Tekstilde yaşananlar ‘öğrenilmiş çaresizlik'

İHKİB başkan adayı Dr. Timur Bozdemir, tekstildeki krizi “öğrenilmiş çaresizlik” olarak tanımladı. Bozdemir, yurtdışına gitmek yerine, fasondan çıkıp markalı ve yüksek gelirli pazarlara odaklanan bir modele geçilmesi gerektiğini söyledi.

LEYLA İLHAN

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) başkanlığına adaylığını açıklayan Dr. Timur Bozdemir, tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan krizin yapısal nedenlerine dikkat çekerek, üretimin yurtdışına kaydırılmasını "öğretilmiş çaresizlik" olarak nitelendirdi. Özellikle Mısır'a yönelen yatırımların kısa vadeli çözümler sunduğunu ancak uzun vadede Türkiye ekonomisine ağır bedeller ödeteceğini söyleyen Bozdemir, "Bizim artık fasoncu olmaktan çıkmamız lazım. İtalya olmamız lazım. 10 liraya alıp 10,5 liraya satmanın peşinde koşmamalıyız. Katma değer üretmeden bu sektör ayakta kalamaz" ifadelerini kullandı.

VİZYON SORUNU

Türkiye'nin tekstil ve kumaş üretiminde dünyada ilk 3 ülke arasında yer aldığını, çorap ve denimde ise ikinci sırada bulunduğunu hatırlatan Bozdemir, sektörde yaşanan gerilemenin kapasite yetersizliğinden değil, vizyon eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. "İtalya ve Fransa ile kumaş kalitesinde yarışıyoruz. Gucci'den Hugo Boss'a kadar birçok global marka kumaşını Türkiye'de ürettiriyor. Buna rağmen hazır giyimde 'biz bu işi yapamayız' algısı yaratılıyor. Bu doğru değil" diye konuştu. Türkiye'nin fason üretim döngüsünden çıkması gerektiğini belirten Bozdemir, "Bizim artık fasoncu olmaktan çıkmamız lazım. İtalya olmamız lazım. 10 liraya alıp 10,5 liraya satmanın peşinde koşmamalıyız. Katma değer üretmeden bu sektör ayakta kalamaz" açıklamasını yaptı.

EL HALISI ÖRNEĞİ

Hazır giyim sektörünün "emek yoğun olduğu için sürdürülemez" söyleminin de gerçeği yansıtmadığını ifade eden Bozdemir, el halısı örneğini hatırlatarak, "El halısı hazır giyimden çok daha fazla işçilik gerektiriyor ama Amerika'da bin dolara alınan bir halı 15 bin dolara satılabiliyor.

ZENGİN PAZARLARDA MARKALAŞACAĞIZ

Türkiye'nin düşük fiyat–yüksek hacim döngüsünden çıkması gerektiğini vurgulayan Bozdemir, hedef pazarların kişi başı geliri 50 bin doların üzerindeki ülkeler olması gerektiğini söyledi. ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi pazarlara doğrudan erişimin önemine işaret eden Bozdemir, "Kaliforniya ya da New York tek başına birçok Avrupa ülkesinden daha büyük bir ekonomi. Biz hâlâ düşük gelirli pazarlarla rekabet etmeye çalışıyoruz" dedi. Çözümün markalaşma, dijitalleşme ve yurtdışında kalıcı iletişim ofisleri kurmaktan geçtiğini belirten Bozdemir, dijital pazarlamanın artık vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Bozdemir,"Instagram ve dijital platformlar üzerinden nokta atışıyla hedef bölge seçilecek, alıcılar fiziki ve dijital ofislere yönlendirilecek" diye konuştu.

DİP DALGAYIZ, DEĞİŞİM KAÇINILMAZ HALE GELDİ

İhracat sektöründe yaşanan daralma ve kurum içi yönetim yapısını da eleştiren Bozdemir, sektörün son üç yıldır 27 sektör arasında son sıralarda yer almasının tesadüf olmadığını söyledi. Mevcut seçim sistemiyle tabanın daraltıldığını savunan Bozdemir, kendilerini "dip dalga" olarak tanımladı. Bozdemir, "Dip dalga sessiz gelir ama zamanı geldiğinde tsunamiye dönüşür. Bu bir koltuk meselesi değil. Bu sistem değişmezse sektör kaybedecek. Değişim zorunlu ve mutlaka olacak" açıklamasını yaptı.