HABER MERKEZİ
Çevreci grup Climate Power'ın Ocak 2023-Ekim 2024 tarihlerindeki siyasi bağışları ve lobicilik faaliyetleri raporunda dev şirketlerin Donal Trump'ın başkan seçildiği son seçimlerde 445 milyon dolarlık harcama yaptığına yer verildi.
96 MİLYONLUK $'LIK BAĞIŞ
Rapora göre fosil yakıt şirketleri, Trump'ın seçim kampanyasına ve buna bağlı siyasi eylem komitelerine doğrudan 96 milyon dolar harcadı. Harcamaların çoğunu, boru hattı devi Kelcy Warren, sondaj 'kralı' Jeffery Hildebrand, hidrolik kırma zengini Harold Hamm'ın başını çektiği milyarderler yaptı. The Guardian'ın haberine göre diğer harcamaları madencilik şirketleri, açık deniz sondaj gemileri ve yakıt tankı üreticileri dahil olmak üzere, nispeten az bilinen petrol ve doğalgaz şirketleri karşıladı.
PARAYI VEREN İMTİYAZI ALIR
Trump ABD'nin ikinci kez başkanı seçilmesinden aylar önce petrol yöneticileriyle buluşmuş ve 1 milyar dolar bağış talep etmişti. Karşılığında, çevreyi korumaya yönelik regülasyonları kaldıracağına söz vermişti.
YENİDEN İNŞA EDECEKLER
Forbes, Venezuela lideri Maduro'nun kaçırılma haydutluğu sonrası yayınladığı haberine ABD'de petrol ve gaz endüstrisinin Trump hükümetine seçim sürecine yaklaşık 250 milyon dolar akıttığını yazdı. Haberde ezici çoğunlukla Cumhuriyetçileri destekleyen petrol sektörünün, Başkan Trump'ın Venezuela'ya askeri müdahalesi sonrası, ülkenin petrol altyapısını yeniden inşa etme ve buradan milyarlarca dolar kazanç sağlama fırsatına hazırlandığı vurgusu yapıldı. Haberde, Maduro'nun kaçırılması sonrası ABD'li petrol şirketlerinin hisselerindeki yükselişe dikkat çekildi.
İKİ BAKAN SÜRECİ TAKİP EDİYOR
Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkiliye göre, Enerji Bakanı Chris Wright ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump adına süreci yürütüyor ve petrol şirketleriyle temaslara başladı. 31 Ocak'ta açıklanacak yeni kampanya finansman raporları, 2025 sonuna kadar yapılan siyasi bağışları gözler önüne serecek.
50 MİLYON VARİL ABD'NİN OLACAK
ABD Başkanı Trump, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasıyla sonuçlanan Venezuela'ya askeri müdahalesi sonrası ülkede kurulan geçici yönetimin, 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD'ye teslim edeceğini ifade etti. Trump söz konusu petrolün piyasa fiyatından satılacağını ve paranın "ABD Başkanı olarak kendisinin kontrolünde olacağını" söyledi. Bu arada Venezuela devlet petrol şirketi Petroleos de Venezuela (PDVSA), ABD'ye ham petrol satışı için müzakerelerin ilerlediğini ve bunun "tamamen ticari bir işlem" olduğunu açıkladı.
SALDIRININ BİLANÇOSU: 75 ÖLÜ
WashIngton Post'a konuşan yetkililer, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesine ilişkin iddialarda bulundu. ABD hükümetinin, söz konusu askeri müdahalede yaklaşık 75 kişinin öldüğünü değerlendirdiğini öne süren yetkililer, bu kişiler arasında Venezuela ve Küba'dan güvenlik güçlerinin yanı sıra sivillerin de olduğuna işaret etti. Bir yetkili müdahalede 67 kişinin öldürüldüğünü iddia ederken, diğer yetkili ise 75 ila 80 kişinin öldüğü değerlendirmesini paylaştı. Venezuela tarafında 32 Kübalı asker ile 24 Venezuelalı güvenlik gücünün hayatını kaybettiği ifade edilmişti. Venezuela'da, hayatını kaybeden askerler için 7 günlük ulusal yas ilan edildi.
BM raportörleri, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırgan tavrını şiddetle kınadı.
ABD İKİ TANKERE DAHA EL KOYDU
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, biri Atlantik Okyanusu'nun kuzeyinde diğeri Karayipler bölgesinde iki petrol tanker gemisine el konulduğunu duyurdu. Noem, iki geminin de "Son olarak Venezuela'da demirlediği ya da oraya doğru yola çıkmış olduğunu" öne sürdü. Noem, Rusya bayraklı "Motor Tanker Bella 1" ve Panama bayraklı "Motor Tanker Sophia" isimli gemilerin kaçmaya çalıştığını iddia etti. Rusya'nın bölgeye denizaltı gönderdiği ileri sürüldü. BM, ABD'ye 'hukuka uyun' çağrısında bulundu.Eski adıyla 'Bella 1' olarak bilinen petrol tankeri, yasadışı şekilde petrol taşıdığı gerekçesiyle 2024'ten bu yana ABD yaptırımlarına tabi tutuluyor.
GRÖNLAND İÇİN ASKERİ GÜÇ MASADA
Beyaz Saray, Trump yönetiminin Grönland'a sahip olmak için 'ABD ordusunu kullanmak da dahil' çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ulusal güvenlik gerekçesiyle Danimarka'ya ait olan Grönland'a sahip olmaları gerektiğini ve bunun Rusya ile Çin'e karşı bir güvenlik önceliği olduğunu ifade etmesinden sonra, Beyaz Saray'dan dikkat çeken açıklama geldi. Sözcü Karoline Leavitt, AA muhabirinin sorusuna verdiği yazılı yanıtta, Trump yönetiminin Grönland ile ilgili yaklaşımını değerlendirdi.
SON SÖZ BAŞKAN TRUMP'TA
Leavitt, yanıtında "Başkan, Grönland'a sahip olmanın ABD'nin ulusal güvenlik önceliği olduğunu ve Kuzey Kutbu bölgesindeki düşmanlarımızı caydırmak için hayati önem taşıdığını açıkça belirtmiştir. Başkan ve ekibi, bu önemli dış politika hedefini gerçekleştirmek için çeşitli seçenekleri tartışıyor ve ABD ordusunu kullanmak da her zaman Başkomutan'ın elinde olan bir seçenek" ifadelerini kullandı.
ADAYI SATIN ALACAĞIZ
Öte yandan Wall Street Journal gazetesi ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Trump yönetiminin Grönland'ı 'işgal etmeyi değil, satın almayı hedeflediğini' belirttiğini ileri sürdü. Kongre üyelerinin, Grönland'a ilişkin sorusuna Rubio, asıl hedefin Ada'nın Danimarka'dan satın alınması olduğunu savundu.