Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve aynı zamanda Washington Post gazetesinde de yazılar yazan Cemal Kaşıkçı'dan, 2 Ekim Salı günü resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gittikten sonra bir daha haber alınamamıştı. Suudi Arabistan Başsavcılığı tarafından yaşanan olayın akabinde yürüttüğü soruşturma kapsamında, Suudi kökenli gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na ziyaret ettiği esnada burada bulunan "başka Suudi vatandaşlarla tartışmaya başladığı, tartışmanın arbedeye dönüştüğü ve bunun sonucunda Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği" şeklinde ifadelere yer verildi. AK Parti Genel Başkan Danışmanı Aktay: Asıl hedef Türkiye'ydi Aktay, Bartın Üniversitesi tarafından Kutlubey Kampüsü'nde düzenlenen "Göç, Şehir ve Üniversite" konulu konferansta yaptığı konuşmada, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin ülkenin önemli bir gündemi bulunduğunu, Türkiye'nin, hatta dünyanın bu konuyu konuştuğunu söyledi. Dünyaca ünlü, kendisinin de değerli bir dostu olan Kaşıkçı'nın, insani ve evlilik durumu için evraklarını almaya gittiğinde Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda korkunç bir muameleye maruz kalarak öldürüldüğünü anlatan Aktay, "Öldürülme biçimi zaten basından izliyorsunuzdur, vahşet bir öldürme biçimi, korkunç bir vahşet. Dünyada böyle bir şey olabilir mi, insan insana böyle bir şey yapabilir mi? Hele 21. yüzyılda böyle bir şey olabilir mi? Resmi bir mekanda, bir ülkenin diplomatik dokunulmazlığının olduğu bir ortamda, ülkesine hizmet etmek üzere kurulmuş bir ortamda böyle bir iş olabilir mi?" diye konuştu. Son dakika haberlerine göre Suudi Arabistan Başsavcılığı, Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde 5 şüpheli için idam cezası istendiğini duyurdu. Cemal Kaşıkçı'nın cesedinin akıbetine ilişkin araştırmalar sürmesine karşın, cenazesi bulunamazken, Suudi Savcı, "Cesedi parçalanarak konsolosluktan çıkarıldı" dedi.
Emniyet kaynaklarınca yapılan değerlendirmede, Kaşıkçı'nın gittiği başkonsolosluktan bir daha çıkmadığı teyit edilirken, başkonsolosluk binasında aynı saatlerde, 2 uçakla İstanbul'a gelen, aralarında yetkililerin de yer aldığı 15 Suudi vatandaşının bulunduğu, bu kişilerin daha sonra geldikleri ülkelere döndüklerinin belirlendiği kaydedilmişti.
Konuyla ilgili Türkiye ve Suudi Arabistanlı yetkililerden oluşan ortak çalışma kurulmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında görevlendirilen bir başsavcı vekili ile bir savcıkoordinesinde konsolosluk binası ile Türkiye'den ayrılan Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosu Muhammed el Uteybi'nin konutunda inceleme yapılmıştı.
CESEDİNİ PARÇALAR AYIRMIŞLAR
Kaşıkçı'nın cesedinin akıbetine ilişkin araştırmalar sürmesine karşın, cenazesi bulunamazken, Suudi Savcı, "Cesedi parçalanarak konsolosluktan çıkarıldı" dedi. Öte yandan Suudi Arabistan Başsavcılığı, Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında suçlananlardan birinin konsolosluktaki kameraları bozduğunu açıkladı.
'YEREL İŞBİRLİKÇİNİN GÖRÜNTÜSÜNE ULAŞTIK'
Suudi Savcı, bir kişinin konsolosluktaki güvenlik kameralarını Cemal Kaşıkçı cinayetinin işlendiği gün devre dışı bıraktığını açıklarken "Kaşıkçı'nın cesedini teslim alan yerel işbirlikçinin yaklaşık görüntüsüne ulaştık" ifadelerini kullandı. Ayrıca açıklamaya göre, Suudi Arabistan'ın olaya karıştığını iddia ettiği yerli işbirlikçinin robot resmi çizildi ve Türkiye'ye teslim edilecek.
KAHTANİ'YE ÜLKEDEN ÇIKIŞ YASAĞI!
Öte yandan Veliaht prens Muhammed Bin Selman'ın danışmanı Suud el-Kahtani'nin Suudi Arabistan’dan çıkışı yasaklandı ve hakkında soruşturma açıldı.
VELİAHT PRENSİ KAPSAMIYOR
Suudi Arabistan Başsavcısı soruşturmanın veliaht prensi kapsamadığını söyledi.
TÜRKİYE'DEN İLK YANIT
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suudi Başsavcı'nın Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili açıklamaları için, 'Nasıl öldürüleceği planlanmış. Azmettiriciler de ortaya çıkmalı. Ceset ortada yok. Açıklamalar tatmin edici değil' dedi.
AK Parti Genel Başkan Danışmanı Aktay: Asıl hedef Türkiye'ydi
Aktay, Bartın Üniversitesi tarafından Kutlubey Kampüsü'nde düzenlenen "Göç, Şehir ve Üniversite" konulu konferansta yaptığı konuşmada, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin ülkenin önemli bir gündemi bulunduğunu, Türkiye'nin, hatta dünyanın bu konuyu konuştuğunu söyledi.
Dünyaca ünlü, kendisinin de değerli bir dostu olan Kaşıkçı'nın, insani ve evlilik durumu için evraklarını almaya gittiğinde Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda korkunç bir muameleye maruz kalarak öldürüldüğünü anlatan Aktay, "Öldürülme biçimi zaten basından izliyorsunuzdur, vahşet bir öldürme biçimi, korkunç bir vahşet. Dünyada böyle bir şey olabilir mi, insan insana böyle bir şey yapabilir mi? Hele 21. yüzyılda böyle bir şey olabilir mi? Resmi bir mekanda, bir ülkenin diplomatik dokunulmazlığının olduğu bir ortamda, ülkesine hizmet etmek üzere kurulmuş bir ortamda böyle bir iş olabilir mi?" diye konuştu.
"Dayanaklarımız tam, tüm verilerimiz sağlam"
Söz konusu olayın, hem oluş biçimi, hem olayı yapan failler dolayısıyla dünyada büyük yankı bulduğuna işaret eden Aktay, şöyle devam etti:
Çünkü olayı yapan ülke, dünyada milyarlarca, yüz milyarlarca dolar parayı sırf kendi kötü imajını düzeltmek için harcıyor, uğraşıyor. Amerika'da yaptıkları lobi faaliyetleriyle istedikleri ülkeyi rezil edebiliyorlar, istedikleri ülke aleyhine istedikleri propagandayı yapıp onu rezil ve kötü bir durumda gösterebiliyorlar. İstedikleri ülkeyi de gayet iyi bir ülke haline getirebiliyorlar. Maalesef son zamanlarda Türkiye'nin imajını bozmaya yönelik bir sürü propaganda duyarsınız. Amerika'da bir sürü lobi faaliyetleri, bir taraftan bizden kaçan FETÖ'cü teröristlerin yaptıkları faaliyetler bunlar. Ama bir taraftan da aynı iş birliği çemberi içerisinde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan'daki bir yapının bu işin arkasında olduğunu çok net bir biçimde biliyorduk.
"15 kişiyi kim yönlendirdi?"
Aktay, Kaşıkçı cinayetinin bilinmeyen bir yönünü açmak istediğini ve olayın hep "Kaşıkçı'ya cinayet" ölçeğinde ele alındığını belirterek, "Şimdi ben bir komplo teorisi yapacağım ama dayanaklarımız tam, tüm verilerimiz sağlam." ifadelerini kullandı.
Dünyada komplo kuranların ve şer odaklarının bulunduğunu vurgulayan Aktay, bu odakların işlerinin fitne olduğunu dile getirdi. Aktay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye aleyhine şu anda işi, gücü fitne çevirmek olan birtakım komplo odakları var. Ama onların faaliyetlerini enselemek lazım. Nitekim şu anda enseledik. Şu anda komplo yapılmak istendi Türkiye'ye. Hedef Kaşıkçı falan değildi. Bir taşla 10 kuş vuracaklardı, biri de Kaşıkçı olacaktı. Ama asıl hedef Türkiye'ydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın süreci idare etme biçimi gerçek bir siyaset dehalığı. Bir kriz var ortada ve bu krizi nasıl idare edelim? Bu uluslararası ilişkiler dersinde tez konusu yapılsa yeridir. Çok incelenmesi gereken bir hadise. Çünkü uluslararası boyutları olan bir kriz var ve bu kriz nasıl idare edilir? Netice itibarıyla biz adalet talep ediyoruz. Adalet talep ederken de kimseyi töhmet altında bırakmıyoruz.
15 kişi var, kullandıkları araçlar devlet araçları. Devletin uçaklarıyla çıkmış gelmişler. Hepsi de devlet görevlisi. Bir devlet görevlisi kendi başına iş yapamaz. Mutlaka yönlendiren biri var. O zaman kim yönlendirdi? Çok basit bir soru. 'Kim yönlendirdi?' sorusunu sormak uluslararası krize yol açacak bir soru olmasa gerek. Biz bunu talep ediyoruz. Mesela, Sayın Cumhurbaşkanımız bunu talep etti, 15 kişiyi kim yönlendirdi? Ceset nerede, cesede ne yaptınız? Netice itibarıyla itiraf da edildi. Bir defa en başta her şeyiyle inkar edilen bir vaka. Önce 'arbede' dediler, tabii buna kimse inanmadı. Karşısında 15 tane izbandut gibi adam var. Nitekim birçok şey aydınlandı. Öbür taraf itiraf etti ki 'Evet, biz öldürdük. Hem de hazırlık yaparak."
"Bu işi kim planladıysa kendi kendini vurmuş oldu"
"Suçlular kimlerse cezalandırılacak." diyenlerin en başta zanlı durumuna düşen, emri verme ihtimali en yüksek olan insanlar olduğunu dile getiren Aktay, "Onlar söylemeye devam ediyorlar. Şu anda geldiğimiz nokta iyi bir nokta. Suç itiraf edilmiş, tetiği kimin çektiği biliniyor. Tetiği birilerinin çektirmiş olduğu da kesin, onda da bir şüphe yok. Bu sefer tetiği kimin çektirdiği sorusu var. Plan bahsedilenden daha büyük bir plan. Sadece Kaşıkçı'nın öldürülmesi planı değil. Kaşıkçı'yı öldürmenin ötesinde." değerlendirmesini yaptı.
"Kaşıkçı, konsolosluğa girdiğinde nişanlısı onu dışarıda bekliyor olmasa ki içeridekilerin bundan hiç haberi olmadığı, bunu hesaba katmadıkları çok açık, kimsenin projektörü konsolosluğa tutmak aklına gelmezdi." diyen Aktay, sözlerini şöyle tamamladı:
Çünkü bunun uluslararası ilişkilerde bir maliyeti olur. Ne olacaktı? İstanbul kazan, bütün dünya istihbaratı kepçe, Kaşıkçı'yı arıyor olacaktı. Ortaya çıkacak hikaye, 'İstanbul Sultanahmet'te turistler kayboluyor.' Şu anda bizim hesap sorduklarımız, bize şöyle hesap soracaktı; 'O üzerine titrediğimiz, dünyaca ünlü, hepimize ışık tutan Kaşıkçı nerede?' Onu öldürenler bize onun nerede olduğunun hesabını soracaklardı. Plan buydu. Bu Türkiye'ye neye mal olurdu? Şu anda zaten ekonomik sıkıntı içindeki ülkede ciddi bir krize dönüşebilirdi. Dünyada Türkiye'nin güvenilirliği, meşruiyeti sorgulanırdı. Şu anda bu işi kim planladıysa kendi kendini vurmuş oldu, kazdığı kuyuya düşmüş oldu. Bu olayın içerisinde tabii ki Türkiye mağdur edilmek istenirken müthiş bir saygınlıkla ve prestijle çıkmış oluyor. Böyle bir olayı Sayın Cumhurbaşkanımızın soğukkanlı, bilgeliğiyle ele alması Türkiye'ye bütün dünyada bir prestij kazandırmıştır.
"SUUDİ BAŞSAVCI PAZAR GÜNÜ TÜRKİYE'YE GELECEK"
Pazar günü başsavcıyı Türkiye'ye gönderiyorlar, İstanbul’da başsavcımızla bir araya gelecekler. Bu görüşmelerde bakalım ne gibi bir kanaat hasıl olacak, bunu da göreceğiz. Bütün mesele o son açıklanan yerli işbirlikçi kim? Bunu sıradan birisi açıklamıyor. Dışişleri bakanı açıklıyor. Peki kim o? Onu bildiğine göre onu da bileceksin. Böyle bir açıklama yapmadım diyor. Yahu her yere düştü bu. Ağzından kaçırır şöyle olur böyle olur, bunu söylediniz. Ama her şeyden öte o da bir kenara, 15 kişiyi Türkiye’ye gönderen kim? Şu anda bunlar tutuklu.
SUUDİ GAZETECİ CEMAL KAŞIKÇI’NIN CESEDİ BULUNDU MU?
Hem dünya gündemini hem de Türkiye gündemini yakından ilgilendiren Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğü Suudi kaynakları tarafından duyurulmuştu. Konuya ilişkin İngiliz Sky News haber sitesi, öldürülen Suudi kökenli gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkında son dakika gelişmesi aktararak, cansız bedeninin bir kısmının konsolosluğun evinin bahçesinde yer aldığını aktardı. İngiliz haber sitesi Sky News tarafından ileri sürülen Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili yeni bir idda üzerine İstanbul Emniyet’inden yalanlama geldi. İstanbul Emniyeti kanadından ise İngiliz haber sitesinin Türk kaynaklara dayandırdığı bu haberi yalanladığının bilgisine ulaşıldı.
CEMAL KAŞIKÇI NASIL ÖLDÜRÜLDÜ? CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ GELİŞMELERİ!
Suudi Arabistan Başsavcılığı tarafından yaşanan olayın akabinde yürüttüğü soruşturma kapsamında, Suudi kökenli gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na ziyaret ettiği esnada burada bulunan "başka Suudi vatandaşlarla tartışmaya başladığı, tartışmanın arbedeye dönüştüğü ve bunun sonucunda Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği" şeklinde ifadelere yer verildi. Suudi Arabistan Başsavcılığı tarafından gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümünde parmağı olan herkesten hesap sorulacağını ve adalete teslim edileceğinin özellikle altını çizerek, "ulaştığı tüm gerçekleri paylaşacağı ve sorumluları adalet karşısına çıkarma" hazırlığında olduğuna dair önemli açıklamalar gerçekleştirildi. Suudi Arabistan Başsavcılığının dosya üzerindeki soruşturmasının devam ettiği ve olayla ilişkili aralarında Türkiye’ye giden 15 kişi olmak üzere toplamda 18 Suudi Arabistan vatandaşının gözaltına aldığı belirtildi.
Başkan Erdoğan S. Arabistan'ı uyardı: Yeri işbirlikçi kim bunları açıklayacaksınız
Başkan Erdoğan Kaşık cinayeti için, "Mesele sıradan bir mesele değil. Fail belli. Bu talimatı kim verdi peki? 18 kişinin Türkiye'ye gelme talimatını kim verdi? Bunu yetkililerin açıklaması lazım. Yerli işbirlikçiler kim bunları açıklayacaksınız" dedi..
Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ
2 Ekim tarihinde İstanbul'da bizi dehşete düşüren vahşi bir cinayet işlendi. Ölen de öldüren de bizim vatandaşlarımız olmamakla birlikte, olayın ülkemizde gerçekleşmesi hem de vicdani sorumluluklarımız bizi bu meseleyle yakından ilgilendirmeye zorladı. Cemal Kaşıkçı, ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamadı. Hadisenin makamlara haber verilmesinin ardından yapılan araştırma ve soruşturmalar Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğü sonucuna götürdü. Yapılan açıklamalar bizi endişelere sevk etti. Yapılan açıklamalar çok komikti. Cemal Kaşıkçı gibi bir insan dışarıda bekleyen nişanlısını almayacak. Bu mümkün mü? Bu çocukça açıklamalar devlet ciddiyeti, adamlığıyla uyuşmaz.
BU 18 KİŞİ CEMAL KAŞIKÇI'NIN KİMLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ BİLİYOR
Bu 18 kişi Cemal Kaşıkçı'nın kimler tarafından öldürüldüğünü biliyor. Fail bunların içinde. Bunların içinde değilse, yerli işbirlikçi kim bunu açıklayacaksınız. Bunları açıklamadığınız sürece, Suudi Arabistan bu zandan kurtulamaz. Merak edenlere elimizdeki bilgi, belgeleri veriyoruz. Bunu Suudi Arabistan'a da verdik.
18 KİŞİLİK TİM'İN TÜRKİYE'YE GELME TALİMATINI VEREN KİM?
Bunları gördükleri zaman şaşırıyorlar. Aslında fail belli. Peki bu talimatı veren kim? Bu 15+3, bunların Türkiye'ye gelmesi talimatını veren kim? Buraya yerleşenler, bu gelenler kimlerin talimatıyla geldi? Bunu da yetkililerin açıklaması lazım. Elimizde başka bilgi, belge yok değil. Ama çok aceleci olmanın da anlamı yok. İlk etapta Kaşıkçı'yı öldürenleri Suudi yetkililer açıklayacak.
SUUDİ ARABİSTAN BAŞSAVCISI TÜRKİYE'YE GELECEK
Pazar günü başsavcıyı Türkiye'ye gönderiyorlar, İstanbul'da başsavcımızla bir araya gelecekler. Bu görüşmelerde bakalım ne gibi bir kanaat hasıl olacak, bunu da göreceğiz. Bütün mesele o son açıklanan yerli işbirlikçi kim? Bunu sıradan birisi açıklamıyor. Dışişleri bakanı açıklıyor. Peki kim o? Onu bildiğine göre onu da bileceksin. Böyle bir açıklama yapmadım diyor. Yahu her yere düştü bu. Ağzından kaçırır şöyle olur böyle olur, bunu söylediniz. Ama her şeyden öte o da bir kenara, 15 kişiyi Türkiye'ye gönderen kim? Şu anda bunlar tutuklu.
CEMAL KAŞIKÇI KİMDİR?
Suudi gazeteci, köşe yazarı, yazar ve Al Arab News Channel’ın Genel Yayın Yönetmeni Cemal Ahmet Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girdi, bir daha da dışarı çıkmadı. Peki Cemal Ahmet Kaşıkçı Kimdir? Cemal Kaşıkçı, 1958 yılında Medine’de doğdu. İlk ve orta eğitimini Suudi Arabistan’da tamamlayan Cemal Kaşıkçı, 1982’de Indiana State Üniversitesi’nden işletme yüksek lisans derecesi ile mezun oldu.
Cemal Kaşıkçı, Suudi Gazetelerinde muhabir olarak çalıştı. OKAZ, Al Sharq Al Awsat, Al Majalla ve Al Muslimoon da dahil olmak üzere çeşitli günlük ve haftalık Arap gazeteleri için bir muhabirlik yaptı. Al Madina’nın editörlüğünü ve genel yayın yönetmenliğini yapan Cemal Kaşıkçı, Afganistan, Cezayir, Kuveyt, Sudan ve Orta Doğu gibi ülkelerde yabancı medya kuruluşlarının muhabirliklerini yaptı.
Kayıp Gazeteci Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın önde gelen İngiliz gazetesi Arab News’de genel yayın yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Gazeteci Kaşıkçı, Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesinin yazı işleri müdürü oldu. Yazı işleri müdürü olarak görev süresi 52 gün sürdü. Gazetede bir dizi makalenin yayınlanmasının ardından Suudi Arabistan hükümeti tarafından kovuldu.
Bu olaydan sonra gönüllü olarak Londra’ya sürgüne gitti. İngiltere’de Al Faisal’ın ekibine danışman olarak katıldı. Daha sonra, Prens Turki Al Faysal El Saud’a medya danışmanı olarak hizmet verdi.
Nisan 2007’de Cemal Kaşıkçı, ikinci kez Al Watan’da yazı işleri müdürü olarak çalışmaya başladı. Kaşıkçı, 17 Mayıs 2010’da yeniden istifa etmek zorunda kaldı.
Onun ikinci istifasından sonra Cemal Kaşıkçı, Al Arab News Channel, MBC, BBC, El Cezire ve Dubai TV dahil olmak üzere, Suudi ve uluslararası kanallar için siyasi yorumcu olarak görev yaptı
KAŞIKÇI OLAYINDAKİ ROLÜ NE?
Asiri, kendi başına taktik kararlar alabilecek güce ve konuma sahip biri olarak gösteriliyor. Ancak Kaşıkçı olayındaki rolü henüz tam olarak bilinmiyor.
New York Times'da yer alan bir haberde, Asiri'nin Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'a getirilerek, sorgulanması için Veliaht Prensi Muhammed'den sözlü yetki aldığı öne sürüldü.
Reuters haber ajansına konuşan üst düzey Suudi bir yetkili de hükümetin yurt dışında yaşayan muhalif isimleri ülkeye geri getirmeyi amaçlayan bir girişim başlattığını ve Asiri'nin de bu kapsamda Kaşıkçı için 15 kişilik bir heyet oluşturduğunu söyledi.
Habere göre, Asiri, Londra'da birlikte çalıştıkları dönemden Kaşıkçı'yı tanıyan Kahtani'den yardım istedi ve Kahtani de ikna görüşmelerini yapmak üzere güvendiği danışmanlarından biri olan Mahir Mutreb'i görevlendirdi.
Aynı yetkili, gönderilen heyete İstanbul Başkonsolosluğu'nda Kaşıkçı'yı geri dönmeye ikna etmeleri, edemezlerse birkaç gün İstanbul dışındaki bir güvenli evde tutmaları ve bir kez sonuç alamamaları halinde de serbest bırakmaları talimatı verildiğini savundu.
Suudi Arabistan'dan ise Asiri'nin Kaşıkçı olayındaki rolüyle ilgili yapılmış resmi bir açıklama bulunmuyor.
Cuma akşamı yapılan ve Kaşıkçı'nın öldüğünün kabul edildiği açıklamanın ardından Asiri de görevden alındı.
Riyad yönetiminden Kaşıkçı'nın ölümüyle ilgili dikkat çeken senaryo!
Buna göre 15 kişilik ekip, Kaşıkçı’yı sorgulamak üzere cinayet günü İstanbul’a geldi. Kaşıkçı’nın ülkesine dönmesi istenecekti. Ancak yetkililer, Kaşıkçı’yı korkutmak ve konuşturmak için ilaç vererek kaçıracaklarını söylediler. Kaşıkçı bağırmaya başladı. Ekip panikledi ve Kaşıkçı’nın ağzını kapattı. Gazeteci de boğuldu. Olayın üstünü örtmek isteyen ekip, Kaşıkçı’yı bir halıya sardı ve konsolosluk aracıyla dışarı çıkardı. Ekipteki adli tıp uzmanı kalıntıları temizledi. Ekipteki bir kişi ise, konsolosluğu terk ettiği görüntüsünü vermek için Kaşıkçı’nın kıyafetleriyle konsolosluktan çıktı.
PRENSİN HABERİ YOK
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, Kaşıkçı’nın nasıl öldürüldüğünü ve cesedinin nerede olduğunu bilmediklerini, Prens Selman’ın da bundan haberi olmadığını iddia etti. Bu arada İstanbul Valiliği, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’e koruma tahsis etti.
ABD'li oyuncu Scarlett Johansson, Suudi Prensin mali desteğini reddetmiş
ABD'li oyuncu Scarlett Johansson'ın, başrolünü üstleneceği foto muhabiri Lynsey Addario'nun hayatını anlatan yeni filmi için Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'ın mali yardım teklifini geri çevirdiği ortaya çıktı.
Libya ve Filistin gibi savaş bölgelerinde çalışırken cinsel taciz ve şiddetle yüz yüze kalan Addario, New York Times yazarlarından Nicholas Kristof ile Facebook üzerinden bir söyleşi gerçekleştirdi.
Hayatını konu alan "It's What I Do" adlı filmde Johansson'ın kendisini canlandıracağını aktaran Addario, Prens Muhammed Bin Selman'ın filme fon sağlamak istediğini açıkladı.
Addario, "Scarlett Johansson kesin bir dille reddetti. 'Bu adam Yemen'deki savaşı devam ettiriyor, kadınları cezaevine atıyor' dedi. Bu Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinden önceydi." diye konuştu.
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine değinen Addario, "Suudi Veliaht Prens, kendini gazetecilik ile güçlü bir kadın gazeteci yoluyla iyi bir şekilde bağdaştırmak istedi ancak görünen o ki aynı anda kendi ülkesinden bir gazeteciye işkence edip onu öldürmeye hazırlanıyormuş." ifadelerini kullandı.
Suudi Prens Muhammed Bin Selman ile şahsen tanışmadığını ancak Prensin kendini Batı'nın her alanında göstermeye çalıştığını düşündüğünü belirten Addario, "Muhammed Bin Selman'ın bu filme dahil olmasını istiyor muyum? Kesinlikle hayır. Tanrıya şükür bu işin içinde değil." dedi.
Prens Muhammed Bin Selman, son dönemde Kaşıkçı cinayetinin arkasında olmakla suçlanıyor ve dünya kamuoyundan ciddi eleştiriler alıyor.
Veliaht Prensin, ülkesinin 2030 vizyonunu tanıtmak amacıyla geçen yıl başlattığı ve bu yıl ikincisi düzenlenen "Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı", gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından geniş çaplı boykot kararlarının gölgesinde gerçekleşmişti.
ABD ve Fransa, menfaatleri uğruna Kaşıkçı olayının üstünü örtüyor
Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda vahşice katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti konusunda, ‘İnsan hakları’, ‘İfade özgürlüğü’, ‘Basın hürriyeti’ kavramlarının savunculuğunu yürüten bazı ülkelerin sergilediği kaypak tavır hayretle izleniyor. Türkiye’nin başından beri şeffaf bir şekilde yürüttüğü Kaşıkçı Soruşturması’nda azmettiricilerin ortaya çıkarılması için gösterdiği çabalara rağmen, ABD ve Fransa gibi ülkelerin, ticari menfaatleri için korkunç cinayeti örtbas etmeye dönük çabaları dikkat çekiyor. Türkiye’nin, katillerin ses kayıtlarını paylaştığı ülke liderleri, olayın karşısında dehşete düştüklerini ifade etmelerine rağmen korkunç cinayetin azmettiricisine dönük somut bir adım atmamaktaki kararlılıklarını sürdürüyor.
110 MİLYARLIK ANLAŞMA
Amerikan basını Türkiye’ye Suudi Arabistan’dan özel uçaklarla gelen 15 kişilik suikast ekibinden Mahir Abdulaziz Mutreb’in cinayetten kısa süre sonra yaptığı telefon görüşmesinde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı kastederek, “Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi” dediği ses kayıtlarını yayınladı. Ancak buna rağmen ABD’li yetkililer bu kayıtların cinayetin çözümü için ‘kesin delil olmadığını’ savunuyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, ses kayıtlarının cinayete Veliaht Prens Bin Selman’ın dahlini işaret etmediğini savundu. Bolton’un açıklamaları ABD’nin Kaşıkçı cinayetini örtbas etme niyeti olarak yorumlandı. Başkan Trump daha önce yaptığı açıklamalarda cinayetin sorumlulularından hesap soracaklarını belirtmesine rağmen, Suudi Arabistan’a bir yaptırım düşünmediğini söyledi. Trump, Suudiler ile yaptıkları 110 milyar dolar silah satışının devam edeceğini vurgulayarak “Bu siparişleri almak isteyenler var. Rusya var, Çin var, biz varız” diyerek yaptkırım uygulamayı düşünmediklerinin sinyali verdi. Trump ayrıca, Ruyad yenötiminin İsrail’in güvenliği için hayati olduğunu savunmuştu. Aynı şekilde Rusya da ticari çıkarlarını öne alarak cinayete karşı suskun desteğini gösterdi. Kremlin’den Rİyad’ın açıklamalarının inanılır olduğunu açıkladı. Avrupa’dan Suudi Arabistan’a yaptırım kararları çıkarken ticari çıkarları için Fransa’nın sergilediği kaypak tavır dikkat çekti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, cinayetin karşısında sessizliğe gömülürken Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian küstah bir şekilde Türkiye’yi hedef aldı.
GERİ ADIM ATTI
Cinayetin ses kayıtlarının Suudi Arabistan, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere’ye dinlettirildiğini açıklayan Başkan Erdoğan’ı ‘siyasi oyun oynamakla’ itham etti. Ankara’nın sert tepkisi üzerine geri adım atmak zorunda kalan Le Drian ‘yanlış anlaşıldığını’ söylemek zorunda kaldı.
BEYAZ SARAY ÖRTBAS EDECEK
ABD’nin cinayetin karşısında takındığı ikiyüzlü tavrı CIA’in eski Ortadoğu ajanlarından Bob Baer açık etti. Baer, Washington’un Kaşıkçı cinayetini örtbas edeceğini söyledi. ABD’nin Kaşıkçı cinayetine kasten sessiz kaldığını belirten Baer, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından yönetildiğini dile getirdi. Baer, ülkede veliaht prensten başka kimsenin böyle bir operasyon emri verme yetkisi bulunmadığı, Muhammed bin Selman’ın böyle bir şeyin emrini verme olasılığının yüzde yüz olduğu yorumunu yaptı.
Bob Baer, “Bu noktada Beyaz Saray bir çıkış yolu bulamıyor. Suudi Arabistan bir yanardağ gibi, Veliaht Prensi göndermeye çalışıyor. (Suudi Arabistan’da) bizim tarafımızda başka oyuncular yok. Dolayısıyla ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yani Riyad’da oturup ülkeyi kontrol eden bir psikopatımız var. Kanımca Beyaz Saray’ı endişelendiren şey, bu ülkenin patlayabilecek olması” diye konuştu.
ULUSLARARASI MAHKEME ŞART
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kaşıkçı’nın öldürülmesi konusunda Türkiye’nin şeffaf bir süreç yürüttüğünü ve bütün dünyanın bunu kabul ettiğini söyledi. Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “İlk başlarda ‘şimdilik biz Suudi Arabistan ile bir çalışma grubu kurduk, şu anda uluslararası mahkemeye götürmeyi düşünmüyoruz’ dedik ama şu bulunduğumuz aşamada da artık uluslararası bir soruşturmanın şart. Cinayetin açıklığa kavuşması için ne gerekiyorsa yapacağız.”
Katilleri Türkiye’de yargılayalım
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, cinayetle ilgili kimseyi şahsen suçlamadıklarını belirterek “Biz hakikatin peşindeyiz. Türkiye hariç herkes bir siyasi projeye göre davranıyor” dedi. Çelik Başkan Erdoğan’ın çağrısını yineleyerek şunları söyledi: “Katillerin kim oldukları belli, Türkiye’de yargılayalım. Bunlara üst düzey bir yetkili emir vermeden bunların bu saldırıyı gerçekleştirmesi mümkün değildir.”
Cemal Kaşıkçı için Mekke ve Medine'de gıyabi cenaze namazı kılınacak
Öldürülen gazetecinin oğlu Salah Kaçıkçı, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, babası için sabah namazını müteakip Medine'deki Mescid-i Nebevi'de, cuma namazının ardından da Mekke'deki Mescid-i Haram'da gıyabi cenaze namazları kılınacağını ifade etti.
Salah daha önce yaptığı açıklamada ise babası için taziyelerin, cumadan pazar gününe kadar Cidde'deki evinde kabul edileceğini belirtmişti.
Kaşıkçı ailesinin taziye ve gıyabi cenaze namazı açıklamaları, Suudi Arabistan Başsavcı Sözcüsü Şelan eş-Şelan'ın cinayet soruşturmasına ilişkin başkent Riyad'da dün düzenlediği basın toplantısının ardından yapıldı.
Sözcü Şelan basın toplantısında, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili soruşturma sonuçlarını paylaşarak, "Kaşıkçı'nın cesedi, konsoloslukta parçalanarak dışarı çıkarıldı." demişti.
Kaşıkçı'yı öldüren ekibi kurma emrini eski İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed el-Asiri'nin verdiğini, öldürme talimatının ise ekibin başkanı tarafından verildiğini söyleyen Şelan, "Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında 5 kişinin idamı istendi." ifadesini kullanmıştı.