AA
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Şi, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı telekonferans görüşmesinde iki ülke ilişkilerinin gelişimi ve dünyadaki durum hakkında değerlendirmede bulundu.
Uluslararası durumun yılın başından bu yana giderek çalkantılı hale geldiğine işaret eden Şi, "Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri ve sorumlu büyük ülkeler olarak Çin ve Rusya'nın, uluslararası toplumun eşitliğe ve adalete bağlılığını teşvik etme, merkezinde BM'nin olduğu uluslararası sistemi ve uluslararası hukukun temel normlarını savunma ve küresel stratejik istikrarı korumak için birlikte çalışma sorumluluğu var." ifadelerini kullandı.
Şi, Çin-Rusya ilişkileri için yeni bir yol haritası çizmek üzere çalışmaya hazır olduğunu belirterek, tarafların daha derin stratejik koordinasyon ve daha proaktif bir yaklaşımla ilişkilerin doğru yolda devam eden gelişimini sürdürmesi gerektiğinin altını çizdi.
Rusya Devlet Başkanı Putin de, giderek karmaşıklaşan ve kırılgan hale gelen uluslararası durum karşısında Rusya'nın Çin ile BM, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS gibi çok taraflı platformalarda işbirliğini güçlendirmeye hazır olduğunu vurguladı.
- WASHİNGTON, MOSKOVA VE PEKİN EKSENİNDE DEĞİŞEN DENGELER
Çin, ABD ile artan jeopolitik rekabet ve gerilimlerde bir denge unsuru olarak Ukrayna Savaşı'nın ardından Batı karşısında benzer meydan okumalarla karşı karşıya olan Rusya ile stratejik yakınlaşma siyaseti izliyor.
Çin ve Rusya liderleri, İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinin 80. yılının kutlandığı 2025'te karşılıklı ziyaretlerde bulunmuştu. Şi'nin Mayıs 2025'te Rusya'yı ziyaretinin ve Zafer Günü kutlamalarına katılmasının ardından Putin de Eylül 2025'te Çin'in Tiencin şehrinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'ne ve Pekin'de düzenlenen askeri geçit törenine katılarak iadeiziyaret yapmıştı.
Karşılıklı ziyaretler, Trump'ın tarife politikası nedeniyle dünyada ticari gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin arttığı ve transatlantik ittifakında zayıflama işaretlerinin görüldüğü bir dönemde Pekin ile Moskova arasında yakınlaşmanın güçlenerek devam ettiği mesajını vermişti.
Öte yandan Trump'ın yeni iktidar döneminde, ABD'nin de Rusya'ya karşı yaklaşımının değiştiği gözleniyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılması için Avrupalı müttefiklerini dışlayan bir barış planı öneren Trump, transatlantik ittifakının zayıflaması pahasına Moskova ile iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Başkan Trump, Mart 2025'te ülkesinde Fox News televizyonuna verdiği mülakatta, Çin ile Rusya arasındaki bağların gelişmesini, önceki ABD yönetimlerinin yanlış politikalarının sonucu olduğuna işaret ederek, "Bir tarih öğrencisi olarak Çin ile Rusya'nın bir araya gelmesinin iyi bir şey olmadığını bilmelisiniz. ABD'nin yanlış politikaları, Rusya'yı Çin ile evliliğe zorladı." ifadelerini kullanmıştı.
Çin ve Rusya, uzun zamandır ABD ve Avrupa tarafından kurallara dayalı uluslararası düzeni güç yoluyla değiştirmeye çalıştıkları gerekçesiyle "revizyonist güçler" olmakla eleştiriliyordu. Oysa Trump'ın yeni iktidar döneminde tarife politikasıyla küresel ticareti tek taraflı olarak kendi lehine biçimlendirme hamlesinin yanı sıra Panama Kanalı, Gazze, Kanada ve Grönland üzerindeki hak talepleri, Venezuela'ya müdahalesi ve İran'a müdahale tehditleri, ABD'yi küresel düzeni güç yoluyla değiştirmeye talip revizyonist bir güç olarak konumlarken, uluslararası alanda rolleri ve söylemleri yeniden belirliyor.