,
Bir ses bırakmaz kişiyi yerinde
Mustafa Kemal'in sesi, "İleri" der.
 
Boyuna yeniliğe, ileriye
Boyuna en yüce gerçeklere doğru!
Apaydınlık bir yoldasınız, bakın
Karşıda Mustafa Kemal, Mustafa Kemal yolu
 
Attığım her adımı biliyorum
Yarın daha güzel, daha aydınlık!
Nasıl durabilirim, Mustafa Kemal sesleniyor
Uzattım ellerimi varıyorum.
 
Yürüyorum, yılmadan yürüyorum 
-Karşıda bir ışık, bir ümit yolu-
İşte, ışıklar içinde büyüyen
Mustafa Kemal'i görüyorum
 
Mustafa CANPOLAT

MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Yeleleri alevden al bir ata binmiş 
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri, 
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...
 
Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında 
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği 
Arkasından dağ dağ ordular geliyor 
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
 
Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel 
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere. 
Al bir ata binmiş yalın kılıç 
Koşuyorlar zaferden zafere...
 
Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Ölmemiş bir Kasım sabahı! 
Yine bizimle beraber her yerde. 
Yaşıyor dört köşesinde vatanın 
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
 
Mustafa Kemal'i düşünüyorum: 
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum. 
Uykularıma giriyor her gece. 
Elllerinden öpüyorum.
 
Ü.Yaşar OĞUZCAN

ÖĞRETMEN ATATÜRK

Yine derse giriyorsun Samsun kapısından 
Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini 
İl il, köy köy, can can 
Tüm Anavatan.
 
Hemen başlıyor mutlu ders 
Erzurum'dan
Sonra derinleşiyor volkan-öğütle 
Sivas'taki son oturumdan.
 
Bütün memleket tek sınıf
Bir yön bayrak, bir yön tan
Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.
 
Sınıfımız her an kutlu bir savaş 
Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan 
Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü 
Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.
 
Mavi gözlerin hep barış barış
Mavi yüceliğin hep duman duman
Öyle alev alev bir ders ki
Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.
 
Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
Kocatepe, yalnız coğrafya değil
Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan
 
Öpüyorsun hepimizi göz göz
Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.
 
Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e 
Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından 
Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.
 
Öğrenmeye son yok 
Cumhuriyet, bir ders aynı konudan 
Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz 
Senin yarattığın vatan-kanıdan.
 
Anlatıyorsun açık ve seçik 
Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan 
Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.
 
Yaşatarak öğretmek senin elinde
Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan 
Seni özledikçe bellemek güzel 
Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.
 
Sor bize her şeyi, konuşsun her öz 
Başlayı versin en zor imtihan 
Özgürlük güneşin ilk cevap, inan 
Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..
 
İ. Zeki BURDURLU

RESİM

Her gün,
Enginlerden engin, 
Yücelerden yüce 
Bir duygu sarar bizi, 
Bu sınıfa girince.
 
Yanda, bir uçtan bir uca
Mavi deniz,
Odanın içinde güneşleri bulunca
Isınırız.
 
Enginlerin engini deniz olsa 
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa 
Güneş küçük!
 
İlk günü gördük, nerden geldi: 
Duvardaydı 
Denizleri, güneşleri 
Küçülten büyüklük.
 
Kürsünün üstünde bir resim: 
Gözleri denizlerden mavi 
Bakışları güneşlerden sıcak, 
Dört mevsim 
Kürsünün üstünde: 
Atatürk'ün arkasında al bayrak, 
Kollarını kavuşturmuş göğsünde.
 
Bu resimle başlar bizim günümüz, 
Karşımızda Atatürk'ü gördükçe, 
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
 
Öğretmenimizin kürsüde 
Verdiği dersi 
Dinler bizimle birlikte 
Atatürk'ün resmi.
 
Çalışkanız, çünkü,
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.
 
Bir yanlışlık yapsak 
Bulutlanır gözleri, 
Anlarız, Atatürk üzüldü.
 
Gelsek kürsünün dibine 
Görür bizi 
Eğilince.
 
Kalksak, gitsek gerilere, 
Otursak arkalarda; 
Başımızı kaldırmadan duyarız 
Atatürk orada.
 
Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata'mın. 
Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça 
Bu resimle karşımdasın!
Yok hiç birinde 
Bundaki tılsım, 
Değişen çizgilerle 
Canlı gibi bu resim.
 
Öyle canlı ki, sanırım, 
Ben de bir gün okulu bitirince 
Uzanan ellerinle 
Okşanacak sırtım.
 
Öyle canlı ki, sanırım, 
Karanlık bile olsa 
Serpeceğin ışıkla 
Aydınlanır yollarım.
 
Tıpkı sınıftaki gibi, 
Yapacağım bir işte 
Bu resmindir rehberim 
Kötülüğe uzanırsam 
Çat kaşlarını, 
Tutulsun ellerim.
 
Tıpkı sınıftaki gibi,
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım bir işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et, 
Gülümse!
 
Yaprak yaprak dökülürken önümde 
Her yıl, dört mevsim; 
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf, 
Resimler içinde yalnız bu resim!

Behçet NECATİGİL

ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ!

Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesi

Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlığının bozulmasına ve ölümüne neden olan hastalık konusunda çeşitli iddialar vardır. Bir karaciğer rahatsızlığına dair hemen herkes aynı fikirdedir. Ancak hastalığın adı konusundaki tartışmalar günümüzde bile devam etmektedir. Atatürk'ün sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. 1938 başlarında iştahsızlık ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.

Siroz teşhisi konulması

Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü'ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı. Atatürk de özel bir kür tedavisi için Yalova Termal'e gönderildi. Termal Otel'de, 22 Ocak 1938 günü Atatürk'ü muayene eden Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğer rahatsızlığından kuşkulandı ve Atatürk'e siroz teşhisi koydu. Doktor Belger, Atatürk'e mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye etti. Atatürk, Termal Otel'deki tedavisine bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938'de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa'ya hareket etti.

Atatürk'ün ölümünden sonra çekilen bir fotoğrafı, Dolmabahçe Sarayı.

Fransa'dan doktor getirtilmesi

Atatürk'ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı. Başbakan Celâl Bayar,Avrupa'dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay Sorunu yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. Nihayet 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkü'nde Atatürk'e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yenilediler. Atatürk'ün kesinlikle alkolü kesmesi gerektiğini ve yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi. Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celâl Bayar'ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Noel Fissenger Ankara'ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk'ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu. Fransız doktorun sözleri ve tavsiyeleri ve tavırları Atatürk'ü oldukça memnun eder cinstendi. İlk teşhisten sonra Fissinger Atatürk'e "Efendim, büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve bende sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız" telkininde bulunmuş ve Atatürk de gerçekten doktorun tavsiyelerini ciddi şekilde uygulamıştır.

11 Kasım 1938'e ait bir gazete

Son kez Ankaralıların karşısına çıkışı

Atatürk'ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa'dan doktor getirtilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk'ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu'nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralıların karşısındaydı. Kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu'nun adı 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirildi..

Hatay Sorunu'nun çözülmesi

Atatürk aynı gün törenden sonra Mersin'e hareket etti. Daha sonra Adana'ya geçti. Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık, hatta "ölüyor" tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk'ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara'dan ayrıldı, İstanbul'a hareket etti.

Atatürk, İstanbul'da 1 Haziran 1938'den 25 Temmuz 1938'e kadar Savarona Yatı'nda kaldı. Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı'na döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu Temmuz ayı başlarında Hatay'a girdi.

Atatürk'ün karaciğerindeki rahatsızlık iyiden iyiye artmıştı. Doktor Fissenger ve Türk doktorların tekrar yaptıkları muayeneler karında su toplanmaya başladığını gösteriyordu

Atatürk'ün Mozelesi

Vasiyeti

5 Eylül 1938 günü Atatürk vasiyetini yazdı ve bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü'nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.

6 Eylül 1938'de Fransız doktor Fissenger üçüncü defa İstanbul'a geldi. Atatürk'ün karnında biriken su iyice artmıştı. O gün yapılan su alma işlemi ile Atatürk'ün karnından tam 6 litre su alındı. Fakat buna karşılık Atatürk'ü daha da rahatlatmak için 12 litre su alındığı söylendi. 18 Eylül 1938'de Başbakan Celâl Bayar, Dolmabahçe Sarayı'na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk'e sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi.

Komaya girmesi

Hastalık gitgide ilerlemekteydi. Atatürk'ün karnında yeniden su toplanmıştı. Ekim ayında yapılan bir işlemle bu su da alındı.İşlemin ardından 16 Ekim 1938 günü öğleden sonra Atatürk ağır bir komaya girdi. Hükümet, ulusu Atatürk'ün sağlık durumundan haberdar etmek için 17 Ekim 1938'den itibaren Anadolu Ajansı aracılığı ile resmi tebliğler yayınlamaya başladı. Atatürk girdiği komadan 21 Ekim günü çıktı. Çok istemesine rağmen sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim 1938 günü Ankara'da cumhuriyetin onbeşinci yıldönümü kutlamalarına katılamadı. Bayram nedeniyle Ankara'da düzenlenen törenlerde Türk Ordusu'na hitaben yazdığı bayram konuşmasını Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk'ün hastalığı ve Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkamayışı bayrama hüzün düşürdü.29 Ekim akşamı Ankara'dan dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken Atatürk'e büyük sevgi gösterilerinde bulundular. Atatürk'ün TBMM beşinci dönem dördüncü yasama yılını açış konuşmasını da 1 Kasım 1938'de Başbakan Celâl Bayar okudu.