Hurmada Ali Cengiz oyunu! İsrail'in planı ifşa oldu

Gazze'de binlerce sivili katleden soykırımcı İsrail'in Avrupa'daki boykotu aşmak için hurmalara farklı etiketler yapıştırdığı ortaya çıktı. İsrail'in Filistinli yetkililer İsrail hurmalarının Filistin etiketiyle pazarlandığı uyarısında bulundu.

AA

Avrupa pazarında satışa sunulan hurmaların önemli bir bölümünün, gerçek menşesi gizlenerek farklı ülkeler üzerinden pazara sokulduğu iddia ediliyor.

Küresel hurma ticaretindeki hızlı büyüme ve tedarik zincirinin karmaşık yapısı, ürünlerin izlenebilirliği ve etiket şeffaflığına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. İsrail'in özellikle Müslüman dünyasında boykota maruz kaldığı bugünlerde Avrupa'daki Müslüman nüfusun boykotunu aşmak için etiket oyununa başvurduğu belirtiliyor.

2025 yılı itibarıyla 32,7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan küresel hurma pazarının, 2026'da 34,5 milyar dolara yükselmesi ve yıllık bileşik büyüme oranının yüzde 6,14 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Pazarın 2034'e kadar 55,58 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

Pazarın coğrafi dağılımına bakıldığında, yıllık 9 milyon tonun üzerindeki hasat kapasitesiyle Orta Doğu ve Afrika (MEA) bölgesi belirleyici konumunu koruyor.

Bölge, 2025'te küresel hurma pazarının yüzde 85,28'ini oluşturdu. 2025'te 27,89 milyar dolar olan bölgesel pazar büyüklüğünün, 2026'da 29,43 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Bu hakimiyette Tunus, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İsrail ve Mısır gibi hem üretim hem tüketimde öne çıkan ülkelerin payı belirleyici rol oynuyor.

Mısır, 1,7 milyon tonu aşan üretimiyle dünya lideri konumundayken Suudi Arabistan 1,5 milyon tonun üzerindeki üretimiyle ikinci sırada yer alıyor. İran 1,3 milyon tonun üzerindeki üretimle üçüncü, Cezayir ise 1,1 milyon tonu aşan hacimle dördüncü sırada bulunuyor.

Bu tablo, küresel arzın büyük bölümünün bölge üreticileri tarafından karşılandığını gösteriyor.

Toplam üretim hacmi bakımından Mısır ve Suudi Arabistan'ın gerisinde kalan İsrail, buna karşın yüksek katma değerli hurma kategorisinde küresel ticarette kritik bir aktör olarak öne çıkıyor.

Özellikle premium sınıfta yer alan Medjool hurması ihracatı, ülkenin uluslararası pazardaki etkisini artırıyor. Ancak üretim hacmi ile ihracat verileri arasındaki fark, tedarik zincirinin izlenebilirliği konusunda soru işaretlerine yol açıyor.

Avrupa'da çeşitli sektör raporları, medya raporları ve tüketici izleme kuruluşları, İsrail ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerde üretilen hurmaların, uluslararası boykot ve yaptırımları aşmak amacıyla menşe gizleme yöntemleriyle pazarlanabildiğini öne sürüyor.

TEDARİK ZİNCİRİNDE ŞEFFAFLIK TARTIŞMASI

İddiaların odağında, yasa dışı yerleşim üretimi hurmaların doğrudan ihracat yerine üçüncü ülkeler veya dolaylı lojistik hatlar üzerinden Avrupa'ya sevk edilmesi bulunuyor.

Batı Şeria kaynaklı ürünlerin "İsrail ürünü" olarak veya komşu ülke menşeli gösterilerek Avrupa Birliği pazarına sunulduğu iddia ediliyor.

Bazı ihracatçıların ürünleri serbest ticaret bölgelerinde yeniden paketlediği veya aracı ülkeler kullandığı, bu yolla üretim kaynağının gizlendiği öne sürülüyor.

Avrupa'da yükselen etik ve adil ticaret hassasiyeti nedeniyle menşei gizlenen ürünlerin tüketiciyi yanıltma ve ticaret hukukunu ihlal etme riski taşıdığı vurgulanıyor.

Uzmanlara göre, bu yöntem, özellikle talebin zirve yaptığı ramazan dönemlerinde daha yoğun kullanılıyor. Artan talep karşısında denetimlerin yetersiz kalabildiği, bunun da haksız rekabet oluşturduğu ifade ediliyor.

Dünya Bankası verilerine göre, Hollanda'daki hurmaların yaklaşık yarısı ve Fransa'dakilerin üçte birinden fazlası İsrail menşeli ürünlerden oluşuyor. Hollanda ve Fransa, 2024'te toplamda yaklaşık 150 milyon dolar değerinde hurma ihracatı gerçekleştirdi.

Uzmanlar, bu iki ülkenin Avrupa içi paketleme ve yeniden ihracat merkezleri olarak faaliyet gösterdiğini, ürünlerin buradan Almanya dahil diğer AB ülkelerine dağıldığını belirtiyor. Buna göre Avrupa'nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya'da toplam hurma arzında İsrail bağlantılı ürünlerin payının yaklaşık yüzde 25'e ulaşabileceği tahmin ediliyor.

MEDJOOL HURMASI TARTIŞMANIN MERKEZİNDE

Üst ürün kategorisinde yer alan Medjool hurması, menşe tartışmalarının odağındaki başlıca ürün konumunda.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri pazarına giriş koşulları ve sektörel raporların yayımlandığı veri tabanı CBI'ye göre, Avrupa'ya ihraç edilen Medjool hurmalarının yaklaşık yüzde 50'si İsrail kaynaklı. Uluslararası gıda ticareti yayınları ise bu oranın yüzde 75'e kadar çıkabileceğini öne sürüyor.

Eleştiriler, bu ihracatın bir bölümünün Batı Şeria'daki yerleşim üretiminden geldiği ve menşesinin açık şekilde belirtilmediği iddiasına dayanıyor.

İsrail'in yılda yaklaşık 35 bin ton hurma ihraç ettiği ancak bunun yalnızca sınırlı bölümünün ülke sınırları içinde üretildiği belirtiliyor. Geri kalan kısmın Batı Şeria'daki yerleşim plantasyonlarından geldiği iddia ediliyor.

İsrail'in tarım dergisi Lahaklai tarafından yayımlanan verilere göre, İsrail'in kendi sınırları içerisindeki Arava Vadisi'nde bulunan plantasyonlarda yılda yalnızca 8 bin 800 ton hurma üretiliyor.

Bu durum, ihraç edilen toplam 35 bin tonluk hacmin yaklaşık yüzde 75'inin uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden elde edildiğini gösteriyor.

İsrail menşeli şirketlerin bu hurmaları ihraç ederken gerçek üretim yerini (işgal altındaki topraklar) gizlediği iddia ediliyor.

Sektörde "hurma aklama" olarak adlandırılan uygulamayla, yerleşimlerde üretilen hurmaların farklı menşe etiketleriyle pazara sunulduğu öne sürülüyor.

Bu ürünlerin zaman zaman Hollanda, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Filistin menşeli gösterilebildiği iddia ediliyor.

Sahadaki bazı üreticiler, yerleşim hurmalarının Filistin tedarik zincirine aracılar üzerinden karıştırıldığını öne sürüyor.

İddiaya göre bazı tüccarlar, resmi beyan miktarının üzerinde ürün kaydı yaparak aradaki farkı yerleşimlerden temin ediyor ve bu ürünler daha sonra Filistin menşeli paketlerle ihracata giriyor.

Filistin makamlarının geçmiş yıllarda bu yönde operasyonlar yaptığı biliniyor. 2014'te Filistin Ekonomi Bakanlığının, "Filistin ürünü" etiketiyle satılmak istenen 20 ton İsrail hurmasına el koyduğu bildirilmişti. Daha sonraki yıllarda da benzer soruşturmalar ve gözaltılar kamuoyuna yansıdı.

AB ETİKETLEME DÜZENLEMESİ

AB, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesine ilişkin özel kurallar uyguluyor. 2019 tarihli AB Adalet Divanı kararına göre, İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin yalnızca "İsrail ürünü" olarak etiketlenmesi yeterli görülmüyor, tüketicinin yanıltılmaması için yerleşim menşesinin açık şekilde belirtilmesi gerekiyor.

Uzmanlar, Avrupa'daki tüketicilere hurma satın alırken menşe bilgisini dikkatle incelemeleri çağrısında bulunuyor. Özellikle menşesi belirtilmeyen ürünler, aracı ülkeler üzerinden gelen sevkiyatlar veya muğlak bölgesel etiketler konusunda şeffaflık talep edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Öte yandan, İsrail tarım sektörünün, ordunun Gazze'deki soykırımın tetiklediği uluslararası boykot dalgası ve lojistik engeller nedeniyle tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşadığı da iddia ediliyor.

İsrail basınına yansıyan haberlere göre, üreticiler sektörün bir "çöküşün eşiğinde" olduğu konusunda hükümeti uyarıyor.

AVRUPA'DA İSRAİL'E YÖNELİK TÜKETİCİ BOYKOTU PERAKENDE SEKTÖRÜNÜ ŞEKİLLENDİRİYOR

İsrail'in geleneksel olarak en büyük müşterisi konumundaki Avrupa pazarlarında, tüketici hassasiyetleri ve taban hareketleri meyvesini veriyor. Belçika ve İrlanda gibi ülkelerde boykotlar her geçen gün daha etkin hale gelirken bu toplumsal baskı perakende devlerini de somut adımlar atmaya zorluyor.

Son olarak Birleşik Krallık merkezli Co-op Group, üyelerinden gelen yoğun talep üzerine aralarında İsrail'in de bulunduğu ve insan hakları ihlalleriyle anılan 17 ülkeden ürün tedarikini tamamen durdurma kararı aldı. Avrupa genelinde giderek güçlenen bu kolektif duruş, etik değerlerin küresel ticaret zincirindeki dönüştürücü gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Haklarında hurma aklama iddiası gündeme gelen bazı Filistinli ve uluslararası şirketler ise suçlamaları reddediyor. Firmalar, tedarik zincirlerinin denetlendiğini ve sertifikasyon süreçlerinden geçtiklerini savunuyor.

FİLİSTİNLİ YETKİLİLER İSRAİL HURMALARININ FİLİSTİN ETİKETİYLE PAZARLANDIĞI UYARISINDA BULUNDU

Filistin Hurma İhracatçıları Birliği Temsilcisi Muhammed Savafita, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ölü Deniz bölgesinde üretilen hurma çeşitlerinin şekil ve boyut olarak birbirine yakın olduğundan tarihi Filistin topraklarında üretilen hurma türlerini birbirinden ayırt edilemediğini belirtti.

Bu nedenle de hurma ürünlerinin Filistin menşeli olduğunu teyit etmek için üretici kişi veya şirketin Filistinli olduğunu teyit etmek gerektiğini vurgulayan Savafita, işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen yasa dışı yerleşim alanlarındaki hurma türlerinin, Filistinlilerin ürettikleriyle karıştırılmaması için Filistin makamlarının çalışma yürüttüğünü kaydetti.

Savafita, "Filistin Tarım Bakanlığı, güvenlik güçleri ve Filistinli şirketler arasındaki işbirliği, yanıltıcı isimler altında pazarlanan İsrail hurmalarının önünü ciddi anlamda kapattı." dedi.

Filistin hurma üretiminin hem miktar hem de kalite açısından geliştiğinin altını çizen Savafita, "Miktarda artış ve kalitede iyileşme, piyasanın istikrarına katkıda bulunduğu gibi artık İsrail ürününün daha iyi olduğu bahanesiyle ithal edilmesinin gerekçesini de ortadan kaldırdı." ifadelerini kullandı.

Filistin'den ihraç edilen hurma türlerine de değinen Savafita, "İhraç edilen Filistin menşeli ürünler, ithalatçı ve ihracatçı firmaların damgasını taşıdığı gibi Filistin menşeli olduğunu teyit eden teknik işlemleri de taşıyor." bilgisini paylaştı.

Savafita, ayrıca üretim yerini doğrulamanın da Filistin Tarım Bakanlığı Sağlık Dairesi tarafından verilen sağlık sertifikası, Maliye Bakanlığı Gümrük Dairesi tarafından verilen "EUR.1" sertifikası ve Ticaret Odası tarafından verilen Filistin menşe sertifikası aracılığıyla yapıldığını kaydetti.

FİLİSTİN MEŞELİ HURMA ÇEŞİTLERİNDEN EMİN OLMAK İÇİN BARKODLARIN İNCELENMESİ GEREKİR

Filistin Hurma Konseyi Başkanı İbrahim Duayk da pazarda satılan hurmanın menşeini doğrulamak için Filistin Tarım Bakanlığı ve Ticaret Odası tarafından verilen sertifikalara dayalı barkodların incelenmesi gerektiğini söyledi.

Filistin'in dışında satılan hurma çeşitlerinin menşeini ayırt etmenin tüketici için pek de kolay olmadığının altını çizen Duayk, Filistin hurmalarının ihracattan önce her arazideki miktarlarının belirlenmesinin yanı sıra menşe ve sağlık sertifikalarının düzenlendiğini ifade etti.

Filistinlilere ait hurma bahçelerinin temiz su kuyularından sulandığına işaret eden Duayk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yasa dışı yerleşimciler ise hurma bahçelerini arıtılan atık sularla suluyor, bu da ürünlerin kalite ve aromasını olumsuz etkiliyor. Filistin menşeli hurma türler ile yerleşim alanlarındaki hurmaların boy, renk ve tatları değişebiliyor. Filistin menşeli hurmanın rengi, doğal bal rengine yakındır ve taneleri de orta boydadır. Yerleşim alanlarının hurmaları ise iri taneli ve renkli oluyor. Tabii atık su ile sulama nedeniyle şeker içeriğinde ve besin bileşiminde değişiklikler de söz konusu. Filistinli üreticiler, üzerinde hem 'Filistin ürünü' ibaresi hem de Filistin bayrağı taşıyan 625 numaralı Ürdün barkodunu kullanarak ihraç ediyor. İsrail ürünleri ise 729 ile başlayan ve bazen de 871 ile devam eden bir barkod kullanılarak pazarlanıyor."

Bazı pazarlarda, İsrail ürünlerinin ambalaj şirketlerinin isimlerini taşıyan özel kutularda yeniden paketlendiğine dikkati çeken Duayk, "Bunlar arasında Ürdün Nehri, Mehadrin, Hediklayim ve Kral Selman Hurması da var." dedi.

TÜRK HEYETLERİ DE FİLİSTİN'DEKİ TESİSLERİ ZİYARET EDİYOR

Duayk, Filistin güvenlik güçlerinin, yasa dışı yerleşim yerleri ürünlerinin Filistin pazarlarına kaçak yollarla girmesini veya Filistin menşeli ürünler olarak ihraç edilmesini engelleme çalışmalarının son yıllarda sonuç verdiğini belirtti.

Duayk, Türk heyetlerinin, sözleşmeler kesinleşmeden önce üretim ve soğuk depolama tesislerinin yanı sıra ayıklama ve paketleme süreçlerini incelemek üzere Filistin'deki tesisleri ziyaret ettiğini de aktardı.

Filistin Tarım Bakanlığı mühendisleri tarafından denetlenen bir izleme sistemine dikkati çeken Duayk, "Her hurma bahçesi ve üretim tesisinden çıkan ürün kayıt altına alınır. Buna göre de her tüccara özel ihracat izni verilir. Ürünler için kimyasal kalıntı testlerinin yanı sıra sağlık ve menşe sertifikaları düzenlenir." bilgisini paylaştı.

Bu prosedürlerin, Filistin ürünlerinin yüzde 100 Filistin menşeli olmasını sağladığını ve piyasaları aldatıcı uygulamalardan koruduğuna vurgu yapan Duayk, "Uluslararası boykot komiteleri, Filistin Hurma Konseyi ve yerel derneklerle işbirliği içinde, yasa dışı yerleşim yerlerinde üretilen hurmaları Arapça veya Filistin isimleri altında satma girişimlerini gözetleyerek, bu yönde olabilecek manipülasyonu engellemeye katkıda bulunuyor." dedi.

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte hurma piyasalarında talebin arttığına işaret eden Duayk, Filistin hurmalarının yüzde 90'ından fazlasının küresel pazarlara ihraç edildiğini kaydetti.

FİLİSTİN'DEKİ HURMA BAHÇELERİNİN MERKEZİ

Filistin Hurma Komisyonu Başkanı Duayk, Filistin'de hurma bahçeleri ve üretiminin merkezi olarak Ürdün Vadisi bölgesine dikkati çekti.

Ürdün Vadisi'nde yaklaşık 400 bin hurma ağacının bulunduğu ve bu sektörün yaklaşık 7 bin Filistinli genç erkek ve kadını istihdam ettiğini dile getiren Duayk, Ürdün Vadisi'nin hurma bahçeleriyle Filistin'deki tarımsal sektörde en büyük istihdam sağlayan bölge olduğunu ifade etti.

Duayk, Filistinlilere ait hurma bahçelerinin çoğunun işgal altındaki Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde bulunduğunu kaydetti.

Ürdün Vadisi'nin deniz seviyesinden yaklaşık 350 metre aşağıda olduğunu ve bu iklim koşullarının Filistin hurmalarına kendine özgü özellikler kazandırdığını aktaran Duayk, "Medjoul hurması, küresel pazarlarda en çok rağbet gören hurma çeşidi olarak öne çıkıyor. Özellikle ramazan ayında yüksek kalitesi ve talebi nedeniyle 'hurmaların kralı' olarak nitelendiriliyor. Bu da Filistin menşeli hurma ürünlerinin uluslararası tüketiciler tarafından kabulünü yansıtıyor." diye konuştu.

Ürdün Vadisi, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini oluşturan ve tamamen İsrail'in sivil, idari ve güvenlik kontrolü altında bulunan C Bölgesi içerisinde yer alıyor.

1995 tarihli Oslo II Anlaşması ile Batı Şeria; tamamen Filistin yönetiminin kontrolündeki A Bölgesi, İsrail'in güvenlik kontrolü ile Filistin'in sivil ve idari kontrolündeki B Bölgesi ve tamamen İsrail kontrolündeki C Bölgesi olmak üzere üçe ayrılmıştı.

İsrail, Ürdün Vadisi'nin geniş alanlarını askeri eğitim sahası ilan ederek sivil girişleri yasaklıyor ve bölgede yaşayan Filistinlilere çeşitli kısıtlamalar uyguluyor.

Filistinliler ise bu uygulamaların topraklarına erişimlerini ciddi şekilde sınırlandırdığını aktarıyor.