AA
Costa, Paris'te SciencesPo Uluslararası İlişkiler Okulu'nda yaptığı konuşmada, küresel sistemin giderek artan bir düzensizlik sürecine girdiğini belirtti.
Mevcut durumun 2 temel eğilimden kaynaklandığını aktaran Costa, birinci eğilimin uluslararası ilişkilerde gücün, hukukun önüne geçtiğini, uluslararası hukukun giderek daha fazla ihlal edildiğini dile getirdi.
Costa, ikinci eğilimin çok kutupluluğun güçlenmesi olduğuna işaret ederek, orta ölçekli güçlerin uluslararası sistemde daha fazla rol üstlenme arayışında olduğunu, yükselen ekonomilerin de kapasite, özgüven ve etki alanlarını sürekli genişlettiğini anlattı.
Bu iki gelişmenin birlikte AB açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Costa, Avrupa'nın kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam etmesinin temel bir çıkar olduğunun altını çizdi.
Costa, kurallar ve işbirliğinin zayıflamasının küresel çatışmaları beraberinde getirdiğine vurgu yaparak, Ukrayna'daki savaş, Orta Doğu'daki çatışmalar, Gazze'deki insani kriz ve Sudan'daki savaşın bu durumun somut örnekleri olduğunu belirtti.
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına değinen Costa, AB'nin Kiev'e siyasi, mali, diplomatik ve askeri desteğinin süreceğini, bunun adil ve kalıcı barış sağlanana kadar devam edeceğini ifade etti.
- ORTA DOĞU
Costa, Orta Doğu'daki gelişmeler konusunda ise gerilimin düşürülmesi, tarafların azami itidal göstermesi ve uluslararası hukuka tam uyum sağlanması gerektiğini vurguladı.
İran'ın bölgedeki askeri eylemlerini eleştiren Costa, bu saldırıların ayrım gözetmeyen nitelikte olduğunu söyledi ve olayları kınadı.
Costa, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğine de dikkati çekerek, deniz ticaretinin serbestliği ilkesine saygı gösterilmesi gerektiğini ve bu özgürlüğü tehdit eden girişimlerin kabul edilemez olduğunu kaydetti.
- Birleşmiş Milletler'in reforme edilmesi
Çok taraflılığın güçlendirilmesinde ortaklıkların önemine işaret eden Costa, Birleşmiş Milletler'in (BM) uluslararası sistemde merkezi rolünü koruduğunu ve reform ihtiyacı bulunsa da yerinin doldurulamayacağını belirtti.
Costa, AB'nin güvenilir ve öngörülebilir bir ortak olduğunu vurgulayarak, Birliğin ticaret anlaşmaları ve uluslararası işbirlikleri ağını genişletmeyi sürdürdüğünü aktardı.
Avrupa'nın yaklaşımının tarifeler yerine karşılıklı fayda temelinde işbirliğini esas aldığını aktaran Costa, etki alanları kurmak yerine ekonomik ve siyasi işbirliği ağları oluşturmayı tercih ettiklerinin altını çizdi.
Costa, "Tarifeler yerine kazan-kazan sonuçlar sunuyoruz. Etki alanları yerine, ekonomik ve siyasi işbirliği ağları kuruyoruz." dedi.
- AVRUPA'NIN ÖZERKLİĞİ
Konuşmasında, "güç" unsuruna da değinen Costa, bunun rekabetçilik ve savunma olmak üzere iki temel ayağı bulunduğunu söyledi.
Costa, AB'nin ekonomik kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve yatırımların artırılmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti.
Savunma alanında da Avrupa'nın stratejik özerkliğini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Costa, AB'nin uluslararası sahnede daha etkili olabilmesi için gerekli araçları geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Costa, çok kutuplu dünyada, sorunların ancak çok taraflı çözümler ve geniş ortaklıklar yoluyla aşılabileceğini, Avrupa'nın bu sürecin merkezinde yer alması gerektiğini kaydetti.
Dünyanın ABD ile Çin arasında iki bloklu bir yapıya indirgenmemesi gerektiğine dikkati çeken Costa, Avrupa'nın küresel ortaklıklarını genişletmesi ve gerektiğinde daha bağımsız hareket edebilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Costa, Avrupa'nın ekonomik yaklaşımının sadece ticaretle sınırlı olmadığını, güvenlik ve savunma ile teknoloji ve yapay zeka gibi alanları da kapsayan daha geniş işbirliği perspektifine dayandığını söyledi.
- ABD İLE İLİŞKİLER
Costa, bir soru üzerine, Washington'un Avrupa'nın "dostu ve müttefiki" olduğunu ancak değişen jeopolitik önceliklerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"ABD'nin AB üyesi bir devletin toprak bütünlüğünü parçalama kararı aldığını da görmezden gelemeyiz. ABD'nin Orta Doğu'da, yani bizim komşuluk bölgemizde, Avrupa'daki müttefiklerine ya da NATO'ya önceden hiçbir bilgi vermeden bir savaş başlatmasının ilk kez gerçekleştiğini de görmezden gelemeyiz. Ayrıca bu eylemi küresel ekonomi, Avrupa ekonomisi ve güvenliğimiz üzerindeki yan etkilerini dikkate almaksızın sürdürüyor."
Costa, AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) İngiliz üslerinin hedef alınmasına da atıfta bulunarak, "Bedelini biz ödüyoruz. Bu savaştan kaynaklanan çok güçlü bir ekonomik şok yaşıyoruz." ifadesini kullandı.