AA
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini müttefiklik düzeyine çıkaran Şuşa Beyannamesi'nin imzalanmasının 4. yılı dolayısıyla Şuşa'da düzenlenen uluslararası konferansına katılım sağladı. Ala, konferansta önemli açıklamalarda bulundu.
Bu coğrafyanın tarih boyunca yerinden edilmelere ve kayıplara tanıklık ettiğini, bölgenin zengin kültürel mirasının yok edilmeye çalışıldığını hatırlatan Ala, Karabağ'da yaklaşık 30 yıl süren işgal döneminin büyük acılar ve derin yaralar açtığını, ayrıca Güney Kafkasya'da uzun süreli istikrarsızlığa neden olduğunu kaydetti.
Ala, Karabağ'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kumandanlığından işgalden kurtarıldığını hatırlatarak, bu toprakların yeniden özgürleşmesinin sadece bir askeri zafer değil, hukukun, adaletin ve uluslararası meşruiyetin tecellisi olduğunu vurguladı.
Dış politikada bölgesel ve küresel barışa katkı sağlamaya devam ettiklerini belirten Ala, Güney Kafkasya'da kalıcı barış ve istikrarın tesisinin Türk dış politikasında öncelikli yer tuttuğunu vurguladı.
Ala, "Azerbaycan'ın Karabağ'da tam egemenliğini yeniden tesis etmesiyle birlikte, bölgede kalıcı barış ve istikrar için tarihi fırsat ortaya çıkmıştır. Savaşın galibi olan Azerbaycan'ın barışın ve bölgesel kalkınmanın da baş mimarı olacağına şüphemiz bulunmuyor. Bölgede kalıcı barışın sağlanması ekonomik kalkınmayı teşvik edecek, Güney Kafkasya'nın refaha kavuşmasına yardımcı olacaktır. Ancak bazı Batılı ülkelerin Ermenistan yanlısı tutumları bölgedeki kalıcı barış çabalarını sekteye uğratma tehlikesi taşımaktadır. Bu bağlamda bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi, dış baskılara karşı koymada büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.
Ala, küresel sistemin daha adil ve kapsayıcı hale gelmesinin Türk dış politikasının öncelikleri arasında olduğunu belirterek, "Uluslararası kurumların barış, güvenlik ve refah üretme konusundaki yetersizlikleri artık sistemsel bir soruna dönüşmüştür." dedi.
"ŞUŞA, GELECEĞİN VE BİRLİĞİN SEMBOLÜDÜR"
Türkiye'nin her zaman kardeş Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Ala, "bir millet iki devlet" şiarının sadece bir söylem değil, tarihi birlikteliğin, güçlü kültürel bağların ve geleceğe yönelik müttefiklik iradesinin tezahürü olduğunu kaydetti.
Ala, bu süreçlerde Azerbaycan'a verilen desteğin sadece kardeşliğin değil, aynı zamanda adaletin ve uluslararası hukukun yanında olma iradesinin de bir göstergesi olduğunu belirtti.
Türk dünyasının giderek güçlendiğini vurgulayan Ala, "Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere, kurumsallaşan bölgesel yapılarımız, ortak tarihimize ve değerlerimize dayanan güçlü bir işbirliği zemini oluşturuyor. Karabağ'ın azatlığı, Türk dünyasında dayanışmanın, kardeşliğin ve ortak geleceğe olan inancın pekişmesini sağlamıştır. Şuşa Beyannamesi bölgesel ve uluslararası konularda iş birliğimizin önemini vurgulayan stratejik bir belgedir. Bu bağlamda Şuşa, yalnızca bir zaferin değil, bir vizyonun, bir geleceğin ve birliğin sembolüdür." şeklinde konuştu.
FİLİSTİN İÇİN YOĞUN DİPLOMASİ
Gazze'de yaşanan insanlık trajedisine de dikkati çeken Ala, hastaneler, ibadet yerleri, okulların bombalandığını, çocuklar, kadınlar ve yaşlıların acımasızca katledildiğini hatırlattı.
"Türkiye olarak bu zulmü sona erdirmek için kararlılıkla çalışıyor ve kalıcı barışın yolunun başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini söylüyoruz" diyen Ala, hem uluslararası hem de bölgesel düzeyde yoğun ve sonuç alıcı bir diplomasi yürüttüklerini söyledi.
Ala, Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması ve ağır yaralı hastaların Türkiye'de tedavi edilebilmesi için bölge ülkeleriyle yakın temas içinde olduklarını aktardı.
"NETANYAHU HÜKÜMETİNİN STRATEJİK İSTİKRARSIZLIK ÇABALARI KÜRESEL TEHDİT HALİNE GELMİŞTİR"
Son günlerde bölgede artan gerilimin uluslararası hukukun açıkça ihlal edilmesiyle yeni boyut kazandığını belirten Ala, "Netanyahu hükümetinin stratejik istikrarsızlık çabaları küresel tehdit haline gelmiştir. Uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiği İran'a karşı yapılan bu saldırı, bölgede gerilimi artırmakta ve kalıcı barış umutlarını yok etmektedir." diye kaydetti.
Ala, Türkiye'nin bu kriz karşısında itidal, diyalog ve diplomasi çağrısını yinelediğini söyleyerek, "Bölge barışını tehdit eden her türlü saldırgan eyleme karşı durmak, uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Türkiye olarak bu saldırıları kınıyor, lanetliyor, uluslararası toplumu ilkeli tutum takınmaya ve acilen harekete geçmeye davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Düzenlenen uluslararası konferansa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya ile TBMM Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım da katıldı