Türkiye'nin Avrupa'daki konumu güçleniyor

AB'nin sanayiyi güçlendirmek için başlatacağı “Made in EU” üretim zincirinde Türkiye de yer alacak. Uygulama Türkiye'de otomotiv ve çelik başta olmak üzere birçok sektörde fırsatlar sunacak.

AKŞAM GAZETESİ

Avrupa Birliği'nin (AB) sanayi üretimini güçlendirmek amacıyla gündeme aldığı "Made in EU" yaklaşımı, Türkiye'nin Avrupa üretim ve tedarik zincirindeki konumunu daha da pekiştirebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Gümrük Birliği ilişkisi ve güçlü üretim altyapısı sayesinde Türkiye'nin bu kapsamda değerlendirilmesi, özellikle otomotiv ve çelik gibi stratejik sektörlerde önemli fırsatlar yaratabilir. AB Komisyonu'nun hazırladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı, kamu alımları ve devlet desteklerinde "Made in EU" şartı getirilmesini öngörüyor. Düzenlemeyle AB imalat sanayisinin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içindeki payını yüzde 14,3 seviyesinden 2035 yılına kadar yüzde 20'ye çıkarmayı planlıyor.

KESİNTİSİZ İHRACAT İMKANI

Uygulamayı değerlendiren Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Türkiye'nin "Made in EU" kapsamında yer almasının otomotiv sektörü açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Çelik, Türkiye'nin AB otomotiv ekosistemiyle güçlü şekilde entegre olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin bu kapsamda değerlendirilmesi hem AB'ye ihracatımızın kesintisiz devam etmesini sağlayacak hem de Avrupa'nın Çin'e bağımlılığını azaltma stratejisinde Türkiye'nin rolünü güçlendirecektir" dedi. Çelik ayrıca bu gelişmenin yerli tedarik sanayisinin AB'nin sağladığı yeşil dönüşüm fonları ve Ar-Ge teşviklerinden faydalanmasının önünü açabileceğine dikkat çekti. Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisi için yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda güçlü bir ekosistem ortağı haline geldiğini ifade eden Çelik, bu durumun sektördeki teknolojik dönüşümü de hızlandırabileceğini dile getirdi.

AB'YLE AYNI KATEGORİDE

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan da Türk çelik sektörünün üretim süreçleri ve kalite standartları bakımından büyük ölçüde AB normlarına uyumlu şekilde faaliyet gösterdiğini söyledi. Yayan, Türkiye'nin "Made in EU" kapsamında değerlendirilmesinin Türk çeliğinin Avrupa menşeli ürünlerle aynı kategoride algılanmasına katkı sağlayabileceğini belirtti. AB sanayi politikasında yeni bir dönemi temsil eden düzenleme; otomotiv, çelik, çimento, alüminyum ve kimya gibi enerji yoğun sektörleri kapsıyor. Tasarıya göre kamu alımları ve bazı stratejik projelerde Avrupa üretimi kriterleri uygulanacak. Elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve bazı temiz teknoloji ürünlerinde belirli bir üretim oranının Avrupa'da gerçekleştirilmesi şartı aranacak.

YENİ YATIRIMLARIN ÖNÜNÜ AÇACAK

AB üyesi ülkelerde kamu ihalelerinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 2 trilyon euro'ya ulaştığı dikkate alındığında, bu düzenlemenin Avrupa sanayisi için önemli bir ekonomik alan oluşturması bekleniyor. Türkiye'nin bu üretim ve tedarik zinciri içinde yer alması ise başta otomotiv ve çelik olmak üzere birçok sektörde yeni işbirliklerinin ve yatırımların önünü açabilecek potansiyele sahip görülüyor. Uzmanlara göre Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve Avrupa pazarına coğrafi yakınlığı, ülkeyi AB için güvenilir bir üretim ve tedarik merkezi haline getiriyor. Bu nedenle "Made in EU" yaklaşımının Türkiye'yi kapsaması, mevcut entegrasyonun korunması ve Avrupa sanayi zinciri içindeki rolün daha da güçlenmesi açısından kritik önem taşıyor.

TÜRK MALLARI "MADE İN EU" KAPSAMINDA

AB Komisyonu Sözcüsü, mevcut teklife göre Türk şirketleri ve Türkiye'den gelen malların bazı kamu sübvansiyonları ve ihaleler kapsamında "AB'de üretilmiş" olarak değerlendirileceğini açıkladı. Sözcü, Türkiye'nin AB için sanayi politikası açısından önemli bir ortak olduğunu belirterek, Avrupa ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan güçlü değer zincirleri bulunduğunu ifade etti.