Uğur Güneş: Televizyondaki karakterlerin derinliği kalmadı

Rol aldığı Serçenin Gözyaşı adlı sinema filmi vizyona girmeye hazırlanan ve Selahaddin Eyyubi dizisi için eğitimlerine devam eden Uğur Güneş, Akşam Cumartesi için sorularımızı yanıtladı. Güneş, ''Genelde hissedebildiğim, derinliği, dönüşümü olan, kendime bir şeyler katacak ve beni zorlayacak rolleri oynamayı tercih ediyorum.'' derken sektöre dair şu eleştiride bulundu: ''Seyirci bir hikâyeyi sevdi diye benzerlerini yapmamamız gerekiyor. Başrol karakterlerin çoğu aynı özelliklere sahip ve karakterlerin derinliği kalmadı. Bu yüzden bazı projeler klişe haline geldi.''

ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Yer aldığı yapımlarla yıldızı parlayan, ekranların başarılı ve sevilen ismi Uğur Güneş bu hafta Akşam Cumartesi'nin konuklarından biri oldu. Güneş, rol aldığı; Bir Zamanlar Çukurova, Al Sancak, Kanunsuz Topraklar, İsimsizler, Naim gibi birçok başarılı işten sonra şimdilerde ise 20 Ekim'de vizyona girecek olan Serçenin Gözyaşı adlı filmde seyirci karşısına çıkacak. Ali Eyüboğlu'nun hikâyesini yazdığı, yönetmenliğini Aysun Akyüz Mehdiabbas'ın üstlendiği, kadına yönelik şiddette farkındalık oluşturmayı amaçlayan Serçenin Gözyaşı adlı filmde Gazi karakterine hayat veren genç oyuncu aynı zamanda yeni bir diziye de hazırlanıyor. TRT 1'de ekrana gelecek Selahaddin Eyyubi dizisi için eğitimlerine devam eden ve Selahaddin Eyyubi karakterini canlandıracak olan Güneş, yeni rolü için çok mutlu ve heyecanlı olduğunu söylüyor.

Oyunculuk ve oynamak hali sizin için ne demek?

Oyunculuk benim için bir var olma hâlidir. Başka birini oynama fikri beni çok mutlu ediyor. Yeni hikâyelerde, yeni karakterlerde çok şey deneyimliyorum, öğreniyorum. Bu da beni çok heyecanlandırıyor. Oynarken kendimi başka bir boyutta hissediyorum.

Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

Oyuncu olmasaydım galiba yine medya alanında çalışırdım. Bu sektörde bir iş yapardım. Çünkü üretmeyi seviyorum. Bir hikâye yaratıp, senaryolaştırıp hayata geçirmeyi ve bir anlamda gerçek kılmayı. Bu çok heyecan verici. Birçok konuda işinin ehli olan insanın bir araya gelerek yarattığı muazzam bir ekip işi bu. Oyuncu olmasam bile bu ekibin farklı bir parçası olmak isterdim.

DİZİLER SUYA YAZI YAZMAK GİBİ

En çok hangi biçimsel formatta yer almayı seviyorsunuz?

Ben daha çok sinema ve tiyatroyu seviyorum. Bana daha kalıcı, daha derinlikli ve daha nitelikli geliyor. Diziler suya yazı yazmak gibi. Daha hızlı üretiliyor, daha hızlı tüketiliyor, daha hızlı unutulabiliyor. Bu yüzden sinema ve tiyatro benim için daha kıymetli.

Peki en çok ne tür rolleri oynamaktan keyif alıyorsunuz?

Genelde hissedebildiğim, derinliği olan, dönüşümü olan ve kendime bir şey katacak rolleri oynamayı tercih ediyorum. Kendimi, farklı yönlerimi keşfedeceğim, yeni şeyler öğrenebileceğim roller olmalı. Beni zorlayan rollerde oynamayı tercih ediyorum. Aynı şeyi yapmaktan çok haz almayan bir insanım. Tabii nadir de olsa benzer yanları olan rolleri oynadığım oldu. Benim tercihim, daha farklı, derinlikli karakterler oynamak.

BU, ZOR BİR MESLEK, SABIR İSTİYOR

Oyuncu olmak isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Oyuncu olmak isteyen gençlere özellikle söylemek istediğim, gerçekten oyunculuğa gönül verdilerse bu serüvene başlasınlar. Çünkü bu zor bir meslek, sabırlı olmaları gerekiyor. En önemlisi oyuncu olmak isteyen adayın kendisini iyi tanıması gerekiyor. Eğitim alıp bu işi yapıp yapamayacağını bilmesi gerekiyor. Bunu bilmezse kötü sonuçlarla karşılaşabilir bu serüvende. Çok okumalı, çok gözlem yapmalı. Bir kere insan tanımalı farklılıklarıyla, duygularıyla, zaaflarıyla...

Bu sektörde eleştirdiğiniz, düzelmesini umduğunuz noktalar var mı?

Benim bu sektörde eleştirdiğim, çok fazla ve çok hızlı proje üretilmesi. Özellikle televizyon için. Bu durum projelerin tekdüze hale gelmesine, bir fabrika gibi sürekli aynı şeyleri tekrar etmemize sebep oluyor. Aslında seyirciye yeni, özgün, daha farklı hikâyeler sunmamız gerektiğini düşünüyorum. Seyirci bir hikâyeyi sevdi diye benzerlerini yapmamak lâzım. Başrol karakterlerin çoğu aynı özelliklere sahip hale geldi ve karakterlerin yeterince derinliği kalmadı. Bu yüzden bazı projeler klişe haline geliyor, seyirciye de seyir zevki vermiyor.

ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE KARŞIYIM

Biraz da Serçenin Gözyaşı'ndan bahsedelim. Neden bu hikâyede olmak istediniz?

Okuduğumda senaryo beni çok etkiledi. İzleyenleri de derinden etkileyebileceğini düşündüğüm dramatik bir hikâyesi var. Şiddete maruz kalan, ezilen, toplum dışına itilen kadınların hayatına bir mercek tutuyor. Duyarlılığı olan bir proje. Ben bu filmde olmaktan, bu projenin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Farkındalık yaratmasını umduğumuz, hani bir insana dokunup bir insanı bile değiştirebilsek, ne mutlu bize diyebileceğimiz bir film. Ben şiddetin her türlüsüne karşıyım ve çok rahatsızım. Eğitim çok önemli. Özellikle ailelerin bu konuda hassas davranmaları, sevgisini doğru ifade etmeyi bilen, bilinçli çocuklar yetiştirmeye özen göstermeleri gerektiğini düşünüyorum.

SELAHADDİN EYYUBİ İLE İLGİLİ BİRÇOK OKUMA YAPTIM

Bu sezon TRT yapımı Selahaddin Eyyubi'de başroldesiniz. Çekimler başladı mı, Eyyubi ile ilgili nasıl okumalar yaptınız? Tarihle aranız nasıl?

Eğitimlerimiz devam ediyor çok yakında çekime başlayacağız. Büyük bir proje, bu yüzden biraz fazla çalışıyoruz. Kılıç ve binicilik eğitimi alıyorum. Aksiyon koreografi çalışmaları yapıyoruz. Yoğun çalışıyoruz bu dönem çünkü kısa bir zaman kaldı çekimlerin başlamasına. Büyük bir proje bahsettiğim gibi, o yüzden biraz zorlu bir süreç olacak benim için. Eyyubi ile ilgili de bir sürü okuma yaptım. Zaten bildiğim, çok sevdiğim, saygı duyduğum bir tarihi karakterdi. Sevdiğim tarihi karakterler sıralamasında ilk başlarda yer alıyor diyebilirim. Çok önemli bir komutan, lider. Merhameti, adaleti ve zekâsı ile bütün dünya tarafından Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman fark etmeksizin saygı duyulan, örnek gösterilen bir komutan. Dediğim gibi sevdiğim bir karakter zaten herkese de oynamak nasip olmaz çünkü sadece bir Hollywood filminde konu edildi Selahaddin Eyyubi. Hayat hikâyesi, karakteri anlatılmadı, filmi ve dizisi yapılmadı. O yüzden ilk olmak istedim. Gerçek anlamda da Selahattin Eyyubi'yi anlatan bir proje olduğu için katılmak istedim.

Sizce dönem işleri bir oyuncuya ne katıyor?

Dönem işleri genelde atmosfer işleri olduğu için, dekor, kostüm, aksesuarların önemsendiği işler. Oyuncunun karaktere girmesine büyük katkı sağlıyor. Çünkü o kostümün, dekorun, o atmosferin içinde olduğunuz zaman direk hikâyenin içine dalmış oluyorsunuz. Genelde dönem işleri büyük prodüksiyonlu, aksiyonu bol işler olduğu için tüm ekip çok ciddi, dikkatli ve özenli çalışıyor. Çekimlerin bu ciddiyette yapılması da oyuncunun konsantrasyonu, duygusu ve aksiyonda güvende hissetmesi açısından çok değerli.

Yurtdışında epey biliniyorsunuz. Sizce Türk dizileri yurtdışında neden bu kadar seviliyor?

Türk dizileri yurt dışında çok izleniyor ve beğeniliyor. Bu tabii ki de beni çok mutlu ediyor. Başka coğrafyalarda, farklı kültürlerden insanlar tarafından sevilmek, mesajlar almak her insanı mutlu eder. Tabii ki kaliteli projeler ile gitmek daha da ayrı bir haz. Umarım bu böyle devam eder.

HEM OYUNCU HEM DE YAPIMCI OLARAK DEVAM EDECEĞİM

Bundan sonrası için kaygınız ve hayaliniz nedir? Neler yapmak ve nerede olmak istiyorsunuz?

Bundan sonra yapımcılık hayalim var. Zaten aslında yapmaya başladım. Artık kariyerime hem oyuncu hem yapımcı olarak devam etmek istiyorum. Kendi hikâyelerimi yazıp, bunları yapımcı olarak hayata geçirip, bazılarında da oynamak istiyorum. İyi, tecrübeli, nitelikli insanların olduğu bir ekip kurmak istiyorum. Sürekli yeni, farklı projeler üretip, bunun için çalışmak en büyük hayallerimden biri.