AA
Fetih Hareketi Sözcüsü Abdulfettah Devle, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında gerilimi tırmandıran ihlallerinin yanı sıra Gazze'nin yönetimi için kurulan komitenin çalışmaları ve karşılaşabileceği zorlukları AA'ya değerlendirdi.
"Gazze Şeridi, Filistin Devleti coğrafyasının ve sınırlarının ayrılmaz bir parçasıdır." diyen Devle, Filistin topraklarının siyasi ve coğrafi birliğinin korunmasının, mevcut aşamada her türlü idari veya siyasi çabanın özünü oluşturduğuna dikkati çekti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin, Gazze Şeridi'ndeki kamu hizmetlerinin günlük işleyişini yürütmekle görevli, siyasi olmayan bir organ olduğunu kaydeden Devle, Komitenin Ali Şaas başkanlığında 12 üyeden oluşacağını belirtti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin, İsrail'in saldırılarını durdurmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump'ın sunduğu 20 maddelik plan doğrultusunda kurulduğunu vurgulayan Devle, Komitenin aynı zamanda Gazze'deki geçiş sürecini yönetmek üzere oluşturulan dört yapıdan biri olduğunu ifade etti.
Gazze'de kurulacak diğer yapıların "Barış Kurulu", "Gazze Yönetim Kurulu" ve "Uluslararası İstikrar Gücü" olduğunu belirten Devle, bu yapıların 17 Kasım 2025'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanan 2803 sayılı kararla kabul edildiğini ifade etti.
Filistinli teknokratlardan oluşan Komitenin fiili çalışmalarına Gazze Şeridi'nden değil, Mısır'ın başkenti Kahire'den başladığına işaret eden Devle, "Fetih Hareketi ve Filistin yönetimi, bu aşamayı Filistin halkının çıkarlarını gözeten, Filistin Devleti'nin egemenliğini ve kurumlarının statüsünü koruyan yüksek bir sorumluluk anlayışıyla ele alıyor." dedi.
Filistin halkının devlet olma eşiğine ulaşmak için ağır bedeller ödediğini vurgulayan Devle, Filistinlilerin "alternatif komitelere ve konseylere ihtiyaç duymadığına" işaret etti. Ancak Devle, mevcut siyasi koşulların, Filistin ulusal otoritesinden ödün vermeden bu aşamayı sorumlu bir esneklikle ele almasını kaçınılmaz hale getirdiğini ifade etti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin karşılaşacağı zorluklara değinen Devle, "Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin üstleneceği görev, işgalci İsrail'in engelleme girişimleri nedeniyle kolay olmayacak. Nitekim İsrail, Gazze'de sağlanan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçişi engelleme girişimlerini sürdürüyor." diye konuştu.
Devle, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin Gazze Şeridi'nde kalıcı bir yapıya dönüşebileceği ve Filistin siyasi sisteminin birliğini potansiyel olarak zayıflatabileceği yönündeki endişelere değinerek, şunları kaydetti:
"Gazze Şeridi'nde yürütülecek her türlü idari çalışmanın, Gazze'yi işgal altındaki Batı Şeria'dan koparmayı derinleştirmemesi için Filistin'in meşru ulusal kurumlarıyla doğrudan bağlantılı olması gerekir. Gazze Şeridi'ni Filistin topraklarının geri kalanından ayırmanın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun iktidarda olduğu yıllar boyunca benimsediği en tehlikeli stratejilerden biri olduğunu unutmayalım. Netanyahu, Gazze olmadan Filistin Devleti'nin kurulamayacağının farkında ve bu nedenle Gazze'yi ayrı tutmaya çalışıyor."
Netanyahu, 2019'da yaptığı bir açıklamada, Gazze Şeridi ile Batı Şeria arasındaki bölünmenin "kötü bir şey olmadığını" savunarak, "Gazze Şeridi'ni Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a teslim etmeyeceğini" söylemişti.
Gazze Şeridi'nde herhangi bir komitenin veya idarenin başarılı olabilmesi için Filistin yönetimine bağlı olarak faaliyet göstermesi gerektiğini dile getiren Devle, "Uluslararası herhangi bir vesayeti reddediyoruz." dedi.
"Biz Filistinliler olarak işlerimizi yönetmek için uluslararası yetkililere muhtaç değiliz. Halkımız kendi kaderini belirlemek için büyük bedeller ödedi." diye konuşan Devle, Filistinlilerin hedefinin de tüm ulusal kurum ve idareleriyle egemen bir Filistin Devleti'ni kurmak olduğunu ifade etti.
Devle, Filistin topraklarına ilişkin herhangi bir düzenlemenin, özellikle 17 Kasım 2025'te yayımlanan ve "Filistin Devleti'nin statüsünü yeniden teyit eden" 2803 sayılı BMGK kararı başta olmak üzere, "uluslararası meşruiyet kararlarıyla" uyumlu olması gerektiğini yineledi.
Söz konusu BMGK kararının, "işgal altındaki Doğu Kudüs dahil olmak üzere Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da Filistin'in yetkisini koruyacak şekilde" uygulanması çağrısında bulunan Devle, İsrail'in bu karara yönelik yaklaşımına ilişkin ise şunları söyledi:
"Netanyahu zaten hiçbir anlaşmayı uygulamak istemiyor, işgali sürdürmek ve Filistin Devleti'nin kurulmasının önünü açacak her türlü siyasi süreci engellemek için çalışıyor. Bunlar da Netanyahu'nun iktidarda kalma çabalarıyla doğrudan bağlantılı."
Devle, "Türkiye, Mısır ve bölgesel arabulucuların Filistin davasına verdiği destek, Filistin'in haklarının yok edilmesine yönelik girişimler karşısında bir güvenlik köprüsü oluşturdu." dedi.
Söz konusu ülkelerin Filistin Devleti'nin uluslararası tanınmasını desteklemede ön saflarda yer aldığını belirten Devle, bu tanınmanın Filistin'i BM'de tam üyeliğe doğru götürdüğünü ifade etti.
İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da gerginliği tırmandırarak BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nı (UNRWA) hedef almasına ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki mülteci kamplarına yönelik baskınlarını sürdürmesine değinen Devle, şunları kaydetti:
"İşgalci İsrail, Hamas'la savaşmıyor; aksine Filistin halkına ve Filistin Devleti'nin kurulmasına karşı kapsamlı bir savaş yürütüyor. İsrail, Filistinlilerin topraklarına geri dönüş hakkını ortadan kaldırmak için UNRWA'yı hedef alıyor. Nitekim UNRWA, İsrail'in kuruluşunu ilan ettiği dönemde Filistinlilerin zorla yerinden edildiği Nekbe'ye tanıklık eden uluslararası bir kurum olarak varlığını sürdürüyor. İsrail'deki mevcut hükümet de en radikal kabine olarak, Filistin davasını ortadan kaldırma düşüncesiyle kendini avutuyor."