Bakan Fidan'dan İran-ABD gerilimine yönelik mesaj: Şu anda ani bir savaş tehdidi yok

İran-ABD gerilimine ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, 'Bölgenin savaşı kaldıracak hali yok' dedi.

HABER MERKEZİ

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldığı bir canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları;

İran meselesi gündemimizi meşgul ediyor, bölgemizin yeni bir savaşı kaldıracak hali yok. Cumhurbaşkanımız da bu konuda hassasiyet içerisindeler. İki gün önce Umman'da İranlılar ile ABD'li yetkililer bir araya geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, oradaki müzakerelerle ilgili bilgi verdi, ABD'li yetkililerle de görüşüldü. Neticeye ulaşılması zor bir konu, sevindirici husus ise tarafların müzakere konusunda orta bir irade koymuş olmaları. Uzun bir aradan sonra ilk temastan sonra olumlu bir hava ortaya çıkması bizim için önemli. Yaratıcı bir çözüm bulmamız gerekiyor, tarafların çözmeye yönelik bir irade varsa bunu görüyoruz. Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor. Bir ihtimal var, kapı aralandı, 30 Ocak'ta İstanbul'da yapılan görüşmelerden sonra her iki tarafta da müzakere kararı alınması ve nükleer dosyadan başlanması önemli bir karardı. İranlılara dört maddeyi al veya terk et demek çözüm değildir, ABD'lilere anlattık. İranlılarla nükleer konusunda bir iradeyi gördükten sonra ABD tarafına da söyledik, buradan gidilmesi daha iyi olur diye. Nükleer konu en önemli konu. İranlıların tartışmak istedikleri konu adeti ile ABD'lilerin konu adedi bir değil. İran 2 konu konuşmak istiyor. Biri uranyum zenginleştirilmesi ile ilgili mevcut uygulamanın keyfiyeti nedir. Diğeri ise zenginleştirilmiş olan yüzde 60 oranındaki uranyum ne olacak. İran sadece bunu konuşmak istiyor.

Biz zaten bu konuda bir çözüm olursa diğer konular da masaya gelebilir. Nükleer mesele ABD'nin ve küresel güvenlikle ilgili. Diğerleri ise bölgesel, ABD'nin bire bir güvenliği ile ilgili değil. Nükleer konusunda bir çözüm ortaya konursa diğer sorunların daha kolay çözülebileceğine ilişkin bir kanaat var. Bu kanatti taraflarla paylaşıp bir usul ihlas edelim istedik. Bu bir sürpriz değil, düşmanlıkların olduğu yerde diğer senaryoların hazırlığı yapılır. ABD biraz baskı unsuru gösterme konusunda bir metot belirliyor. Büyük filoların gönderilmesi, bombardımanların gönderilmesi, stratejik güçlerin kaydırılması, İran'ın sürekli 'füze adetini çoğalttık' demesi her iki tarafın da muhtemel bir saldırının iki taraf için de sıkıntılı olacağına dair ipuçlarını veriyor. Birincisi güç göstermek ikincisi hazırlıklı olmak.

Ayrıca İran konuşurken saldırıya uğradı. 12 günlük haziran savaşında bir gece ABD'den telefon aldık, 'İranlılara söyle bir kaç saat içinde her şey olabilir' dediler. İranlı meslektaşımla görüştüm, 'Nasıl olur görüşme tarihi verdik' dedi. Görüşen ABD idi, vuran İsrail'di. Durum farklı olabilir bu kez. Felaketi önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. İran'ın kendi içinde bir karar alma mekanizması var. Bu mekanizmada daha önce kurala bağlanmış bir kaç husus vardı müzakerelerle ilgili. Hem yer hem modalite hem de taraflar açısından. Bizim teklifimiz daha farklıydı, İranlı yetkililerle ABD'lilerle yüz yüze görüşün, yan odalarda bir arabulucu ile konuşmayın. Onların da kendi karar alma mekanizmalarına saygı duymak gerekiyor. Böyle bir karar almışlar. Umman'daki sistemle devam etmek istiyorlar. Aynı yer, aynı insanlar, aynı usul.

İran'ın büyük potansiyel sorunları var, varlıkla yokluk meselesi. Şubat ayının başında bir çok görüşme yaptık. Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri çok ilgileniyordu. Bir de Filistin meselesinde şunu gördük, Türkiye'nin ortaya attığı fikirle, bölgesel sorunları çözmede bölge ülkeleri ile bir araya geldik ve muazzam bir diplomatik mücadele ortaya koyduk. Aynı türden dayanışmayı İran meselesinde de gösterelim dedik. Bir platform oluşturalım, fikir birliği yapalım ve taraflara buradan bir ses üretelim istedik. Bunu ABD'liler de çok sevdi ve Gazze'de bunun verimini gördük dediler. Bölgesel sahiplenme üretiyorsunuz, bu sizin beraber hareket etme pratiğinizi geliştiriyor. Bölgede uzun yıllardır olmayan bir durumdu. Çok iyi bir takım olarak gidiyoruz ama sorunlar büyük.

İşbirliği platformlarına ihtiyacımız var. Bölgenin en büyük ihtiyacı bölge ülkelerinin birbirine güven telkin etmesidir. Bunun ortadan kalkması gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki perspektifi askeri, siyasi, ekonomik alanda bölgesel dayanışmayı kurumsal hale getirmek. Bunun tartışmalarının yapılması da önemli. İleri bir takım teklifler gündeme geliyor, yakın zamanda bölgesel istikrara katkıda olacak gelişmelerin olacağına inanıyorum.

Kamuoyu nezdinde de kötü senaryoları gündeme getirmek istemem. İran büyük bir saldırıya uğraması durumunda karşılık vereceğini söyledi ki bölge ülkelerdeki hedeflere saldırı da var bunun içinde. Bölge ülkelerdeki ABD üstlerine saldırı adı altında enerji alt yapılarının vurulması bölgedeki savaşın yaygınlaşmasını beraberinde getirebilir, o kulvara girince nerede duracağı belli olmaz. Milli güvenlik ile ilgili yakından takip ettiğimiz konular var, terörle mücadeleyi negatif hale getirebilecek bir senaryoyu istemiyoruz. Savaş büyük dramları ve istikrarsızlaşmayı getirir. Hava saldırısı ile İran'daki rejim yıkılmaz. İran toplumundaki rahatsızlıklara yönelik sert cevaplar var, kayıpların ne olduğuna yönelik spekülasyonlar var. İranlı bakan geldiğinde verdiği rakam vardı ve bu konuda net olduğunu söyledi. Resmi rakam da büyük bir rakam. Fransız meslektaşım 30 binden bahsediyordu. Günün sonunda büyük bir rakam insan hayatı söz konusu olduğunda.

Bu boş bir hayal, Şu olabilir: Hükümet, sistem zayıflar, halka hizmet götüremez ve mevcut rejim radikal kararlar alarak belki düzeltmeyi tercih edebilir, dönüşebilir. Rejim değişikliğinin pratikte olabileceğini düşünmüyorum. İki tür konuşmalarımız olur. Biri kayıtlara geçen diğer ise dostane görüşmelerimiz. Sorunu İran'ın rejimi olarak tanımlamak doğru olmayabilir. Sorun rejimin kararlar ve uyguladığı politikalar. İran rejiminden daha merkezi olan rejimler var. Onlar küresel sıkıntılara yol açmadığı sürece küresel bir şikayette olmuyor. Devrimden beri aynı kadroların olması, ülkeyi bir ulus devlet sistematiğinden ziyade devrimi devam ettiren bir örgüt gibi bakmaları ve yönetmeleri sistematik bir soruna neden oluyor olabilir.