Selçuklulardan Osmanlı'ya inovasyon haritası

İnovasyon kavramı kulağa çok yeni gelse de aslında Türkler için kökleri Selçuklu ve Osmanlı devletine kadar dayanıyor. Teknoloji, bilim, ulaşım, tıp, siyaset, eğitim, ekonomi, gastronomi ve sanat alanında oldukça ileri seviyede adımlar atan Selçuklu ve Osmanlı'nın bu etkileyici yolculuğu, ''Belgelerle Selçuklulardan Osmanlılara Türklerde İnovasyon, Buluş ve Arayışlar'' kitabında buluştu.

MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

"Belgelerle Selçuklulardan Osmanlılara Türklerde İnovasyon, Buluş ve Arayışlar" kitabı, Sistem Global öncülüğünde tarih akademisyenleri ve arşiv uzmanlarıyla birlikte üç seneyi geçen yoğun bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkmış Türkiye Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin kökenlerine ışık tutan bir referans eser. Tıbbi tedavilerden gastronomiye, silah teknolojisinden ulaştırma araçlarına, coğrafi haritalardan eğitim sistemine kadar birçok alanda yapılan girişim denemelerini ve yenilikçi gelişmeleri kronolojik bir sunumla, arşiv kaynakları eşliğinde gözler önüne seren eser, inovasyon kavramının ekonomik, sosyolojik, teknolojik ve kültürel boyutlarına dikkat çekiyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde görevli araştırmacılar Ahmet Ergün ve Mehmet Akif Terzi tarafından kaleme alınan kitabı merak edenler turklerdeinovasyon.com sitesinden ulaşabilir.

BATI BİZE KENDİMİZİ UNUTTURMAYA ÇALIŞIYOR

Kitabın hazırlık sürecinde 200 bine yakın arşiv belgesinin tarandığını ve konuyla ilgisi olabileceği düşünülen 2 bin kadar belgenin görüntüsünün alınarak bunlar arasından 150 tanesinin kitaba dahil edildiğini dile getiren yazar Ahmet Ergün, inovasyon kelimesinin tarihinin çok daha eskilere dayandığına dikkat çekiyor. "İnovasyon kavramı, Türkiye gündemini 2000'lerin ortalarından itibaren meşgul etmeye başladı. Ancak inovasyon, 1900'lü yılların başından bu yana özellikle gelişmiş ülkelerin gündeminde. Yabancı gazeteci David Judson inovasyon hakkında şunları söylüyor: İnovasyon Türkiye için yeni değil. Osmanlı İmparatorluğu inovasyon dolu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisi bir inovasyondur." şeklinde konuşan Ergün, bu kitabın birçok alanda ilkleri ortaya koyan Selçuklu ve Osmanlı Devleti'nin yaptıklarını göstermek adına önemli bir kaynak olduğunu söylüyor.

Batının yaklaşık iki yüz yıldır bizi bize unutturmaya çalıştığını belirten Ergün, "Bir millet ardı ardına kurduğu devletlerle dünya tarihinin bin yılına damga vurmuş ise bunun tesadüfen olduğu söylenemez. Geniş bir coğrafyada uzun zaman hakimiyet kurup yönetmek aynı zamanda çağdaşlarından teknolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik olarak üstün olmayı gerektirir. Biz bu düşünce ile yola çıkarak tezimize dayanak teşkil edecek örnekleri tespit etmeye çalıştık." diyor.

Kitabın içeriği hakkında bilgiler paylaşan Ergün şöyle devam ediyor: "Literatüre girmiş birçok olayın anlatımında çağdaş yazarlardan alıntılar yaptık. Mesela Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nden aktardığımız uçma denemelerinin belgelerini maalesef bulamıyoruz. Selçuklu ve Osmanlıların çağdaşlarıyla arasındaki gelişmişlik düzeyinin temelinde eğitim olduğunu fark ederek Selçuklulardan Osmanlılara geçen medrese sistemini ele aldık. Bunun beraberinde getirdiği sağlık sistemi, askeri yapılanma ve teknoloji üzerinde durulmaya değer konulardı. Tabii bunun bir de ekonomik boyutu vardı. Osmanlıların ekonomik sistemi basit gibi görünse de hala tam anlamıyla çözümlenebilmiş değil. Ama mihenk noktası gelirin halk kitleleri arasında eşit dağılımında yatıyor. Kitabın girişinde bu sınıflandırmaya dikkat ederek konuları ele aldık. On altıncı yüzyıldan itibaren de kronolojik olarak konu gözetmeksizin dikkatimizi çeken konulara yer verdik. Osmanlı döneminde mimar İbrahim'in III. Ahmed döneminde yaptığı ilk denizaltı denemesi, ilk makineli gemimiz olan Buğ gemisi, Hüseyin Haki Bey'in arabalı vapurları önemli kırılımlar. Tıp alanında ise Akşemsettin ilk defa mikrop meselesini ortaya atmış ve hastalıkların bu yolla bulaştığı fikrini öne sürmüş. Osmanlı ordusunun kullandığı havanlar, genellikle kabul edilen rivayete göre, ilk defa etkili bir silah olarak İstanbul kuşatmasında Haliç'te bulunan düşman gemilerini batırmak maksadıyla kullanılmış. Osmanlı öncesinde örneğine rastlanmayan para vakıfları da Osmanlıların vakıf sistemine getirdiği bir yenilik olarak nitelendirilir."

LALE, LOKUM VE KAHVENİN YOLCULUĞU BİZDE BAŞLADI

Kitapta lale, kahve ve lokuma da özellikle değinilmiş. Bu başlıkların kitaba neden dahil edildiğini ise şöyle anlatıyor Ergün, "Dünyaya öncülük eden bütün bu teknolojik ve kurumsal gelişmişliklere yüksek sanat ve zevk öğelerinin eşlik etmesi beklenir bir durumdur. Şiirlere süslemelere konu olan lâleyi dünyaya Osmanlı Türkleri tanıtmış, İstanbul'dan başlayan lale bahçeleri modası tüm Avrupa'yı etkisi altına almış. Kahve de bir dünya lezzeti olma yolculuğuna İstanbul'dan başlamış. Lokum ise 19. yüzyılda Türklerin dünya ağız tadına başka bir hediyesi olmuş."

Osmanlı'da yaşanan bu ilerlemenin durmasındaki nedeninin eğitim sistemine hakim olan zihniyetin değişiminden kaynaklandığını dile getiren Ergün bunu rasathane örneği üzerinden şöyle ifade ediyor, "İlk astronomi rasathanesinin İslam dünyasında ortaya çıkışı bir yana 9. yüzyıldan itibaren kurulan dokuz önemli rasathanenin üçünün Türkler tarafından kurulmuş olması dikkat çekici bir konu. Takiyyüddin tarafından 16. yüzyıl sonlarında İstanbul'da kurulan Müslümanların son, Osmanlıların ilk rasathanesi yapıldığı gibi yerle bir edilmiş. Bilim tarihimiz açısından trajik bir olay."

GELECEĞİ PLANLARKEN GEÇMİŞİ İDRAK ETMELİYİZ

Geleceği planlarken geçmişi idrak etmenin çok önemli olduğunu dile getiren Sistem Global Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu neden böyle bir kitap hazırladıklarını ve inavosyonun önemini şöyle anlatıyor: "Sistem Global olarak 26 sene önce küçük bir danışmanlık firması olarak yola çıktığımızda, yenilikçi ve global ölçekte değer yaratmak için kendi özgün yolumuzdan gitmemiz gerektiğini biliyorduk. Bu sebeple inovasyon hayatımızda hep merkezi bir konumda oldu. Bu noktada özellikle geçmişteki reel verileri bilgiye, bu bilgileri de değere dönüştürmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu toprakların geçmişi ile geleceğini bilgiyle harmanlayıp uygulamayla demlemeliyiz yarınları... Kendimiz, çevremiz, şirketimiz ve ülkemiz için bir değer üretebiliyorsak bunu bugünden ve özellikle geçmişten gelen bilgiler, yaklaşımlar ve eserlerden beslenerek yapabiliyoruz. Geçmişi bu anlamda anlamaya çalışmak ve merak etmek bize inovatif fikirlerin kapılarını açacaktır. Sistem Global olarak küçük bir danışmanlık firmasından yüzlerce farklı hizmet veren bir şirketler grubuna evrilişine tanık olduk. Bu süreçte aklımızda bir soru oluştu: 'Acaba bu coğrafya inovasyon anlamında nasıl bir mirasa sahip?' İşte bu yaklaşımla çok değerli bir ekiple araştırma ve derleme çalışması yapmaya karar verdik. Geleceği planlarken geçmişi idrak etmemizin önemli olduğunu düşündüğümüzden bu eseri ortaya çıkarmak için çok gayret ettik. Bir diğer çıkış noktamız ise Türklerin dünya kültür ve uygarlığına yapmış oldukları katkılara dair yeterli araştırmanın yapılmamasıydı. Özellikle inovasyon alanında bizi tatmin edecek yeteri kadar derli toplu belgeler bulamadık. Kıymetli arşiv uzmanları ve tarihçilerle birlikte, Selçuklular ve devamında Osmanlılar zamanında Türklerin dünya kültür ve uygarlık dağarcığına yapmış oldukları katkıları derledik."