Dursun Topçu
Türkiye'de madencilik faaliyetleri geçmişte olduğu gibi bugün de kamuoyunun en çok tartıştığı alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Uzmanlara göre yanlış uygulamalar yalnızca Türkiye'ye özgü değil; Avrupa'dan Amerika'ya, Afrika'dan Asya'ya kadar pek çok ülkede benzer örnekler sıkça görülüyor. Ancak son yıllarda Türkiye'de sektöre yönelik mevzuat, denetim ve yaptırımların artırılmasıyla birlikte daha kontrollü ve planlı bir madencilik modeli hayata geçiriliyor.
YERLİ VE MİLLİ ŞİRKETLER SEKTÖRE GİRDİ
Cumhuriyet tarihi boyunca kömür, demir, bakır ve altın başta olmak üzere birçok maden işletmesi faaliyete geçti. Buna karşın geçmişte bazı sahaların ülke ekonomisine yeterli katkı sağlamadan işletildiği ve çevresel etkilerin yeterince gözetilmediği eleştirileri yapıldı. Yetkililer, yeni dönemde bu tablonun değiştiğini, özellikle yerli ve millî şirketlerin sektörde daha fazla pay almaya başladığını vurguluyor.
TÜRKİYE'NİN MADENE İHTİYACI VAR
Sanayi üretimi, enerji, savunma, inşaat ve teknoloji alanlarındaki büyüme, Türkiye'nin hammadde ihtiyacını her yıl daha da artırıyor. Çelik üretimi için demir cevheri, elektrikli araçlar ve bataryalar için nikel ve bakır, elektronik sanayi için altın ve nadir metaller stratejik önem taşıyor.
Uzmanlar, bu kaynakların ithalat yoluyla karşılanmasının cari açığı büyüttüğünü, yerli üretimin artırılmasının ise ekonomik bağımsızlık açısından kritik olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Türkiye, hem yurt içinde arama faaliyetlerini hızlandırıyor hem de yurt dışında maden yatırımları gerçekleştiriyor.
ORMANLARIN BİNDE 3'Ü KULLANILIYOR
Resmî verilere göre Türkiye'de yaklaşık 245 bin kilometrekare alan orman vasfı taşıyor. Bu alanın yalnızca 660 kilometrekaresinde madencilik faaliyeti yürütülüyor. Bu oran, kayıtlı orman alanlarının binde 3'üne denk geliyor.
Yetkililer, arama ve üretim süreçlerinin uzun ve çok aşamalı olduğunu ifade ediyor. Bir maden sahasının faaliyete geçmesi için arama, modelleme, fizibilite, kamulaştırma, projelendirme ve ÇED süreçleri dâhil en az 7-8 yıllık bir izin ve değerlendirme süreci gerekiyor. Üretime başlamadan önce onlarca kurum tarafından çevresel ve teknik denetim yapılıyor.
REHABİLİTASYON ZORUNLULUĞU
Son yıllarda uygulamaya konulan düzenlemelerle birlikte, faaliyetini tamamlayan maden sahalarında rehabilitasyon çalışmaları zorunlu hale getirildi. Toprak ıslahı ve ağaçlandırma projeleriyle alanlar yeniden doğaya kazandırılıyor. Bazı sahalarda dikilen ağaç ve fidanların büyüyerek tarımsal üretime dahi imkân sağladığı belirtiliyor. Ayrıca mevzuata aykırı hareket eden işletmelere para cezaları, faaliyet durdurma ve ruhsat iptali gibi yaptırımlar uygulanıyor.
TÜRKİYE'DE ALTIN ÜRETİMİ ARTTI
Türkiye'nin altın üretimi de son yıllarda dikkat çekici biçimde arttı. Üretilen altının tamamı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından satın alınarak rezervlere kazandırılıyor. Böylece hem döviz çıkışı azaltılıyor hem de finansal güvenlik güçlendiriliyor.
Madencilikte kullanılan tekniklerin büyük bölümü ise ileri teknolojiye dayanıyor. Arama aşamasında jeofizik ölçümler ve sondaj yöntemleri kullanılıyor; rezerv ekonomik bulunursa üretim planlamasına geçiliyor. Sektör temsilcilerine göre Türkiye artık yalnızca hammadde çıkaran değil; mühendislik, ekipman, teknoloji ve insan kaynağı bakımından kendi kapasitesini oluşturan bir ülke konumuna geldi. Yerli firmalar hem yurtiçinde hem de yurtdışında arama ve işletme projeleri yürütüyor.
MADENİN STRATEJİK ROLÜ
Madencilik, sağladığı doğrudan ve dolaylı istihdamın yanı sıra ihracata katkısıyla da ekonomide stratejik bir rol üstleniyor. Uzmanlar, çevre hassasiyeti ile ekonomik gereklilik arasında denge kuran sürdürülebilir bir modelle Türkiye'nin bu alanda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, artan sanayi ve enerji talebi karşısında yerli kaynakların değerlendirilmesi Türkiye için stratejik önem taşırken; sıkı denetim, şeffaflık ve rehabilitasyon uygulamaları madenciliğin geleceğini belirleyen temel başlıklar olarak öne çıkıyor.
MAHMUT ÇELİK: BİLGİ EKSİKLİĞİ VAR
Türk Altın Holding eski CEO'su Mahmut Çelik, Türkiye'de madencilik faaliyetlerine yönelik eleştirilerin önemli bir kısmının bilgi eksikliğinden kaynaklandığını savunarak, dünyada geçmişten bugüne pek çok ülkede hatalı uygulamaların görüldüğünü ancak sektörün artık daha sıkı denetim ve rehabilitasyon süreçleriyle ilerlediğini söyledi.
GEÇMİŞTE VAHŞİ UYGULAMALAR OLDU
Yanlış madencilik örneklerinin yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını belirten Mahmut Çelik, "Avrupa'dan Amerika'ya kadar birçok ülkede geçmişte vahşi uygulamalar vardı. Bugün ise kapanan sahalar rehabilite ediliyor, ağaçlandırma yapılıyor ve doğa yeniden kazanılıyor" dedi.
ORMAN KATLİAMI SÖZ KONUSU DEĞİL
Özellikle altın arama süreçlerine ilişkin kamuoyunda yanlış bilgiler bulunduğunu ifade eden Çelik, "Şunu düzeltelim. Altın araması sırasında siyanür kullanılmaz. Arama faaliyetlerinde sınırlı ağaç kesimi olabilir ancak orman katliamı söz konusu değildir" diye konuştu.
MADENİN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ DÜŞÜNÜLMELİ
Madenciliğe karşı yürütülen kampanyaların bir bölümünün manipülasyona dayandığını öne süren Çelik, bazı grupların siyasi ya da dış kaynaklı etkilerle hareket ettiğini iddia etti. Türk Altın Holding eski CEO'su Çelik, "Hayatımızdaki cep telefonundan takılara kadar pek çok üründe maden var. Madenciliği tamamen reddetmeden önce bunun günlük yaşamımızdaki yerini düşünmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.