Tarihi tatbikata Türk SİHA'sı izi! Yeni bir evre başladı

Uzmanlar, Türkiye'nin Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Özel Kuvvetlerden müteşekkil müşterek bir yapıda NATO'nun Steadfast Dart Tatbikatı'na katılmasını Türkiye'nin ''askeri'' diplomasisini de yeniden şekillendirdiğini belirti. Tatbiktta biçok ilk yaşandığını söyleyen uzman isimler, ''Silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) operasyonel bir görevle deniz platformundan uçuşa geçip vazife icra etmesi ve Eurofighter Typhoon'lara 8 saat süreyle eşlik etmesiyle TSK ve NATO doktrininde yeni bir evre başladığını söyledi.

AA

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, TSK'nın NATO tatbikatındaki performansını ve çok yönlü kapasitesinin ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.

NATO'nun her sene icra ettiği NATO Steadfast Dart Tatbikatı 2026 yılında başka bir kapsama ve anlama sahip. Rusya tehdidi ve ABD'nin Avrupa'yı karşıtlaştırması sonrasında, Avrupa, ikili bir yol izlemeye başladı. Avrupa ülkeleri bir taraftan NATO ruhunu canlandırma, diğer yandan "kendi başının çaresine bakma" arayışında. Tatbikat, bu iki arayışın asgari müşterekteki bileşik faaliyeti oldu. ABD Avrupa Komutanı'nın NATO Komutanı sıfatıyla "emrinde" yürütülen bu tatbikat, NATO Brunssum Müşterek Kuvvetler Komutanlığı Komutanı General Ingo Gerhartz komutasında Avrupalıların kendisini test ettiği bir süreç olarak tarihe geçti.

Senaryoda, NATO'ya üye devletlerin kriz ve çatışmalar için hazır tuttuğu birlik yapısından (NRF) Hızlı Mukabele Kuvveti'ne geçiş (ARF) deneniyor. Toplamda sekiz üye devlet kara, deniz, hava ve özel kuvvetlerden oluşan 10 bin civarında askerini Baltık Denizi'ne sevk etti. Bu çerçevede, ittifakın kuzeyinde meydana gelen bir krize müdahale etmek üzere, farklı üye ülkelerin NATO'ya tahsis edilmiş unsurları; hazırlık, intikal, tertiplenme, diğer kuvvetlerle entegrasyon, icra ve toparlanma şeklinde bir askeri harekatın tüm safhalarını sahada gerçekleştiriyor. Diğer bir deyişle, Avrupa kuzeyindeki NATO ülkeleri rahatlatılıyor.

TÜRKİYE'NİN NATO TATBİKATINA KATKISI

Türkiye tatbikata; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Özel Kuvvetlerden müteşekkil müşterek bir yapıda katıldı. NATO'ya tahsis edilen birliklerin, envanterlerinde bulunan tüm silah, araç ve teçhizatıyla katıldığı tatbikatta birçok ilk yaşandı. Öncelikle Deniz Kuvvetleri'nin iki fırkateyn ve bir lojistik gemisi (Oruç Reis, İstanbul ve Derya) ile TCG ANADOLU'yu muharip yetenekleriyle sergilemesi dikkati çekiciydi. Silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) operasyonel bir görevle deniz platformundan uçuşa geçip vazife icra etmesi ve Eurofighter Typhoon'lara 8 saat süreyle eşlik etmesiyle TSK ve NATO doktrininde yeni bir evre başladı. 66'ncı Mekanize Tugayı'nın mekanize, istihkam ve topçu birliklerinin yanında TSK'nın siber ve uzayla ilgili unsurları da tatbikatta kabiliyetlerini sergiledi. NATO'nun daha çok Avrupa ağırlıklı bu tatbikatına Türkiye'nin bu düzeyde katkı vermesinin anlamı derin.

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK İNTİKAL VE MÜSTAKİL HAREKAT KAPASİTESİ

Müşterek bir muharip gücün Trakya ve Ege Denizi'nden Baltık Denizi'ne tatbikatın kriz safhasına cevap verebilmek adına 10 gün içinde intikal ettiği görüldü. Bu noktada "Birleşik harekat" için diğer devletlerin muharip unsurlarıyla entegre olunabilmesi önemli bir yetenek. Çanakkale Boğazı'ndan itibaren 4 bin 200 deniz mili bir mesafeyi aşmak ve hemen operasyonel göreve başlayabilmek ancak birkaç devletin sahip olabileceği bir nitelik. Nitekim müşterek yapıda ve farklı kuvvetlere mensup unsurların aynı komutanın emir komutasında tek vazifeye odaklanabilmesi önemli bir maharet.

NATO ittifakı içinde Türkiye ile birlikte toplam altı ülke (ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve İspanya) bu yeteneğe sahip. Rusya tehdidinden bahsedilirken Türkiye'nin Avrupa kuzeyinin uç noktasına böyle bir gücü sevk edebilmesi, kapasite (planlama ve unsurları kullanabilme) ve kabiliyet (sahip olunan askeri araç ve teçhizat) bağlamında TSK'nın potansiyelini ortaya koyuyor. Ayrıca mevcut donanma, hava ve kara kuvvetleri projeleri de dikkate alınırsa TSK'nın deniz aşırı alanlarda müstakil görevler üstlenme ihtimali gitgide artacak.

ASKERİ DİPLOMASİNİN MİLLİ ÇIKARLARA YANSIMASI

Bu noktada Türkiye açısından, ilave bir değerlendirme daha yapmak gerekir. Libya'da meydana gelen gerginlik esnasında, Trablus hükümetine verilen desteğin mesafe nedeniyle kısıtlı kaldığı ama harikalar yaratıldığı hafızalarda. NATO ve Avrupa'nın kriz ve savaş senaryolarında Çanakkale Boğazı'ndan Baltık Denizi'ne el atılabilmesiyle de yeni bir dönem başladı. Türkiye, birinci ve ikinci kuşak ilgi alanındaki çatışmalarda askeri yeteneklerine stratejik intikaller yaptırma ve krizleri şekillendirme kabiliyetine sahip bir ülke konumunda.

Somali, Türkiye'nin bu yeteneğinin en çarpıcı örneği olarak karşımıza çıkıyor. İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile birlikte bölgeyi kontrolüne alma girişimine karşı Türk F-16'ları ve hava savunma sistemleri Somali hükümetinin güvenlik kapasitesini güçlendiren ve arttıran görevler üstlenebiliyor.

TSK'nın, uzak harekat alanlarındaki mevcudiyeti; personel devamlılığı, harekat kapasitesi, istihbarat yeteneği ve lojistik bağlamında kesintisiz askeri bir derinliği zorunlu kılıyor. Böyle bir yeteneği ayakta tutmak büyük bir organizasyon gerektiriyor. Nitekim TSK Baltık Denizi'nde, Afrika'da, ve Balkanlar'da aynı anda varlık göstererek farklı bir seviyeye ulaştı. Öte yandan, bu yeteneğin statik olmaması gerektiği, nicelik ve nitelik bağlamında daha da geliştirilmesinin zorunlu olduğu unutulmamalı.

TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL VE KÜRESEL VARLIĞINA YÖNELİK GİRDİ

Bahse konu kapasite, Türkiye'yi bölgesel bir güç olmanın ötesine taşıyor. Türkiye'nin bölgesel bir aktör olmaktan öteye geçtiği artık tartışılmıyor. Türkiye'nin tarihinin ve coğrafyasının bir sonucu olarak, aynı anda üç kıtada varlık göstermesi gerekiyor. Bu noktada, küresel meselelerde halen NATO ittifakı veya ikili güvenlik ve savunma ilişkileri dahilinde kuvvet sevkini başaran Türkiye'nin karşılaşabileceği risklere de odaklanmak gerek. Böyle bir yetenek, rakip ülke yaratabilir ve asimetrik müdahaleleri tetikleyebilir. Bu nedenle Türkiye, askeri yetenekleri yanında sivil potansiyelini de hareketlendirebilmeli.

TSK'NIN ASKERİ DİPLOMASİSİNİN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ

NATO'nun Steadfast Dart 2026 Tatbikatı'nda en dikkati çekici husus Türkiye'nin milli emelleri ve bu uğurda yürütülen siyasetinin askeri diplomasi ile uyumudur. Türkiye'nin Afrika, Balkanlar, ve Baltık Denizi'nde aynı anda askeri varlık göstermesinin siyasi ve diplomatik sinyallerini iyi okumak gerekiyor:

- Kolektif savunma örgütü olan NATO'nun güçlü ülkeleri bellidir ve Türkiye de bu belirgin ülkelerden bir tanesidir. Nitekim Türkiye, Baltık Denizi gibi uzak coğrafyalarda artık müstakil ve müşterek bir kuvveti bulundurabilme kabiliyetine haizdir.

- ABD'nin Avrupa güvenliğine yönelik soğuk tavrı nedeniyle tedirgin ruh halini atlatamayan ve arayış içinde olan Avrupa açısından Türkiye önemli bir savunma partneridir. Türkiye'nin askeri kapasitesi Avrupa'nın her noktasını takviye edebilir. Ancak böyle bir desteğin karşılığında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyeliği düşünülmelidir. Ayrıca Ankara, Yunanistan veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) gibi AB'yi istismar eden odaklara feda edilmemelidir.

- Türkiye, çıkarlarının gerektirdiği şekilde, askeri gücünü birinci ve ikinci kuşak ilgi alanına sevk etme kabiliyetine sahiptir. Böyle bir yetenek ve eylem, Türkiye'nin bölgesel ve küresel meselelerde hem sahada hem de masada olmasını mecbur kılmaktadır. TSK'nın kuvvet sevki ve harekat icrası yoluyla yürüttüğü askeri diplomasisi caydırıcılık ve zorlayıcılık karinelerini gerektiğinde kullanabilecektir.

- Öte yandan böyle bir yetenek, dış politikanın yapıcı ve işbirliğine dayanan çehresi ile uyumludur. Diğer bir ifadeyle, TSK'nın askeri diplomasisi "rest çekmek" yerine müşterek ve diğer devletlerin de içinde olduğu birleşik bir karaktere sahiptir. Uluslararası hukuka ve yükümlülüklere bağlıdır. Türkiye'yi değerli kılan da güç kullanımında devlet olmanın gerektirdiği hukuk kurallarına ve etik ilkelere sadakatidir.