GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com
Yeşilçam'ın devlerinden biri daha hayata veda etti. Cüneyt Arkın canlandırdığı sayısız karakter içinde en çok Kara Murat, Malkoçlu, Battal Gazi, Vatandaş Rıza, Öğretmen Kemal, Polis Cemil ile hafızalarımıza kazındı. Askerliğini yaptığı Eskişehir'de Şafak Bekçileri filmini çeken usta yönetmen Halit Refiğ'le o günlerde başlayan tanışıklığı sayesinde doktorluğu bırakıp oyunculuğa başladı. İlk olarak Refiğ'in Gurbet Kuşları'nda rol alan Arkın, daha sonra Harem'de Dört Kadın, İstanbul'un Kızları ve Kırık Hayatlar'da da kamera önüne geçti.
Arkın'ın kişisel web sayfasında yer alan bir yazıda Halit Refiğ, Cüneyt Arkın ile tanışıklığını ve Arkın'ın sinemaya nasıl adım attığını şöyle anlatıyor:
"1963 yazında, Eskişehir 1. Hava Üssü'nde jet savaş pilotlarının yaşamı ile ilgili Şafak Bekçileri adlı filmi çekiyordum. Filmdeki rollerin bir kısmını, kumandanlarının da onayı ile subayların bizzat kendisi canlandırıyordu. Çalışmalarımızı ilgi ile takip eden genç subaylar arasında biri özellikle dikkatimi çekmişti. Son derece düzgün bir fizyonomisi vardı. Subay kıyafeti de kendisine çok yakışıyordu. Bu genç subay Hava Kuvvetlerinde doktor olarak yedek subaylığını yapan teğmen Fahrettin Cüreklibatur idi. Filmdeki rollerden birini ona oynatmayı teklif ettim. Kabul etti. Ama şartlar bunun gerçekleşmesine imkan vermedi. Şafak Bekçileri öylece tamamlandı.
1963 sonbaharında da Gurbet Kuşları filminin çekimlerine hazırlanıyordum. Bir gün Şişli'deki evimin kapısı çalındı. Karşımda yakışıklı bir adam vardı. Sivil kıyafetler içinde bir an Dr. Fahrettin Cüreklibatur'u hatırlamakta zorluk çektim. Askerlik hizmeti bitmiş, terhis olmuştu. O zaman şartlar uygun olmadığı için Şafak Bekçileri'nde oynayamadığını ifade etti. Ama şimdi bir engel kalmamıştı, benim yapacağım bir filmde artık oynayabileceğini söyledi. Ve Gurbet Kuşları'ndaki rollerden birini ona verdim. Gurbet Kuşları'nın yapımcısı, aynı zamanda bir sinema dergisi de yayınlamakta olan Recep Ekicigil idi. Cüneyt Gökçer'in Cüneyt'ini, kitapçı Ramazan Arkın'ın Arkın'ını alarak ona Cüneyt Arkın adını taktılar. Ellerindeki dergi vasıtası ile tanınması için çok da gayret ettiler."
TÜRKİYE'DEKİ YERİ ONA YETERLİ GELDİ
Refiğ, bir yönetmen gözüyle Arkın'ın sinema kariyerindeki ilerleyişi de şu cümlelerle aktarıyor:
"Gurbet Kuşları'nın finalindeki dam sahnesinin çekimi sırasında Cüneyt Arkın'ın hareketli sahneler için olağanüstü bir yatkınlığı olduğunu farkettim. Macera filmleri yapan meslektaşlarıma, ondan bu yolda yararlanmalarını tavsiye ettim. Ama o sıralar çok gözde bir yıldız olan Göksel Arsoy'a bir rakip arandığı için, Cüneyt Arkın'ı başlangıçta, meşhur kadın oyuncularının karşısında romantik rollerde kullandılar. Cüneyt Arkın'ın sinemadaki ilk yılları sırasında yaptığım filmlerden İstanbul'un Kızları'nda, konunun sınırlı imkânları içersinde onun fizik hareket özelliğinden yararlanmaya çalıştım. Haremde Dört Kadın ile Kırık Hayatlar' da kendisini çok rahat hissedeceği, biri jöntürk hareketine karışan, öbürü evlilik dışı ilişki kuran iki ayrı doktor karakteri oynattım.
Bu çalışmalardan sonra Cüneyt Arkın kendi kendini yaratmaya girişti. İstanbul'u ziyaret eden yabancı sirklerde çalışarak akrobatik yeteneklerini geliştirdi. Burada kazandığı becerileri Malkoçoğlu tarzı, kılıçlı, kavgalı, atlı, atlamalı filmlerde değerlendirdi. Bu tarzın içinde olağanüstü başarı kazandı. Kısa zamanda özellikle İran'dan başlayarak ünü yurtdışına da yayıldı. 1970 yılında İranlılarla ortak bir yapım olan Adsız Cengaver'in çekimi için yeniden bir araya geldiğimizde Cüneyt Arkın Türkiye'nin en popüler oyuncusu haline gelmişti. Adsız Cengaver'in teknik işlemleri Londra'da Rank stüdyolarında yapılmıştı. Filmi seyreden İngilizler Cüneyt Arkın'ı atletik kabiliyetleri ve yakışıklılığı ile Burt Lancaster' dan bu yana en önemli sinema kişiliği olduğunu belirttiler. Adsız Cengaver'in İran'daki gösterimleri için Tahran'a davet edildiğimde şehrin en önemli beş sinemasında Cüneyt Arkın'ın beş ayrı fiImi oynamaktaydı.
Cüneyt Arkın'a özellikle İtalyan sinemacılar çok ilgi gösterdiler. Onu John Arkin adıyla dünya sinema piyasasına lanse etmeye çalıştılar. Ama Cüneyt Arkın dış piyasalar için kendisinden beklenen gayreti göstermedi. Dil meselesini halletmedi. İngilizceyi kusursuz konuşmak için ciddi bir çalışmaya girmedi. Türkiye'deki yeri ona yeterli geliyordu.
Cüneyt Arkın ile son çalışmamız Show TV için yaptığım Zirvedekiler adlı 18 bölümlük TV dizisi oldu. Cüneyt Arkın'ın bu dizide çizdiği kompozisyon, bir erkek oyuncudan bugüne kadar elde edebildiğim en üst seviyede bir dramatik performans oldu. Cüneyt Arkın benim için değeri ancak John Wayne, Burt Lancaster, Toshiro Mifune ve Alain Delon ile kıyaslanabilecek, Türk sinema tarihini en önemli ve başka benzeri bulunmayan bir "sinema" oyuncusudur."
Cüneyt Arkın'ın Yeşilçam'a adım atmasına vesile olan Halit Refiğ, Arkın'ın nasıl dünya çapında bir oyuncuya dönüştüğünü şöyle anlatıyor:
"1970 yılında İranlılarla ortak bir yapım olan Adsız Cengaver'in çekimi için yeniden bir araya geldiğimizde Cüneyt Arkın Türkiye'nin en popüler oyuncusu haline gelmişti. Adsız Cengaver'in teknik işlemleri Londra'da Rank stüdyolarında yapılmıştı. Filmi seyreden İngilizler Cüneyt Arkın'ı atletik kabiliyetleri ve yakışıklılığı ile Burt Lancaster'dan bu yana en önemli sinema kişiliği olduğunu belirttiler. Adsız Cengaver'in İran'daki gösterimleri için Tahran'a davet edildiğimde şehrin en önemli beş sinemasında Cüneyt Arkın'ın beş ayrı fiImi oynamaktaydı."
YEŞİLÇAM'DA GÜÇLÜ ERKEK TİPİNİ CANLANDIRDI
Halit Refiğ gibi bir ustayla adım attığı sinema yolculuğunda bu topraklara ait olanı önemseyen ve değerli bulan Cüneyt Arkın, kendisine teklif edilen James Bond rolünü "James Bond, Amerikan sömürgeciliğinin temsilcisidir. Ben Malkaçoğlu'nda, Battal Gazi'de bir halk kahramanıyım!" diyerek reddetmişti. Beyazperdede temsil ettiği imgelerin bugün kimi çevrelerce 'ırkçı' olarak değerlendirilmesi Arkın'ın böyle bir çizgiyi tercih ederek nasıl isabetli bir karar verdiğini doğruluyor. Adaleti sağlayan, kötülere hak ettiği cezayı veren, sahtekarların, entrikacıların, bu milleti yok etmek isteyenlerin başına bela olan Kara Murat, Malkoçlu, Battal Gazi bizim kahramanımızdı. O yüzden tahta kılıçla on kişiyi yere sermesine şaşırmazdık. Kahramanlık filmleri kendimize inancımızı pekiştirirdi.
Arkın'ın canlandırdığı karakterlerin beyazperde nasıl bir anlam dünyasına karşılık geldiğini anlamak için Mustafa Metin'in Folklor Akademi Dergisi'nde yayınlanan Sözlü Anlatıların Bir Devamı Olarak Battal Gazi Filmlerinin Epik Karakteri başlıklı makalesine bakmakta fayda var: "Cüneyt Arkın, bu filmlerde vatansever, yiğit, savaşçı, dürüst, güçlü erkek tipini canlandırır. Bu tipler Türklüğün ve Müslümanlığın temsilcisidir, Türklüğe ve Müslümanlığa düşman olanları yok ederler. Yunanistan'la Kıbrıs ve kıta sahanlığı çatışmalarının, ABD ve NATO ülkeleri ile silah ve ekonomik ambargo sorunlarının ve ülke içinde çatışmaların yaşandığı bir dönemde Cüneyt Arkın'ın tarihî filmleri Türk milletine bu sorunlarla baş etmek için manevî bir güç vermiştir. Osmanlının son dönemlerinde Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan, Topuz, Kütük vb. hikâyeleriyle yaptığını Cüneyt Arkın tarihî filmleriyle yapmıştır."
Pek çok filminde toplumsal sorunlara dikkat çeken ancak hayatı boyunca politize olmayan, herhangi bir izm'le bağ kurmayan Arkın'ın ısrarla milletine ve ülkesine bağlılığı, toplumsal değerlere saygılı olmayı tercih etmesi vefatında siyasetüstü bir kimlik olarak uğurlanmasının da en temel nedeni.
HİKAYESİNİ KİTAPLARLA PAYLAŞTI
Kayıtlardaki adıyla Fahrettin Cüreklibatur, pek çok oyuncu ve yönetmenin aksine kendi hikayesini pek çok vesile ile halkla paylaşan isimlerden biriydi. 2001'de Adını Unutan Adam, 2014'de Fakir Gencin Hikayesi ve son olarak Mart 2022'de Benim Kahramanım Türk Halkıdır adlı biyografik kitaplarında hem hayatına hem de sinema sektörüne dair pek çok ayrıntıyı kayda geçirdi. Son yıllarda sosyal medya üzerinden seyircisi ve sevenleriyle sıcak ve içten bir bağ kuran Arkın, vatansever duruşunu sürdürürken birbirinden ilgi çekici hatıralarını da twitter hesabından paylaşıyordu.