ABD kilit role dikkat çekti: Türkiye'den barış diplomasisi

ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center, Türkiye'nin ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmayı sona erdirmeye yönelik arabuluculuk çabalarını mercek altına aldı. Analize göre Ankara, savaşın başından bu yana hem NATO müttefikliği çerçevesindeki yükümlülüklerini korumaya hem de İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışarak “denge politikası” izliyor.

HABER MERKEZİ

Stimson'un değerlendirmesine göre Türkiye, çatışmaya ilkesel olarak karşı çıkarken uluslararası hukukun ihlal edildiği saldırıları kınadı ve taraflara ateşkes çağrısı yaptı.

Arabuluculuk süreci ise doğrudan temaslardan çok, liderler arası görüşmeler ve dolaylı mesaj trafiği üzerinden yürütülüyor. Analizde, Ankara'nın Washington ve Tahran arasında temas kurarak gerilimin tırmanmaması yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi.

Tahran'da ABD ve İsrail karşıtı gösteri düzenlendi

DOLAYLI DİPLOMASİ ÖNE ÇIKIYOR

Analize göre doğrudan görüşmelerin sonuçsuz kalması, kısa vadede çok taraflı ve dolaylı diplomasi ihtimalini güçlendiriyor. Türkiye'nin yanı sıra Pakistan, Mısır ve Umman gibi ülkelerin de devreye girdiği bir arabuluculuk trafiğinin artması bekleniyor.

Türkiye'nin bu süreçteki rolünün "gerilimi düşürmeye odaklı" olacağına dikkat çekilen analizde, kapsamlı bir çözümden ziyade çatışmanın kontrol altına alınmasının daha gerçekçi bir hedef olduğu vurgulandı.

ORTA VADEDE MÜZAKERE BAŞLIKLARI

Analizde orta vadede diplomatik sürecin; nükleer program, füze kapasitesi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği gibi başlıklar etrafında şekillenebileceği öngörüldü.

Çatışmanın kontrol altına alınamaması halinde ise Türkiye'nin rolünün insani yardım ve kriz yönetimine kayabileceği değerlendirildi.

KÖRFEZ'DE YENİ DENGE, TÜRKİYE İÇİN FIRSAT

Stimson analizinde ayrıca İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin artmasının bölgesel dengeleri değiştirdiğine dikkat çekildi. Bu süreçte Türkiye'nin savunma kapasitesi ve NATO üyeliği sayesinde Körfez ile ilişkilerini güçlendirme fırsatı yakalayabileceği ifade edildi.

Sonuç olarak analizde, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını "sessiz ve çok taraflı diplomasi" üzerinden sürdürmesinin kritik olduğu, nihai başarının ise kapsamlı bir barıştan ziyade çatışmanın büyümesini engellemekle ölçüleceği vurgulandı.