Azad Cammu Keşmir Başkanı Han yanıtladı! Keşmir'de neler oluyor?

Azad Cammu Keşmir Başkanı Serdar Mesud Han, Pakistan ile Hindistan arasında krize yol açan Keşmir sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aksam.com.tr’nin sorularını yanıtlayan Mesud Han, Keşmir ile Filistin meselelerinin birçok benzerlikleri bulunduğunu ve Hindistan’ın İsrail’i örnek aldığını anlattı.

Azad Cammu Keşmir Başkanı Serdar Mesud Han, Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan Keşmir krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Hindistan, bu illegal davranışları, arasının çok iyi olduğu İsrail’den öğreniyor.” diye konuştu.

TürkMedya Dijital Haber Müdürü Osman Özdemir’e konuşan Mesud Han, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimler dolayısıyla bölgelerde uyguladığı demografik değişime atıfta bulunarak onlarca yıldır çözülemeyen Keşmir ile Filistin meselelerinin birçok benzerlik gösterdiğini ve Keşmir’in tarihinin en karanlık döneminden geçmekte olduğunu anlattı.

İşte Azad Cammu Keşmir Başkanı Serdar Mesud Han’ın Keşmir sorunuyla ilgili yanıtları…

“BÖLGENİN GELECEĞİ, REFERANDUMLA BELİRLENMELİDİR”

Keşmir’in tam olarak uluslararası statüsü nedir?

Burası tartışmalı bir bölgedir. Bölgede 20 milyon kişi yaşıyor. Coğrafyanın büyüklüğü ise 220 bin kilometre karedir. Bölgenin geleceği, referandum yoluyla kendi insanları tarafından belirlenmelidir. Beş bölgeden oluşan bu bölgenin geleceği, referandum yoluyla kendi insanları tarafından belirlenmelidir. Bölgenin işgal edilmesi ve Hindistan’ın uluslararası toplumla iş birliğine yanaşmamasından dolayı bu henüz gerçekleştirilemedi.

“HERKES BUNUN BOŞ BİR KAĞIT OLDUĞUNU BİLİYORDU”

Keşmir’in özel statüsünü ortadan kaldıran Hindistan uluslararası hukuku ve kendi anayasasını ihlal mi ediyor?

Uluslararası hukuku, BM Güvenlik Konseyi kararlarını, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ni ve diğer birçok diğer kanun ve sözleşmeyi ihlal ettiler. Fakat, kendi anayasalarını ihlal ettiklerini söyleyemem. Bu anayasal hükümler, ki bunlar aslında sahte ve suni sözlerdir, Cammu Keşmir halkına sahte vaatler sunuyor.

Özellikle 317’nci madde, Hindistan ile Cammu Keşmir halkı arasında sembolik bir bağlantıydı. Onlarca yıl boyunca, farklı kimliklerin tanınacağına inandırmaya çalıştılar. Bu miti kendi kendilerine yok ettiler. Herkes bunun boş bir kâğıt olduğunu biliyordu.

“HEM İNSANLIK HEM DE SAVAŞ SUÇUDUR”

Cammu Keşmir halkı ve haklarıyla ilgili bir diğer madde ise 35A. Mülk edinme, ikamet etme, çalışma ve eğitim hakları… Hindistan bütün bu hakları geri almak istiyor. Bunlara ek olarak, Hint vatandaşların işgal altındaki bölgeye taşınması ve İsrail’in Filistin’de yaptığı gibi yerleşim yerleri oluşturulmasının önü açıldı. Bu durum da insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

Bu durum aynı zamanda bir savaş suçudur, çünkü uluslararası hukuka, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne, Birinci Protokol’e Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ve birçok BM Güvenlik Konseyi kararına göre tartışmalı bir bölgenin işgali söz konusu olduğunda insanları buralara yasa dışı olarak taşıyamazsınız. Yeni insanları getirip mevcutları göndererek nüfus yapısını değiştiremezsiniz.

Hindistan’ın yaptığı tam olarak budur. Bu anlamda uluslararası hukuku ihlal ediyor. İç kanunlarında yaptıkları bu değişimler uluslararası hukuk ve BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla çelişmektedir.

“KORKUDAN, ADIMLARINI HIZLANDIRDILAR”

Hindistan hükûmeti, Keşmir’le ilgili aldığı bu kararla tam olarak neyi hedefliyor?

Bu temel olarak toprakla ilgili, çünkü son 72 yılda topraklarını işgal ederek, merhametsizce davranarak insan haklarını ihlal ederek, onları işkence ve ölüme maruz bırakarak Cammu Keşmir halkına boyun eğdirmeye çabaladılar. Fakat başaramadılar.

Son yıllardaki gelişmelerle gelinen bu noktada, Keşmir’in özgürlük ve özyönetim hareketi çok güçlü bir hale geldi. Özgürlük ve bağımsızlık talep eden geniş çaplı protestoların sesi çok güçlendi. Onlar (Hindistan), uluslararası toplumun da (Keşmir halkına) destek vermesinden korkuyor. Çünkü son zamanlarda (ABD Başkanı) Donald Trump da Cammu Keşmir meselesinde arabuluculuk düşüncesini dile getirdi. Korkudan, son birkaç yıldır bu adımlarını hızlandırdılar.

Henüz Cammu Keşmir halkının kalbini ve zihnini kazanmayı ve o coğrafyaya sahip olmayı Keşmir halkının direnişi sayesinde başaramadılar. İşte bu yüzden (Hindistan tarafı) bu adımları atıyor.

“İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA BİR SOYKIRIM YAŞANIYOR”

Hindistan’ın Keşmir Kontrol Hattı’nın kendi tarafında bulunan internet ve telefon da dahil olmak üzere bütün iletişim kanallarını kapattığı görülüyor. O bölgedeki Keşmirlilerle irtibat kurmanın herhangi bir yolu var mı?

Bazı insanlarla iletişim kurmayı başarabildik, fakat sizin de değindiğiniz gibi, bölgede bir karartma söz konusu. Ve Hindistan burada bazı suçlar işliyor. Bu suçları da dünyanın geri kalanından saklamak istiyorlar. Yani bölgeden bilgi almak hiç de kolay değil.

Kamuoyunca bilinen bazı bilgiler mevcut, mesela bölgede (Hindistan’ın) son zamanlara kadar 700 bin askeri vardı. Fakat bu mevcut güce 180 bin asker daha eklediler. İnsanları öldürme niyetiyle oraya gittiklerini biliyoruz. Mevcut operasyonlarını şiddetlendirme niyeti taşıdıklarını biliyoruz.

Gençleri hedef alıyorlar, siyasi aktivistleri tutukluyorlar. Onları hapse ve işkence hücrelerine atıyorlar. Ve öldürene kadar işkence yapıyorlar. Yani biliyoruz ki, şu an işgal altındaki topraklarda bir soykırım yapılıyor.

“BİR ADIM ÖNE ÇIKACAK DOSTLARIN YARDIMINA İHTİYACIMIZ VAR”

Bölgeye yüz binlerce asker konuşlandıran Hindistan ordusunun saldırı hazırlığında olduğuna ilişkin endişeler mevcut. Burada hala bir müzakere sürecinden bahsetmek mümkün mü?

Pakistan (müzakereye) hazır. Cammu Keşmir halkı ise müzakere ve diplomasiye yönelik tercihlerini her zaman göstermiştir. Fakat uluslararası toplumdan, Pakistan’dan ve Cammu Keşmir’den gelen böylesi her türlü teklif, Hindistan tarafından reddediliyor.

(Hindistan’ın) politikası; bağlantı kurmamak ve müzakere yapmamak konuşmamak ve ihtilaf olduğunu kabul etmemek üzerine kurulu. Yani Hindistan’la iletişim kurmak bizim için çok zor.

İşte bu yüzden, sorunun çözümü ve tansiyonun düşürülmesi adına bir adım öne çıkarak Hindistan’ı diplomatik ve politik bir alan oluşturmaya ikna etmesi için uluslararası toplumun ve Türkiye gibi dostların yardımına ihtiyacımız var.

Şunu söylememe izin verin… Uluslararası topluma vermek istediğimiz açık mesaj şudur; Hindistan, güç kullanarak topraklarımızı işgal edemez ve bölgeye kendi vatandaşlarını yerleştiremez. Bunu yapmaya hakkı yok. İnsanlarımıza gaddarca davranmasına izin verilemez. Bu şartlar altında insanların buna tepki göstermemesi beklenemez.

“KEŞMİR’DEKİ SAVAŞ BÜTÜN BÖLGE İÇİN KÖTÜ OLUR”

Pakistan ile Çin’in Hindistan’a karşı bir eksen oluşturması ihtimali mevcut mu? Çin’in Keşmir’le sorunuyla ilgili pozisyonu nedir?

Pakistan ve Çin, yakın müttefiklerdir. Stratejik iş birliğine yönelik ilişkilerini sürdürüyorlar. Fakat (bu iş birliği) Hindistan gibi herhangi bir üçüncü ülkeyi hedef almıyor. Pakistan ve Çin arasındaki ilişki; barış, dostluk ve bölgedeki bağlantıya ilişkin iş birliğini hedefliyor. Savaş veya karşıtlık istemiyorlar.

Bölgede savaş veya karşıtlık olması, sadece tekil ülkeler için değil, bütün bölge için kötü olur. Hindistan’ın son zamanlarda Keşmir’le ilgili adımları hem Çin’in hem de Pakistan’ın esas çıkarlarına engel oluyor. Çünkü Keşmir bölgesi, Pakistan’a ve kendi geleceklerine karar vermeleri noktasında Keşmir halkının iradesine konu olan davaya aittir.

“EKONOMİK ÇIKARLARI İÇİN HİNDİSTAN’IN YANINDA DURAN ÜLKELER VAR”

Keşmir kriziyle alakalı olarak dünya liderlerinden nasıl geri dönüşler aldınız? Destek mesajı yayımlayan ülkeler var mı, yoksa bunu sizin iç işleriniz olarak mı nitelendiriyorlar?

Çin, Türkiye ve Malezya gibi birçok devlet ve bazı İslam ülkeleri bize desteklerini açıkladılar. Fakat bazı ülkeler, maalesef ağızları bağlı kalmayı sürdürdüler. Bazıları ise Hindistan yanlısı yorumlarda bulundular. Bunu, Hindistan’a bağlı stratejik ve ekonomik çıkarları için yaptılar.

Fakat biz, dünyanın Keşmir konusunda daha makul bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Keşmirliler kurban ediliyorlar. Hindistan tarafından sahnelenen devlet terörizmine maruz bırakılıyorlar.

“FELAKETLE SONUÇLANACAK BİR NÜKLEER ÇATIŞMAYA KADAR GİDEBİLİR”

Size bir gerçekten bahsetmeme izin verin… Dünyanın her yerindeki insanlar, Türkiye’de, Pakistan’da, İslam dünyasında veya Batı dünyasında olmaları fark etmeksizin, Hindistan’ın sorumsuz davranışlarından dolayı öfkeli durumda. Çünkü bu coğrafyadaki vahşet ve çalkantı, dünyayı rahatsız ediyor.

Pakistan ve Hindistan arasındaki ilişki, Hindistan’ın provokasyonları ve Pakistan’a yönelik saldırganlığından dolayı gerildi. Keşmir’le ilgili herhangi bir olay, bütün bölgeyi savaşa sürükleyebilir. Hem bölge hem de dünyanın geri kalanı için felaketle sonuçlanabilecek bir nükleer çatışmaya kadar gidebilir.

“İSRAİL’İN DAVRANIŞLARINI TAKLİT EDİYORLAR”

Uluslararası toplumun Gazze’yle yönelik çabalarının sonuçları ışığında, diğer devletlerden herhangi bir beklentiniz var mı? Etkili olabileceklerini düşünüyor musunuz?

Filistin, 1948’den bu yana işgal altındadır. Keşmir ise 1947’den beri Hindistan’ın işgali altındadır. Yani Filistin ve Keşmir arasında bir paralellik söz konusudur.

Son zamanlarda, ABD tarafından atılan İsrail’in işgalini ve yasa dışı yerleşimlerini yasallaştırmaya çalışan bazı adımlar var, ki (ABD) Kudüs’ü de İsrail’in başkenti olarak tanıdı. İsrail’in Golan işgalini de yasallaştırmaya çalışıyorlar. Yani evet, bu zorluklarla mücadele ediyoruz.

Donald Trump’ın arabuluculuk teklifine rağmen, bu devletlerin bazılarından çok da bir beklentimiz yok. Fakat (ABD yönetimi) bu açıklamalarını sürdürmedi. Eğer sürdürseydi, Hindistan bu adımları atmazdı. Hindistan, İsrail’den öğreniyor. Çok yakın ilişkileri var. Hindistan, Keşmir’de nüfusu yapısını değiştirerek, Hindistan’dan insanları buraya yerleştirerek ve getirdiği yeni kısıtlamalarla Müslüman çoğunluğu azınlık durumuna düşürmeye çalışarak İsrail’in davranışlarını taklit etmeye çalışıyor. Yapmaya çalıştıkları bu.

“KEŞMİR, HİNDİSTAN’IN DOĞAL BİR PARÇASI DEĞİL”

Fakat İsrail nasıl Gazze veya Batı Şeria’da başaramadıysa, inanıyorum ki, Hindistan da başaramayacaktır. Cammu Keşmir bölgesini ve halkını, Hindistan’a entegre edemeyecekler. Çünkü (Keşmirliler) Hindistan devletinin doğal bir parçası değil. Son 72 yıldır Hindistan işgali altında olan Keşmir, Hindistan’ın şimdiye dek uyguladığı her türlü taktiğe rağmen, Hindistan devleti içerisinde kendilerini yabancı hissettiler ve onlara da zaten yabancı gibi davranıldı.

“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Türkiye ile Pakistan’ın sıkı dostluğu herkesçe biliniyor. Türkiye’nin hükûmeti, sivil toplum kuruluşları ve medyasından beklentileriniz nedir?

İlk olarak, Pakistan Başbakanı (Imran Han) ile konuşmasındaki güçlü açıklamalarından ve Cammu Keşmir halkına verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’a teşekkür etmek isterim. Dışişleri Bakanı (Mevlüt Çavuşoğlu) da konuyla ilgili çok güçlü bir açıklama yaptı. Türkiye aynı zamanda Pakistan ile Hindistan arasında diyalog vurgusu ve çok taraflı diyalog çağrısı da yaptı.

Son günlerde Türkiye’deydim ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle, medyayla ve düşünce kuruluşlarıyla bir araya geldim. Hepsi de Keşmirliler için adaletin sağlanması, bunun için uluslararası düzeyde ortak bir çaba sarf edilmesi, Türkiye ile Pakistan’ın iş birliği yapması, Cammu Keşmir halkına yönelik günbegün kötüye giden baskıya bir son verilmesi ve Keşmirlilerin arzuları ile BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda adaletli ve kalıcı bir çözüm bulunması konusunda hemfikirdiler.

“TÜRK HALKINDAN BEKLENTİMİZ…”

Peki ne bekliyoruz? Bugün Türkiye’de bazı medya kuruluşlarına konuştum. Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu, Pakistan’ın güçlü ve kuvvetli bir müttefiki olduğunu, Türk milleti ve devletine saygı duyduğumuzu, Keşmir’de bu duygular içerisinde olduğumuzu anlattım. Türk halkından beklentimiz, yurt içinde, bölgede ve uluslararası toplantılarda Keşmirlilerin yok edilmekte olan haklarının korunması için seslerini yükseltmeleridir.

“TARİHİMİZİN EN KARANLIK DÖNEMİNDEN GEÇİYORUZ”

Toplumun her katmanına yönelik çağrım şudur… Biz, Cammu Keşmir halkı, tarihimizin en karanlık döneminden geçiyoruz. Hindistan ve Pakistan, Keşmir için savaşa girdiğinde de bazı zorluklar yaşamıştık. Fakat bugün Hindistan’ın mevcut işgalini kolonileşmeye dönüştürmesi, tarihimizin açık ara en karanlık dönemidir. Bu toprakların sömürgeden kurtarılması, uluslararası toplumun sorumluluğundadır.

“SESİNİZİ, BU KIYIMI ENGELLEMEK İÇİN KULLANIN LÜTFEN”

Bugün Türk halkının destek ve dayanışmasına ihtiyacımız var. Buna hazır olduklarına da eminim. Sizlere, bütün Türk halkına ve devletine minnettar kalmaya devam edeceğiz. Dediğim gibi, sizin uluslararası camiada bağlantılarınız, dostlarınız, destekçileriniz, müttefikleriniz var. Dünya arenasında, Birleşmiş Milletler’de bir sesiniz var. Lütfen bunu, Keşmirlilerin haklarını korumak için, hatta Hindistan’ın attığı adımlardan hemen önce uluslararası toplumun tamamını Keşmir’de soykırım olacağı konusunda uyaran ve şu anda hapiste olan Keşmirli iki liderin öldürülmelerini engellemek için kullanın.

Böylesi bir soykırıma karşı bir söz söylemek hem Türkiye’deki kardeşlerimizin hem de bütün dünyanın sorumluluğundadır.